Tarafsız Habercilik

Merkez bugün toplanıyor: Bitmeyen faiz artışı beklentisi yine masada

Ekonominin yapısal problemlerinin üzerine eklenen erken seçim belirsizliği Türk Lirası’nda sert değer kaybına yol açarken, gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bugün yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi. Liranın ateşini düşürmek için iktidarın talimatıyla son 45 günde faizleri yüzde 3,75 artıran TCMB’nin, enflasyon görünümündeki yüksek seyir nedeniyle yeniden faiz artışına gitmesi bekleniyor. Ocak 2017’de yüzde 8 olan politika faizi son yapılan toplantıda yüzde 16,5’e kadar yükseltilmiş, böylece faizde artış oranı yüzde 100’ü geçmişti. Buna karşın faizlerin hâlâ düşük olduğunu savunan piyasanın beklentisi faizin 50 ile 100 baz puan artırılacağı yönünde. Böylece tahminlere göre faizin yüzde 17’yi de aşması olasılığı yüksek.

Neden herkes faiz artışı bekliyor?
Piyasanın sürekli faiz artışı beklemesinde, yapılan faiz artışlarının liradaki değer kaybını engellememesi önemli yer tutuyor. Ayrıca yüksek risk nedeniyle Türkiye’ye uğramayan sıcak paranın ancak reel faizlerin yukarı çekilmesiyle birlikte yeniden girişinin mümkün olabileceği görüşü hâkim. Mayıs ayı enflasyonunun yüksek çıkmasıyla birlikte TCMB’nin ve hükümet üyelerinin öngörüsü de enflasyonun yükseleceği yönünde. Ayrıca uluslararası kuruluşlar da Türkiye’de enflasyonun yılın ikinci yarısında daha da tırmanacağı görüşünü savunuyor. Önceki gün Merkez Bankası tarafından yapılan enflasyon değerlendirmesinde maliyet artışlarınIN fiyatları yükselttiği ve yükselişin tüm mal gruplarına yayıldığı ifade edilmişti. Çekirdek enflasyonun yükseliş eğilimini sürdürdüğüne de yine değerlendirmede yer verilmişti. Dün ise konuya ilişkin Maliye Bakanı Naci Ağbal’dan da bir değerlendirme geldi. Katıldığı bir televizyon programında konuşan Ağbal, enflasyondaki hızlanmanın önümüzdeki aylarda devam etmeye hazırlandığını, buna karşın vergi indirimleriyle fiyatlardaki yükselişin önüne geçmeye çalışacaklarını ifade etti.

Gerçek enflasyon bu değil!
Enflasyona ilişkin uluslararası camiadan da Türkiye’ye ilişkin yorumlar ve uyarılar yapılıyor. Uluslararası Finans Enstitüsü uzmanları tarafından yapılan değerlendirmede, enflasyonun önümüzdeki altı ay içinde sert bir şekilde yükselmesinin beklendiğine işaret edildi. Geçen hafta ise Financial Times’te yapılan bir analizde Satınalma Gücü Paritesi baz alınarak yapılan hesaplamaya göre Türkiye’de enflasyonun yüzde 39 olduğu, dolayısıyla halihazırdaki yüzde 16,50’lik faiz oranının da sıcak parayı çekmeye yetmeyeceği ifade edilmişti.

Denize düşen Londra’ya sarıldı
Öte yandan yıllardır faize karşı olduğunu ifade eden iktidarın faiz artışlarına hız kazandırması da dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Londra ziyaretinde yatırımcılara sunduğu ekonomi ‘teorilerinin’ kabul görmemesi üzerine lirada yaşanan rekor kayıp, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in hasarı onarmak için yeniden Londra’ya gitmesine yol açmıştı. Şimşek burada yatırımcılara Merkez Bankası’nın bağımsız kalacağını ve piyasa beklentileri hususunda faiz artışları dahil gereken adımların atılacağı sinyalini verdi. Ardından gelen faiz artışları, önüne üretim ve istihdam artışını koyamayan Türkiye ekonomisinde dışa bağımlılığın daha da artacağını gösterdi.

İki senaryo
İktidardan faiz artışları için onay alan ‘bağımsız’ Merkez’in bugün hangi kararı alırsa alsın, siyasi bir baskı yaşamayacak. Faiz artışına gitmesi halinde çarpık da olsa ekonomik büyümeye bir darbe daha vurulmuş olacak. Faiz artırmaması halinde ise kaderini emanet ettiği küresel sermayenin karara sert bir reaksiyon göstermesi muhtemel. Ekonomi Servisi

***

Kredi notuna bir darbe daha

Türkiye’nin çarpık büyümesinin yarattığı büyük dış açık ülkenin kredi notunun günden güne zarar görmesine yol açıyor. Japon kredi derecelendirme kuruluşu R&I, Türkiye’nin kredi notununun görünümünü negatife indirerek not indirim sinyali verdi. Açıklamada, ülkedeki politik risklere dikkat çekilerek bu durumun finans piyasalarındaki oynaklığı daha da kırılgan hale getirebileceği ifade edildi. 24 Haziran seçimlerinden sonra yeni başkanın duruşunun dikkatle izleneceğini ifade eden kuruluş, yabancı para cinsinden kredi notunu ise BB+ olarak teyit etti.

Merkez Bankası, faiz kararını açıkladı

Meekez Bankası, bir ay içerisindeki ikinci faiz artışını da yaptı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamada faizlerin yüzde 16.50’den yüzde 17.75’e çıkarıldığı belirtildi.

Merkez Bankası’nın 1.25 puanlık faiz artışı piyasa beklentilerinin üzerinde geldi. Ekonomistlerin bir kısmı Merkez’den faiz artışı beklemezken, bir kısmı da 0.50 puan ile 1 puan arasından artış bekliyordu.

Merkez Bankası geçtiğimiz haftalarda da olağanüstü toplanarak faizleri yüzde 13.5’ten yüzde 16.5’e çıkarmıştı.

Merkez Bankası faizleri yüzde 16.50’den yüzde 17.75’e çıkardı. Kararın ardından dolar kuru 4.58’den 4.50’ye geriledi. Dolar/TL kuru faiz artışıyla birlikte daha sonra da 4,45’e kadar çekildi.

HDP’li Yıldırım hakkında fezleke

İçişleri Bakanlığı’nca yapılan suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilen fezlekede, HDP’li Nadir Yıldırım hakkında ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan soruşturma yapılabilmesi için, yasama dokunulmazlığının kaldırılması talep edildi.

Şikayet edilen 26’ncı dönem Milletvekili Nadir Yıldırım’ın, PKK’li Hülya Eroğlu’nun cenazesine katılmasına ilişkin açıklamaların yapıldığı fezlekede, örgüt üyesi şahsın cenazesine katılım ile “terör örgütünün ulusal ve uluslararası kamuoyuna masum ve iyi gibi lanse edildiği, dolayısıyla terör örgütünün bu yolla övüldüğü, yaptıklarının teşvik edildiği, eylemlerinin meşru gösterilmeye çalışıldığı, terör örgütünün yanında yer alındığı, bu yolla terör propagandasının yapıldığı” belirtildi.

Nadir Yıldırım’ın ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ suçunu işlediğine dair, şikayet edilenin üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu ifade edilen fezlekede, “Bu nedenle adı geçen milletvekili hakkında Anayasanın 83’üncü maddesine istinaden dokunulmazlığının kaldırılması talebinde bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır. Halen Türkiye Büyük Millet Meclisi 26’ncı dönem milletvekili Nadir Yıldırım’ın eylemlerine uyan 3713 sayılı kanunun 7/2 maddesi ve TCK’nun 53/1 maddeleri gereğince hakkında takibat yapılabilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83/2 maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, adı geçen milletvekili hakkında yasama dokunulmazlığının kaldırılması kararına bağlı olduğu anlaşıldığından; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin takdirlerine tevdi olunmak üzere fezleke ve eki soruşturma evrakı ilişikte sunulmuştur” denildi.

YILDIRIM HAKKINDA YAKALAMA KARARI VAR

TBMM’nin dokunulmazlığını kaldırması halinde HDP’li Nadir Yıldırım hakkında 5 yıla kadar hapis istemiyle soruşturma başlatılıp dava açılabilecek. KCK ana davasında da yargılanan Nadir Yıldırım hakkında, geçen Şubat ayında yakalama kararı çıkarılmıştı.

(DHA)

CHP’li Altıok’tan kitabını sansürleyen D&R’a tepki: Sansürü anlattığım kitabım sansüre uğradı

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’ün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla, D&R mağazalarının Turkuvaz Grup’a satışından sonra aralarında Turan Dursun, İbrahim Kaboğlu, Orhan Gökdemir ve Zeynep Altıok’un kitaplarının raflardan kaldırıldığı ortaya çıktı. CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok’tan konuyla ilgili tepki geldi.

Yaşanan sansürle ilgili yazılı basın açıklaması yapan Altıok, D&R mağazalarındaki uygulamanın açık bir şekilde ifade özgürlüğü hakkının ihlali olduğunu belirtti. Zeynep Altıok açıklamasında “sanata, kültüre ve yazarlara olan baskıyı ve sansürü de anlattığım kitabım da sansüre uğramış oldu! Siyasal ve ideolojik olarak tükenmiş AKP iktidarı ve uzantısı olan yandaş sermaye sadece ömrünü biraz daha uzatmaya çalışmaktadır. Fakat ne olursa olsun 25 Haziran sabahı bu durum son bulacak, bilim, sanat ve düşünceyi özgür kılacak yeni bir anlayış Türkiye’yi kucaklayacaktır” dedi.

Turkuvaz'a satılan D&R'da sansür başladı Turkuvaz’a satılan D&R’da sansür başladı

Altıok’un açıklamalarında öne çıkanlar şu şekilde;

BU YASAK VE SANSÜR KİTABIMI TEYİT ETMİŞ OLDU

İçi Boşaltılan Laiklik ve Cumhuriyet kitabımın içeriği ile ilgili olarak “AKP’nin 16 yıllık iktidarında sosyal, siyasal ve kültürel hayatta laiklik ve aydınlanma değerlerine yönelik saldırılar eşi benzeri görülmemiş şekilde arttı. Bu organize saldırılar ile ilgili yaratılan algı; bu saldırıların bireysel olduğuydu. Oysa gerçek hiç de öyle değil. Yavaş yavaş kuşatılan Cumhuriyetin çağdaş değerleri her gün organize bir şekilde törpüleniyor” demiş ve verilerle saldırının boyutlarını ortaya koymuştum. D&R mağazalarının yandaş bir guruba satılmasından hemen sonra uygulanan bu yasak ve örtülü sansür maalesef bizi bir kez daha teyit etmiş oldu. Yani sanata, kültüre ve yazarlara olan baskıyı ve sansürü de anlattığım kitabım da sansüre uğramış oldu!

SANSÜR GERİCİ VE BASKICI İKTİDARLARIN EN SIK BAŞVURDUĞU YILDIRMA ARACI

Kitap ve sanat eserlerine yönelik yasaklama/sansür, tarih boyunca baskıcı ve gerici iktidarların en sık başvurduğu yıldırma ve vazgeçirme aracı olmuştur. Kendi düşüncesini/fikrini/ideolojisini/yaşam tarzını benimsemeyen herkese, her söyleme, her düşünceye, her sanat eserine kuşkuyla yaklaşan yasakçı zihniyetler; heykeli, resmi, sinemayı, tiyatroyu, gazeteyi, kitabı yasaklayıp kriminalize ederek gücünü devam ettirmek ister. Fakat yasakların, yok saymaların, baskıların, gizli ve açık sansürlerin fikir ve ideolojileri öldürmediği gibi bu uygulamaların da çözüm olmadığı tarihsel deneyimlerle mevcuttur. İnsanlık tarihi göstermiştir ki, düşünceler ancak başka bir düşünceyle yenilir.

BİLİM SANAT VE ÖZGÜR DÜŞÜNCE ÖNÜNDEKİ ENGELLER 25 HAZİRAN’DA SON BULACAK

16 yıldır “kültürel iktidarını” yaratamayan AKP iktidarı ve onun uzantıları, bunun önündeki en büyük engel olarak özgür düşünceyi, kültür ve sanatı görüyor. Geçen yıl Danimarka merkezli ifade özgürlüğü organizasyonu Freemuse tarafından açıklanan sanata ve sanatçılara yönelik sansür, saldırı ve hak ihlalleri raporuna göre Türkiye 7. sırada Kuveyt, Çin, Mısır, Hindistan, Rusya, Pakistan ve İran’la aynı ligde yer alıyor. Bu liste bile AKP Türkiye’sinde kültür ve sanata yönelik saldırıları açıklamak açısından yeterli. Sansür sadece yasalarla ve devlet/iktidar tarafından değil, farklı aktör ve farklı yöntemlerle de uygulanabilir. Bu anlamda D&R mağazalarındaki uygulama açık bir şekilde sansür ve aynı zamanda ifade özgürlüğü hakkının ihlalidir. Oysa ifade özgürlüğü, uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve anayasamıza göre demokrasinin vazgeçilmez koşuludur. Siyasal ve ideolojik olarak tükenmiş AKP iktidarı ve uzantısı olan yandaş sermaye sadece ömrünü biraz daha uzatmaya çalışmaktadır. Fakat ne olursa olsun 25 Haziran sabahı bu durum son bulacak, bilim, sanat ve düşünceyi özgür kılacak yeni bir anlayış Türkiye’yi kucaklayacaktır. Sanata, kültüre, bilime ve özgür düşünceye olan inanç ve aydınlık Haziran umuduyla…

Muharrem İnce: Türkiye’nin kendi içinde barışmaya, ekonomisini büyütmeye ve adil bölüşmeye ihtiyacı var

Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Yunanistan’ın Gümülcine ile Bulgaristan’ın Kırcaali kentlerini ziyaret etti. İnce, sabah saatlerinde beraberinde CHP milletvekilleri Engin Altay, Erdin Bircan, Mustafa Akaydın, Yaşar Tüzün, Emre Köprülü, Kamil Okyay Sındır, Namık Havutçu, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, CHP’li Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’nin bazı ilçe belediye başkanları ile İpsala Sınır Kapısı’ndan karayolu ile Yunanistan’a geçti. İnce beraberindeki heyet ülkeye girdikten sonra Yunan polisi tarafından sıkı güvenlik önlemleri alındı ve polis eskortları eşliğinde Gümülcine’ye ulaşıldı.

Muharrem İnce, Batı Trakyalı Türklerin yoğun olarak yaşadığı Gümülcine’de önce Türklere ait bir eczaneye girerek, “Çok konuşuyorum, sesim kısılıyor. Sesime uygun bir ilaç var mı?” diyerek ilaç istedi. Eczacının, olmadığını söylemesi üzerine İnce, eczaneden ayrıldı.

muharrem-ince-turkiye-nin-kendi-icinde-barismaya-ekonomisini-buyutmeye-ve-adil-bolusmeye-ihtiyaci-var-469964-1.

İnce, kentte ilk ziyaretini Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Murat Ömeroğlu’na yaparak, basına kapalı bir süre görüştü. İnce, daha sonra yine Yunan polisinin sıkı güvenlik önlemleri altında Gümülcine Türk Gençler Birliği’ni ziyaret etti. Burada bulunan Türkler tarafından yoğun ilgiyle karşılanan İnce’ye, Gümülcine Türk Gençler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Taha Hüseyinoğlu, filografi sanatıyla yapılmış, birliği sembolize eden Arapça ‘Elif’ harfinin bulunduğu bir hediye verdi.

Batı Trakyalı Türklerle sohbet eden İnce, önce bir sandalyenin üzerine çıkarak, “Türkiye’den gelenler arka tarafa geçsin. Ben soydaşlarımla konuşacağım” dedi. Sandalyeden inen İnce, konuşmasında şöyle dedi:

“24 Haziran’da Türkiye’de bir seçim yaşayacağız. Bu önemli bir seçim. Ben Allah’ın izni milletin isteğiyle kazanacağıma inanıyorum. Görüntü öyle. Türkiye’de yaptığımız konuşmalarda söylediğimiz şu: İlkemiz; yurtta barış, dünyada barış. Türkiye’de barış, bölgede barış, dünyada barış. Zaten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarken dış politikasının temel prensibi oydu. Yani diyoruz ki, Türkiye kendi içerisinde barışsın, Türkiye komşularıyla barışsın, bölgesinde barışsın. Dünyada barış olsun. 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan hemen sonra Sadabat Paktı imzalandı, Balkan Paktı imzalandı. Bölgeyi bir barış denizine dönüştürmek istediler. Unutmayın 1934’te Atatürk, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Türkiye’nin ve bölgenin buna yeniden ihtiyacı var. Türkiye’nin kendi içinde de barışmaya, ekonomisini büyütmeye ve adil bölüşmeye ihtiyacı var. Sen niye buraya geldin diye bana soranlara sesleniyorum. Ben ailesi mübadeleyle Drama’dan Türkiye’ye gelen, kökeni Tanrı Dağı yörüklerinden olan bir ailenin çocuğuyum. Gönül bağımız var. Dertleşmek istedik, başka bir niyetimiz yok. Siz başka bir ülkenin vatandaşısınız, siz bu ülkeye vergi veriyorsunuz, kalkınması için çalışıyorsunuz. Hiçbir itirazımız yok buna. Kimliklerini korumak, savunmak hakkınız. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Sizlerin en büyük sorunlarından birinin Türkiye’de okuyan çocuklarınızın barınma sorunu olduğunu biliyorum. Ama benim Türkiye’de verdiğim bir söz var. İki yıl içerisinde Türkiye’de okuyan hiçbir çocuğun tarikat yurtlarına ihtiyacı kalmayacak. Türkiye Cumhuriyeti çocuklarını barındıracak güce sahiptir. Asla o çocuklar ortalıkta bırakılmayacak, asla öğrencilerimizi ne idüğü belirsiz insanların eline düşürmeyeceğiz.”

‘YUNANİSTAN’LA HER ŞEY KARŞILIKLI’

Yunan gazetecilerin Türkiye’de 2 Yunan askerinin tutuklanmasıyla ilgili sorusu üzerine İnce, “Türkiye’nin bir hukuk devleti olması için uğraşıyorum. Konuyu takip ederim ancak yargıya talimat verme noktasında birisi de değilim” yanıtını verdi. Ardından, “Askerler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özel isteğiyle mi tutuklu” şeklindeki soru üzerine İnce, “Öyle bir şey olduğuna inanmıyorum. İki ülke arasında bu gibi problemler var. Türkiye de kendi askerlerinin iadesini istiyor, Yunanistan iade etmiyor. Karşılıklı olarak bunlar yaşanıyor” dedi. İnce, adalarda yaşanan sorunlar ile sorulan soruya da, “Ege’nin iki yakası bir araya gelmeden, iki ülkenin iki yakası bir araya gelmez. Oturacağız, konuşacağız” karşılığını verdi.

İnce, Gümülcine’de Türk Öğretmenler Birliği, Çukurkahve, Batı Trakya Türk liderlerinden Sadık Ahmet’in mezarını da ziyaret etti.

muharrem-ince-turkiye-nin-kendi-icinde-barismaya-ekonomisini-buyutmeye-ve-adil-bolusmeye-ihtiyaci-var-469963-1.

BAZI GAZETECİ VE CHP’LİLER YUNANİSTAN’A ALINMADI

Bu arada CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin Yunanistan’ın Gümülcine kentindeki temaslarını takip edecek gazetecilerden bazıları ile CHP’li milletvekili ve başkanlardan oluşan heyet ülkeye sokulmadı. İpsala Sınır Kapısı’ndan Yunanistan’ın Kipi Sınır Kapısı’na geçen gazetecilere, Yunan polisi, İnce’nin heyetinde geleceklerin Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmesi gerektiğini, ancak bildirilmediğini belirterek, giriş izni vermedi. Sınır kapısında 2 saat bekleyen gazeteciler daha sonra İpsala Sınır Kapısı’na dönmek zorunda kaldı. Yunanistan’a giremeyen gazeteciler, Kapıkule Sınır Kapısı üzerinden, Bulgaristan’a geçerek, İnce’nin Kırcaali kentinde katılacağı iftar programına izlemek üzere bu ülkeye gitti.

Ahmet Maranki hakkında soruşturma başlatıldı

Prof. Dr. Maranki'den 25 Haziran sonrası olmadı gömdüklerimizi çıkarırız Prof. Dr. Maranki’den 25 Haziran sonrası olmadı gömdüklerimizi çıkarırız

Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı, Akit Tv isimli Tv kanalında dün gece yaptığı açıklamalar nedeniyle Ahmet Maranki hakkında basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan soruşturma başlattı.

Savcılık açıklamasında “Ahmet Maranki hakkında soruşturma başlatılmış ve ilgili kişi şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmış olup soruşturma titizlikle sürdürülmektedir” denildi.

Maranki, Akit TV’de “Benim umudum kaf dağının arkasında 25 Haziran’da… Olmadı artık Belgrad Ormanı’nda bir ağacın altında talim şeyimizi oraya gömdük. Çıkaracağız sokağa artık ‘Bismillahirrahmanirrahim’ deyip” ifadelerini kullanmıştı.

Çiğdem Toker’e ikinci defa 1,5 milyon TL’lik tazminat davası

Cumhuriyet gazetesi yazarı Çiğdem Toker, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada kendisi hakkında ikinci kez 1,5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açıldığını açıkladı. Çiğdem Toker, davaya konu 22 Ekim 2017 tarihli “Tasarruf arıyorsanız metro ihalelerine bakın” başlıklı yazısını da Twitter’dan paylaştı.

Çiğdem Toker davaya konu olan yazısına, “AKP’li yönetenler, tasarruf deyince 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinliklerini anlamış. Bence önce kamu ihalelerine bakmalılar. Oralarda tasarruf edecek bir dolu proje ve teklif var” ifadeleriyle başlamış ve İstanbul’daki metro ihalelerindeki usulsüzlükleri yazmıştı.

Çiğdem Toker buna örnek olarak da, “Misal, ‘yaklaşık keşif’ 2.1 milyar TL mi? Şirket 2.4 milyar TL veriyor, İBB de kabul ediyor. Peki, nereye gidiyor bu aradaki 300 milyonluk fark?” diye yazmıştı.

İşte Çiğdem Toker’ın sosyal medya hesabından attığı mesajlar:

cigdem-toker-e-ikinci-defa-1-5-milyon-tl-lik-tazminat-davasi-467849-1.

Prof. Dr. Korkut Boratav: Türkiye ya kurallara uyacak ya da cezalandırılacak

Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye ekonomisinde yaşananları ve döviz kurlarında yaşanan rekor artışı değerlendirdi. Boratav, “Kurallara uymaya razı olursanız, teslim olursanız IMF’ye gidersiniz. İşte Türkiye bu noktadadır” dedi.

Cumhuriyet’e konuşan Prof. Boratav’ın değerlendirmeleri şöyle:

Şu anda dünyaya hâkim olan finans kuralları şunlar:

1- Merkez Bankası’nın kesin bağımsızlığı.

2- Enflasyon üzerinde faiz oranını belirleyen sıkı para politikası.

3- Döviz fiyatları dalgalanmaya bırakılacak, Merkez Bankası müdahale etmeyecek.

4- Hepsinin temeli olan ana kural sermaye hareketleri serbest bırakılacak.

Şimdi bu kurallar finans kapitalin hakimiyetini sağlayan kurallardır. Bununla baştan kavga etmeniz mümkün. Yani ‘sermaye hereketlerini kontrol edeceğim’ diyerek meydan okuyabilirsiniz. Türkiye bundan 1989’da vazgeçti. Serbest bıraktı. İkincisi döviz kurunu kontrol edebilirsiniz. Türkiye bundan da Kemal Derviş döneminde 2001’de vazgeçti. 2002 sonunda iktidara gelen AKP de aynı kuralları kabul etti. Şimdi buna ya uyacaksınız ya da cezalandırılacaksınız.

Nedir cezalandırma? Fon girişleri durur. Krediler pahalılaşır ya da ana parayı tahsil etmeye başlar bankalar. Bu da döviz krizine sürükler. Sonuç, kurallara uymaya razı olursanız, teslim olursanız IMF’ye gidersiniz. İşte Türkiye bu noktadadır.

Cumhurbaşkanı bu kurallara uyma niyetinde olmadığını çeşitli vesilelerle söylüyor. Fakat söylem ortalığı karıştırıyor. Ne söylüyor: ‘Yurtdışına para kaçıranlara vergi uygulanacak. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olarak Merkez Bankası bağımsızlığına tabi olmak zorunda değildir. Son olarak da faiz bütün kötülüklerin anasıdır, düşürmek lazım.’

Bunlar kurallara itiraz anlamına geliyor ama temel kural korundukça yani sermaye hareketlerinin korunması halinde mümkün değil. Cezalandırılırsınız.

Sosyal medyadaki ‘Halkbank’ paylaşımları hakkında soruşturma başlatıldı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, ABD’de karara bağlanan davada ceza almadığı halde sosyal medya hesaplarında Halkbank’ın ceza aldığına ilişkin paylaşımda bulunlar hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamada, “Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekilleri tarafından Cumhuriyet Başsavcılığımıza müracaatla Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin 16 Mayıs 2018 tarihinde ABD’de karara bağlanan davada taraf olmadığı gibi mahkeme tarafından da banka hakkında alınmış herhangi bir idari veya mali karar bulunmadığı, ABD’nin uluslararası yaptırım kararlarını takip eden yetkili kurumları tarafından Halk Bankası A.Ş.’ye herhangi bir ceza bildirilimde bulunulmadığı belirtilmiştir” denildi.

Ancak sosyal medyada Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin ceza aldığı yönünde yanıltıcı paylaşımlar yapıldığı belirtilen açıklamada, “Türkiye’nin önemli kurumlarından biri olan Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin güven ve itibarını sarsacak nitelikte bu haber ve yorumların 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun ‘İtibarın Korunması’ başlıklı 74. hükmüne aykırı olduğu gibi aynı kanunun 158 maddesi hükmü ve 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun ‘Piyasa Dolandırıcılığı’ başlıklı 107. hükmü uyarınca da suç teşkil ettiğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, ihbara konu tüm eşlemlerin tespiti ile failler hakkında yasal gereğinin yapılmasına yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Faiz artışı da fayda etmedi

Türk Lirası’ndaki soluksuz yükselişe karşı faiz silahını çeken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, liradaki kayıpların sürmesine engel olamadı. Geç likidite penceresi faiz oranının yüzde 13,5’ten yüzde 16,50’ye yükseltilmesiyle birlikte 4 lira 55 kuruş seviyesine kadar düşen dolar, dün kayıplarının önemli bir kısmını geri aldı ve gün içinde yeniden 4 lira 79 kuruş seviyelerine yükseldi.

Liradaki kan kaybının sürmesinde uluslararası finans kuruluşlarının faiz artışının zamanlamasının geç ve yetersiz olduğunu bildirmeleri önemli yer tuttu. Merkez Bankası’nın 7 Haziran’daki toplantısında da faiz artışına devam etmesi görüşü ağırlık kazandı. Öte yandan Merkez’den dövize karşı bir hamle daha geldi. Yapılan açıklamada, “2018’in ikinci çeyreğinde gerçekleştirilecek TL uzlaşmalı vadeli döviz satım ihalelerine ilişkin takvim güncellenmiştir. İhaleler yoluyla oluşacak vadeli döviz satım pozisyon tutarı mevcut 6,15 milyar ABD dolarından 8 milyar ABD dolarına ulaşabilecektir” denildi.