Tarafsız Habercilik

Gazetecilerin yıpranma sürelerinin 3.5 yıldan 5 yıla

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, AKP iktidarının, gazeteci örgütlerinin isteği üzerine hazırlanan yıpranma payına ilişkin önergeyi reddettiğini söyledi. Yarkadaş, “Meclis’in son oturumunun son önergesini de reddettiler” dedi.

TBMM 26. Dönem’in son Genel Kurulu 100. oturumla sona erdi. AKP’nin getirdiği torba yasanın görüşüldüğü genel kurulun son oturumunun son önergesi ise CHP Milletvekili Barış Yarkadaş tarafından verildi.

Gazetecilerin yıpranma sürelerinin 3.5 yıldan beş yıla çıkarılmasını teklif eden önergeye ilişkin konuşan Yarkadaş, AKP’lilerden de destek istedi. Yarkadaş, genel kurulda yaptığı konuşmada “Gazetecilerin yıpranma payı süresinin beş yıla çıkarılmasını istiyoruz. Her yıl için doksan gün yıpranma payı istiyoruz. Bu uygulamanın emeklilikteki yaş haddinden de düşürülmesini talep ediyoruz” dedi.

GAZETECİ VEKİLLER DE DESTEKLEDİ

Yarkadaş’ın teklifi AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş ise AKP’nin tavrını eleştirdi. CHP’li vekil, şunları söyledi:

“Genel Kurul’a sunduğum önergeye, gazeteci milletvekillerimiz Enis Berberoğlu, Tuncay Özkan, Atilla Sertel, Utku Çakırözer, Mustafa Balbay ve Eren Erdem de destek verdiler. Gazetecilik meslek örgütlerimizin isteği üzerine genel kurula sunduğum önerge, AKP’nin direnciyle karşılaştı. Üstelik, gazeteci meslek örgütleri, bu konuda Başbakan Binali Yıldırım ile de görüşmüş ve destek istemişlerdi. Başbakan, tüm gazetecilerin önünde ‘İlgileneceğim, arkadaşları uyaracağım’ demişti. Buna rağmen, AKP grubu önergemi reddetti. AKP giderayak, gazetecilerin önemli bir sorununun daha çözülmesine engel oldu.”

CHP’li Yarkadaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu önergeyi reddetmeleri yüzünden, gazetecilerin yıpranma süresi 3.5 yılda kaldı. Oysa bu süre eskiden 5 yıldı. AKP bu hakkı da budadı. Gazeteciler AKP yüzünden 1.5 yıl daha yıpranacak. Neyse ki; 24 Haziran seçimleri geliyor. Biz 24 Haziran sonrası, bu düzenlemeyi meslek örgütlerinin istediği hale getireceğiz. Meslektaşlarımız AKP yüzünden geçmişe oranla, beş kat daha fazla yıpranıyor. Seçimin ardından, gazetecilerin özgürce gazetecilik yapabildiği ve emekli olmak bile istemeyecekleri bir medya düzenini sağlayacağız. Meslektaşlarımız 38 gün daha dişlerini sıksınlar, baskı dönemi sona erecek.”

PTT’deki skandal iddialar Meclis gündeminde

Cumhuriyet Halk Partisi Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, PTT’de bir bürokratın şirket kurup, genel müdür yardımcısı olduğu kuruma bu şirketi sattığı iddialarını, soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

CHP Milletvekili Tüm, geçtiğimiz günlerde ‘ihalelerde usulsüzlük’ iddiasıyla istifa ettirildiği öne sürülen iki bürokratın da PTT’ye satılan bu şirkete ortak olup olmadığını sordu.

Geçtiğimiz günlerde, Ulaştırma Bakanlığındaki, ‘ihalelerde usulsüzlük’, ‘eş-dost-akraba ilişkileri’ ve ‘usulsüz personel alımı’ iddialarını, TBMM gündemine taşıyarak, Türk Telekomünikasyon AŞ. ve Haberleşme Genel Müdürlüğü’ndeki skandalı gündeme getiren CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, bu kez de PTT Bilgi Teknolojileri A.Ş. ile ilgili iddiaları dillendirdi.

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Başbakan Binali Yıldırım tarafından yanıtlanması istemiyle, TBMM Başkanlığına verdiği yazılı soru önergesinde, Bir Kamu İktisadi Teşekkülü olan PTT A.Ş.’nin şirket kurmasında aranan şartların açıklanmasını istedi.

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ AŞ’NİN KURULUŞ AMACI NE?

PTT A.Ş.’ye bağlı olarak kurulan PTT Bilgi Teknolojileri A.Ş. hangi ihtiyaçtan kurulduğunu soran CHP’li Mehmet Tüm, “PTT Bilgi Teknolojileri A.Ş. Sayıştay denetimine tabi midir, personel istihdamı hangi usullerle yapılmaktadır, özlük hakları hangi usullerle belirlenmektedir, çalışan sayısı, görev ve maaşları ne kadardır? PTT Bilgi Teknolojileri A.Ş.’nin faaliyetlerini sürdürdüğü ”Mustafa Kemal Mahallesi 2151. cadde No:5 Ankara/Çankaya” adresli yerde PTT A.Ş. nin diğer hangi birimleri faaliyet sürdürmektedir, kiralama hangi usullerle yapılmıştır, kira bedeli ne kadardır ve kim tarafından karşılanmaktadır?” şeklindeki sorulara yanıt istedi.

GENEL MÜDÜR YARDIMCISI, KURDUĞU ŞİRKETİ KENDİ KURUMUNA MI SATTI?

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Başbakan Binalı Yıldırım’a yönelttiği soru önergesinde, PTT Bilgi Teknolojileri A.Ş.’deki skandal bir iddiayı da gündeme getirdi. Halen PTT Bilgi Teknolojileri AŞ’de Genel Müdür Yardımcısı olarak Ocak-2018 den beri görev yapan Yusuf Kürşat Tuncel’in kurucusu olduğu SBS Savunma Sanayi A.Ş.’nin , PTT Bilgi Teknolojileri A.Ş.’nce hangi bedel, usul ve gerekçeyle satın alındığını, şirket satın alımlarının hukuki altyapısı neler olduğunu soran Mehmet Tüm, “Geçtiğimiz günlerde basında adı çeşitli usulsüzlükler ile anılan Erdal Arslan ve Türk Telekom AŞ’deki görevinden el çektirilen genel müdür yardımcısı Cengiz Doğan’ın SBS Savunma Sanayi A.Ş.’nin ortakları olduğu, yine aynı dönemde Haberleşme Genel Müdürlüğü görevinden istifa ettirilen Ensar Kılıç’ın bu satın almaya aracılık ettiği bilgisi doğru mudur?” sorusunun da yanıtlanmasını istedi.

HABERLEŞME BAKANI’NIN HABERİ VAR MI?

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, “Telekomünikasyon sektöründe Cengiz Doğan ve Erdal Arslan ile birlikte hareket ettiği bilinen, Haberleşme Genel Müdürü iken görevinden istifa ettirilen ve milletvekilliği aday adaylığı başvurusunda bulunan ve bulunduğu ortamlarda bakan adına hareket ettiğini söyleyen Ensar Kılıç’ın faaliyetlerinden Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Ahmet Arslan habersiz midir?”

“Haklarında bu tür haberler bulunan kaç bürokrat dokunulmazlık zırhından faydalanmak üzere AKP’ye aday adaylığı başvurusunda bulunmuştur?” şeklinde sorular yöneltti.

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına bağlı kurumlarda bir genel müdür, bir genel müdür yardımcısı ve bir direktörün geçtiğimiz hafta aynı anda istifa etmeleri ve üç önemli ismin istifalarının ardından ortaya atılan ‘ihalelerde usulsüzlük’ iddialarını, soru önergesiyle Meclis gündemine taşımıştı.

Sanayiciler ve işçiler ekonomiden dertli: Nefes alamıyoruz

HÜSEYİN ŞİMŞEK – @simsekhuseyinn
[email protected]

Ülkenin en gelişmiş orta ve küçük ölçekli sanayi üretim alanı olan Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi’nde (OSTİM) son üç senedir yaşanan durgunluk, dövizdeki yükselişte zirveye ulaşmış durumda. 100 bini aşkın işçinin çalıştığı ve 10 binin üzerinde de işletmenin yer aldığı OSTİM’de herkes ne şekilde ayakta kalabileceğini tartışıyor.

Dolar ve avrodaki yüksek artış, özellikle yurtdışından getirilen parçalarla iş yapmaya çalışan esnafın üretim aletlerini yenilemesinin önüne geçiyor. Birçok işçi maaşını uzun süren gecikmelerin ardından alırken maaş alamayan işçiler ise her gün banka hesaplarını “umutsuzca” kontrol ettiğini anlatıyor.

Sanayide işler durgun

Yaklaşık iki yıl önce gazetemize, “Konuşulmayan fakat yaşanan ciddi bir kriz var. Açıklanan teşvik paketleri hayata geçirilebilir paketler değil. Hükümetin her paketi uzun vadeli etkiye sahip. Yakın döneme ilişkin bir planları yok” açıklamasını yaparak sanayinin içinde bulunduğu durumu özetleyen Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kurt, değişen çok da bir şeyin olmadığını söyledi.

‘Moral bozucu olabilir’

Başbakan Binali Yıldırım tarafından geçen hafta açıklanan ve içerisinde vatandaşın devlete karşı borçlarında yapılandırma imkânı getiren düzenlemenin “büyük öneme sahip olmayacağını” söyleyen Kurt, “Vergi, prim borcu, trafik cezası gibi cezalar ve borçların yeniden yapılandırılacağı açıklandı. Kuşkusuz ki birikmiş borç ve cezaların ödenmesine kolaylık getirilmesinin bazı faydaları olabilir. Kamu, bu paketle tahsil edemediği alacakların ödenmesini kolaylaştıracaktır ancak bu tür düzenlemeler, zamanında ödeme yapan sanayici ve iş insanları açısından moral bozucu da olabilmektedir” dedi.

sanayiciler-ve-isciler-ekonomiden-dertli-nefes-alamiyoruz-460908-1.

‘Üretime dönmüyor’

Bu tür paketlerin sürdürülebilir ekonomiyi zorlaştırdığını ifade eden Kurt, “Ayrıca, acele şekilde çıkarılan ve daha çok o anlık ihtiyacı gidermeye dönük bir paket. Can suyu, nefes kredisi, Kredi Garanti Fonu gibi finansal imkânlar da üretime dönmüyor. Çünkü aldığınız krediyi, borç ödemesinde kullanıyor ve bir sonraki aşamada daha da borçlandığınızı görüyorsunuz” şeklinde konuştu.

‘45 günde bir maaş alıyoruz’

Üç çocuk babası, sekiz yıllık OSTİM işçisi Halil Uzun, geçen yılın kasım ayından bu yana maaşını düzenli olarak alamadığını ifade ediyor. İçerisinde bulunduğu koşulları BirGün’e anlatan Uzun, “Kasım ayına kadar üç beş gün gecikmeli de olsa maaşımızı alıyorduk. Ama Kasım ayından sonra o üç beş gün önce 15 gün sonra 45 gün oldu. Artık maaşımızı ayda bir değil bir buçuk ayda bir alıyoruz” dedi.

‘Paket bizi ilgilendirmiyor’

Hükümetin açıkladığı ekonomi paketinin kendilerini ilgilendirmediğini söyleyen Uzun, “Borçlarımız yapılandırılacakmış. Yapılandırılması normal şartlar için güzel bir şey olabilir fakat bizim kazandığımız para günlük ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetmiyor. Durumumuz böyleyken yapılandırmanın bize bir yararının olacağını söyleyemeyiz. Yapılandırılsa da ödeyemeyeceğiz, yapılandırılmasa da” ifadelerini kullandı.

‘Birçok arkadaşım kovuldu’

OSTİM dışında çalışabileceği yer sayısının sınırlı olduğunu ve bu nedenle “sabretmeye” devam ettiğini dile getiren Uzun, “Son aylarda birçok arkadaşım çalıştığı iş yerinin ‘küçülmesinden’ ya da kapanmasından dolayı işsiz kaldı. İşsiz kalan arkadaşlarımın hiçbiri henüz iş bulamadı. Bu nedenle hiçbir yere gidemiyoruz. İş verenimiz maaşımızı 45 gün değil 75 günde bir verse de çalışmak zorundayız” dedi.

‘Göz boyama paketi’

15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamunun alacaklarının uzun süre boyunca aksadığını ve o dönemde aldıkları yaranın etkisinin hâlâ sürdüğünü ifade eden OSTİM esnaflarından Kazım Çınar, ekonomi paketinin göz boyama amaçlı olduğunu, esnafı ilgilendirmediğini söyledi.

‘Yapılandırmasınlar silsinler’

24 Haziran’da yapılacak seçimlere dönük bir “göz boyama paketi” ile kapılarının çalındığını ancak senelerdir özellikle dövizdeki dalgalanmalar nedeniyle yaşadıkları zorlukların ardından bunun bir öneminin olmadığını söyleyen Çınar, “Devlete olan borçlarımızı yapılandırmasınlar. Bir şey yapmak istiyorlarsa borçları tamamen silsinler” diye konuştu.

‘Bir süre üretim yapamayacağız’

İş yerinde daha önceleri 40 işçinin çalıştığını ancak şimdi büyük bölümünü işten çıkarmak zorunda kaldığını söyleyen Çınar, “Tecrübeli çalışanlarımızla yola devam etmek genç arkadaşlarımızla ise ayrılmak zorunda kaldık. Üretim yapamıyoruz. Yaptığımız üretimin ardından paramızı tahsil edemiyoruz. Makinelerimizden birine bir şey olursa yedek parçayı döviz üzerinden aldığımızdan dolayı çok zorlanıyoruz. Üstelik o parçayı her aldığımızda en az iki katı fazlasını ödüyoruz. Zamlar belimizi büktü. Böyle giderse yanımızdaki az sayıda arkadaşla da yolumuzu ayıracağız ve bir süre üretim yapmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Mehmet Şimşek söz verdi, oyunu CHP’ye verecek”

CHP’nin 2015 yılında seçim vaadi olarak gündeme getirdiği emeklilere 2 maaş bayram ikramiyesi konusunda Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in “Emekliye ikramiye için kaynağını açıklasınlar ben de oyumu CHP’ye vereceğim” açıklamasını sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden hatırlatan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, “Mehmet Şimşek söz verdi, seçimde oyunu bize verecek” dedi.

Başbakan Yardımcısı Şimşek, Maliye Bakanı olduğu dönemde CHP’nin “emekli ikramiyesi” vaadi için “Bütün bunları yapsınlar, kaynak göstersinler sadece şapka çıkartmam. Samimi olarak söylüyorum, derim ki: Ben de CHP’ye oy vereceğim… Bir kalemde bütçe açığını yüzde 70 arttıracak, gerçekçi değil” yorumunda bulunmuştu.

‘Bin TL değil, birer maaş ikramiye verin’
Öte yandan Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada Başbakan Binali Yıldırım’ın emeklilere bayramda bin TL ikramiye ödeneceğinin açıkladığını belirterek, “Sadaka mı veriyorsunuz? Bayramlarda biner lira vermek yetmez, iki maaş vermeniz gerekir” dedi. Kendilerinin kaynak da sormadıklarını ifade eden Erdoğdu, “Kaynağın, saraydaki inanılmaz israfın kısılması ve yandaşlara yapılan yolsuzlukların önlenmesi ile sağlanacağını biliyoruz. O nedenle biner TL ikramiyeden derhal vazgeçilerek emeklilerimiz birer maaş ikramiye ödenmesi kararı alınmalıdır” dedi.

‘CHP’nin kötü bir kopyası oldular’
“İktidarda değiliz ama 2015’te ne vaat ettiysek hükümet onun kötü kopyalarını uygulamaya çalışıyor. Hırsız olduklarını biliyorduk da vaatlerimizi de çalacaklarını düşünmedik” diyen Erdoğdu şöyle devam etti: “Asgari ücrete zam dedik, düşündüklerinin ötesinde zam yapmak zorunda kaldılar. Taşerona kadro dedik, yalan yanlış uygulamaya kalktılar. Biz söylediğimizde ‘kaynak nerde Hazine’yi mi yağmalayacaksınız’ diyorlardı. Oysa kaynak ortada. Sarayın günlük 10 milyon TL’ye ulaşan israfının önüne geçilse, yandaşlara bağlanan musluklar kapatılsa bütün vatandaşlara hak ettiği ücretler ödenebilir. Bu bir tercih meselesi. Biz halkımıza dağıtmayı tercih ediyoruz, onlar bir avuç yandaşa dağıtmayı tercih ediyor. Seçim beyannamemizi açıkladığımızda tüm halkımız sorunlarına nasıl çareler bulduğumuz görecek.”

Ekonomi dikiş tutmuyor!

24 Haziran’a doğru hızla yol alırken, ekonomi de raydan çıkmak üzere. Nisan ayı tüketici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 1.87 arttı. Enflasyonun artık dikiş tutmadığı ayan beyan ortaya çıktı. Sırf enflasyon mu? Dolar bu satırlar kaleme alınırken 4.20’ye dayanmıştı. Gösterge faiz, yani 2 yıllık devlet tahvilinin getirisi de 15’e sıçramıştı… İşsizliğin tek hanelere kolay kolay inmeden yüzde 10’un üzerine demir attığı da zaten biliniyordu.

İsterseniz son enflasyon rakamlarını alışıla geldiği üzere 10 maddede değerlendirelim.

1- Nisan ayı enflasyonu yüzde 1.87 gelince, son 1 yılın enflasyonu da yüzde 10.85’e sıçradı. Bu durumda 2018’in ilk 4 ayında tüketici fiyatları yüzde 4.69 artmış oldu. Böylelikle, “2018’de enflasyon inişe geçecek” iddiasının dayanağı bulunmadığı kanıtlandı.

2- Enflasyonu farklı göstergelerle izleyip, mevsimsel dalgalanmaların fazlaca etkilediği kalemleri ayıklayarak, daha gerçekçi değerlendirmeler yapılabileceği düşünülüyor. Bu kapsamda Türkiye İstatistik Kurumu’nun yakından izlediği B endeksi (işlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç) ve C endeksi ( B’ye bir tek gıdayı ekliyor) sırasıyla aylık yüzde 2.27 ve yüzde 2.63 arttılar. Son 1 yılın değişimleri de yüzde 11.61 ile yüzde 12.54 düzeyinde manşet enflasyonun (yüzde 10.85) üzerinde gerçekleşti. Üzgünüz ki, hükümet yetkililerine buradan da bir teselli fırsatı yaratmadı.

3- Enflasyonda döviz kuru geçişkenliğinin, yani döviz kurundaki değişimin fiyatlara yansımasının etkileri görülmeye başladı. Bu etki genelde yüzde 15 varsayılıyordu. Yani döviz kurunun yüzde 10 değer kaybı enflasyonu yüzde 1.5 yukarı çekiyordu. Geçtiğimiz yıl Merkez Bankası, yüzde 15 gibi sihirli bir oran bulunmadığını, ekonomide ısınma dönemlerinde yüzde 25’ler bile görülürken, soğuma sırasında bu oranın yüzde 10’a inebileceğini söylemişti. O zaman durum daha da vahim: Madem ekonominin motoru KGF kredileri benzer uygulamalarla aşırı ısındırıldı, şimdi döviz kuru enflasyonu daha fazla hoplatacak.

4- 2017’de Mayıs-Eylül arası 5 aylık dönemde tüketici fiyatları toplam yüzde 1.50 oynamış, aylık ortalama artış yüzde 0.30’da kalmıştı. Bu da önümüzdeki aylarda baz etkisinin, yıllık enflasyonu daha da yukarı taşıma tehlikesinin bulunduğunu gösteriyor.

5- Yıllık üretici fiyat endeksi (ÜFE) de, 2018 Nisan’da yüzde 2.60 arttı. Bu sonuç yıllık ÜFE’yi yüzde 16.37’ye taşıdı. Ara mallarında ise, yıllık değişim yüzde 20.43’ü buldu. Bunların anlamı, önümüzdeki aylarda maliyet enflasyonu dinamiğiyle, yurttaşın cebini daha fazla yakacak sonuçların ortaya çıkacak olmasıdır.

6- Fiyatı, aylık en çok artış gösteren maddelere hızla bir göz atınca, ceket yüzde 28.52, elbise yüzde 26,96 dikkat çekiyor; pekâlâ onları bir geçelim, eskilerle idare edelim diyebilirsiniz. Bir salata sever olarak benim için maruldaki yüzde 20 sıçrama çok kritik. Tatil geliyor, yurt dışı turlara bir bakmaya niyetlenirseniz, artış yüzde 13.64; bari yurt içine döneyim derseniz, yüzde 10.75; beni sadece Umre ilgilendirir diyen muhafazakar yurttaşın durumu da parlak değil: Değişim yüzde 11.30. “Bunlar benim neyime, soğan-ekmekle idare ederim” mesajı veren kanaatkâr kesime dahi iyi bir haber yok, kuru soğan yüzde 8.92 fırlamış.

7- Bu arada 30 Nisan Pazartesi günü Enflasyon Raporu açıklandı. Fiyat istikrarını sağlamakla sorumlu Merkez Bankası’nın (MB) 2018 yılı enflasyon tahmini yüzde 8.40. Anlaşılan başka bir alemde, moda ifadeyle “alternatif gerçeklik” ortamında yaşıyorlar. Ne var ki, onlar da enflasyonun yükseliş trendini itiraf ediyorlar. MB 2018 tüketici fiyatları için, Ekim 2017’de yüzde 7, Ocak 2018’de yüzde 7.9 öngörüsünde bulunurken, şimdi oranı yüzde 8.40’a çekiyorlar. Bu arada 30 Nisan’da erişime açılan IMF Gözden Geçirme Raporu da, 2018’de yüzde 10.9’luk bir tüketici enflasyonu öngörüyor

ekonomi-dikis-tutmuyor-459463-1.

8- Hatırlanırsa geçtiğimiz hafta Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi’nden verdiği faizleri 75 puan yukarı çekerek, yüzde 13.50’ye yükseltmişti. Bir an için “faizler enflasyonun nedenidir” tezi unutuldu. Çünkü bu faizlerin doları gemleyeceği, ekonomi soğutma etkisinin 3-6 ay arasında, seçim sonrasında ortaya çıkacağı düşünülüyordu. O zaman da, “At bir kez daha Üsküdar’ı geçmiş” olacaktı. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymadı!

9- Çünkü açıklanan dış ticaret rakamları bir kez daha vahim tabloyu ortaya koydu. Hükümet “ihracat patladı” hamasetiyle övüne dursun, martta ihracat yüzde 12.7 artışla 21.4 milyar dolara yükseldi. Böylelikle mart dış ticaret açığının 5.9 milyar dolara, yılın ilk üç ayında da 20.7 dolara çıktığı anlaşıldı.

10- Arkasından Binali Yıldırım’ın, “her dini bayramda emeklilere 1000 TL ikramiye” müjdesi geldi. Bu vaadin yıllık tutarı 24 milyar TL’yi buluyor. IMF’nin yüzde 3.3 öngördüğü bütçe açığını otomatikman yüzde 0.77 yukarı çekiyor. Yanlış anlaşılmasın, bizim emekli yurttaşlarımızın cebine konacak paradan bir şikâyetimiz olmaz. Ne var ki, yıllarca küresel sermayeye “mali disiplin” üzerinden mesaj verenler açısından sorun yaratabilir. Nitekim piyasaların halinden durum anlaşılıyor. Özetle, döviz kurunu, faizi, enflasyonu dizginleyemeyen AKP’nin tırmanan bütçe açığıyla birlikte son kalesi de çöktü.