Tarafsız Habercilik

Stockholm’deki kamyonlu saldırıya ömür boyu hapis cezası

İsveç’te düzenlediği kamyonlu saldırı ile 5 kişiyi öldüren 14 kişiyi yaralayan Özbek asıllı Rakhmat Akilov’a ömür boyu hapis cezası verildi.

Stockholm Bölge Mahkemesi, kamyonlu terör eylemi yapmaktan suçlu bulunan 40 yaşındaki Akilov’a ömür boyu hapis cezası verdi. Mahkemeden yapılan açıklamada, Akilov’un, ölenlerin yakınlarına ve yaralananlara 14 milyon kron (yaklaşık 7 milyon 226 bina lira) tazminat ödemesine karar verildiği belirtildi.

Akilov’un, mahkemede, saldırıyı IŞİD’e sempati duyduğu için yaptığını ve en az 50 kişiyi öldürmeyi hedef aldığını itiraf ettiği belirtildi.

İsveç devlet televizyonu SVT’nin haberine göre, ülkede ömür boyu hapis cezası alan mahkumlar en fazla 18 yıl hapis yatarken, iyi halden dolayı bu ceza 12 yıla kadar inebiliyor.

İsveç vatandaşlığı bulunmayan Rahkmat Akilov, cezasını çektikten sonra sınır dışı edilecek.

İsveç’in başkenti Stockholm’ün Drottning Caddesi’nde 7 Nisan 2017’deki saldırı sonrası 5 kişi hayatını kaybetmiş ve 14 kişi yaralanmıştı.

Şimşek: OHAL, yatırım gelişini etkiliyor

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) doların 5 liraya yaklaşmasının ardından aldığı faiz kararının geç bir adım olduğunu belirtti. Şimşek, bu kararın ‘güçlü’ olduğunu da söyledi. Şimşek, ‘Türkiye’nin piyasalarla inatlaşmayacağını’ da söyledi.

NTV’de soruları yanıtlayan Şimşek, ABD’de Halkbank’a yüksek miktarda bir ceza kesildiği iddiasının tamamen yalan olduğunu söylerken “Yalan atılır ama bu kadar da olmaz” dedi.

Şimşek’in ifadelerinden satırbaşları şöyle:

Merkez Bankası geç de olsa güçlü bir adım attı ve etkili oldu. Bazen hemen akabinde piyasaların normalleşmesi bekleniyor ama öyle olmuyor. Patikaya oturması zaman alıyor. Etkisi sınırlayan dün birkaç etken oldu. Bunlardan biri Halkbank’a ilişkin asılsız iddialar. Halkbank bunu yalanladı. Halkbank’a ilişkin bir karar yok. Bunlar uydurma. Halkbank’a 49 milyar dolar ceza verileceği uydurma bir haberdi. Yalan atılır ama bu kadar da olmaz. Merkez Bankası’nın spekülatif saldırılara karşı eli kolu bağlı değildir. Merkez Bankası ne gerekiyorsa yapacaktır.

‘PARA POLİTİKASININ TEPKİSİ ZAMAN ALDI’

Sanki gelişmekte olan ülkelerde sorun yok da Türkiye’de sorun var gibi gösterildiğini de görüyoruz. ABD’de uzun vadeli faizler hızla artarak yüzde 3’ü aştı. Yüzde 3 kritik bir eşiktir. Bunun etkisi oluyor. ABD doları tüm para birimlerine karşı değer kazanıyor. Bu trendler Türkiye’ye özgü değildir. Türkiye’yi olumsuz anlamda ayrışmasına sebep olan gelişmeler var. Seçim arifesindeyiz. Maliye politikasına ilişkin endişeler var. Mali disiplin konusundaki tereddütler yersizdir. Para politikasının tepkisi zaman aldı. Bunlar da güven kaybında etkili oldu. Merkez Bankası güçlü bir tepkiyle aslında bağımsız olduğunu gerektiğinde gerekeni yapacağını ortaya koymuştur.

‘OHAL YATIRIM GELİŞİNİ ETKİLİYOR’

‘OHAL olmasaydı, lira bu kadar değer kaybetmezdi’ diyorlar. OHAL, yatırım gelişini etkiliyor doğru ama OHAL niye geldi? Bir mecburiyetten dolayı geldi. Türkiye çok karmaşık bir darbe girişimine sahne oldu ve terör örgütü hendek siyaseti ile işi çok yeni bir boyuta taşıdı. O dönemde DEAŞ’ın bölücü terör örgütünün saldırıları var. Parti olarak biz OHAL istemeyiz. Türkiye OHAL’le terörün nefesini kısmıştır. Bu söylemlerde işi bağlamında tutmak lazım. 2002’den sonra hemen OHAL’e son veren iktidarız. Türkiye terörle mücadelede eli rahatladığı an bir gün dahi OHAL devam etmeyecek.

‘VERGİLERİ ARTIRMADAN VERGİ TABANINI GENİŞLETECEK REFORM MECLİS’TE’

Türkiye bir seçime gidiyor. Biz gereken tepkiyi verdik. Ne gerekiyorsa vereceğiz. İlave endişelerin giderilmesi lazım. Kamu maliyesine ilişkin. Türkiye seçim sonrasında bu atılan adımları telafi edecek düzenleme kabiliyetine sahip. Vergileri artırmadan vergi tabanını genişletecek reform Meclis’te. Kamunun borç sorunu yok.

‘FİRMALARIMIZA DESTEK VERECEĞİZ, KAYITSIZ DEĞİLİZ’

Gerektiğinde firmalarımıza yapılandırma konusunda güçlü destek vereceğiz, kayıtsız değiliz. Firmalarımız döviz ile borçlanacak ama geri ödeme kapasitesi olan borçlanacak, KOBİ’lere ilişkin kısım devreye girdi. Aynı şeyi büyük firmalara da yapacağız. Bu reform ortalık yatışınca başlı başına Türkiye’nin notunu iyileştirmeye ve kırılganlığı azaltmaya yeterlidir.

‘ENDİŞELERİ GİDERMEK İÇİN YATIRIMCILARLA DİYALOĞA GİRECEĞİZ’

Bankacılık sektörü sağlam olmaya devam ediyor. Karlılık devam ediyor. Bankacılık sektörü aşırı borçlu mu, o da değil. Türkiye 15 yıl öncesine göre istihdamda üretimde sanayide ihracatta her alanda daha ileri. Liranın efektif olarak geride kalması gerçeklikten kopuşu ifade ediyor. Adımı attıktan sonra iletişim daha kolay. Merkez bankamız çok güçlü bir tepki vermiştir, gerekirse ilave tepki verecektir. Endişeleri gidermek için de yatırımcılarla diyaloğa gireceğiz. 1-2 hafta içinde bunun da güçlü yansımasını göreceğiz.

‘BÖYLE SÖYLEMLER TÜRKİYE’YE BÜYÜK ZARAR VERİYOR’

Yapısal reformlar konusunda da çok önemli mesafeler kat ettik. Önümüzdeki dönemde enflasyonu aşağı çekme konusunda maliye politikası uygulamaya girecek. Enflasyon ve cari açığı düşürme konusunda güçlü adımlar atılacak. Dün Cumhurbaşkanımız beyanname açıkladı. Kur rejimi değişmeyecek. Bunlar ekonomiye zarar veren, endişeleri artıran söylemlerdir. Kur rejiminde hiçbir zaman değişiklik ne konuşulmuş, ne tartışılmıştır. Ne de olacaktır. Dalgalı kur rejimi bu şokları absorbe etmemizde yararlı. Ne Merkez Bankası bağımsızlığından ne piyasa ekonomisinden geri adım atılması söz konusu değil. Bunlar içeride de dışarıda da etkili oluyor. Böyle dışa açık ekonomide bu türden söylemler siyaseten kendilerine alan kazandırıyormuş gibi görünebilir ama Türkiye’ye büyük zarar veriyor.

‘MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞI SON DERECE ÖNEMLİ’

  • Merkez Bankası’nın ne zaman ne yapması gerektiği konusunda fikir beyan etmedim. Merkez’in bağımsızlığı son derece önemlidir, hükümet olarak buna önem veriyoruz. Para politikası önemli bir alandır.
  • Piyasaların, yatırımcıların endişelerini anlıyoruz. Gerekli adımları attık, atmaya devam edeceğiz. İletişim kurmaya devam edeceğiz.
  • Vatandaşın 1000 milyar dolar mevduatı var, olumsuzluk yok.

ÇETİNKAYA İLE TEKRAR LONDRA

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya ile yatırımcılarla Londra’da yapacağı görüşmeye ilişkin soruyu yanıtlayan Şimşek, yatırımcılara “Para politikasında normalleşme sadeleşme süreci devam edecek. Mali disiplin devam edecek. Gündemde yeni vergi artışı ya da vergi yok” mesajlarının verileceğini bildirdi.

‘ABD’NİN BİZE KARŞI POLİTİKALARI YANLIŞ, ÖNÜNDE SONUNDA GÖRECEKLER’

Şimşek, şöyle devam etti:

ABD’nin bize karşı politikasının yanlış olduğunu, ABD’nin önünde sonunda göreğine inanıyorum. AB ile ilişkiler en önemli gündemimiz olmaya devam edecek. Para politikasında sadeleşme dahil gerekirse ilave adımlar gelir. Türkiye ‘nin dinamiklerini doğru politika adımları ile desteklendiğinde hikayesinin güçlü olduğunu anlatmaya gideceğiz.

‘SEÇİM SONRASI SPEKÜLATİF ATAKLAR AZALACAK’

Kurul reel sektör bilançolarıında bir yıl vadeye kadar etkisi sınırlı. Orta vadede etkisi önemli. Bu trendi bizim geri çevirmemiz atacağımız adımlarla tahribat sınırlanır. Hanehalkına bakınca, vatandaşın döviz borcu yok. Dövizle borçlanma yasağı getirdik. Hanehalkının döviz mevduatı var mı, 100 milyar dolardan fazla mevduat var. Altın bir tasarruf aracı bundan olumsuz etkilenmiyorlar. Burada etkilenen reel sektördür. Biz buna kayıtsız değiliz, reel sektörümüzün yanındayız. Gerekirse ilave çalışmalarımız da olur. Kamu yükümlülükleri konusunda elimizden gelen desteği vereceğiz. Reel sektörün de döviz geliri olmayanların dövizle borçlanmaması esasını oturtaracağız. Döviz geliriniz varsa dövizle borçlanın dedik. Biz bunu KOBİ’ler için mayıs başından itibaren kurala dönüştürdük. Yılın ikinci yarısında büyük şirketler için uygulamaya koyacağız. Döviz talebimin hemen hemen büyük kısmı dün yerli firmalar ve dedikodulardan dolayı vatandaşlardan geliyor. Firmalara sesleniyorum, endişe etmelerine gerek yok, yardımcı olacağız. Seçim sonrasında spekülatif atakların azalacağına inanıyorum.

REFORM İSTEYEN TÜSİAD’A: ORTALIK TOZ DUMAN

TÜSİAD’la ilişkilerimiz iyi… Ama ortalık toz duman… Bu ülkede çok ciddi reformlar yapıldı. Ar-Ge reformunu yaptık. Çalışma hayatında esnekliği arttıracak reformunu yaptık. Bir çok reform yaptık… En önemlisi Dünya Bankası’yla çok kapsamlı bir reform yaptık tabii ki bunlar yetmez reform süreklilik gerektirir. Türkiye’nin en zor dönemi olan 2016 da çok önemli reformlar yapılmıştır. Türkiye yapısal sorunları var ama kalkındı ve gelişti. Piyasadaki bu oynaklığa bakıp bu türde reform yapılmadı algısı çok yanlış.

Sosyal medyadaki ‘Halkbank’ paylaşımları hakkında soruşturma başlatıldı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, ABD’de karara bağlanan davada ceza almadığı halde sosyal medya hesaplarında Halkbank’ın ceza aldığına ilişkin paylaşımda bulunlar hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamada, “Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekilleri tarafından Cumhuriyet Başsavcılığımıza müracaatla Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin 16 Mayıs 2018 tarihinde ABD’de karara bağlanan davada taraf olmadığı gibi mahkeme tarafından da banka hakkında alınmış herhangi bir idari veya mali karar bulunmadığı, ABD’nin uluslararası yaptırım kararlarını takip eden yetkili kurumları tarafından Halk Bankası A.Ş.’ye herhangi bir ceza bildirilimde bulunulmadığı belirtilmiştir” denildi.

Ancak sosyal medyada Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin ceza aldığı yönünde yanıltıcı paylaşımlar yapıldığı belirtilen açıklamada, “Türkiye’nin önemli kurumlarından biri olan Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin güven ve itibarını sarsacak nitelikte bu haber ve yorumların 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun ‘İtibarın Korunması’ başlıklı 74. hükmüne aykırı olduğu gibi aynı kanunun 158 maddesi hükmü ve 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun ‘Piyasa Dolandırıcılığı’ başlıklı 107. hükmü uyarınca da suç teşkil ettiğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, ihbara konu tüm eşlemlerin tespiti ile failler hakkında yasal gereğinin yapılmasına yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Merkez Bankası’ndan bir hamle daha

Merkez Bankası ihracat reeskont kredi ödemelerinde kuru sabitledi. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, 31 Temmuz’a kadar vadesi dolacak olan reeskont kredilerinde kurun 4.2 lira olarak sabitlendiği belirtildi

TCMB’den yapılan açıklama şöyle:

“25 Mayıs 2018 tarihinden önce kullanılan ve 31 Temmuz 2018 (dahil) tarihine kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin, kredinin vadesinde ödenmesi halinde, ABD doları için 4,2000, Euro için 4,9000, İngiliz Sterlini için 5,6000 kuru kullanılarak Türk lirası olarak yapılabilmesine olanak tanınması ve kredi kullandırım tarihindeki işlem kurunun sabitleme kurundan yüksek olması durumunda kredi geri ödemesinde kredi kullandırım tarihindeki işlem kurunun esas alınmasına karar verilmiştir. “

Merkez Bankası’nın hamlesinin ardından doların ilk tepkisi

Merkez Bankası açıklamasının ardından dolar kuru 4.78 seviyelerinden 4.7066’ya kadar geriledi. Dolar saat 09.55 itibariyle ise 4.72 TL seviyesinden el değiştirdi.

merkez-bankasi-ndan-bir-hamle-daha-467685-1.

“GEÇ DE OLSA GÜÇLÜ ADIM ATILDI”

NTV canlı yayınında TCMB’nin hamlesiyle ilgili soruları yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in konuşmasında öne çıkan satır başları şöyle:

  • *TCMB geç de olsa çok güçlü bir adım attı ve bu adım etkili oldu
  • *TCMB’nin adımı etkili, bu etkiyi kısmen sınırlayan dün birkaç etken oldu
  • *Bunlardan biri Halkbank’a ilişkin asılsız iddialar, Halkbank bunu yalanladı
  • *Halkbank’a 49 milyar dolar ceza verileceği uydurma bir haberdi, banka ile ilgili bir karar yok
  • *ABD yaptırımlar listesine türk şirketlerini ve vatandaşlarını koydu, bunun da etkisi oldu
  • *Merkez Bankası’nın spekülatif saldırılara karşı eli kolu bağlı değil, hükümetimizin tam desteğine sahiptir
  • *TCMB para politikasında güçlü tepki verdi, vermeye devam edecek
  • *ABD yaptırımlar listesine Türk şirketlerini ve vatandaşlarını koydu, bunun da etkisi oldu
  • *TCMB ne gerekiyorsa yapacaktır
  • *ABD’de uzun vadeli faizler hızla artarak yüzde 3’ü aştı, yüzde 3 kritik bir eşiktir, bunun etkisi oluyor
  • *Petrol fiyatları arttı, bu artıştan olumlu etkilenen gelişmekte olan ülkeler var, olumsuz etkilenen ülkeler var; bu da Türkiye’nin kontrol ettiği bir husus değil
  • *Amerikan dolar endeksinde göreceli bir yükseliş var
  • *Bu üç konu Türkiye’ye özgü değil ama Türkiye’nin olumsuz ayrışmasına neden olan bazı gelişmeler var
  • *Seçim arefesindeyiz, maliye politikasına ilişkin bazı endişeler var; Türkiye daha önce maliye politikasında güçlü duruşunu devam ettirdi, bu konuda tereddütler yersiz
  • *Birtakım adımlar atıldı, atılacağı söylendi, bunu giderecek oyun planları vardır
  • *Merkez bankası çok güçlü tepkiyle, gerektiğinde devamı gelecek, bağımsız olduğunu ve gereğini yapacağını net şekilde ortaya koydu

OHAL YATIRIMLARI KISMEN ETKİLEMİŞ OLABİLİR

  • *Piyasada OHAL olmasaydı TL bu kadar değer kaybetmezdi deniyor, OHAL kısmen yatırım girişini etkiliyor ama OHAL bir mecburiyetten dolayı geldi
  • *Türkiye OHAL ile terörün nefesini kıstı, turizm sektörü toparlandı; bu söylemlerde işi bağlamında tutmak lazım
  • *Cumhurbaşkanı da ifade etti, Türkiye’nin eli terörle mücadelede rahatladığı zaman OHAL bir gün dahi devam etmeyecek

‘OYNAKLIK SADECE TÜRKİYE’YE ÖZGÜ DEĞİL’

  • *Bu oynaklık para birimindeki değer kaybı sadece Türkiye’ye özgü değil
  • *İddia edildiği gibi bünyemiz zayıf değil, Türkiye geçmişte dayanıklılığını ortaya koydu-
  • *Türkiye bir aydan az sürede seçimi aradan çıkaracak ve Türkiye pozitif şekilde ayrışacak

HDP’li Baluken’e verilen ceza kesinleşti

HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken hakkında, ‘terör örgütü propagandası yapmak’ ve ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etme’ suçlarından tutuklu yargılandığı davada, yerel mahkemece verilen 9 yıl 2 aylık hapis cezası, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandı. Baluken, 24 Haziran seçimleri için Batman’dan 1’inci sıradan aday gösterilmişti.

HDP’li İdris Baluken, Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılandığı davada, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 yıl 6 ay; 4 kez ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan 4 yıl 7 ay; 4 kez de ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etme’ suçundan 4 yıl 7 ay hapis ceza aldı. İdris Baluken’in avukatları, karara itiraz etti.

İdris Baluken’in avukatlarının itirazını değerlendiren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza Dairesi, kararını açıkladı. Ceza Dairesi, dosya kapsamında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, toplanan delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığını ve ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu belirterek, yerel mahkemenin kararını uygun buldu. Ceza Dairesi ayrıca, sanık avukatlarının tahliye talebini de reddederek, Baluken’in tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Böylelikle İdris Baluken’e, ‘terör örgütü propagandası yapmak’ ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etme’ suçlarından verilen 9 yıl 2 ay hapis cezası kesinleşmiş oldu.

HDP, İdris Baluken’i, 24 Haziran seçimleri için Batman’dan 1’inci sıra adayı göstermişti.

(DHA)

AYM’den ‘Baluken’ kararı: Milletvekilleri tutuklanabilir

HÜSEYİN ŞİMŞEK / [email protected]
@simsekhuseyinn

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in tutukluluğu hakkında Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru “kabul edilemez” bulundu.

Milletvekili iken tutuklanarak “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ve “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının” ihlal edildiğini ifade eden İdris Baluken, AYM’ye başvurarak tahliyesinin önünün açılmasını istedi. Baluken başvurusunda, tutuklanmasına gerekçe gösterilen ifadelerin siyasi faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Demirtaş ve Yıldırım kararına atıf

Baluken’in başvurusu inceleyen AYM raportörü, HDP’li Selahattin Demirtaş ve Gülser Yıldırım hakkındaki kararlara atıfta bulundu. Raportör, HDP’li iki milletvekilinin de tutuklanmalarının ardından AYM’ye başvurduğunu ve onlar hakkında, “Milletvekillerinin tutuklanmayacağına ilişkin anayasal bir kural yok” tespitinin yapıldığını hatırlattı.

‘Mahkemeye gitmedin’

Suç işlediği iddiasıyla gözaltına alınan ve daha sonra mahkeme kararıyla tutuklanan Baluken’in, “tutuklama uygulamasının hukuka aykırı olduğu” iddiasını da değerlendiren raportör, “AYM’ye gelmeden önceki hukuk yollarının tümünün tüketilmediği için” başvurunun kabul edilmemesi gerektiğini savundu.

‘Vaktim olmadı’

Gözaltına alınışının hukuki olmaması konusunda AYM’den önce yerel mahkemelere “zamanında” başvurmadığı ifade edilen Baluken ise buna karşılık, gece yarısı Ankara’da gözaltına alınıp hava yoluyla Bingöl’e getirildiğini ve sorgu işlemleri yapılarak tutuklandığını, ardından yine hava yoluyla Kandıra Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüğünü, bu nedenle kanuni itiraz imkânlarından yararlanamadığını söyledi.

‘Huzur içinde yaşam için’

Adalet Bakanlığı, mahkemeye sunduğu yazıda, Baluken’in tutuklanmasının hukuka aykırı olmadığını ve seçme ve seçilme hakkının ihlal edilmediğini iddia etti. Yüksek Mahkeme’ye gönderilen değerlendirmede, Baluken’in kendisini destekleyen belirli bir halk kesimi üzerinde etkinliğinin bulunması dikkate alındığında, tutuklamanın toplumun korunması, huzur içinde yaşamın devamı ve şiddetin önlenmesi için demokratik toplum bakımından gerekli ve orantılı olduğu öne sürüldü.

Baluken’in başvurusunu, raportörün görüşünü ve Adalet Bakanlığı’nın değerlendirmelerini inceleyen AYM üyeleri, oybirliği ile aldığı kararla, “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ve “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlali” yönündeki başvuruyu “kabul edilemez” buldu.

Demirtaş’ın kendi röportajını okuması ‘sakıncalı’ bulundu

HÜSEYİN ŞİMŞEK

HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’a annesinin demeci ve fotoğrafları bulunduğu gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesinin Pazar ekinin verilmemesinin ardından bir sansür de BirGün gazetesine geldi. BirGün gazetesi, yazılı sorularına verdiği yanıtlardan oluşan röportaj gerekçe gösterilerek cezaevi yönetimi tarafından alıkonuldu.

Seçim çalışmasının zorluğunu anlattı
4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne Cezaevi’ne tutuklu bulunan Demirtaş, geçen pazar günü BirGün’ün yazılı sorularına verdiği yanıtlarda, tutukluluk koşullarında seçim çalışması yapmanın zorluğuna değindi. Partisinin Cumhurbaşkanı Adayı olarak cezaevinden çalışmalarının tamamını yapamadığını dile getiren Demirtaş, seçmenlerinin seçim çalışmasına katkıda bulunmasını istedi.

Skandal gerekçe
Demirtaş’a gazetelerin verilmemesinden bir gün sonra Edirne Cezaevi Eğitim Kurulu’nun yaptığı 14 Mayıs 2018 tarihli toplantıda alınan kararda, BirGün gazetesinde Demirtaş’ın söyleşisinin bulunduğu sayfaya atıfta bulunuldu ve “Kurum çalışanları hakkında yalan ve karalayıcı haber yaparak kurum çalışanlarının töhmet altında bırakıldığı” belirtildi.

‘Cezaevi güvenliği tehlikeye düşer’
Kararda, ceza infaz kurumlarında bulundurulabilecek eşyalar hakkındaki yönetmelik hükümleri anımsatılarak, “Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez” ifadelerinin kullanılması dikkati çekti.

Kararda, Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’ne de değinilerek, “Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsadığı eğitim kurulu kararı ile tespit edilen hiçbir yayının kuruma kabul edilmeyeceği” hükmü doğrultusunda BirGün gazetesinin Demirtaş’a verilmeyerek alıkonulmasına karar verildi.

Bir gün sonra ‘güvenlik sağlandı’
Eğitim Kurulu, daha sonra yaptığı incelemede, kurum güvenliğinin tehlikeye düşürülmediği veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumların bulunmadığı tespit edildiği için Cumhuriyet Pazar ekinin ‘sakıncalı’ olmadığına karar verdi. Edinilen bilgiye göre yapılan itiraz üzerine Demirtaş’a, BirGün gazetesi de ertesi gün verildi.

Bu çiçeği koparmanın cezası 48 bin 600 lira

Afyonkarahisar’ın Kirsa Vadisi’nde “Ayı Gülü” ve “Kızıl Lale” olarak adlandırılan, koruma altındaki “Paeonia Officinalis” çiçeğini koparana 48 bin 600 lira ceza kesiliyor.

Halk arasında “Ayı Gülü” ya da “Kızıl Lale” olarak bilinen, düğün çiçeğigiller familyasına ait şakayıklar, Türkiye’de koruma altında tutuluyor.

Kızılören ilçesine bağlı Gülyazı köyü sınırları içerisindeki Kirsa Vadisi’nde iki bölüm halindeki yaklaşık 10 bin metrekare alanda açan ve lokal kümeleşen kırmızı şakayıklar, her yıl mayıs ayından hazirana kadar bölgede görsel şölen oluşturuyor.

Doğa Koruma ve Milli Parklar 5. Bölge Müdürü Nevzat Algan, bölgedeki biyoçeşitliliğin takibine ve izlenmesine büyük önem verdiklerini belirtti.

Biyoçeşitlilik konusunda Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) ile ortak çalışmalar yürüttüklerini anlatan Alğan, “Bu çalışmalar neticesinde de endemik olan türlerin korunması için bölgeye has özel koruma statüsü uygulanmaktadır. Bölgedeki bitki türlerinin çoğalmasını sağlamak için kameralarla ve foto kapanlarla takibini yapıyoruz.” diye konuştu.

Doğa fotoğrafçıları için gerçekten mükemmel bir alan

Alğan, Kirsa Vadisi’ndeki şakayıkların 10 bin metrekarelik alanda iki parça halinde kümeleştiğini vurguladı.
Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerinin bölgedeki kırmızı şakayıkları koruma altında tuttuğuna işaret eden Alğan, şunları söyledi:
“Bu endemik türün bir tanesinin koparılması dahi büyük rakamlarda cezalara sebep olmaktadır. Şu andaki ceza tutarı 48 bin 600 lira. Burası sadece gezilmesi ve gözlenmesi açısından güzel bir ortamdır. O kırmızı renkli şakayıkların görsel şöleni doğa fotoğrafçıları için gerçekten mükemmel bir alan. Şakayıkların koparılması ve götürülmesi yasaktır. Bizim ekiplerimiz de görmek isteyen herkese yardımcı olabilir.”

bu-cicegi-koparmanin-cezasi-48-bin-600-lira-465410-1.

“Kızıl Lale Vadisi” projesi hazırlandı

Kızılören Kaymakamı Adem Can da vadinin “Kızıl Lale” nin nadir görüldüğünü belirterek, “Kızıl lalelerin bu aylarda çiçek açması gerçekten görsel şölen oluşturuyor. Bölgemiz Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerince korunuyor. Koparılması ve bölgeden götürülmesi yasak. Biz de ilerleyen zamanlarda buradaki kızıl lale alanını doğa turizmine kazandırmak için projeler hazırlıyoruz. ‘Kızıl Lale Vadisi’ ismiyle önümüzdeki yıllarda burada doğa fotoğrafçılığı başta olmak üzere, faklı çalışmalarımız olacak.” diye konuştu.

bu-cicegi-koparmanin-cezasi-48-bin-600-lira-465411-1.

bu-cicegi-koparmanin-cezasi-48-bin-600-lira-465412-1.

Kaçak geçiş alacaklarını yapılandırmak için 10 maddelik yeni

Hükümetin, 24 Haziran’da gidilecek erken seçimlerden önce borçların yeniden yapılandırılması için TBMM’de yasalaştırdığı torba tasarıya ek olarak, 10 maddelik yeni bir torba düzenlemesi hazırlandı. Buna göre, tüm bu kaçak geçişlerle ilgili 1.2 milyar liralık alacak yeniden yapılandırılacak.

Hürriyet’ten Nuray Babacan‘ın edindiği bilgiye göre, AKP kurmayları ile ekonomi bürokratlarının son iki gün yaptığı çalışmanın ardından yaklaşık 10 maddelik yeni bir mini torba düzenlemesi hazırlandı. Düzenlemede, daha önce konuşulmuş olmasına rağmen son görüşülen tasarıya konulamayan ve oldukça büyük bir borcun yapılandırılmasını içeren otoyol ve köprü kaçak geçişleri de bulunuyor. Buna göre, tüm bu kaçak geçişlerle ilgili 1.2 milyar liralık alacak yeniden yapılandırılacak. Yapılandırma şartları aşamalı olacak. Bu cezaların bir bölümünün faizleri silinecek, bir bölümü taksitlendirilecek. Buna ilişkin ayrıntılar oluşturuluyor.

Yasal düzenlemeyle, döviz bürolarındaki usulsüz işlemlerle ilgili ceza düzenlemesi yapılacak. Yönetmelikler, tebliğ ve düzenleyici işlemlere aykırı hareket eden döviz büroları sahiplerine yönelik yaptırım getiriliyor. Bu kişilere, usulsüz işlemlerle ilgili para cezası getirilecek.

Düzenlemede, kayıt dışı tütün üretimine getirilen hapis cezası uygulaması 2019 yılının sonuna ertelenecek. Bu yılın Temmuz ayına kadar verilen süre uzatılıyor. Bu özellikle Adıyaman bölgesinde kaçak üretilen ve küçük satılan tütün üreticilerini ilgilendiriyor.

AP’de özel gündemli oturum: Türkiye, S.Arabistan değil, hâlâ

Avrupa Parlamentosu (AP), 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne özel olarak Türkiye’ye ayrı bir oturum açtı. İki gün süren toplantılara Meclis üyeleri, Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda gazetecinin yanı sıra insan hakları temsilcileri katıldı. Belçika’nın başkenti Brüksel’deki AP Merkezi’nde gerçekleştirilen seri panel ve konuşmalarda, ifade özgürlüğünün büyük baskı altında olmasının, antidemokratik uygulamalar ve insan hakları ihlallerinin bir yansıması olduğu başlığı önem kazandı. AP vekilleri; baskı gören ülkeler ve Türkiye’ye ilişkin açık, eleştirel soruları da zaman zaman siyasetçi üslubuyla geçiştirdi. Buna rağmen, Türkiye için açılan ayrı oturum yapıcı ve işbirliğine açık bir zemin sağladı.

‘Erdoğan bir daha sözünü bile edemedi’

‘Türkiye’de medya ve ifade özgürlüğünün durumu’ ana başlığı ile sunulan organizasyonun 3 Mayıs tarihindeki resmi açılışını gerçekleştiren Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani “Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından demokrasi açısından çok daha kötü bir duruma geldiğini görebiliyoruz” dedi. AP Başkanı; Erdoğan ile Türkiye’de idam tartışmaları yaşandığı sırada bir araya geldiklerini aktardı, aralarında geçen çarpıcı diyalog ve sonrasında olanlar konusunda bilgi verdi: “İdam tartışılırken Brüksel’de Erdoğan’a çok sert şekilde karşı çıktım, ‘Ölüm cezasından konuşmak bile doğru değil’ dedim. Bir daha sözü edilmedi.”

Tajani; ifade özgürlüğü, demokrasi konusunda Türkiye dibe vurduğunu belirtti, ancak dünyadaki ve Avrupa’daki durumun da giderek kötüleştiği söyledi.

AP’nin Fransa temsilcisi ve Başkan Yardımcısı Sylvia Guillaume, “Fransız toplumunda OHAL çok tartışıldı. Ancak Türkiye ile kıyaslanamaz. Çünkü Türkiye ‘güvenlik’ sorununu orantısız bir güce dönüştürdü. Ceza ve tutuklamalar standartlaştı. Darbenin ardından, sonuncusunu Şubat’ta verdiğimiz 4 raporla Türkiye’yi kınadık ancak AKP iktidarı kayıtsız kaldı. Şimdi gündemde sistem değişikliği var. AP üyelerine çağrımızı yineliyoruz: “Ön adaylık finansmanının da askıya alınmasını istiyoruz” dedi.
AP, Türkiye Raportörü Kati Piri, Türkiye’de medyaya yönelik baskının demokrasi ve insan hakları ihlallerinden bağımsız olmadığını söyledi. Türkiye’deki iktidarın güvenlik ve terörizm kavramlarını ters ters yüz ettiğini belirten Türkiye Raportörü Kati Piri; “Ya teröristsiniz ya bizdensiniz diyorlar. Böylece OHAL devam ediyor” diyerek sürdürdü: “Avrupa kamuoyu bunların genelini bilmiyor. Türkiye halkı ile dayanışmayı yükseltmeliyiz. Evet; Türkiye’de demokrasi ve insan hakları alanında çok büyük sorunlar yaşanıyor. Ancak Türkiye Suudi Arabistan değil, hala umut var.”

Avrupa Komisyonu Türkiye Strateji Bölümü Müdürü Myriam Ferran de Türkiye’nin sadece medya alanında değil hukuk ve demokraside de büyük bir dibe vuruş yaşadığını yineledi, bu koşullarda ilerleme olması mümkün değil” şeklinde konuştu.

‘24 Haziran seçimi dikkatli izlenmeli’

Avrupa İşbirliği ve Güvenlik Teşkilatı (AGİT) Medya Özgürlüğü temsilcisi Frane Maroevic ise “Türkiye AGİT’in en büyük hapishanesi oldu” derken “2016 Nisan’daki referandumda kısa vadeli bir izleme yapıldı. Bu hataydı. AB’nin 24 Haziran’daki seçimlerin çok daha dikkatli izlemesi gerekiyor” dedi.
Avrupa Dış İlişkiler Servisi Sorumlusu Javier Nino Perez’in kısa konuşması boyunca tekrar tekrar “Türkiye’deki güvenlik sorununu anlıyoruz” demesi, Erdoğan’a yakın bir üslup olarak nitelendi, eleştirildi.

Kapanış günü konuşan İnsan Hakları Derneği Başkanı Avukat Öztürk Türkdoğan, bu çelişkiye atıfta bulundu: “2017’de yayınladığımız hak ihlalleri raporuna göre, Türkiye, Rusya ve Azerbeycan’ın durumuna yaklaştı. Büyük bir eksen kayması yaşanıyor. Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tutumları belirleyici oluyor. Türkiye’de OHAL’de Terörle Mücadele Yasası bir adım daha ileriye taşındı. “Terörle iltisaklı” diye bir kavram icat edildi. Anayasamıza aykırı. Bununla suçun şahsiliği ilkesi tamamen ortadan kalkmış oluyor. Bu kapsamda dernekler kapatılıyor. Sadece ‘güvenlik’ meselesine gönderme yaparak sorunlar çözülmez. Özgürlük-güvenlik denklemi ortadan kalktı. Bunun anlaşılması lazım” şeklinde konuştu.

Toplantılarda sık sık; ‘demokrasiden ve insan haklarından uzaklaşan ülkelere sessiz kalmanın’, Avrupa’yı hatta dünyanın tamamını olumsuz etkileyebileceği üzerinde de duruldu.

‘Çözümünüz ne?’

2 gün süren toplantıların en renkli siması, Kuzey Kıbrıs’ta Afrin operasyonu sırasında saldırıya uğrayan Afrika Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yener Levent’ti. Levent, toplantının kapanışında da şu soruyu yöneltti: “Erdoğan her yerde kutuplaştırıyor. Bunun sonucu Kıbrıs’ta da görüldü. Bize yönelik bir linç girişimi gerçekleşti. AB vatandaşıyım. Bunlara karşı önlem almayı düşünüyor musunuz? Beni nasıl koruyacaksınız?”

Sınır tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da AP toplantısının geç kalınmış bir adım olsa da karşılıklı ilişkiler ve çözüm yollarının belirlenmesi açısından verimli olduğunu ifade etti. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Andrew Gardner ise toplumun karşı karşıya kaldığı durumun darbe teşebbüsüyle ilgili olmadığını vurgulayarak, korku ortamının canlı tutulmak istendiğine dikkat çekti. Gardner, AİHM karlarının uygulanmaması konusunda acil eylem planı önerdi.