Tarafsız Habercilik

Avusturya Başbakanı açıkladı: 7 cami kapatılacak, imamlara sınır dışı

Avusturya’nın muhafazakâr hükümeti, dış finansman alarak ülkede faaliyet gösteren imamların sınır dışı edileceğini, yedi caminin de kapatılacağını duyurdu.

Açıklamayı yapan Başbakan Sebastian Kurz, kararın başkent Viyana’da ağırlıkla Türk cemaatin gittiği bir camide asker kamuflajlı öğrencilerin sergilediği ‘Çanakkale Şehitlerini Anma’ oyunu nedeniyle alındığını açıkladı.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Avusturya’da yayınlanan Falter dergisi fotoğraflara yer vermişti. Fotoğraflarda çocukların üzerleri Türk bayraklarıyla örtülü şekilde yerde yattıkları görülüyordu.

Cami, Avusturya Türk İslam Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Birliği’ne (ATIB) bağlıydı. Fotoğraflar ATIB’ın bugün erişime kapalı olan Facebook sayfasında da paylaşılmıştı.

Kurz, “Siyasi İslamın ya da radikalleşmenin toplumumuzda yeri olamaz” diye konuştu.

avusturya-basbakani-acikladi-7-cami-kapatilacak-imamlara-sinir-disi-472638-1.

ATIB, Avusturya genelinde 100 bin üzerinde fazla üyesi ve 65 camisi olan resmi bir dernek. Bir anaokulu da işletiyor ve Avusturya devletinden dini ödenek alıyor.

Kurz daha önce camide sergilenen bu oyun için “Bu yaşananların Avusturya’da yeri yok. Hükümet olarak bu tür konulara bundan böyle sıfır tolerans göstereceğiz. Tüm gücümüzle bu olumsuz gelişmelerle mücadele edeceğiz” demişti.

Ülkede ATIB’in kapatılıp kapatılmaması konusu tartışmaya açılmıştı.

avusturya-basbakani-acikladi-7-cami-kapatilacak-imamlara-sinir-disi-472695-1.

Saray Sözcüsü Kalın’dan tepki

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, bu kararının “ülkedeki İslam karşıtı, ırkçı ve ayrımcı popülist dalganın sonuçlarından biri olduğunu” belirterek Avusturya hükümetinin kararını eleştirdi.

Kalın, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Avusturya’nın sudan bahanelerle yedi camiyi kapatması ve imamları sınır dışı etmesi, bu ülkedeki İslam karşıtı ırkçı ve ayrımcı popülist dalganın sonuçlarından biridir. Amaç, Müslüman toplulukları ötekileştirerek siyasi kazanım elde etmektir. Avusturya hükümetinin ideolojik tutumu evrensel hukuk normlarına, toplumsal uyum politikalarına, azınlık hukukuna ve bir arada yaşama ahlakına aykırıdır. İslam karşıtlığının ve ırkçılığın bu şekilde normalleştirilmesi ve sıradanlaştırılması kesin olarak reddedilmelidir.” dedi.

Şimşek’ten ekonomi açıklamaları: Avrupa ile arayı muazzam biçimde kapattık

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, TRT Haber’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Şimşek,

Şimşek’in konuşmasından satır başları şöyle:

  • Küresel krize, Orta Doğu’daki kaosa rağmen Türkiye ortalama yüzde 5.7 büyüdü.
  • Avrupa ile arayı muazzam biçimde kapattık. Betona yatırımla mı oldu? Bu Türkiye ekonomisini iyi okumadıklarından oldu. Bugün bütçede en büyük yatırımı eğitimde yapıyoruz. Bugün hastaneler yapıyoruz.
  • Türkiye helikopterini CHP döneminde mi üretti, AK Parti döneminde üretildi. Beton mu? Türkiye kendi uydusunu üretiyor. Türkiye hidroelektrik santrallerini ne zaman üretti?
  • Savunma sanayiinde bugün Türkiye dışa bağımlılığını %75’ler civarından %40’ın altına düşürdü.
  • Rakamlar ortada. Bize inanmıyorlarsa IMF verileri ortada. Bizim 1 milyar dolar ve üzeri ihracat yaptığımız ürün sayısı 2002’de 8 civarında bugün 30.
  • Kasıtları havalimanlarını yapmayınsa betondan kasıt buysa o ayrı bir zihniyet. En büyük harcama kalemi eğitim, ikincisi sağlıktır.
  • Muhalefet oturup 15 yıldır ortaya güçlü,uygulanabilir alternatif bir vizyon koysaydı başarılı olurdu. Koyamayınca eleştirmek çok kolay. Eleştirinin de içeriğinin doğru olması gerekmiyor.
  • Türkiye’de büyüme yüzde 5.2. Endonezya’yla birlikte en yüksek büyüme. G20’de Çin ve Hindistan’dan sonra en büyük büyüme, Avrupa’daki en yüksek büyüme. Bu vatandaşa çiftçiye yansımış. 2002’de yurtdışına turizim için giden vatandaş 3 milyondu, geçen yıl 9 milyona çıktı bu rakam.
  • Türk şirketleri dünyaya açıldı. Büyük büyük markalar satın alıyorlar. Bunu devletin sorumluluğundaymış gibi sunmak vatandaşın kafasını karıştırmaktır. Toplam dış borcun milli gelire oranı yüzde 53. Özel sektörün borcu tabii ki bizi ilgilendirir. Ama özel sektörün borçluluğundan bizi sorumlu tutmak olmaz. Bugünkü muhalefetin eskilerine baktığımızda devletin borcu yüzde 78. Bugün bu rakam yüzde 52.

Merkez bugün toplanıyor: Bitmeyen faiz artışı beklentisi yine masada

Ekonominin yapısal problemlerinin üzerine eklenen erken seçim belirsizliği Türk Lirası’nda sert değer kaybına yol açarken, gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bugün yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi. Liranın ateşini düşürmek için iktidarın talimatıyla son 45 günde faizleri yüzde 3,75 artıran TCMB’nin, enflasyon görünümündeki yüksek seyir nedeniyle yeniden faiz artışına gitmesi bekleniyor. Ocak 2017’de yüzde 8 olan politika faizi son yapılan toplantıda yüzde 16,5’e kadar yükseltilmiş, böylece faizde artış oranı yüzde 100’ü geçmişti. Buna karşın faizlerin hâlâ düşük olduğunu savunan piyasanın beklentisi faizin 50 ile 100 baz puan artırılacağı yönünde. Böylece tahminlere göre faizin yüzde 17’yi de aşması olasılığı yüksek.

Neden herkes faiz artışı bekliyor?
Piyasanın sürekli faiz artışı beklemesinde, yapılan faiz artışlarının liradaki değer kaybını engellememesi önemli yer tutuyor. Ayrıca yüksek risk nedeniyle Türkiye’ye uğramayan sıcak paranın ancak reel faizlerin yukarı çekilmesiyle birlikte yeniden girişinin mümkün olabileceği görüşü hâkim. Mayıs ayı enflasyonunun yüksek çıkmasıyla birlikte TCMB’nin ve hükümet üyelerinin öngörüsü de enflasyonun yükseleceği yönünde. Ayrıca uluslararası kuruluşlar da Türkiye’de enflasyonun yılın ikinci yarısında daha da tırmanacağı görüşünü savunuyor. Önceki gün Merkez Bankası tarafından yapılan enflasyon değerlendirmesinde maliyet artışlarınIN fiyatları yükselttiği ve yükselişin tüm mal gruplarına yayıldığı ifade edilmişti. Çekirdek enflasyonun yükseliş eğilimini sürdürdüğüne de yine değerlendirmede yer verilmişti. Dün ise konuya ilişkin Maliye Bakanı Naci Ağbal’dan da bir değerlendirme geldi. Katıldığı bir televizyon programında konuşan Ağbal, enflasyondaki hızlanmanın önümüzdeki aylarda devam etmeye hazırlandığını, buna karşın vergi indirimleriyle fiyatlardaki yükselişin önüne geçmeye çalışacaklarını ifade etti.

Gerçek enflasyon bu değil!
Enflasyona ilişkin uluslararası camiadan da Türkiye’ye ilişkin yorumlar ve uyarılar yapılıyor. Uluslararası Finans Enstitüsü uzmanları tarafından yapılan değerlendirmede, enflasyonun önümüzdeki altı ay içinde sert bir şekilde yükselmesinin beklendiğine işaret edildi. Geçen hafta ise Financial Times’te yapılan bir analizde Satınalma Gücü Paritesi baz alınarak yapılan hesaplamaya göre Türkiye’de enflasyonun yüzde 39 olduğu, dolayısıyla halihazırdaki yüzde 16,50’lik faiz oranının da sıcak parayı çekmeye yetmeyeceği ifade edilmişti.

Denize düşen Londra’ya sarıldı
Öte yandan yıllardır faize karşı olduğunu ifade eden iktidarın faiz artışlarına hız kazandırması da dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Londra ziyaretinde yatırımcılara sunduğu ekonomi ‘teorilerinin’ kabul görmemesi üzerine lirada yaşanan rekor kayıp, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in hasarı onarmak için yeniden Londra’ya gitmesine yol açmıştı. Şimşek burada yatırımcılara Merkez Bankası’nın bağımsız kalacağını ve piyasa beklentileri hususunda faiz artışları dahil gereken adımların atılacağı sinyalini verdi. Ardından gelen faiz artışları, önüne üretim ve istihdam artışını koyamayan Türkiye ekonomisinde dışa bağımlılığın daha da artacağını gösterdi.

İki senaryo
İktidardan faiz artışları için onay alan ‘bağımsız’ Merkez’in bugün hangi kararı alırsa alsın, siyasi bir baskı yaşamayacak. Faiz artışına gitmesi halinde çarpık da olsa ekonomik büyümeye bir darbe daha vurulmuş olacak. Faiz artırmaması halinde ise kaderini emanet ettiği küresel sermayenin karara sert bir reaksiyon göstermesi muhtemel. Ekonomi Servisi

***

Kredi notuna bir darbe daha

Türkiye’nin çarpık büyümesinin yarattığı büyük dış açık ülkenin kredi notunun günden güne zarar görmesine yol açıyor. Japon kredi derecelendirme kuruluşu R&I, Türkiye’nin kredi notununun görünümünü negatife indirerek not indirim sinyali verdi. Açıklamada, ülkedeki politik risklere dikkat çekilerek bu durumun finans piyasalarındaki oynaklığı daha da kırılgan hale getirebileceği ifade edildi. 24 Haziran seçimlerinden sonra yeni başkanın duruşunun dikkatle izleneceğini ifade eden kuruluş, yabancı para cinsinden kredi notunu ise BB+ olarak teyit etti.

İtalya’da Giuseppe Conte başbakan olarak yemin etti

İtalya’da Beş Yıldız Hareketi ile Lig Partisi, yeni hükümet üyeleri üzerinde uzlaştı. Cumhurbaşkanı Mattarella hükümeti kurma görevini yine Conte’ye verdi. Conte bugün yemin etti.

İtalya’da hükümeti kurma görevi yine Giuseppe Conte’ye verildi. İtalya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Sergeo Mattarella’nın Perşembe akşamı Conte’yi kabul ederek, hükümeti kurma görevi verdiği belirtildi. Hukuk profesörü Conte ve yeni hükümet üyeleri bugün yemin etti

Popülist Beş Yıldız Hareketi ile aşırı sağcı Lig Partisi koalisyon hükümeti kurulması konusundaki ilk denemelerinin sonuçsuz kalmasının ardından yürüttükleri görüşmelerde yeni kabine üzerinde uzlaşma sağlamışlar ve hükümeti kurma görevinin yine Conte’ye verilmesini önermişlerdi. Popülist Beş Yıldız Hareketi’nin lideri Luigi Di Maio ile aşırı sağcı Lig Partisi Genel Başkanı Matteo Salvini’nin Perşembe günü Roma’da yaptığı ortak açıklamada, koalisyon hükümeti kurulması için gereken şartların sağlandığı belirtilmişti.

İspanya’nın yeni solcu başbakanı Sanchez, yemin ederek görevine başladı

Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri Sanchez, verdiği gensoruyla muhafazakar Mariano Rajoy hükümetinin düşmesinin ardından ülkenin yeni başbakanı oldu.

İlk kez başbakan olan 46 yaşındaki Sanchez, bugün Madrid yakınlarındaki Zarzuela Sarayı’nda Kral 6. Felipe’nin önünde yemin ederek görevi devraldı. Anayasa’nın bulunduğu yemin töreninde İspanya tarihinde ilk kez İncil veya haça yer verilmemesi dikkati çekti.

Sanchez’in geri dönüşü

Sanchez, Aralık 2015 ve Haziran 2016 seçimlerinde PSOE’nin başbakan adayı olmuş ve her ikisini de kaybetmişti. Sanchez, 2015’te koalisyon ile azınlık hükümeti kurmaya çalışsa da Meclis’ten güvenoyu alamamıştı.

2016’daki erken genel seçimlerin ardından parti yönetim kurulunun “çekimser oy kullanarak Rajoy’un azınlık hükümetinin güvenoyu almasının sağlanması” kararına karşı çıkan Sanchez, 1 Ekim 2016’da PSOE’deki genel sekreterlik görevini bırakmak durumunda kalmıştı.

Ancak Mayıs 2017’de yapılan seçimde PSOE’nin liderliğine bir kez daha gelen Sanchez, gensorunun kabul edilmesiyle başbakan oldu.

Yolsuzluk davası hükümeti yıktı

2011’den beri ülkeyi yöneten Mariano Rajoy hükümetinin düşmesine yolsuzluk davası yol açtı.

Kamuoyunda “Gürtel olayı” olarak bilinen ve bazı PP üyelerinin 1990 ve 2000’li yıllarda rüşvet alarak seçim kampanyalarını finanse etmekle suçlandığı davada 24 Mayıs’ta karara varılmıştı.

Mahkeme, PP’nin 1987 ve 2010 yılları arasında mali işler müdürlüğü yapan Luis Barcenas’ın da aralarında olduğu bazı üst düzey yetkililer ile iş adamlarından oluşan 29 kişiye yolsuzluk suçlamasıyla toplam 351 yıl hapis cezası vermişti.

Mahkeme, kararında partinin yıllarca rüşvete bulaştığını gösteren deliller bulunduğu ve Başbakan Rajoy’un da tanık olarak dinlenmesi gerektiği belirtilmişti.

Ana muhalefet partisi PSOE, bunun üzerine hükümet hakkında gensoru vermiş ve Rajoy’u istifaya çağırmıştı.

Slovenya’da 1,7 milyon seçmen sandık başına gitti

Orta Avrupa ülkesi Slovenya’da halk parlamento seçimleri için sandık başına gitti.

Yeni hükümetin belirleneceği seçimlerde 1,7 milyon seçmen oy kullanacak.

Ülkede eski Başbakan Miro Cerar liderliğindeki hükümet, başarısız olan bir demiryolu projesi nedeniyle mart ayında istifa etmiş, ardından öngörülen tarihten yaklaşık bir ay önce erken genel seçime gitme kararı alınmıştı.

Seçim öncesi yapılan kamuoyu yoklamaları, ülkede 2004-2008 ve 2012-2013 yılları arasında başbakan olan Janez Jansa’nın başkanlığını yaptığı, sağ görüşlü ve göçmen karşıtı Slovenya Demokrat Partisinin seçimden tek başına iktidar olarak çıkacağına işaret ediyor.

Yugoslavya’yı oluşturan devletlerden biri olan Slovenya, Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığını kazanmıştı. 2004 yılında AB üyesi olan ülke, 2007’de ortak para birimi avroya geçmişti.AA

Hükümeti eski IMF Türkiye şefi Cottarelli kuracak: İtalya’da beklenmedik hükümet krizi şaşırttı

İtalya’da son aşamasına gelinen hükümet kurma çalışmaları, Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın avro karşıtlığıyla bilinen ekonomi bakanı adayını veto etmesi üzerine çöktü. Tarihinde görülmemiş bir kriz yaşayan ülkede, Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, Eski IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli’ye hükümet kurma görevi verdi.

Cottarelli, 2000’li yılların başında Türkiye masasını yönetmişti.

Mattarella, Cottarelli’den bir teknokratlar hükümeti kurmasını istedi. Görevi kabul eden Cottarelli, seçimlerin gelecek yıl yapılacağını açıkladı. İtalya’da son aşamasına gelinen hükümet kurma çalışmaları, Cumhurbaşkanı Mattarella’nın avro karşıtlığıyla bilinen ekonomi bakanı adayını veto etmesi üzerine dün çökmüştü. İktidara gelmek üzereyken Mattarella’nun vetosu ile karşılaşan 5 Yıldız Hareketi ve Lig partileri şoka uğradı. İki parti, Cumhurbaşkanı’nın azledilmesi ve yeniden seçimlere gidilmesini istiyor. İtalyan basını ise devletin zirvesinde yaşanan gerilimi ‘görülmemiş bir kriz’ diye tanımlıyor.

İktidara gelmek üzereyken Mattarella’nun vetosu ile karşılaşan 5 Yıldız Hareketi ve Lig partileri duruma sert tepki gösterirken, Cumhurbaşkanı’nın azledilmesi ve yeniden seçimlere gidilmesi talepleri dahi dile getiriliyor. İtalya anayasasına göre cumhurbaşkanının hükümet üyelerini veto etme hakkı bulunuyor. İtalyan basını ise devletin zirvesinde yaşanan gerilimi “görülmemiş bir kriz” diye tanımlıyor.

Avrupa Birliği’ne şüpheyle yaklaşan, sistem karşıtı, popülist 5 Yıldız Hareketi ve Lig partileri, 4 Mart’ta yapılan genel seçimlerden yaklaşık 2.5 ay sonra bir koalisyon hükümeti kurmak üzere anlaşmıştı.

“Değişim hükümeti” olarak adlandırılan koalisyonun başbakan adayı hukuk profesörü Giuseppe Conte olmuştu.

Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın geçen çarşamba günü hükümeti kurma görevini verdiği Conte’nin, bakanlar kurulu listesini hazırlayarak Cumhurbaşkanı’nın onayına sunması, ardından da parlamentodan güvenoyu alarak bu hafta içinde göreve başlaması bekleniyordu. Ancak koalisyon ortakları ile Cumhurbaşkanı Mattarella arasında ekonomi bakanı konusunda yaşanan anlaşmazlık yüzünden hükümet kurma görüşmeleri çöktü. Cumhurbaşkanı Mattarella, Giuseppe Conte pazar akşamı hükümeti kurma görevini iade etti.

Reuters: Şimşek ve Çetinkaya Londra’ya gidecek

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya haftaya yatırımcılarla görüşmek üzere Londra’ya gidecek.

BBC Türkçe’nin aktardığı, Reuters’ın bir kaynağa dayandırdığı haberde gezinin 28-29 Mayıs tarihlerinde gerçekleşeceği belirtildi.

Erdoğan’ın Londra gezisinde Bloomberg’e verdiği röportajında ekonomi yönetimiyle ilgili söyledikleri Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ile ilgili tartışma yaratmıştı.

Şimşek: OHAL, yatırım gelişini etkiliyor

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) doların 5 liraya yaklaşmasının ardından aldığı faiz kararının geç bir adım olduğunu belirtti. Şimşek, bu kararın ‘güçlü’ olduğunu da söyledi. Şimşek, ‘Türkiye’nin piyasalarla inatlaşmayacağını’ da söyledi.

NTV’de soruları yanıtlayan Şimşek, ABD’de Halkbank’a yüksek miktarda bir ceza kesildiği iddiasının tamamen yalan olduğunu söylerken “Yalan atılır ama bu kadar da olmaz” dedi.

Şimşek’in ifadelerinden satırbaşları şöyle:

Merkez Bankası geç de olsa güçlü bir adım attı ve etkili oldu. Bazen hemen akabinde piyasaların normalleşmesi bekleniyor ama öyle olmuyor. Patikaya oturması zaman alıyor. Etkisi sınırlayan dün birkaç etken oldu. Bunlardan biri Halkbank’a ilişkin asılsız iddialar. Halkbank bunu yalanladı. Halkbank’a ilişkin bir karar yok. Bunlar uydurma. Halkbank’a 49 milyar dolar ceza verileceği uydurma bir haberdi. Yalan atılır ama bu kadar da olmaz. Merkez Bankası’nın spekülatif saldırılara karşı eli kolu bağlı değildir. Merkez Bankası ne gerekiyorsa yapacaktır.

‘PARA POLİTİKASININ TEPKİSİ ZAMAN ALDI’

Sanki gelişmekte olan ülkelerde sorun yok da Türkiye’de sorun var gibi gösterildiğini de görüyoruz. ABD’de uzun vadeli faizler hızla artarak yüzde 3’ü aştı. Yüzde 3 kritik bir eşiktir. Bunun etkisi oluyor. ABD doları tüm para birimlerine karşı değer kazanıyor. Bu trendler Türkiye’ye özgü değildir. Türkiye’yi olumsuz anlamda ayrışmasına sebep olan gelişmeler var. Seçim arifesindeyiz. Maliye politikasına ilişkin endişeler var. Mali disiplin konusundaki tereddütler yersizdir. Para politikasının tepkisi zaman aldı. Bunlar da güven kaybında etkili oldu. Merkez Bankası güçlü bir tepkiyle aslında bağımsız olduğunu gerektiğinde gerekeni yapacağını ortaya koymuştur.

‘OHAL YATIRIM GELİŞİNİ ETKİLİYOR’

‘OHAL olmasaydı, lira bu kadar değer kaybetmezdi’ diyorlar. OHAL, yatırım gelişini etkiliyor doğru ama OHAL niye geldi? Bir mecburiyetten dolayı geldi. Türkiye çok karmaşık bir darbe girişimine sahne oldu ve terör örgütü hendek siyaseti ile işi çok yeni bir boyuta taşıdı. O dönemde DEAŞ’ın bölücü terör örgütünün saldırıları var. Parti olarak biz OHAL istemeyiz. Türkiye OHAL’le terörün nefesini kısmıştır. Bu söylemlerde işi bağlamında tutmak lazım. 2002’den sonra hemen OHAL’e son veren iktidarız. Türkiye terörle mücadelede eli rahatladığı an bir gün dahi OHAL devam etmeyecek.

‘VERGİLERİ ARTIRMADAN VERGİ TABANINI GENİŞLETECEK REFORM MECLİS’TE’

Türkiye bir seçime gidiyor. Biz gereken tepkiyi verdik. Ne gerekiyorsa vereceğiz. İlave endişelerin giderilmesi lazım. Kamu maliyesine ilişkin. Türkiye seçim sonrasında bu atılan adımları telafi edecek düzenleme kabiliyetine sahip. Vergileri artırmadan vergi tabanını genişletecek reform Meclis’te. Kamunun borç sorunu yok.

‘FİRMALARIMIZA DESTEK VERECEĞİZ, KAYITSIZ DEĞİLİZ’

Gerektiğinde firmalarımıza yapılandırma konusunda güçlü destek vereceğiz, kayıtsız değiliz. Firmalarımız döviz ile borçlanacak ama geri ödeme kapasitesi olan borçlanacak, KOBİ’lere ilişkin kısım devreye girdi. Aynı şeyi büyük firmalara da yapacağız. Bu reform ortalık yatışınca başlı başına Türkiye’nin notunu iyileştirmeye ve kırılganlığı azaltmaya yeterlidir.

‘ENDİŞELERİ GİDERMEK İÇİN YATIRIMCILARLA DİYALOĞA GİRECEĞİZ’

Bankacılık sektörü sağlam olmaya devam ediyor. Karlılık devam ediyor. Bankacılık sektörü aşırı borçlu mu, o da değil. Türkiye 15 yıl öncesine göre istihdamda üretimde sanayide ihracatta her alanda daha ileri. Liranın efektif olarak geride kalması gerçeklikten kopuşu ifade ediyor. Adımı attıktan sonra iletişim daha kolay. Merkez bankamız çok güçlü bir tepki vermiştir, gerekirse ilave tepki verecektir. Endişeleri gidermek için de yatırımcılarla diyaloğa gireceğiz. 1-2 hafta içinde bunun da güçlü yansımasını göreceğiz.

‘BÖYLE SÖYLEMLER TÜRKİYE’YE BÜYÜK ZARAR VERİYOR’

Yapısal reformlar konusunda da çok önemli mesafeler kat ettik. Önümüzdeki dönemde enflasyonu aşağı çekme konusunda maliye politikası uygulamaya girecek. Enflasyon ve cari açığı düşürme konusunda güçlü adımlar atılacak. Dün Cumhurbaşkanımız beyanname açıkladı. Kur rejimi değişmeyecek. Bunlar ekonomiye zarar veren, endişeleri artıran söylemlerdir. Kur rejiminde hiçbir zaman değişiklik ne konuşulmuş, ne tartışılmıştır. Ne de olacaktır. Dalgalı kur rejimi bu şokları absorbe etmemizde yararlı. Ne Merkez Bankası bağımsızlığından ne piyasa ekonomisinden geri adım atılması söz konusu değil. Bunlar içeride de dışarıda da etkili oluyor. Böyle dışa açık ekonomide bu türden söylemler siyaseten kendilerine alan kazandırıyormuş gibi görünebilir ama Türkiye’ye büyük zarar veriyor.

‘MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞI SON DERECE ÖNEMLİ’

  • Merkez Bankası’nın ne zaman ne yapması gerektiği konusunda fikir beyan etmedim. Merkez’in bağımsızlığı son derece önemlidir, hükümet olarak buna önem veriyoruz. Para politikası önemli bir alandır.
  • Piyasaların, yatırımcıların endişelerini anlıyoruz. Gerekli adımları attık, atmaya devam edeceğiz. İletişim kurmaya devam edeceğiz.
  • Vatandaşın 1000 milyar dolar mevduatı var, olumsuzluk yok.

ÇETİNKAYA İLE TEKRAR LONDRA

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya ile yatırımcılarla Londra’da yapacağı görüşmeye ilişkin soruyu yanıtlayan Şimşek, yatırımcılara “Para politikasında normalleşme sadeleşme süreci devam edecek. Mali disiplin devam edecek. Gündemde yeni vergi artışı ya da vergi yok” mesajlarının verileceğini bildirdi.

‘ABD’NİN BİZE KARŞI POLİTİKALARI YANLIŞ, ÖNÜNDE SONUNDA GÖRECEKLER’

Şimşek, şöyle devam etti:

ABD’nin bize karşı politikasının yanlış olduğunu, ABD’nin önünde sonunda göreğine inanıyorum. AB ile ilişkiler en önemli gündemimiz olmaya devam edecek. Para politikasında sadeleşme dahil gerekirse ilave adımlar gelir. Türkiye ‘nin dinamiklerini doğru politika adımları ile desteklendiğinde hikayesinin güçlü olduğunu anlatmaya gideceğiz.

‘SEÇİM SONRASI SPEKÜLATİF ATAKLAR AZALACAK’

Kurul reel sektör bilançolarıında bir yıl vadeye kadar etkisi sınırlı. Orta vadede etkisi önemli. Bu trendi bizim geri çevirmemiz atacağımız adımlarla tahribat sınırlanır. Hanehalkına bakınca, vatandaşın döviz borcu yok. Dövizle borçlanma yasağı getirdik. Hanehalkının döviz mevduatı var mı, 100 milyar dolardan fazla mevduat var. Altın bir tasarruf aracı bundan olumsuz etkilenmiyorlar. Burada etkilenen reel sektördür. Biz buna kayıtsız değiliz, reel sektörümüzün yanındayız. Gerekirse ilave çalışmalarımız da olur. Kamu yükümlülükleri konusunda elimizden gelen desteği vereceğiz. Reel sektörün de döviz geliri olmayanların dövizle borçlanmaması esasını oturtaracağız. Döviz geliriniz varsa dövizle borçlanın dedik. Biz bunu KOBİ’ler için mayıs başından itibaren kurala dönüştürdük. Yılın ikinci yarısında büyük şirketler için uygulamaya koyacağız. Döviz talebimin hemen hemen büyük kısmı dün yerli firmalar ve dedikodulardan dolayı vatandaşlardan geliyor. Firmalara sesleniyorum, endişe etmelerine gerek yok, yardımcı olacağız. Seçim sonrasında spekülatif atakların azalacağına inanıyorum.

REFORM İSTEYEN TÜSİAD’A: ORTALIK TOZ DUMAN

TÜSİAD’la ilişkilerimiz iyi… Ama ortalık toz duman… Bu ülkede çok ciddi reformlar yapıldı. Ar-Ge reformunu yaptık. Çalışma hayatında esnekliği arttıracak reformunu yaptık. Bir çok reform yaptık… En önemlisi Dünya Bankası’yla çok kapsamlı bir reform yaptık tabii ki bunlar yetmez reform süreklilik gerektirir. Türkiye’nin en zor dönemi olan 2016 da çok önemli reformlar yapılmıştır. Türkiye yapısal sorunları var ama kalkındı ve gelişti. Piyasadaki bu oynaklığa bakıp bu türde reform yapılmadı algısı çok yanlış.

Merkez Bankası’ndan bir hamle daha

Merkez Bankası ihracat reeskont kredi ödemelerinde kuru sabitledi. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, 31 Temmuz’a kadar vadesi dolacak olan reeskont kredilerinde kurun 4.2 lira olarak sabitlendiği belirtildi

TCMB’den yapılan açıklama şöyle:

“25 Mayıs 2018 tarihinden önce kullanılan ve 31 Temmuz 2018 (dahil) tarihine kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin, kredinin vadesinde ödenmesi halinde, ABD doları için 4,2000, Euro için 4,9000, İngiliz Sterlini için 5,6000 kuru kullanılarak Türk lirası olarak yapılabilmesine olanak tanınması ve kredi kullandırım tarihindeki işlem kurunun sabitleme kurundan yüksek olması durumunda kredi geri ödemesinde kredi kullandırım tarihindeki işlem kurunun esas alınmasına karar verilmiştir. “

Merkez Bankası’nın hamlesinin ardından doların ilk tepkisi

Merkez Bankası açıklamasının ardından dolar kuru 4.78 seviyelerinden 4.7066’ya kadar geriledi. Dolar saat 09.55 itibariyle ise 4.72 TL seviyesinden el değiştirdi.

merkez-bankasi-ndan-bir-hamle-daha-467685-1.

“GEÇ DE OLSA GÜÇLÜ ADIM ATILDI”

NTV canlı yayınında TCMB’nin hamlesiyle ilgili soruları yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in konuşmasında öne çıkan satır başları şöyle:

  • *TCMB geç de olsa çok güçlü bir adım attı ve bu adım etkili oldu
  • *TCMB’nin adımı etkili, bu etkiyi kısmen sınırlayan dün birkaç etken oldu
  • *Bunlardan biri Halkbank’a ilişkin asılsız iddialar, Halkbank bunu yalanladı
  • *Halkbank’a 49 milyar dolar ceza verileceği uydurma bir haberdi, banka ile ilgili bir karar yok
  • *ABD yaptırımlar listesine türk şirketlerini ve vatandaşlarını koydu, bunun da etkisi oldu
  • *Merkez Bankası’nın spekülatif saldırılara karşı eli kolu bağlı değil, hükümetimizin tam desteğine sahiptir
  • *TCMB para politikasında güçlü tepki verdi, vermeye devam edecek
  • *ABD yaptırımlar listesine Türk şirketlerini ve vatandaşlarını koydu, bunun da etkisi oldu
  • *TCMB ne gerekiyorsa yapacaktır
  • *ABD’de uzun vadeli faizler hızla artarak yüzde 3’ü aştı, yüzde 3 kritik bir eşiktir, bunun etkisi oluyor
  • *Petrol fiyatları arttı, bu artıştan olumlu etkilenen gelişmekte olan ülkeler var, olumsuz etkilenen ülkeler var; bu da Türkiye’nin kontrol ettiği bir husus değil
  • *Amerikan dolar endeksinde göreceli bir yükseliş var
  • *Bu üç konu Türkiye’ye özgü değil ama Türkiye’nin olumsuz ayrışmasına neden olan bazı gelişmeler var
  • *Seçim arefesindeyiz, maliye politikasına ilişkin bazı endişeler var; Türkiye daha önce maliye politikasında güçlü duruşunu devam ettirdi, bu konuda tereddütler yersiz
  • *Birtakım adımlar atıldı, atılacağı söylendi, bunu giderecek oyun planları vardır
  • *Merkez bankası çok güçlü tepkiyle, gerektiğinde devamı gelecek, bağımsız olduğunu ve gereğini yapacağını net şekilde ortaya koydu

OHAL YATIRIMLARI KISMEN ETKİLEMİŞ OLABİLİR

  • *Piyasada OHAL olmasaydı TL bu kadar değer kaybetmezdi deniyor, OHAL kısmen yatırım girişini etkiliyor ama OHAL bir mecburiyetten dolayı geldi
  • *Türkiye OHAL ile terörün nefesini kıstı, turizm sektörü toparlandı; bu söylemlerde işi bağlamında tutmak lazım
  • *Cumhurbaşkanı da ifade etti, Türkiye’nin eli terörle mücadelede rahatladığı zaman OHAL bir gün dahi devam etmeyecek

‘OYNAKLIK SADECE TÜRKİYE’YE ÖZGÜ DEĞİL’

  • *Bu oynaklık para birimindeki değer kaybı sadece Türkiye’ye özgü değil
  • *İddia edildiği gibi bünyemiz zayıf değil, Türkiye geçmişte dayanıklılığını ortaya koydu-
  • *Türkiye bir aydan az sürede seçimi aradan çıkaracak ve Türkiye pozitif şekilde ayrışacak