Tarafsız Habercilik

‘Kalpsiz adamı oynamak hoşuma gitti

Kübra PAR/GAZETE HABERTÜRK

Özcan Alper’in yeni filmi “Rüzgârın Hatıraları”nda, İstanbul’dan kaçan Ermeni ressam Aram’a evinin kapısını açan, ama genç ve güzel karısı ile Aram arasında alevlenen aşkı fark edince yaşamı allak bullak olan bir adamı canlandıran tecrübeli oyuncu Mustafa Uğurlu ile sinema ve hayattan konuştuk

Özcan Alper’le yolunuz nasıl kesişti?

Özcan Alper’in daha önceki filmlerini izlemiştim ama kendisiyle tanışma fırsatı bulamamıştım. Bu rolü teklif ettiğinde çok heyecanlandım. Karşımda zeki, cin gibi bir adam duruyordu. Anlaşabileceğimizi hissettim. Diğer oyuncularla da konuş- tum. Film daha senaryo aşamasında Cannes’da en iyi senaryo dalında ödül almış. Gürcistan, Fransa, Almanya ve Türkiye ortak yapımı olması özelliği de ilgimi çekti. Rolü hemen kabul ettim. Apar topar çekimlere başladık.

Filmde dağ ve orman şartlarından etkilenmiş biraz huysuz bir adamı canlandırıyorsunuz…

Evet. Artvin’de yaylada yaşayan, kendi hapishanesini yaratmış bir adam…

Filmin sonundaki sürprizi saymazsak kalpsiz ve soğuk bir adamı oynamak zor oldu mu?

Bilakis hoşuma gitti. Bunlar her oyuncunun hayal ettiği rollerdir.

Daha önce Mustafa Altıoklar ve Derviş Zaim gibi farklı yönetmenlerle çalışmıştınız. Özcan Alper’le çalışmak nasıldı?

Hepsi farklıydı. Özcan Alper, zeki, çok okuyan, entelektüel bir yönetmen. Hayal dünyasını güzel betimlemesi bundan kaynaklanıyor. Onunla çalıştığım için kendimi şanslı hissediyorum.

 

Politik anlamda hassas konuları içeren, Varlık Vergisi’nden Ermeni meselesine kadar kanayan birçok yarayı deşen bir film. Rolü kabul ederken politik bir kaygı taşıdınız mı?

Kaygı taşımadım. Bu tür filmlerin yapılmasından yanayım. Bizim yaralı bir toplum olduğumuzu herkes biliyor. Bunları görmezlikten gelemeyiz. Nasıl olursa olsun yüzleşmemiz gerekiyor. Bu film, yüzleşmenin ötesinde, acı çeken bireylerin toplum içinde nasıl bir kavga verdiklerini de anlatıyor.

Ermeni meselesi çok tartışılan bir konu. Siz ne düşünüyorsunuz? Soykırım olduğunu düşünüyor musunuz?

Buna tarihçilerin karar vermesi gerekiyor. Kimi “büyük bir felaket”, kimi “büyük bir acı” kimi de “soykırım” diyor. Balkan savaşları, yenilgiler, güçsüzleşen Osmanlı İmparatorluğu… Bütün bu konjonktüre bakılmadan 1915 olaylarını irdelemek kolay olmasa gerek. Ama ne olursa olsun yitip giden hayatların muhasebesini yapmak insanlığımızın bir imtihanıdır. Ben, yitirilmiş insanlarımızın acılarının anlatılması açısından bu tür filmlerin çekilmesinden yanayım. Resmi ideolojinin dışındaki fikirlerin tartışılabildiği filmlerin yapılması çok değerli…

“AĞABEYİMLE BENİ SÜREKLİ KARIŞTIRIYORLAR”

Tiyatro maceranız nasıl başlamıştı? Tiyatroya ağabeyim Ahmet Uğurlu’yu örnek alarak başladım. O kurslara giderdi. Ben de peşinden giderdim.

İki kardeş çok benziyorsunuz. Sizi hep Ahmet Uğurlu ile karıştırıyorlar. Bu duruma sinirlendiğiniz oluyor mu? Evet, çok benziyoruz. Bazen en yakın arkadaşları bile beni o sanıp, konuşuyorlar. Eskiden sinir oluyordum ama sonra buna sinirlenmenin anlamsız olduğuna karar verdim. Artık çaktırmıyorum, muhabbeti sürdürüp keyfini çıkarıyorum. (Gülüyor)

 ‘Türkan Şoray çok tekrar yaptırdı ama sesini hiç yükseltmedi’

Türkan Şoray “Uzaklarda Arama” filmiyle ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu. Onunla çalışmak nasıldı? Çok güzeldi. Star olmanın ne anlama geldiğini kendisini tanıdıktan sonra daha iyi anladım! (Gülüyor) Bilgi ve birikimini yürekten karşı tarafa veren bir hanımefendiyle karşılaştım. Sevecen ve sıcaktı.

Zor bir yönetmen miydi? Değildi. Türkan Hanım’ın sesini yükselttiğini hiç duyamazsınız. Çok tekrar yaptırdı. Ki bu tarzda çalışan yönetmenleri çok severim. Karşımda hikâyeyi oyuncuyla anlatmasını seven bir yönetmen buldum. Bu beni çok mutlu etti.

‘Antalya’da çaktırmadan ödül aldım’

1998’de “Ağır Roman” ile Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülü almıştınız ama ödül heykelciğini hırsıza kaptırmışsınız. Bu sene yeniden vereceklerdi. Alabildiniz mi?

Evet, eksik olmasınlar, kaybettiğim ödülümü geri verdiler. Çok heyecan vericiydi. Kutusu ilk aldığımdan bile daha güzeldi. Bu yıl da çaktırmadan ödül almış oldum! (Gülüyor)

Mustafa Uğurlu’nun favori filmleri

Quentin Tarantino: Ucuz Roman

Steven Spielberg: Er Ryan’ı Kurtarmak ve Üçüncü Türden Yakınlaşmalar

Brian DePalma: Yaralı Yüz

Martin Scorsese: Kızgın Boğa

Nuri Bilge Ceylan: Bir Zamanlar Anadolu’da

Derviş Zaim: Tabutta Rövaşata

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir