Tarafsız Habercilik

Amele değil can pazarı: Yerli işçiye 50, yabancı işçiye 20 lira

HÜSEYİN ŞİMŞEK [email protected] @simsekhuseyinn

Yevmiye karşılığı günlük işlerde çalışan işçiler, Ankara’nın Dışkapı semtinde her gün “amele pazarı”nda iş bekliyor.
Para kazanmak için inşaat ve taşımacılık dışında çok fazla seçeneği olmayan işsiz yurttaşlar, her sabah gün doğarken Dışkapı Köprüsü altında bulunan amele pazarına gelerek kendilerini “seçecek” işverenlerini bekliyor. Çoğunluğunu lise mezunu gençler ile orta yaşlıların oluşturduğu yurttaşların günlük yevmiye ile çalışmak için bekledikleri amele pazarında artık yabancı uyrukluların sayısı, yerli işçilerden fazla.

Yabancılara günlük 20 TL
Suriyeliler ve Afganlar, karınlarını doyurmak için Türkiyeli işçilerle birlikte bir işverenin gelip kendilerini seçmesini bekliyor. Türkiyeli işçiler günlük ortalama 40 ile 50 TL kazanırken yabancı uyruklu işçiler 20-40 TL yevmiye karşılığı çalışmayı kabul ediyor. İşçilerin ortak problemleri amele pazarına gelen işverenlerin kendilerine dürüst davranmaması, söylediklerinden daha ağır işler yaptırmaları, bazen de paralarını alamamaları…

‘Her sabah geliyorum’
22 yaşındaki Bilal Başakçı, Ankara’nın Mamak ilçesinde bir liseden mezun olduktan sonra maddi olanakları yeterli olmadığı için üniversitede okuyamadığını, bu nedenle bir nakliye firmasında işe başladığını anlattı. Başakçı, nakliye firmasındaki işine sektördeki durgunluk nedeniyle son verildiğini ve bu nedenle her gün sabah erken saatlerde amele pazarına geldiğini anlattı.

‘Koyun gibi seçiyor’
“Okuyabilsem mühendis olmayı hayal ediyordum” diyen Başakçı şunları anlattı: “Önceleri amele pazarına gelmeyi çok sorun ediyordum. Kimseye söyleyemiyordum. İlkokuldaki tüm arkadaşlarıma ‘mühendis olacağım’ demiştim. Şimdi ise yol kenarında bekliyorum ve birileri gelip beni koyun gibi seçiyor. Bu kolay kabul edilebilecek bir şey değil.”

‘Çoğu gün iş bulamıyorum’
Bakmak zorunda olduğu bir annesi ve iki de küçük kardeşi olduğunu ifade eden Başakçı, “Babamı beş sene önce kaybettik ve o günden sonra ailemi ben geçindirmeye başladım. Amele pazarında günlük en fazla 50 TL kazanıyorum. Çoğu gün iş de bulamıyorum. Ayda 15-20 gün ya çalışıyoruz ya da çalışamıyoruz” diye konuştu.

‘Ağır işlerde çalıştırılıyoruz’
Günlük olarak çalıştırılacakları yere götürmek için kendilerini amele pazarından alan işverenlerin birçoğunun söylediği işlerden daha ağır işler yaptırdığını anlatan Bilal Başakçı, “İş güvencemiz yok ve itiraz etme şansına sahip değiliz. Biri gelip ‘üç katlı bir apartmanın ikinci katına eşya taşınacak’ diyor, sonra onun beş katlı asansörsüz bir bina olduğunu öğreniyoruz ve en üst kata eşya taşımaktan başka çaremiz yok. O gün eve ekmek götürmeden dönersem kardeşlerim, annem ne yapar? Kolay bir durum değil. Okuyamadığım için çalışmak zorundayım. Bu işte gurur yapılamayacağını bize öğrettiler. Yaşayabilmek için ne iş olsa yapıyoruz” dedi.

‘Emekli olana kadar her gün’
Son zamanlarda Afganistanlı ve Suriyeli işçilerin de Dışkapı Köprüsü’nde iş beklemeye başladığını daha ucuza çalıştıkları için müteahhitlerin, taşeronların artık kendilerini tercih etmediğini söyleyen 46 yaşındaki Hasan Ali Gündüz ise emeklilik yaşına kadar her gün amele pazarına geleceğini söyledi. Açtığı içki ve sigara bayiinin akşam 10.00’da sona eren içki satışı nedeniyle kapandığını, ekonomik düzeninin bozulduğunu ve gündüzleri amele pazarına gelerek şansını denediğini ifade eden Gündüz, “Dükkanı kapattıktan sonra uzun süre ne yapacağımı bilemedim. Önce marketlerde kasiyerlik yaptım, sonra garsonluk. Bu yaşıma kadar bir tek amele pazarında çalışmamıştım ama artık onu da yapıyorum. Utanılacak bir durum yok çok şükür ki. Çalmıyoruz. Sadece bizi seçiyorlar ve çalışıyoruz” diye anlattı.

‘Çocuklarım için’
Yaşam pahalılığından dolayı iki çocuğunun isteklerini karşılamakta zorlandığını ifade eden Gündüz, “Aslen Adanalıyım. Böyle giderse iki çocuğumu ve eşimi alıp Adana’ya geri döneceğim. 25 sene önce evlendiğim zaman Adana’dan Ankara’ya rahat bir yaşam için gelmiştim. 25 sene boyunca yaşam her gün biraz daha ağırlaştı. Hele son 10 yıldır dar boğazdan kurtulma umudumuzu da kaybettik” dedi.

‘İtiraz şansımız yok’
İnsani koşullardan uzakta çalıştırıldığı için bir arkadaşını iş kazasına kurban verdiğini anlatan Emin Göktepe ise, “İtiraz şansımız yok” diyor. Amele pazarına yanaşan arabalara sorgusuz sualsiz binmek için birbirleri ile yarıştıklarını anlatan Göktepe, “İşveren kişi bizi arabasına aldığı için kendimizi şanslı hissediyoruz. Her gün onlarca kişiyi geride bırakmaya çalışıyoruz. Bu şartlar altında işçi almak için yanaşan arabalara ‘ne iş için durdun’ demeyi kimse düşünmüyor. Onun yerine arabaya koşuyor” şeklinde konuştu.

‘Paramızı alamadığımız oluyor’
Amele pazarına gelmeye başladıktan sonra yaşadığı en kötü tecrübenin 12 saat boyunca bir inşaatta çalıştırıldıktan sonra yevmiye olarak verilen 30 TL’yi kabul etmediği için o gün eve ekmek götürememesi olduğunu söyleyen Göktepe, şunları anlattı: “İşveren ve yanında çalıştırdığı sigortalı elemanları beni öldürmekle tehdit ettiler. ‘12 saat işin karşılığı 30 TL mi’ diye sorduğumda darp edildim. Elimde hakkımı arayacağım bir belge olmadığı için de o gün para kazanamadım. Bu risk her gün var. Çünkü ne iş olduğunu bile soramadan kamyonlara bindirilip götürülüyoruz. Hiç kimse böyle yaşamayı hak etmiyor.”

‘20 liraya 10 saat çalıştırılanı gördük’
Yabancı uyruklu işçilerin son iki yıldır amele pazarına gidip gelmeye başladığını ifade eden kıraathane esnafı Fevzi Arslan ise sabah saat 05.00’ten itibaren işçilerin beklemeye başladığını söylüyor. Afgan ve Suriyeli işçilerin diğer işçi gruplarına oranla daha kalabalık olduğunu anlatan Arslan, işverenlerin de ucuz iş gücü olmaları nedeniyle bu grupları tercih ettiğini söylüyor. Çoğu yabancı uyruklu işçinin dil dahi bilmediğini fakat “işaretleşerek” işverenler ile anlaştıklarını anlatan Arslan, “Afgan işçiye 20 TL verip 10 saat boyunca ona hamallık yaptırabiliyorlar. Akşam işleri biten işçiler, amele pazarında sabah olmasını kahvehanelerde bekliyor” dedi.

Araba yanaştı, sohbet bitti
Sohbeti yaklaşan bir araba bozdu. Kısa süre önce şakalaşan, dertleşen, sohbet eden işçiler, birbirlerini ezercesine koşarak arabanın kapılarına yapıştı. İşi, yevmiyeyi sormadan arabaya doluşanlar ekmek yarışını kazanamayanların bakışları arasında pazardan uzaklaştı. Saat 11.00’e kadar bekleyenlerin küçük bir grubu bugünkü ekmek yarışını kazanırken diğerleri “Belki bir soran olur” umuduyla çevredeki kahvehanelere dağıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir