Tarafsız Habercilik

Bakanlar Kurulu sil baştan: 7 bakanlık kapatılacak; sayı 14’e iniyor

AKP; Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yapılandıracağı Bakanlar Kurulu ile ilgili taslağı hazırladı. Taslağa göre, mevcut 21 icracı bakanlık sayısı 14’e indiriliyor. AB Bakanlığı dahil 7 bakanlık kapatılıyor. Taslağa, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sunulduktan sonra son şekli verilecek.

Hürriyet’ten Nuray Babacan’ın haberine göre, 21 mevcut bakanlıktan Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı kapatılacak. Ekonomi başta olmak üzere birçok bakanlığın yetki ve sorumlulukları artacak.

YAPILAR DEĞİŞECEK

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yeni adı Sanayi ve Bilim Bakanlığı olarak değiştirilecek. Bu bakanlık aynı görevi üstlenecek. Çalışma Bakanlığı’nın adı İş Hayatı ve Güvenliği olarak değiştirilecek. Bu bakanlığın çalışma alanı da aynı kalacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sadece Şehircilik Bakanlığı olarak anılacak. Ancak bu bakanlığın yapısında hem çevre faaliyetleri hem de su işleri olacak. Kapatılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın görevlerinin yarısını bu bakanlık üstlenecek. Kapatılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın orman alanlarıyla ilgili tüm faaliyetleri Tarım Bakanlığı’na verilecek. Bu bakanlığın adı Orman Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın adı Enerji ve Doğal Kaynaklar olarak değiştirilecek ancak yapısı değişmeyecek.

İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı yapısını aynen koruyacak. Lağvedilen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kültür bölümü Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanacak ve bu bakanlık, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı olarak anılacak.

EN AZ 4 YARDIMCI

Hazırlanan yeni yapıda cumhurbaşkanı yardımcılıklarının sayısı da birden fazla olacak. En az 4 yardımcının planlandığı, bunlara verilecek görevlerle birlikte yeni bakanlar kurulunun 18-20 kişiden oluşacağı yorumları yapılıyor. Bu çalışma lağvedilen ve mevcut bakanlıkların ilgili kurumlarının dağıtılması ve uygun bir çatının oluşturulması aşamasına kadar bazı değişikliklerden geçebilecek. Ancak parti kurmayları genel yaklaşımın bu çerçevede olacağını ve seçimlerden sonraki yeni hükümet kurulmadan yeni yapının hazır hale getirileceğini belirtiyorlar.

EKONOMİYE TEK ÇATI

En büyük operasyon ekonomiden sorumlu bakanlıklarda gerçekleştirilecek. Maliye, Ekonomi ve Kalkınma bakanlıkları tek çatıda toplanacak. Bu bakanlığın bünyesine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile turizmin de alınması tartışılıyor. Ekonominin tek elde toplanmasının amaçlanmasına karşın son aşamada karar alma güçlüğü nedeniyle bu yapının ikiye bölünebileceği veya turizmin ayrı bir bakanlık olabileceği de ifade ediliyor.

GENÇLİK VE AİLE BİR ARADA

Taslağa göre, Adalet Bakanlığı aynen kalacak. Aile Bakanlığı’nın adı Aile ve Toplum Bakanlığı olarak değiştirilecek. Bu bakanlık yine kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk ve engellilerle ilgili politika geliştirecek. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın görevlerinin büyük bölümünü bu bakanlık üstlenecek. Ancak spor konusunda henüz karar verilmedi. Dışişleri Bakanlığı, AB Bakanlığı’nın tüm görevlerini üstlenecek. Ayrıca TİKA ve Yurt Dışı Türkler Başkanlığı gibi başbakan yardımcılıklarında olan kurumlar da bu bakanlıkla ilişkilendirilecek. İstenirse AB konusunda bir cumhurbaşkanı yardımcısı da görevlendirilebilecek.

Kamuda taşıt saltanatı zirvede

NURCAN GÖKDEMİR [email protected] @nurcangokdemir

Hükümetin kendi ağzından da dile getirdiği taşıt kullanımındaki savurganlığın, tüm genelgelere, yayımlanan yönetmeliklere karşın ulaştığı dev boyut ve usulsüzlükler, Kalkınma Bakanlığı’nda hazırlanan Kamu Kurumlarında Taşıt Filosu Yönetimi başlıklı raporda yer aldı. 2017 yılı sonunda devletin taşıt filosu 110 bini aştı.

Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler ve döner sermayelilerin kullandığı ancak il özel idareleri, belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile mahallî idare birlikleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğünün istisna tutulduğu taşıtlar son on yılda yüzde 32 büyüdü.

Gösteriş ve lüksten uzak(!)
Raporda, Türkiye’de geçerli mevzuata göre kurumların temin edecekleri taşıtlarda gözetilen en önemli özelliğin “ekonomik olma” özelliği olduğu ifade edilerek, yasanın “Kullanılacak bu taşıtların, muayyen ve standart tipte, lüks ve gösterişten uzak, memleket yollarına elverişli ucuz ve ekonomik olanlarından temin olunması şarttır” maddesi anımsatıldı.

Yolu hükümet açtı
Bu kapsamda taşıt ediniminde bazı sınırlamalar getirildiği belirtilerek, “yabancı menşeli binek ve station-wagon cinsi taşıt edinilemez” hükmünün 2014 yılında, “Bu Kanun kapsamında edinilecek taşıtların menşei, silindir hacimleri ve diğer niteliklerini belirlemeye ve sınırlamalar getirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir” diye değiştirildiği belirtildi.
Bakanlar Kurulu’nun binek ve station wagon silindir hacimlerinin 1600 cc’yi geçemeyeceği ve yerlilik oranının yüzde 50’nin altında olamayacağına ilişkin bir karar aldığı ancak sadece hizmet alımı yoluyla edinilecek araçlar için getirilen bu sınırlandırma dışında somut tedbirler getirilmediğinin altı çizildi.

Filo büyüyor
“Kamu kurumlarının taşıt sayısı her geçen yıl artmaktadır” tespitinin yer aldığı rapora göre, 2007-2017 döneminde merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kurumların sahip olduğu taşıt sayısı istisnalar hariç yüzde 32 artarak 83 bin 40’tan 110 bin 131’e yükseldi.

Devlet küçüldü, araç arttı
En çok taşıta TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, yüksek yargı organları, bakanlıklar, kuvvet komutanlıkları, müsteşarlıklar, bazı genel müdürlüklerin dahil olduğu genel bütçeli idarelerin sahip olduğu belirtilen raporda, şunlar kaydedildi:

“Genel bütçeli kuruluş sayısı 50’den 45’e düştüğü halde bu kuruluşların sahip olduğu taşıt sayısı yüzde 31 yükselmiştir. Aynı dönemde özel bütçeli kurumların sahip olduğu taşıt sayısındaki artış oranı ise yüzde 42’dir. Bunun en önemli nedenlerinden biri kurumsal yapılanmalara bağlı olarak özel bütçeli kurumların sayısının 31’den 43’e yükselmesidir. Yüksek Öğretim Kurumlarının sahip oldukları taşıtlarda artış oranı yüzde 60 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde yaşanan artışta yeni kurulan üniversiteler de etkili olmuştur.”

En çok binek
Rapora göre, binek otomobil ve son yıllarda konforu nedeniyle tercih edilen panel tipi taşıtlar toplamın yüzde 47.6’sını oluşturdu. Binek otomobillerin oranında yıllar içinde önemli bir değişiklik olmadığı ancak panel tipi taşıtların payının yüzde 6’dan yüzde 16’ya yükseldiği bildirildi. Kurumların taşıt sayısında yaşanan artışların hizmet genişlemesi ve personel sayısının artmasından kaynaklandığı da ifade edildi.

Şoför kim, yolcu kim?
Kamu görevlilerinin ailelerinin belirli şartlar altında onların refakatinde veya yalnız olarak kamu taşıtlarıyla seyahat edebildiği ancak aile dışındaki kişilerin taşıtları kullanmasına ilişkin bir hükmün mevzuatta bulunmadığı da belirtildi. Taşıtların görev yerleri dışında kullanılmasının tam olarak yasaklanmadığı “kullanılmaması konusunda azami özen ve dikkatin gösterilmesinin kararlaştırıldığı” kaydedildi.

Otomatik vites ve jant merakı
Kamunun taşıt ihtiyacının ekonomik bir biçimde karşılanarak etkin bir filo yönetimi sağlanması için özetle şu önerilerde bulunuldu:

»Taşıtların temin edilebileceği halleri belirleyen kriterler geliştirilmelidir. Belirlenecek kriterin sağlayacağı en büyük katkı, kurumların taşıt teminine karar vermeden önce öncelikle mevcut taşıtlarını etkin kullanıp kullanmadığının anlaşılması olacaktır.

»Taşıtların türü ve donanımı ile ilgili kriterler daha açık hale getirilmelidir. Örneğin aynı model bir taşıtın otomatik vitesli ve alüminyum alaşımlı jantlı versiyonuyla baz modeli arasında 10.000 TL civarında fark bulunmaktadır. Buna karşılık bazı kurumlar baz model tercih ederken, bazıları donanımlı modelleri satın alabilmektedir. Benzer durum kiralamalarda da geçerlidir.

»Taşıtlardan faydalanılmasıyla ilgili kurallar geliştirilmelidir. Hizmet taşıtlarının özel günlerde, tatil günlerinde ve personel servis aracı olarak kullanılamayacağı ifade edilmesine karşılık, bazı kurumlar resmi taşıtları düzenli personel servisi olarak kullanmaktadır.

»Taşıtların gereksiz yere rölanti çalıştırılması, agresif kullanılması, hız sınırı yüksek olsa dahi belirli 90-100 km limitinin aşılmaması özellikle yakıt tüketiminde önemli tasarruf sağlamaktadır. Ancak bu hususlara yeterince dikkat edilmediği gözlenmektedir. Kamu taşıtlarında sürücü ve yolcuların sigara kullanmamaları, sürücülerin seyahat esnasında cep telefonu kullanmamaları, kamu personeli olsa dahi, görevli olmayan ve kayıt dışı yolcu ve yük taşınmaması gibi hususlara dikkat edilmesi, kamunun imajı açısından önem taşımaktadır.

Erdoğan, AKP’nin seçim beyannamesini açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Seçim Beyannamesi toplantısında konuşuyor.

Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Kardeşlerim sizler 24 Haziran’daki seçimler AK Parti’nin adayları olarak bu kutlu yola çıktınız. Ülkemize hizmet için çıktığımız bu yolculuğu inşallah menziline ulaştıracağız. AK Parti her seçimden birinci çıkmış bir partidir, ama bu yeterli değildir. Meclis’te yeterli çoğunluğa ulaşmak için de mücadele ediyoruz.

2007’de oyumuzu yüzde 47’ye çıkardık, tek başımıza iktidar olduk. 7 Haziran’da ilk kez çoğunluğu sağlayamadığımız bir seçim oldu. 1 Kasım’da seçimleri yeniledik ve yüzde 49,5 ile iktidara geldik. Ayrıca 10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52 oy oranına ulaştık.

Yaşanan tüm saldırıların üstesinden milli iradeye bağlılığımız ile üstesinden geldik. Bizler vakit Türkiye vakti diyerek yola çıkıyoruz. 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 50’nin çok üzerinde bir oy ile kazanmayı istiyoruz. Meclis’te güçlü bir grup kurmamız gerekiyor. Milletimizle gönül bağımızı güçlü tutmamız gerekiyor. Her iki seçimden de inşallah yüzümüzün akı ile çıkacağız. Kardeşlerim, bu heyecan, bu coşku, bize beklenen neticeyi getirecek. Elazığ, 5-0 reis diyor. 24 Haziran akşamı inşallah bu heyecanı göreceğiz. Biz milletimizin karşısına hiçbir zaman eli boş çıkmadık. Öncek hükümetlerimiz döneminde yaptıklarımız ile bir sonraki seçimde yapacaklarımız ile çıktık.

6 Mayıs’ta seçim manifestomuzu açıkladık, bugün ‘Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye’ başlığı ile hazırladığımız beyannamemizi ‘Yaparsa Yine AK Parti yapar’ diyerek milletimize sunuyoruz. Gelecek vizyonunu özetle paylaşmak istiyorum.

“DİJİTAL TÜRKİYE’NİN ZAMANININ GELDİĞİNE İNANIYORUZ”

Tüm dünyada baş döndürücü bir dönüşüm yaşanıyor. Teknolojik dönüşüm yaşanırken, kültürel alanda bir değişim görülüyor. Değişim sürecinde geri kalanlar eskisinden daha fazla bedeller ödüyor. Biz dünyada oluşan şekilleri analiz ederek bir yol haritası ortaya koyuyoruz. Dijitalleşmeye özel bir önem veriyor, dijital Türkiye’nin zamanının geldiğine inanıyoruz. 2023 vizyonmuzu ortaya koymuştuk, yeni yönetim sistemi ile bunu daha da güçlendirerek, küresel dünyada daha söz sahibi olduğumuz bir hale çevireceğiz.

“KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIMINI YÜZDE 40’IN ÜZERİNE ÇIKARACAĞIZ”

Korumacılık eğiliminin küresel düzeyde yükseldiği bir ortamda geçici rüzgara kapılmayıp dışarı açık, serbest piyasayı baz alıp güçlenmeye devam edeceğiz. Ülkemizi küresel düzeyde bilgi üreten, bilgi katma değer üreten bir güç haline dönüştüreceğiz. Bunun içinde bilgiye dayalı eğitim büyümemizin gücü olacaktır. En büyük gücümüz dinamik nüfus ve genç nüfusumuzdur. Birlikte yürüyeceğimiz gençlerimizle yeni başarı hikayeleri yazacağız. Kadınlarımızın aktif katılım sürecini desteklemeye devam edeceğiz. Kadın girişimciliğini güçlendirirken, kadınların iş gücüne katılımını yüzde 40’ın üzerine çıkaracağız.

“ÖZEL SEKTÖRÜN ROLÜNÜ YÜKSELTECEĞİZ”

Alt orta gelir grubunda olan ülkemizi üst orta gelir grubuna yükselttik. Ekonominin nimetlerini daha adaletli bir şekilde tüm toplumsal kesimlere dağıtacağız. Gelirini daha adil palaşan, hakkaniyeti salamış bir ülke haline geleceğiz. Demokratik standartları yüksek bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Milli gelirden, araştırma ve geliştirmeye ayırdığımız bütçeyi yüzde 2’ye çıkararacağız. Bilginin üretiminde katma değer oluşturacak şekilde kullanımında özel sektörün rolünü yükselteceğiz. Oluşturacağımız özgün projelerle küresel ölçekte tanınan çok sayıda girişimcisi ve markası olan bir ülke haline dönüşeceğiz. Kurumsal kaliteyi artırmış bir Türkiye hedefliyoruz. Mega projelerimizi hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizi, her alanda yerli ve milli üretimde söz sahibi olan güçlü bir ülke haline dönüştüreceğiz.

“AKILLI VE YEŞİL PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Özellikle savunma sanayinde tükiye sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak önemli ihracatçıları arasında yer alacaktır. Ülkemizde vazgeçilmez olan gıda ve enerji alanında en üst düzey tedbiri hayata geçireceğiz. Bu bağlamda akıllı ve yeşil şehir projelerimizle şehirlerimizi daha yaşanır bir hale getireceğiz.

“İLİŞKİLERİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ”

AB başta olmak üzere farklı bölgesel yapılarla ekonomik ve siyasi ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz. Dünyadaki dost ve kardeş ülkelerin daha fazla refaha kavşmasını istiyoruz. Küresel düzeyde kapsayıcı ve adaletli bir düzeyin inşasına öncülük yapacağız. Demokrasi ve adaleti tüm insanlık için istemeye devam edeceğiz. Dünya 5ten büyüktür çağrımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Girişimci ve yenilikçi anlayışın tüm kesime yayıldığı, refahını adaletle paylaşan güçlü ve büyük Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Vakit Türkiye vakti.

İkinci kısmı yeni yönetim modeli oluşturuyor. 24 Haziran seçimleri yeni yönetim sistemini ilk defa hayata geçireceğimiz seçim olacak. Milletimiz bir sandıkta cumhurbaşkanını bir sandıkta vekilleri seçecek. Yeni dönemi Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye olarak ifade ediyoruz. Milletimiz bir sandıkta cumhurbaşkanını bir sandıkta vekilleri seçecek. İnşallah bağımsız ve güçlü bir yargı ile de tarafsız yargı ile de demokrasiyi sağlam temeller üstüne oturtuyoruz. Meclis ile cumhurbaşkanı ne kadar ahenk içinde çalışırsa Türkiye kazanacaktır.

Cumhurbaşkanlığını kazanamak kadar Meclis’te çoğunluğu elde etmeyi de önemli görüyoruz. 27 Nisan e-muhtırasından 15 Temmuz’a kadar demokrasimize tüm saldırılara karşı dimdik duran TBMM adına yakışır bir konuma gelmiştir. Yeni dönemde Meclis’i daha güçlü bir konuma getirmekte kararlıyız. Kanun yapma yetkisini vekillere vererek Meclis’i gerçek gücüne biz kavuşturduk. Cumhurbaşkanı tarafından kurulacak hükümet ise kararname ve düzenleyici işlemlerle tamamen milletimize odaklanacaktır. Yeni sistem zaman maliyeti olan sıkıntıları ortadan kaldırılacaktır. Kamu yönetimi tepeden aşağıya doğru yenilenecektir.

“YARGININ BAĞIMSIZLIĞI İÇİN ADIMLAR ATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Yargının tarafsız ve bağımsızlığı da önem verdiğimiz bir başka husustur. 15 Temmuz sonrası yargıdaki darbe ve vesayet kalıntılarını ortadan kaldırmak için gerekli adımları attık. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını güçlendirecek adımları atmaya devam edeceğiz. Demokrasi ile kalkınmayı birbirinin tamamlayıcısı olarak gördük. AK Parti iktidara geldiğinden beri standartlarını sürekli yükselten partidir. Önümüzdeki engeller ne olursa olsun hak ve özgürlüklerden taviz vermedik. Hak ve özgürlükler konusunda yaptıklarımnızı saysak önümüze çok uzun bir liste çıkar. Devletin adli düzeninin temel haklar baz alınacak şekilde düzenlenmesini sağlayacağız. Yasaklarla ve yasakçı zihniyetle mücadelemizi sürdüreceğiz. Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız. Biz iktidara yürürken milletimize şunu söyledik; 3Y demiştik. Yeni dönemde de bununla mücadeleyi sürdüreceğiz.

MUHALEFETE OHAL ELEŞTİRİSİ

Ana muhalefetin OHAL’i diline dolaması utanç vericidir. Dünyanın bizi darbeler ve terör karşısında dik duruşumuzu takdir ettiği bir dönemde anamuhalefetin tavrını millşetimiz unutmayacaktır. Kendi partimizden başlayarak devletin her kademesinde istişareyi üst düzeye çıkarmak için çalıştık, çalışıyoruz. Özellikle sivil toplum alanının sağlıklı işleyebilmesi için devletin düzenleyeci rolünü artırmak istiyoruz. Mali kaynaklara kadar tüm işlemleri hesap verir bir yapıya kavuşturacağız.

Yargı süreçlerini basitleştirme çalışmalarına hız vereceğiz. Mahalle ve semt bekçilerini yaygınlaştırarak tüm sokaklarımızı huzurlu hale getireceğiz. Güvenlik politikalarımızı hiçbir istisna olmaksızın uygulayacağız. Terör örgütleri ile mücadelemizi inlerine kadar girmek sureti ile kesintisiz bir şekilde devam ettireceğiz.

‘TAM GÜN EĞİTİM MODELİ VE EĞİTİMDE KALİTE SEFERBERLİĞİ’

4. başlığı insan ve toplum olarak belirledik. AK Parti insanı yaşat ki devlet yaşasın diyerek iktidara gelmiştir. Önümüzdeki yıldan itibaren okullarımız tam gün eğitime geçebilecek hale gelecektir. Hedefimizi tarihsel toplumsal kültürel gerçekliğimzin ortaya çıkacağı yerelden evrensel bir eğitim modelini inşa edebilmektir. Eğitimde kalite seferberliği başlatıyoruz. Üniversitelerimizi dünya çağpında markalar çıkaracak kadar yenileyeceğiz. Kültür sanat faaliyetlerine daha fazla kaynak ayıracağız. Ülkemizi daha ileriye taşıyacağız. Kültürümüzün dünyaya tanıtımında önemli yeri olan sinema ve dizilere özel önem vereceğiz. Şu anda cumhurbaşkanlığı külliyesinde 5 milyon kapasiteli kütüphanemiz 24 saat öğrencilerimize açık olacak. Nüfusu 5 binin üzerindeki her yerin kütüphaneye kavuşmasını sağlayacağız. Ülkemizde kültür merkezi olmayan il kalmayacak.

‘SAĞLIK HİZMETİ ARTIRILACAK’

Sağlık hizmetlerinin artırılmasına devam ettireceğiz. Aile hekimliğini daha da yaygınlaştıracağız. Şehir hastanelerimiz meyvelerini vermeye başladı. Ülkemize kazandıracağımız 40 bin yatak kapasiteli şehir hastanelerimiz standartı bir üst seviyeye yükseltecektir. Sağlığın her alanında milletimize daha iyi hizmet vermek için çalışacağız. Sağlık sektöründe de yerlileşme oranını yükselteceğiz.

‘GENÇ KUŞAKLARA YATIRIM’

Gençlerimize sadece güvenmekle kalmıyor, onlara her alanda en iyi geleceğe hazırlamaya çalışıyoruz. Gençlerimizin kariyer sahibi olmasını da önemsiyoruz. Eğitim programlarını artırarak, bilgi birikimlerini aktaracak bir kuşak yetiştirmeye çalışıyoruz. Üniversite ve yurt konusundaki taçlandıracak adımları hayata geçireceğiz. Siyasette gençlerin önünü açan biz olduk, biz. Seçilme yaşını önce 25, şimdi 18’e düşürerek gençlerin enerjisini siyasete daha da yansıtmasını sağlıyoruz.

Kadınlarımızı hayatın her alanında hak ettikleri yere getirme noktasında çok önemli yol katettik. Kadına şiddetten, çocuk yaştaki evliliğe kadar mağduriyet yaratan konularla mücadeleyi sürdüreceğiz. Çocuklarımızın insani ve ahlaki değerlere sahip, bilinçli ve iyi eğitimli fertler olarak yetişmesini sağlayacağız. Yoksulluk ile mücadele en başarılı olduğumuz alanlardan biridir. Günlük 4,3 doların altında harcamanın altında kimsenin kalmamasını sağlamaya çalışacağız. Nitelikli iş gücünü ülkemize çekmek için yeni politikalar geliştireceğiz. Türkiye dünyanın en gelişmiş Sosyal Güvenlik sistemine sahip ülkelerdendir.

“ENFLASYONU ORTADAN KALDIRMAKTA KARARLIYIZ”

İstikrarlı ve güçlü ekonomi 5. başlığımızdır. Yeni dönemde de güven ve istikrarı sağlamaya çalışacağız. Mali disiplinden en küçük taviz vermeyeceğiz. Yüksek büyüme ekonomimizin lokomotifidir. Yüksek katma değerli sektörlerin ekonomideki payını artırarak ekonomideki gücümüzü artıracağız. Sermaye piyasalarımızı yeni alanlarla geliştirerek, daha etkin kullanımı sağlayacağız. Epeyce gerilettiğimiz, son dönemde bir parça yukarı hareketlenen enflasyon sorununu ortadan kaldırmakta kararlıyız. Türkiye Cumhuriyeti dijital dönüşümünü tamamlamış olarak 100 yılına girecek. Cari açığı kalıcı bir şekilde azaltacağız.

6. başlığımız stratejik meslekler. Araştırmacı yetişirmeden, AR-Ge desteklerine kadar yeni bir çok programı devreye alacağız. Antartika’da Türk bilim üssünü önümüzdeki yıl faaliyete açıyoruz. Kamunun ihtiyaç duyduğu ürünlerin ülkemizde üretileceği etkin bir mekanizma kuracağız. 6 endüstri bölgesine 15 tane daha ilave edeceğiz. Öncelikli alanlarda teknolojik ürün yatırımını etkin bir şekilde destekleyeceğiz. Otomobil projesini hızla hayata geçireceğiz.

SAVUNMA SANAYİ

Savunma sanayinde güçlü olmadan hedeflerimize ulaşamacağımız görülmektedir. Silahlı ve silahsız insansız hava araçları konsundaki konu bize moral vermiştir. Afrin’de, Cerablus’ta ve iç güvenlikte bunu yaşıyoruz. Teşvik sistemini bunları kapsayacak kadar genişletiyoruz. Altay milli tankı seri üretim aşamasına geldi. İnsansız savaş uçakları konusunda Ar-Ge çalışmaları başlatacağız. Hava savunma sistemleri projelerinde önemli mesafeler kat ettik. Uzay ajansımızı bu yıl kuruyoruz. Doğalgaz kullanmayan ilimiz ve büyük ilçemiz kalmayacak. Yerli kömürü elektrik üretiminde değerlendireceğiz. Bor başta olmak üzere, ülkemizin sahip olduğu ham maddeleri etkin şekilde kullanma çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

“TARIMSAL MİLLİ GELİRİMİZİ 150 MİLYAR DOLARA ÇIKARACAĞIZ”

Hedefimiz 2023 yılında tarımsal milli gelirimizi 150 milyar dolara, ithalatımızı da 50 milyar dolara çıkarmaktır. Yüksek teknolojili seracılık gibi teknikleri yaygınlaştıracağız. Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisini yatırım yapmaları için girişimciler açacağız. Kırmızı et tüketiminde kendimize yeter ülke haline geleceğiz. Özellikle doğu anadoluda hayvancılığa destek vereceğiz. Otoyol ağımızı 2 katına çıkaracağız. Havacılık ve denizcilik sektöründe ülkemizi en önemli transit geçiş noktası haline getireceğiz. İstanbu ile birlikte 9 havalimanını kullanıma açacağız. 2 yeni uyduyu daha uzaya göndererek bu alandaki başarımızı da perçinleyeceğiz. Ülkemizin her ferdi ve bölgesi kapsayacak vizyonu hayata geçireceğiz.

***

BEYANNAMENİN DETAYLARI

AKP’nin 24 Haziran seçimlerine için hazırladığı seçim beyannamesinde ‘Güçlü Türkiye, Güçlü Hükümet, Güçlü Meclis’ vurgusu öne çıkıyor.

Beyanname 360 sayfadan oluşuyor. Beyannamenin ilk bölümünde yeni yönetim modeli anlatılıyor.

Beyannamede dış politikaya ilişkin hedefler şöyle sıralandı:

“Türkiye’nin AB hedefini stratejik bir hedef olarak görüyoruz, Türkiye AB katılım hedefini sürdürmektedir.”

“ABD ile yaşanan sorunları aşmak istiyoruz; ABD ile yakın işbirliğinin korunması esastır.”

Önümüzdeki dönemde Rusya ile enerji ve ticaret başta olmak üzere ikili ilişkilerimizi geliştirmeye çalışacağız.”

“Suriye ihtilafının nihai bir siyasi çözümle neticelenmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Meşru bir yönetime kavuşmuş yeni bir Suriye hedefi için çalışacağız, arzumuz yeni Suriye ile komşuluk ilişkilerimizi ve işbirliğimizi yeniden tesis etmek.”

EKONOMİDE NELER YAPILACAK?

Beyannamede “İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi” başlığı altında yer alan bölümde neler yapılacağına ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Merkez Bankası’nın (TCMB) fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesi esas olmaya devam edecek. Enflasyon hedeflemesi rejimine devam edilecek, dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecek.”

“Döviz piyasaları yakından takip edilecek, gerektiğinde dengeleyici döviz likiditesi araçları kullanılmaya devam edilecek.”

“Firmaların döviz kuru riskini daha etkin bir şekilde yönetebilmeleri için gerekli mekanizma ve teşvikler oluşturulacak.”

“Maliye politikası fiyat istikrarının sağlanmasında destekleyici olacak.”

“Önümüzdeki dönemde faizlerin oluşturduğu maliyet baskısını azaltacak tedbirleri hayata geçireceğiz.”

Meral Akşener’den hükümete ekonomi eleştirileri

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Isparta’da miting alanında vatandaşlara seslendi. Akşener konuşmasına, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i kastederek “Babamın şehri Isparta” diye başladı. Isparta’da emanet oyları geri almaya geldiklerini belirten Akşener, babanın kızını Ispartalılar’a emanet etmeye geldiğini söyledi. Bambaşka bir konuşma hazırladığını, ancak sabah kalktığında doları gördüğünü dile getiren Akşener, “Her tarafta endişe var. Ekonominin alarm verdiği, gençlerin yarınla ilgili çok büyük endişe taşıdığı, sanayicilerin endişe taşıdığı, yatırımların geri çekildiği bir güne uyandık. Ekonominin patronu güvendir. Eğer ekonomiyi keyfinizin, gönlünüzün hoş edildiği bir alan haline getirirseniz, Türkiye’yi batırırsınız. ’24 Haziran’dan kazanırsam, doları, faizi düşüreceğim’ diyorsun, hadi oradan”diye konuştu.

İsrafın had safhada olduğunu savunan Akşener, iktidarın 1100 odalı saray yaptığını söyledi. Erdoğan’dan OHAL’i kaldırıp, Merkez Bankası’nı sakin, dürüst, ciddi çalışması için serbest bırakmasını isteyen Akşener, “Böyle ciddiyetsizlik olur mu? Dolar toto oynuyoruz, benzininden mazotuna giyim eşyasına her konuda zam yiyeceğiz. Çiftçi can çekişiyor. Süleyman Demirel Üniversitesi’ni (SDÜ) bölmeye çalıştılar. Atatürk’e düşmandılar biliyorduk, anladık ki babaya da düşmanlar” diye konuştu.

‘ISPARTA, PARİS VE MADRİD İLE YARIŞACAK’

Isparta’ya yatırım gelmediğini ileri süren Meral Akşener, Isparta’nın dünyanın en önemli endemik bitki örtüsüne sahip olduğunu söyledi. Isparta’nın kozmetik üzerine dünyanın bir numarası olabileceğini belirten Akşener, “Süleyman Demirel’in memleketine hizmet etmek bize nasip olacak. Seçildikten sonra 1 Kasım’da burada en az 1000 işçinin çalışacağı, araştırmaların yapılacağı bir fabrika ve ARGE merkezi yapacağız. İspanya ve Fransa bu işin kaymağını yerken, Isparta dışarıda kalıyorsa bu bizim ayıbımızdır. Isparta, Paris’le Madrid’le yarışacak” dedi.

‘RÜŞVETE UZANAN ELLER YANACAK’

1100 odalı sarayda bir defa bile yatmayacağını dile getiren Akşener, çiftlik haline getirilmiş kurumlar olduğunu, bunları gözden geçirip son vereceklerini söyledi. Hukuk ve adaletin olmadığı yerde ekonomi olamayacağını dile getiren Akşener, “Eğer bu israfı, rüşveti Türkiye sürdürmeye devam ederse batar. Rüşvet, israf ve yolsuzlukla mücadele edeceğiz. Öyle yasalar hazırlayacağız ki; rüşvete uzananların eli yanacak” dedi.

MÜSLÜM GÜRSES’İN SÖZÜYLE ÇIKIŞTI

Bir tarafta namusuyla evine ekmek götürmeye çalışan aile reisleri olduğunu belirten Akşener, diğer tarafta da ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyen kibirliler olduğunu kaydetti. Bu kişilere Müslüm Gürses’in sözüyle seslenmek istediğini belirten Akşener, “Bu ülkeyi sen bölemedin. PKK bölemedi. Ama bu ülkeyi birbirine düşürecek olan, yolsuzluklarla ekmek peşinde koşanlar arasındaki problemdir. Yani bu ülkeyi yakarsa garipler yakar” diye konuştu.

ERDOĞAN BANA ‘EYT’ DİYEMİYOR

Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dünyaya ‘eyt’ diye seslendiğini, ancak gariban Akşener’e seslenemediğini söyledi. Akşener, “Çünkü eyt derse vatandaşın bilgisi olur. Rakiplerini kendi seçti, bir farklı rakip çıktı, korkudan uykusu kaçıyor. Bu rakip hem Başbuğ Alparslan Türkeş’in, hem de Demirel’in çırağı. İkinci turda o yüzden Akşener’i istemez” dedi.

Meral Akşener, isim vermeden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi de eleştirdi. Akşener, şöyle konuştu:

“Bu arkadaşlar milli ise nasıl olur da milliyetçiliği ayaklar altına alanlarla yan yana gelir? ‘Türk milliyetçileri vampir gibi kandan besleniyor’ diyenlerle nasıl yan yana geldiler. 29 Ekim’de Peşmergenin davul zurna ile geçişi oldu. Buna yol verenler, lahmacun paralarını ödeyenler, hendekler kazılırken, oradaki vali ve emniyet müdürlerine ‘Kafanı çevir’ diyenler yerli ve milli, biz gayri milliyiz öyle mi? Hadi oradan. Önüne gelen FETÖ’cüymüş bu memlekette. Önce sağına ve soluna, sonra aynaya bak. Bütün gördüklerin FETÖ ve gayri millidir. Bu ülkenin parasının değerini yerle bir edenler gayri milli. Genelkurmay Başkanını terör örgütü suçlamasıyla hapse atanlar gayri millidir. Bütün askeri liseleri kapatanlar gayri millidir. Polis akademilerini kapatanlar gayri millidir.”

Mitingin ardından Akşener, Süleyman Demirel’in memleketi İslamköy’deki inşaat halindeki anıt mezarını ziyaret ederek dua etti.

Sanatçı Pınar Aydınlar’ın avukatlarından suç duyurusu

Halk Müziği Sanatçısı Pınar Aydınlar’ın avukatları, müvekkillerinin cezaevine girişte zorla çıplak aramaya maruz kaldığını belirterek, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

MA’nın haberine göre, İzmir’de yaptığı bir konuşma nedeniyle “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davada verilen hapis cezasının kesinleşmesinin ardından tutuklanarak Bakırköy Kadın Cezaevine gönderilen Pınar Aydınlar’a cezaevine girişte çıplak arama dayatıldı. Dayatmayı kabul etmeyen Aydınlar’a zorla çıplak arama yapılmasına dair avukatlar suç duyurusunda bulundu. Avukat Murat Arksak tarafından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3’üncü maddesini içeren “İşkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağı” ile AİHS’nin 8’inci maddesinde yer alan “özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı”nın ihlal edildiği belirtildi.

‘TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR’

“Dayatılan ve uygulanan çıplak arama işleminin insanlık onuru ile bağdaşmadığı, işkence ve kötü muamele yasağının ihlali niteliğinde bir kamu uygulaması olduğu” ifadelerine yer verildiği suç duyurusunda, Aydınlar’ın tutuklandığı günden bu yana tek kişilik hücrede tutulduğuna da yer verildi.

Kedilerin aile saadeti

Antalya’da bir sitenin bahçesinde doğum yapan sokak kedisi, 5 yavrusuyla birlikte ‘aile saadeti’ görüntüsü çizdi.

Annelerinin sırtına sırayla dizilen yavru kedilerin pozu, görenlerin içini ısıttı. Annelerinin yanında kendilerini güvende hisseden yavru kediler, site sakinleri tarafından sevilip korunuyor.

Sığınmacı çocuklar minik yaşta ağır travma yaşıyor

Suriye’de iç savaşın neden olduğu sığınmacı göçünün ardından Türkiye’de de faaliyet göstermeye başlayan uluslararası çocuk örgütü Save The Children Türkiye Direktörü Nick Finney, 2018 itibariyle 938 bin Suriyeli çocuk okul yaşına geldiğini kaydetti. “Bunların yarısına yakını okula kayıtlı” diyen Finney, “Eğitim Bakanlığı’na göre sürecin normalleşmesi için 20 bin yeni sınıf gerekecek. Eğitim kalitesi düşebilir okul sayısı artmazsa” dedi.

Çocuk sığınmacıları ve en çok da eğitimlerini destekleyen projeler gerçekleştiren Save The Children Türkiye Direktörü Finney, “2018 itibariyle 938 bin Suriyeli çocuk okul yaşına geldi. Bunların yarısından fazlası okula kayıtlı.
Eğitim Bakanlığı’na göre sürecin normalleşmesi için 20 bin yeni sınıf gerekecek. Eğitim kalitesi düşebilir okul sayısı artmazsa. Çözüm mevcut sistemin geliştirilmesi. O yüzden de bu konu çok daha acil.Türkiye’nin çocuk nüfusunun da eğitim kalitesinin düşmesi riski var” değerlendirmesi yaptı.

“Türkiye’de üç yıl önce ortalama sınıf nüfusu 25’ti fakat üç yılda bu ortalama 2018’de 38-39’a çıkmış” ifadelerini kullanan Finney, “Okul sayısı artmazsa öğrencilerin de eğitim kalitesi düşebilir

Türkiye’de Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yakından çalışıyoruz. Özel ihtiyaçları olan çocuklar var sığınmacılar arasında ve bakanlığın sosyal refah sisteminin bu aileleri de kapsaması için çalışmalar yapıyoruz” diye belirtti.

Eğitimin kalitesi düşebilir
Finney’in açıklamasından öne çıkan satırbaşları şöyle:

»Çocuk koruma en kırılgan çocukları kapsıyor: Okuldan atılma tehlikesi olanları, aile bireylerinden biri kayıp olan çocukları, ev içi şiddete ve zorbalığa maruz kalanları kapsıyor.

»Sığınmacı çocuklar için eğitimden sonra en önemli sorun ise ailenin çocuklara doğru yemekleri verebilecek, okulunu bitirmesini sağlayabilecek yeterli parası olmaması.

»Sığınmacı çocuklar Türkiye’ye geldiklerinde çok berbat şeyler yaşadı. Yaptığımız çalışmalar toksik stres de dediğimiz çok uzun süren strese bağlı tramvalar, davranış bozukluğu ve öğrenme zorluğu yaşamaya başladıklarını gösterdi.

»Son olarak da çocukların eğitimi için uğraşsak da bu çocukların ileride istihdam pazarına girmesi de düşünülmesi gereken başka bir zorluk. Okula giden çocukların sayısı artıyor. Peki iş nasıl bulacaklar ve Türkiye ekonomisine entegre olacaklar?

»Bazen ekonomik baskılardan dolayı okulu bitirmeleri zor. Dili öğrenmedilerse de işler zor.

»Şu ana kadar toplam 300 bin Suriyeli bebek Türkiye’de doğdu ve her gün 250 Suriyeli bebek Türkiye’de doğuyor. Bu nesil kim olduğuyla ilgili sorular da soracak.

Kılıçdaroğlu “Aile Sigortası”nı Maltepe’de başlatıyor

Maltepe Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yoksullukla mücadele amacıyla iktidar projesi olarak geliştirdiği “Aile Sigortası”nı hayata geçiriyor.“Halkkart” adı verilen kartlar, Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından erjhak sahibi kadınlara teslim edilecek. Proje kapsamında tespit edilen ailelere, her ay ortalama 600 TL maddi destek sunulması planlanırken kartlar, hanedeki kadınların adına çıkartılacak. Alışveriş için kullanılabilecek kart, sadece Maltepe sınırları içerisinde geçerli olacak ve Maltepe esnafına da destek sağlanacak.

“HERKESİN AŞI KAYNASIN”

Herkesin evinde aşı kaynasın diye bu projeyi hayata geçirdiklerini belirten Maltepe Belediye Başkan Kılıç, “Aile Sigortası uygulamasını, hayata geçiren ilk belediye olmaktan gurur duyuyorum. Komşusu açken tok yatan bizden değildir anlayışıyla, 3 yıldır kapı kapı dolaşarak tespit ettiğimiz hanelerimize bu desteği sunmaya karar verdik. Ben de köyde büyüdüm. Yokluk ne demektir iyi bilirim. Kimseye ayrıcalık yapmadan, tamamen bilimsel yöntemlerle sonuca ulaştık. Herkesin evinde aşı kaynasın diye, aylık 600 TL destek sunacağız. Bu destek kartlarımızı evin kadınına teslim ediyoruz. Hem kadınlar ekonomik olarak güçlenecek, hem de Maltepe’miz kalkınacak” diye konuştu.

53 BİN HANENİN KAPISI ÇALINDI

Tamamen bilimsel yöntemlerle ve puanlama sistemine dayalı titiz bir araştırmayla sonuçlandırılan “Aile Sigortası” projesi için, Maltepe Belediyesi bünyesinde 18 kişilik bir ekip kuruldu. İlçe sınırları içerisinde 53 bin hanenin kapısını tek tek çalan ekipler, puanlama sistemi ile ihtiyaç sahibi 3 bin 6 haneyi tespit etti. 11 bin 419 vatandaşla yüz yüze anket yapıldı. Geliri 1500 TL’nin altındaki haneler için ise ikinci etap çalışmaları başlatıldı. İkinci etapta, Sosyal İnceleme Formu oluşturularak, yardım yapılacak hanelerin bilgileri resmi kayıtlarla karşılaştırıldı ve bilgilerin doğruluğu teyit edildikten sonra listeler oluşturuldu.

Maltepe Belediyesi’nden yurttaşlara ücretsiz sağlık hizmeti

Maltepe Belediyesi’ne bağlı olarak faaliyetlerine sürdüren Küçükyalı Tıp Merkezi, 2018 yılında doktor ve poliklinik sayısını arttırarak, çalışmalarına hız verdi. Çalışmalar kapsamında 2018’in ilk 4 ayında, 37 bin hastaya ücretsiz sağlık hizmeti sunuldu.

Maltepe’de, belediye tarafından hizmete açılan Küçükyalı Tıp Merkezi, başarılı ve ücretsiz çalışmalarını, doktor ve poliklinik sayısını arttırarak sürdürüyor. Tam donanımlı olma noktasında hızla ilerleyen tıp merkezi, 2018’in ilk 4 ayında dahiliye, genel cerrahi, lokal cerrahi, kadın, çocuk, göz ve göğüs hastalıkları, ağız ve diş sağlığı, uzman aile hekimliği, pratisyen hekim ve psikolojik danışmanlık hizmeti alanlarında toplamda 37 bin hastaya sağlık hizmeti sundu. Ağız ve diş sağlığı polikliniğinde 826 kişiye hizmet veren tıp merkezi, radyoloji ve biyokimya hizmetleri alanında da 11 bin 379 vatandaşa laboratuvar hizmeti verdi. 2018’in ilk çeyreğinde 774’ü evlilik raporu, 35’i kan tahlili, 935’i sağlık raporu olmak üzere toplamda bin 752 kişiye ulaşılırken; kan alma, kan şekeri ölçümü, serum takılması, EKG, müşahede, pansuman, tansiyon ölçümü, enjeksiyon ve dikiş alımı gibi hemşirelik hizmetlerindeyse, 12 bin 648 vatandaşının derdine deva olundu.

“DOKTOR SAYIMIZ ARTACAK”

Hastane Müdürlüğü’ne bağlı Küçükyalı Tıp Merkezi’nin çalışmalarıyla ilgili olarak Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, şunları söyledi:

“Bu merkezi, tam da Türkiye’de hemen hemen neredeyse tüm sağlık hizmetleri ücreti hale getirilirken, vatandaşlarımıza yönelik, özellikle temel sağlık ihtiyaçlarının ücretsiz olduğunu kabul eden bir sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmete açmıştık. Geçen aylar, bu kararımızın ne denli isabetli olduğunu gösteriyor. 2018’in ilk yarısında 37 bin kişiye ücretsiz sağlık hizmeti sunduk. Yine sene sona ermeden hem doktor, hem hemşire, hem tıbbi malzeme, hem de poliklinik sayımızı arttırarak, daha donanımlı hizmetleri sunmaya devam edeceğiz.”

Yoksulların yoksul teorisyeni: Karl Marx

Bugün 1 Mayıs. Tüm dünya emekçileri için ne anlam ifade ettiğini biliyoruz bu günün. Sosyalizmin kurucusu Karl Marx’ın 200. doğum yıldönümünü de bir kaç gün sonra kutlayacağız. 5 Mayıs (1818) Marx’ın dünyaya geldiği gün. İnsanlığın kurtuluşunun dinsel ya da siyasal baskılardan kurtulmak kadar, hatta onlardan daha çok, ekonomik, toplumsal baskılardan kurtulmak olduğunu bize öğreten büyük Marx, 200 yaşında.

Doğum yıldönümü nedeniyle çok şey yazılacak Marx hakkında. Düşünce sistematiği, insanlığın kurtuluşu için sunduğu reçete, hepsi dünyanın hemen her yerinde bir kez daha konuşulacak, tartışılacak. Büyük bir düşünce insanı olmasının yanı sıra Marx’ın bir de “özel yaşamı” var. Kişisel olarak benim daha çok ilgimi çeker bu. Bu olağanüstü beynin aslında sıradan insanlar gibi yaşamış olduğunu, çoğumuzun yakındığı dertlerden onun da yakındığını bilmek ilginç geliyor. Bunda şaşılacak bir taraf yok elbette ama insanların hangi düzeyde olursa olsun ortak tutumları oluyor. Marx’la en azından bu konuda aynı oluşumuz çok güzel. Önemli bir bilgi olmayabilir ama benim açımdan okuduğu kitapların arasına çok sevdiği defne yapraklarından koyup koymadığı önemlidir. Defne yaprağını çok severdi çünkü. O nedenle Marx’ın bilimsel çalışmalarına vakfettiği yaşamından bize çok az yansıyan kimi bilgileri paylaşayım istedim. Marx gerçekten çok çok renkli bir karakterdir çünkü.

Rehinciye giderken gözaltı
Hayatı boyunca parasızlık çekmiş olan büyük Marx, üç çocuğunu yoksulluk yüzünden kaybetti, malum. Ömrü boyunca ortadan kaldırılması için mücadele ettiği fakirliğin kurbanlarından biri de oydu. Çok parasız kaldığı bir dönemde eşinin mücevherlerini rehin vermeye giderken hırsızlık şüphesiyle gözaltına alınmışlığı da vardır. Tütüne düşkündü, puro tutkunuydu derler, içkiyle arası nasıldı bilemem ama gençken sarhoş olup halkın huzurunu bozmaktan da gözaltına alınmıştı. Dediğim gibi bunlarda şaşılacak bir yan yok, ama Marx söz konusu olunca onun da hepimiz gibi olduğunu bilmek hoş geliyor.

Tütün parası bile kazandırmadı
Tütün üzerinde biraz duralım. Öyle geçilecek gibi değil, çok ama çok tütün içerdi. Özellikle büyük eseri Kapital’i yazarken içtiği puronun, piponun haddi hesabı yoktur. “Kapital, bana onu yazarken içtiğim purolara harcadığım paralar kadar para kazandırmadı” demiş bir gün damadı Paul Lafargue’ye. Kapital’i yazarken ne zorluklar çekmiştir kimbilir, ama sırtındaki çıbanlar canını çok yaktığı için Kapital’in büyük bölümünü oturup sandalyeye arkasını dayayarak değil, ayakta yazmıştır. Çoğumuzun bundan haberi bile yoktur. Damadı Lafargue, Kapital’i iyi bir sonla bitiremeyeceği endişesini duyduğunu da söylüyor Marx’ın. Bu büyük eserini yazdığı sıralarda gerçekten hastadır çünkü.

Herhalde puroya olduğu kadar kibrite de para harcamıştır. Çünkü inanılmaz bir kibrit müsrifiydi. Sık sık sönen purolarını defalarca yakmak zorunda kalmış olmasından ötürü. Kahve, hem de en koyusundan, sabahları kalkar kalkmaz içtiği yegane içecektir. Yemeğe düşkünlüğü ise neredeyse yok gibidir.

yoksullarin-yoksul-teorisyeni-karl-marx-458165-1.

Don Kişot’u çok sevmesine şaşırmadım. Bilinir, Cervantes’in bu ünlü eserinde şövalyelikle dalga geçilir. Marx’ın, çocuklarına uykudan önce bu en sevdiği romanı okutmasının nedeni beki de budur.

Nasıl çalışırdı? Bunu merak ettiğim için Londra’da sık sık gittiği kütüphaneye gittim, Jubilee Garden’ın oralarda bir kütüphanedir bu. British Library’de de çok zaman geçirmiştir ama benim gittiğim kütüphanede Marx’ın çalıştığı masayı aynen korumuşlar. Düşünürlerin, yazarların, şairlerin çalışma düzenleri nasıldı, çalışırken ne yaparlardı, hep merak ederim. Başka kaynaklardan, çalışırken kitaplara pek de nazik davranmadığını öğrendim Marx’ın. Sayfa kenarlarını bükmekle kalmaz, kurşun kalemle çizikler de atarmış sürekli. Kitaba not düşmez ama kitabın yazarının bir cümlesine takıldığında soru ya da ünlem işareti koyarmış hemen. Ben de kitap okurken cümlelerin altını çizen biri olduğum için Marx’ın da böyle yapmasına çok memnun oldum. Çizilen yerleri yıllar boyunca dönüp dönüp okurdu üstelik. Bunu Hegel’in tavsiyesi olarak görürmüş.

Büyük düşünür, kötü şair
Felsefe okudu, tarih okudu, hukuk okudu, birçok lisan öğrendi. Böyle bir adamın şiir yazmaması düşünülebilir mi? Yazdı da. Kötü bir şairdi tabii, kendisi de bilirdi bunu. Gençliğinde yazdığı şiirlerini, özellikle sevgili eşi Jenny’ye yazdıklarını, yok etmemiştir ama. Jenny ile birlikte bu şiirleri okuyup gülerlerdi yaşlılıklarında. İyi bir şiir hafızası vardı, Heinrich Heine’nin Goethe’nin mısralarını ezbere bilirdi. Dante’yi, Robert Burns’ü çok severdi. Üç Avrupa dilinde, İngilizcede, Fransızcada, ana dili olan Almanca’da olağanüstü güzel metinler yazan Marx’ın dil öğrenme hevesi hiç bitmedi yaşamı boyunca. İlerleyen yaşında Rusça öğrenip büyük Rus şairi Puşkin’i, Gogol’ü kendi dillerinde okuyabilmiştir. Balzac en tutkunu olduğu yazardı. Çok severdi bu Fransız yazarı. Balzac için, aristokrasinin içinde olup da aristokrasinin iğrençliklerini onun kadar iyi yazan yoktur derler. Marx belki de bu yüzden çok sevmiştir Balzac’ı. Ama Shakespeare tutkusu bambaşkadır. Sadece o değil tüm aile bireyleri bu büyük İngiliz yazarının hayranıydı aslında.

Fielding’in Tom Jones romanını çok sevdiğini öğrenince ben de okudum bu romanı gençliğimde. Sevdim de haliyle. Gülünç hikâyeleri, macera romanlarını sevmesi çok ilgimi çekmiştir Marx’ın.

Matematikle dinlenmek
Çalışması sırasında yorulursa divana uzanır, hayır, kestirmezdi tabii, roman okurdu dinlenmek için. Damadı Lafargue, asıl dinlenme biçiminin matematik olduğunu söyler. Sadece dinlenmek için değil, yine Lafargue’nin dediğine göre sevgili eşi Jenny’nin hastalığı sırasında Marx üzüntüsünü unutmak için de matematiğe sığınmıştır.

Kızlarına ne kadar düşkün olduğunu bilmeyen yok. Saatlerce oynarmış onlarla kızları küçükken. Kağıttan yaptığı savaş gemileriyle koca bir leğenin içinde savaşçılık oynardı baba ile kızları.

Marx bir kitap yazacak, diyelim ki size ithaf edecek. Kabul etmez misiniz? Ben ederdim, hem de nasıl. Ama reddedenler de oldu elbette. Kapital’i büyük bilgin Charles Darwin’e ithaf etmek istediği ancak Darwin’in bir hayli dindar olan kızkardeşlerinin tepkisinden çekinerek bunu reddettiği söylenir örneğin. Darwin, Marx’a, “Beni kız kardeşlerime öldürtmek mi istiyorsun” demiştir derler.

Büyük düşünür, sosyalizmin büyük teorisyeni, işçi sınıfının büyük evladı, 14 Mart 1883’te Londra’da öldü. Marx’ın ölümü için, mezarı başındaki törende yakın dostu Engels şunları söylemiştir: “14 Mart günü öğleden sonra saat üçe çeyrek kala yaşayan en büyük düşünür artık düşünemez oldu.”

Düşünceleri ışığımızdır. Marx’a saygıyla, sevgiyle.