Tarafsız Habercilik

Aradığımız evrensel korku filmi hazır!

KEREM AKÇA /HABERTURK.COM

[email protected]

 

“Baskın” için Türkiye’nin “Hellraiser”ı demek çok yanlış olmaz. Bu konuda siyasi ve alegorik yollar açmak da ayrı mesele! Can Evrenol, “Küçük Kıyamet”ten bu yana en iyi yerli korku filmine imza atıyor. Taptaze, cesur ve yaratıcı bir yönetmenin çıkışına tanıklık etmemizi sağlıyor. “Baskın”ı ilk kez film soktuğumuz Toronto Uluslararası Festivali’nin prestijli Gece Yarısı Çılgınlığı bölümünde izledim. Cuma gecesi Ryerson Üniversitesi’nin 1250 kişilik salonunu dolduran seyircinin aktif katılımı bir yana alkışları, coşkusu ve ilgisi de görülmeye değerdi. Umarız Seyirci Ödülü de gelir!

 

Korku sinemasındaki sıkıntılarımızı masaya yatırmaya kalksak paragraflar yetmez. Ama arada ümit verecek, heyecanlandıracak yaratıcılarımız neyse ki çıkıyor. Belki de Taylan Kardeşler’le beraber Can Evrenol en üst sıraya yerleştirilebilir. Arkasından ise başka isimleri sıralarız.

 TARANTINESK GİRİŞ POLİS ŞİDDETİNİN İÇYÜZÜNE BAKIYOR

 Evrenol kısa filmlerinden gördüğümüz üzere korkuyu seven, sevmekle kalmayıp atmosfer ve görsel efekt üzerine kafa yoran bir isim. İlk uzun metrajda da uluslararası bir iş çıkarıyor. “Baskın”, aslında Gezi sonrası artan polis şiddetinin temeline inmenin peşinde… Bu delilik, anlık sinir, birilerinin canına kıyma arzusu nereden geliyor?

 Cevabını verip sürprizi bozmayalım, ama doğaüstüne varan bir açıklamadan söz edebiliriz. Öncelikle yönetmen küfürlü diyaloglarla örülü bir yemek sahnesiyle yapıyor açılışı… Aslında bunun sebebi Tarantinesk bir damar. Böylece “Rezervuar Köpekleri” (“Reservoir Dogs”, 1992) gibi başlayan lafını devreye sokabiliriz. Ama ardından ‘istismar filmleri’yle de ilişkili ve bol referanslı bir ‘kozmik korku filmi’ geleneği karşımıza çıkıyor.

 YÖNETMENİN ZİHNİNDE BİR KORKU HAZİNESİ GİZLİ

 H.P. Lovecraft ile Clive Barker’ın korku edebiyatında yaptıkları, eğilimleri, özgünlükleri, fantastikle yakın ilişkileri, o tadı damağımızda kalan doğaüstü, metafiziksel gelenekleri akla geliyor. Zaten bu noktada filmin ‘eski bir karakol’u perili ev olarak klişeleştirmemesi yerinde. Bodrum katından da ‘babanın çocukları’ ya da ‘dini tarikat’ için destek alıyor. Metafiziksel şiddet fantezisi bu sayede canlanıyor.

 Bunun ucunu belki de siyasi yönetimin bağnazlığına kadar götürebiliriz. Evrenol, “Baskın” isminden yola çıkarak aslında somut bir eylemden söz etmiyor. Alegorik olarak şiddetin çıkış noktalarına dair çarpıcı yorumlar yapıyor. Ama esasen birçok referansla etrafımızı sararak iz bırakmaya çalışıyor. “Frogs”un (1972) kurbağalarının büyüye malzeme olduğu, “Teksas Katliamı”nın (“The Texas Chain Saw Massacre”, 1974) Leatherface’inin kadın kılığına girdiği, “Hellraiser”ın (1987) Pinhead’inin ise Türk ismi aldığı görülebiliyor.

 SERT VE SİNİR BOZUCU DURUYOR

 Bunları saran bir çeşit resim, çizgi roman estetiği Ulaş Pakkan ve Volkan Akaalp’in Carpenter’ın ezgilerini hatırlatan soundtrack’i de iz bırakıyor. Bir çeşit “Özel Tim” (“S.W.A.T.”, 2003) “Hellraiser” ile buluşuyor tanımı çıkıyor aslında. Evrenol hedeflerine ulaşırken çok aceleci olmuyor, sakin duruyor. Her şeyi final bölümüne saklarken filmin tonunu iyi ayarlıyor.

 Ama Yeni Fransız Aşırılığı’nın eylem planlarıyla kuzenlik ilişkisi kuruyor. Polis timinden korku ana karakterleri üretmek, başlı baçına bir ‘polisiye-korku’ melezi yapı kurmak işin ucunu başka yerlere götürüyor. Sert, sinir bozucu, korkutucu ve hınzır bir eylem planı hazırlıyor.

 Karakoldaki son 30-40 dakikada ise eşsiz bir ‘ötekiler dünyası’ ya da ‘mit’ yaratmaya çabalıyor. Belki de “Karanlık Sular”dan (1994) bu yana en çarpıcı yeraltı tasviri Türk sineması yüzeyinde bizimle buluşuyor. Evrenol, hem cesur, hem zeki, hem yaratıcı. Bu üç vasfı bir araya getirmek herkese nasip olmaz.

 ‘KOZMİK KORKU’YU BESLEYEN ÖĞELER DOZUNDA

 Görsel efektlerle oynarken hiçbir şeyi abartmamak, doğaüstü öğelerle gore dozajını bir araya getirmek, psikolojik durmak önemli. Kozmik korku filmlerinde de (son dönemden ‘Sessiz Tepe’ serisine bakılabilir) zaten zor oturtulan bu doku olsa da yan öğelerin bir araya gelmesi değerlidir. Oyuncuların tamamının konuşurken ‘bir Türk korku filminde oynayabilir mi?’ sorusunu akla getirmemesi çok sık rastlanan bir durum değil.

 “Baskın”ın son bölümü biraz uzun. Ama filmin tonunu belirlemede çok yetkin bir yönetmen Evrenol. Bunu bütün uzun metrajlarına yansıtması ümidimiz. Burada maviden kırmızıya uzanan renklerle adeta pelikülü boyaması, ama çok plastik gözükmemesi önemli. Ses kurgusu, ses efektleri ve müzik de adeta birincil öğeye dönüşüyor. Batıl inançları da polis şiddetini de taşlıyor. Gezi sonrasına bağlanan polis şiddeti yüklü meseleyi lanetin boyutuyla açıklıyor. Lucio Fulci, Rob Zombie, Clive Barker gibi yönetmenlerle akrabalık kuruyor. ‘Türkler de korku filmi çekebilir’ dedirtiyor.

 FİLMİN NOTU: 7.7

 

Künye:

 Baskın

Yönetmen: Can Evrenol

Oyuncular: Görkem Kasal, Ergun Kuyucu, Mehmet Cerrahoğlu, Sabahattin Yakut

Süre: 97 dk.

Yapım yılı: 2015

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir