Tarafsız Habercilik

Erdoğan, AKP’nin seçim beyannamesini açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Seçim Beyannamesi toplantısında konuşuyor.

Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Kardeşlerim sizler 24 Haziran’daki seçimler AK Parti’nin adayları olarak bu kutlu yola çıktınız. Ülkemize hizmet için çıktığımız bu yolculuğu inşallah menziline ulaştıracağız. AK Parti her seçimden birinci çıkmış bir partidir, ama bu yeterli değildir. Meclis’te yeterli çoğunluğa ulaşmak için de mücadele ediyoruz.

2007’de oyumuzu yüzde 47’ye çıkardık, tek başımıza iktidar olduk. 7 Haziran’da ilk kez çoğunluğu sağlayamadığımız bir seçim oldu. 1 Kasım’da seçimleri yeniledik ve yüzde 49,5 ile iktidara geldik. Ayrıca 10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52 oy oranına ulaştık.

Yaşanan tüm saldırıların üstesinden milli iradeye bağlılığımız ile üstesinden geldik. Bizler vakit Türkiye vakti diyerek yola çıkıyoruz. 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 50’nin çok üzerinde bir oy ile kazanmayı istiyoruz. Meclis’te güçlü bir grup kurmamız gerekiyor. Milletimizle gönül bağımızı güçlü tutmamız gerekiyor. Her iki seçimden de inşallah yüzümüzün akı ile çıkacağız. Kardeşlerim, bu heyecan, bu coşku, bize beklenen neticeyi getirecek. Elazığ, 5-0 reis diyor. 24 Haziran akşamı inşallah bu heyecanı göreceğiz. Biz milletimizin karşısına hiçbir zaman eli boş çıkmadık. Öncek hükümetlerimiz döneminde yaptıklarımız ile bir sonraki seçimde yapacaklarımız ile çıktık.

6 Mayıs’ta seçim manifestomuzu açıkladık, bugün ‘Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye’ başlığı ile hazırladığımız beyannamemizi ‘Yaparsa Yine AK Parti yapar’ diyerek milletimize sunuyoruz. Gelecek vizyonunu özetle paylaşmak istiyorum.

“DİJİTAL TÜRKİYE’NİN ZAMANININ GELDİĞİNE İNANIYORUZ”

Tüm dünyada baş döndürücü bir dönüşüm yaşanıyor. Teknolojik dönüşüm yaşanırken, kültürel alanda bir değişim görülüyor. Değişim sürecinde geri kalanlar eskisinden daha fazla bedeller ödüyor. Biz dünyada oluşan şekilleri analiz ederek bir yol haritası ortaya koyuyoruz. Dijitalleşmeye özel bir önem veriyor, dijital Türkiye’nin zamanının geldiğine inanıyoruz. 2023 vizyonmuzu ortaya koymuştuk, yeni yönetim sistemi ile bunu daha da güçlendirerek, küresel dünyada daha söz sahibi olduğumuz bir hale çevireceğiz.

“KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIMINI YÜZDE 40’IN ÜZERİNE ÇIKARACAĞIZ”

Korumacılık eğiliminin küresel düzeyde yükseldiği bir ortamda geçici rüzgara kapılmayıp dışarı açık, serbest piyasayı baz alıp güçlenmeye devam edeceğiz. Ülkemizi küresel düzeyde bilgi üreten, bilgi katma değer üreten bir güç haline dönüştüreceğiz. Bunun içinde bilgiye dayalı eğitim büyümemizin gücü olacaktır. En büyük gücümüz dinamik nüfus ve genç nüfusumuzdur. Birlikte yürüyeceğimiz gençlerimizle yeni başarı hikayeleri yazacağız. Kadınlarımızın aktif katılım sürecini desteklemeye devam edeceğiz. Kadın girişimciliğini güçlendirirken, kadınların iş gücüne katılımını yüzde 40’ın üzerine çıkaracağız.

“ÖZEL SEKTÖRÜN ROLÜNÜ YÜKSELTECEĞİZ”

Alt orta gelir grubunda olan ülkemizi üst orta gelir grubuna yükselttik. Ekonominin nimetlerini daha adaletli bir şekilde tüm toplumsal kesimlere dağıtacağız. Gelirini daha adil palaşan, hakkaniyeti salamış bir ülke haline geleceğiz. Demokratik standartları yüksek bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Milli gelirden, araştırma ve geliştirmeye ayırdığımız bütçeyi yüzde 2’ye çıkararacağız. Bilginin üretiminde katma değer oluşturacak şekilde kullanımında özel sektörün rolünü yükselteceğiz. Oluşturacağımız özgün projelerle küresel ölçekte tanınan çok sayıda girişimcisi ve markası olan bir ülke haline dönüşeceğiz. Kurumsal kaliteyi artırmış bir Türkiye hedefliyoruz. Mega projelerimizi hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizi, her alanda yerli ve milli üretimde söz sahibi olan güçlü bir ülke haline dönüştüreceğiz.

“AKILLI VE YEŞİL PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Özellikle savunma sanayinde tükiye sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak önemli ihracatçıları arasında yer alacaktır. Ülkemizde vazgeçilmez olan gıda ve enerji alanında en üst düzey tedbiri hayata geçireceğiz. Bu bağlamda akıllı ve yeşil şehir projelerimizle şehirlerimizi daha yaşanır bir hale getireceğiz.

“İLİŞKİLERİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ”

AB başta olmak üzere farklı bölgesel yapılarla ekonomik ve siyasi ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz. Dünyadaki dost ve kardeş ülkelerin daha fazla refaha kavşmasını istiyoruz. Küresel düzeyde kapsayıcı ve adaletli bir düzeyin inşasına öncülük yapacağız. Demokrasi ve adaleti tüm insanlık için istemeye devam edeceğiz. Dünya 5ten büyüktür çağrımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Girişimci ve yenilikçi anlayışın tüm kesime yayıldığı, refahını adaletle paylaşan güçlü ve büyük Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Vakit Türkiye vakti.

İkinci kısmı yeni yönetim modeli oluşturuyor. 24 Haziran seçimleri yeni yönetim sistemini ilk defa hayata geçireceğimiz seçim olacak. Milletimiz bir sandıkta cumhurbaşkanını bir sandıkta vekilleri seçecek. Yeni dönemi Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye olarak ifade ediyoruz. Milletimiz bir sandıkta cumhurbaşkanını bir sandıkta vekilleri seçecek. İnşallah bağımsız ve güçlü bir yargı ile de tarafsız yargı ile de demokrasiyi sağlam temeller üstüne oturtuyoruz. Meclis ile cumhurbaşkanı ne kadar ahenk içinde çalışırsa Türkiye kazanacaktır.

Cumhurbaşkanlığını kazanamak kadar Meclis’te çoğunluğu elde etmeyi de önemli görüyoruz. 27 Nisan e-muhtırasından 15 Temmuz’a kadar demokrasimize tüm saldırılara karşı dimdik duran TBMM adına yakışır bir konuma gelmiştir. Yeni dönemde Meclis’i daha güçlü bir konuma getirmekte kararlıyız. Kanun yapma yetkisini vekillere vererek Meclis’i gerçek gücüne biz kavuşturduk. Cumhurbaşkanı tarafından kurulacak hükümet ise kararname ve düzenleyici işlemlerle tamamen milletimize odaklanacaktır. Yeni sistem zaman maliyeti olan sıkıntıları ortadan kaldırılacaktır. Kamu yönetimi tepeden aşağıya doğru yenilenecektir.

“YARGININ BAĞIMSIZLIĞI İÇİN ADIMLAR ATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Yargının tarafsız ve bağımsızlığı da önem verdiğimiz bir başka husustur. 15 Temmuz sonrası yargıdaki darbe ve vesayet kalıntılarını ortadan kaldırmak için gerekli adımları attık. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını güçlendirecek adımları atmaya devam edeceğiz. Demokrasi ile kalkınmayı birbirinin tamamlayıcısı olarak gördük. AK Parti iktidara geldiğinden beri standartlarını sürekli yükselten partidir. Önümüzdeki engeller ne olursa olsun hak ve özgürlüklerden taviz vermedik. Hak ve özgürlükler konusunda yaptıklarımnızı saysak önümüze çok uzun bir liste çıkar. Devletin adli düzeninin temel haklar baz alınacak şekilde düzenlenmesini sağlayacağız. Yasaklarla ve yasakçı zihniyetle mücadelemizi sürdüreceğiz. Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız. Biz iktidara yürürken milletimize şunu söyledik; 3Y demiştik. Yeni dönemde de bununla mücadeleyi sürdüreceğiz.

MUHALEFETE OHAL ELEŞTİRİSİ

Ana muhalefetin OHAL’i diline dolaması utanç vericidir. Dünyanın bizi darbeler ve terör karşısında dik duruşumuzu takdir ettiği bir dönemde anamuhalefetin tavrını millşetimiz unutmayacaktır. Kendi partimizden başlayarak devletin her kademesinde istişareyi üst düzeye çıkarmak için çalıştık, çalışıyoruz. Özellikle sivil toplum alanının sağlıklı işleyebilmesi için devletin düzenleyeci rolünü artırmak istiyoruz. Mali kaynaklara kadar tüm işlemleri hesap verir bir yapıya kavuşturacağız.

Yargı süreçlerini basitleştirme çalışmalarına hız vereceğiz. Mahalle ve semt bekçilerini yaygınlaştırarak tüm sokaklarımızı huzurlu hale getireceğiz. Güvenlik politikalarımızı hiçbir istisna olmaksızın uygulayacağız. Terör örgütleri ile mücadelemizi inlerine kadar girmek sureti ile kesintisiz bir şekilde devam ettireceğiz.

‘TAM GÜN EĞİTİM MODELİ VE EĞİTİMDE KALİTE SEFERBERLİĞİ’

4. başlığı insan ve toplum olarak belirledik. AK Parti insanı yaşat ki devlet yaşasın diyerek iktidara gelmiştir. Önümüzdeki yıldan itibaren okullarımız tam gün eğitime geçebilecek hale gelecektir. Hedefimizi tarihsel toplumsal kültürel gerçekliğimzin ortaya çıkacağı yerelden evrensel bir eğitim modelini inşa edebilmektir. Eğitimde kalite seferberliği başlatıyoruz. Üniversitelerimizi dünya çağpında markalar çıkaracak kadar yenileyeceğiz. Kültür sanat faaliyetlerine daha fazla kaynak ayıracağız. Ülkemizi daha ileriye taşıyacağız. Kültürümüzün dünyaya tanıtımında önemli yeri olan sinema ve dizilere özel önem vereceğiz. Şu anda cumhurbaşkanlığı külliyesinde 5 milyon kapasiteli kütüphanemiz 24 saat öğrencilerimize açık olacak. Nüfusu 5 binin üzerindeki her yerin kütüphaneye kavuşmasını sağlayacağız. Ülkemizde kültür merkezi olmayan il kalmayacak.

‘SAĞLIK HİZMETİ ARTIRILACAK’

Sağlık hizmetlerinin artırılmasına devam ettireceğiz. Aile hekimliğini daha da yaygınlaştıracağız. Şehir hastanelerimiz meyvelerini vermeye başladı. Ülkemize kazandıracağımız 40 bin yatak kapasiteli şehir hastanelerimiz standartı bir üst seviyeye yükseltecektir. Sağlığın her alanında milletimize daha iyi hizmet vermek için çalışacağız. Sağlık sektöründe de yerlileşme oranını yükselteceğiz.

‘GENÇ KUŞAKLARA YATIRIM’

Gençlerimize sadece güvenmekle kalmıyor, onlara her alanda en iyi geleceğe hazırlamaya çalışıyoruz. Gençlerimizin kariyer sahibi olmasını da önemsiyoruz. Eğitim programlarını artırarak, bilgi birikimlerini aktaracak bir kuşak yetiştirmeye çalışıyoruz. Üniversite ve yurt konusundaki taçlandıracak adımları hayata geçireceğiz. Siyasette gençlerin önünü açan biz olduk, biz. Seçilme yaşını önce 25, şimdi 18’e düşürerek gençlerin enerjisini siyasete daha da yansıtmasını sağlıyoruz.

Kadınlarımızı hayatın her alanında hak ettikleri yere getirme noktasında çok önemli yol katettik. Kadına şiddetten, çocuk yaştaki evliliğe kadar mağduriyet yaratan konularla mücadeleyi sürdüreceğiz. Çocuklarımızın insani ve ahlaki değerlere sahip, bilinçli ve iyi eğitimli fertler olarak yetişmesini sağlayacağız. Yoksulluk ile mücadele en başarılı olduğumuz alanlardan biridir. Günlük 4,3 doların altında harcamanın altında kimsenin kalmamasını sağlamaya çalışacağız. Nitelikli iş gücünü ülkemize çekmek için yeni politikalar geliştireceğiz. Türkiye dünyanın en gelişmiş Sosyal Güvenlik sistemine sahip ülkelerdendir.

“ENFLASYONU ORTADAN KALDIRMAKTA KARARLIYIZ”

İstikrarlı ve güçlü ekonomi 5. başlığımızdır. Yeni dönemde de güven ve istikrarı sağlamaya çalışacağız. Mali disiplinden en küçük taviz vermeyeceğiz. Yüksek büyüme ekonomimizin lokomotifidir. Yüksek katma değerli sektörlerin ekonomideki payını artırarak ekonomideki gücümüzü artıracağız. Sermaye piyasalarımızı yeni alanlarla geliştirerek, daha etkin kullanımı sağlayacağız. Epeyce gerilettiğimiz, son dönemde bir parça yukarı hareketlenen enflasyon sorununu ortadan kaldırmakta kararlıyız. Türkiye Cumhuriyeti dijital dönüşümünü tamamlamış olarak 100 yılına girecek. Cari açığı kalıcı bir şekilde azaltacağız.

6. başlığımız stratejik meslekler. Araştırmacı yetişirmeden, AR-Ge desteklerine kadar yeni bir çok programı devreye alacağız. Antartika’da Türk bilim üssünü önümüzdeki yıl faaliyete açıyoruz. Kamunun ihtiyaç duyduğu ürünlerin ülkemizde üretileceği etkin bir mekanizma kuracağız. 6 endüstri bölgesine 15 tane daha ilave edeceğiz. Öncelikli alanlarda teknolojik ürün yatırımını etkin bir şekilde destekleyeceğiz. Otomobil projesini hızla hayata geçireceğiz.

SAVUNMA SANAYİ

Savunma sanayinde güçlü olmadan hedeflerimize ulaşamacağımız görülmektedir. Silahlı ve silahsız insansız hava araçları konsundaki konu bize moral vermiştir. Afrin’de, Cerablus’ta ve iç güvenlikte bunu yaşıyoruz. Teşvik sistemini bunları kapsayacak kadar genişletiyoruz. Altay milli tankı seri üretim aşamasına geldi. İnsansız savaş uçakları konusunda Ar-Ge çalışmaları başlatacağız. Hava savunma sistemleri projelerinde önemli mesafeler kat ettik. Uzay ajansımızı bu yıl kuruyoruz. Doğalgaz kullanmayan ilimiz ve büyük ilçemiz kalmayacak. Yerli kömürü elektrik üretiminde değerlendireceğiz. Bor başta olmak üzere, ülkemizin sahip olduğu ham maddeleri etkin şekilde kullanma çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

“TARIMSAL MİLLİ GELİRİMİZİ 150 MİLYAR DOLARA ÇIKARACAĞIZ”

Hedefimiz 2023 yılında tarımsal milli gelirimizi 150 milyar dolara, ithalatımızı da 50 milyar dolara çıkarmaktır. Yüksek teknolojili seracılık gibi teknikleri yaygınlaştıracağız. Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisini yatırım yapmaları için girişimciler açacağız. Kırmızı et tüketiminde kendimize yeter ülke haline geleceğiz. Özellikle doğu anadoluda hayvancılığa destek vereceğiz. Otoyol ağımızı 2 katına çıkaracağız. Havacılık ve denizcilik sektöründe ülkemizi en önemli transit geçiş noktası haline getireceğiz. İstanbu ile birlikte 9 havalimanını kullanıma açacağız. 2 yeni uyduyu daha uzaya göndererek bu alandaki başarımızı da perçinleyeceğiz. Ülkemizin her ferdi ve bölgesi kapsayacak vizyonu hayata geçireceğiz.

***

BEYANNAMENİN DETAYLARI

AKP’nin 24 Haziran seçimlerine için hazırladığı seçim beyannamesinde ‘Güçlü Türkiye, Güçlü Hükümet, Güçlü Meclis’ vurgusu öne çıkıyor.

Beyanname 360 sayfadan oluşuyor. Beyannamenin ilk bölümünde yeni yönetim modeli anlatılıyor.

Beyannamede dış politikaya ilişkin hedefler şöyle sıralandı:

“Türkiye’nin AB hedefini stratejik bir hedef olarak görüyoruz, Türkiye AB katılım hedefini sürdürmektedir.”

“ABD ile yaşanan sorunları aşmak istiyoruz; ABD ile yakın işbirliğinin korunması esastır.”

Önümüzdeki dönemde Rusya ile enerji ve ticaret başta olmak üzere ikili ilişkilerimizi geliştirmeye çalışacağız.”

“Suriye ihtilafının nihai bir siyasi çözümle neticelenmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Meşru bir yönetime kavuşmuş yeni bir Suriye hedefi için çalışacağız, arzumuz yeni Suriye ile komşuluk ilişkilerimizi ve işbirliğimizi yeniden tesis etmek.”

EKONOMİDE NELER YAPILACAK?

Beyannamede “İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi” başlığı altında yer alan bölümde neler yapılacağına ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Merkez Bankası’nın (TCMB) fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesi esas olmaya devam edecek. Enflasyon hedeflemesi rejimine devam edilecek, dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecek.”

“Döviz piyasaları yakından takip edilecek, gerektiğinde dengeleyici döviz likiditesi araçları kullanılmaya devam edilecek.”

“Firmaların döviz kuru riskini daha etkin bir şekilde yönetebilmeleri için gerekli mekanizma ve teşvikler oluşturulacak.”

“Maliye politikası fiyat istikrarının sağlanmasında destekleyici olacak.”

“Önümüzdeki dönemde faizlerin oluşturduğu maliyet baskısını azaltacak tedbirleri hayata geçireceğiz.”

Yeni Türkiye

“Yazlık saray için 40 bin ağaç kesildi” haberine erişim engeli geliye.

Gazeteciler hapiste kalıye. Zaten gazeteciler gazetecilik yapmıye.

OHAL’de toptan seçime gidiliye.

Yerli ve milli uçak, araba, ev, TOKİ, UFO, ne varsa zaten otomatik olarak geliye…

Özgürlükler azalıye. Grev yasaklanıyeah. Konvoyun sonu gelmiyeah. Hiçkimse bizi sevmiye. Almanya bizi kıskanıye.

İsrail yine bildiğini okuye. Bizimkiler üç günlük yas ilan ediye. Mavi Marmara ise çoktan satılıye. 20 milyon dolara sus pus oluniye. Dostlar alışverişte göriye.

Döviz çıkdırıye, kimse bir şey yapamıye, Merkez Bankası sessiz kalıye. Kimse bizi tabii ki sevmiye… Giden bir tek bizim yövmiye.

Toplum iyice ortadan bölüniye. Kimse kimseyi dinlemiye, kimseye de güvenmiye, dinlese bile inanmıye. Başımıza gelen hep eğitimsizlikten geliye.

Bizimkiler yalanlarla yaşıye, ekonomiyi söz vererek düzeltiye, Dolar’a yatırım yapan yaya kalıye deniliye ama maalesef olmıyye. İnsan ister istemez üzüliye.

Seçimle gidilirken, giderayak kimsenin kullanmayacağı lüks zırhlı ve konforlu makam arabaları alınıye, neden bu kadar masraf yapılıye?

Altımızda Merso, işler yine terso gidiye… Yerli tohum elden gidiye… Topraklarımız satılıye, geçmediği köprünün geçiş ücretini yine vatandaş ödiye. Bir de bununla gurur duyuliye…

Koylar imara açılıye, imar affı geliye, çalanın, çırpanın, orman yakanın yanına kar kalıye… Oylamalarda herkes pişkince sırıtıye…

Meclis güçten düşüye, hiçbir şeyi araştırmak istemiye, çoluk çocuk sefil oluye, bir sürü hayat kararıp gidiye…

Baştakiler her şeye kızıye. Yıllar önce tekme atan Yerkel özür diliye, sanki rüzgarın yönü değişiye…

Anneler gününde Tünel’e dantel kaplanıye, bunun ihalesinin ekmeğini kim yiyiye? Yol kenarlarını sevimsiz saksılar süsliye…

Meydanlar betona teslim oliye. Örovizyona bizden kimse katılamıye, bakanlarımız dövize zaten tavır koyiye…

Medya iyice sütlaca döniye. Gazeteciler işlerinden çıkarılıye, zaten herkes kısa yoldan zengin olmak istiye…

Benzine mazota sürekli zam geliye, çalışanın maaşı gün geçtikçe eriye, kimse bunları hak etmiye…

Seçimlere doğru normalde istifa etmesi gereken kimse istifa etmiye. İnsan iyice kıllanıye, bunlar acaba oy mu çalıye… Durduk yerde bıyıklı bir bakan çıkıp “Bir trafo tartışması, elektrik kesintisi başlamamalı” diye açıklama yapıye. Neden bunu şimdi yapıye?

YSK zaten “Sıkıntı yok, neden sıkıntı çıkmadan bizi darlıyorsunuz” diyiye. Ben en çok onlara güvenmiye. Gün geliyor “Güvenli olsun” diye zarf mühürliye, ertesi gün gelip “Ya o mühüre filan gerek yok” diyiye… Sana kim inanıye?

Devletin ajansı acayip haberler yapıye. yükselen dövize “Dolar 4.29’a geriledi” diyiye, e ben sana nasıl inanıye? Dolar son bir ayda 3.98^’d’den 4.29’a geriliye. Ben gerim gerim geriliye.

Her yağmurda meydanlar sel oliye, dere yataklarına yapılmış evleri su basıye, gariban vatandaş da buna Allah’ın işi diyiye…

Erkekler kadınlar için AVM açıye, kimse buna şaşırmıye. Adam gibi adam, adam gibi kadınlar yetişiye…

Evren Paşa işkenceyi kabul etmiye, bakanımız kurdaki artışı kabul etmiye, inanmayarak bir hayat geçiye.

Başbakan yardımcısı seçim sonrası “Gerçek iktidar Haziran ayının 24’ünde belli olacaktır… Onlar rüya görüyorlar, 24 Haziran bu rüyaların kabusa döndüğü yeni bir gün olacaktır” diye millete kabus vaadediye… Kimse bu uykudan uyanamıye.

Peki sen söyle güzel abim, güzel ablam: Boşa geçen ömre ne deniye?

Kaçak geçiş alacaklarını yapılandırmak için 10 maddelik yeni

Hükümetin, 24 Haziran’da gidilecek erken seçimlerden önce borçların yeniden yapılandırılması için TBMM’de yasalaştırdığı torba tasarıya ek olarak, 10 maddelik yeni bir torba düzenlemesi hazırlandı. Buna göre, tüm bu kaçak geçişlerle ilgili 1.2 milyar liralık alacak yeniden yapılandırılacak.

Hürriyet’ten Nuray Babacan‘ın edindiği bilgiye göre, AKP kurmayları ile ekonomi bürokratlarının son iki gün yaptığı çalışmanın ardından yaklaşık 10 maddelik yeni bir mini torba düzenlemesi hazırlandı. Düzenlemede, daha önce konuşulmuş olmasına rağmen son görüşülen tasarıya konulamayan ve oldukça büyük bir borcun yapılandırılmasını içeren otoyol ve köprü kaçak geçişleri de bulunuyor. Buna göre, tüm bu kaçak geçişlerle ilgili 1.2 milyar liralık alacak yeniden yapılandırılacak. Yapılandırma şartları aşamalı olacak. Bu cezaların bir bölümünün faizleri silinecek, bir bölümü taksitlendirilecek. Buna ilişkin ayrıntılar oluşturuluyor.

Yasal düzenlemeyle, döviz bürolarındaki usulsüz işlemlerle ilgili ceza düzenlemesi yapılacak. Yönetmelikler, tebliğ ve düzenleyici işlemlere aykırı hareket eden döviz büroları sahiplerine yönelik yaptırım getiriliyor. Bu kişilere, usulsüz işlemlerle ilgili para cezası getirilecek.

Düzenlemede, kayıt dışı tütün üretimine getirilen hapis cezası uygulaması 2019 yılının sonuna ertelenecek. Bu yılın Temmuz ayına kadar verilen süre uzatılıyor. Bu özellikle Adıyaman bölgesinde kaçak üretilen ve küçük satılan tütün üreticilerini ilgilendiriyor.

TCMB’den dövize bir müdahale daha

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, “Günlük olarak düzenlenen Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihale tutarı 1,25 milyar ABD dolarından 1,5 milyar ABD dolarına yükseltilmiştir. Buna göre, halihazırda en fazla 6,25 milyar ABD doları olan söz konusu ihalelerin toplam bakiyesi 7,5 milyar ABD dolarına ulaşabilecektir.” denildi.

Dolar, kararın ardından hafif bir gevşeme ile 4.34 lira seviyelerine geriledi.

Türk lirası depoları karşılığı döviz depoları piyasası; uygulanmakta olan para ve kur politikası çerçevesinde, Türk Lirası ve döviz likiditesi yönetimindeki esneklik ve araç çeşitliliğinin artırılması amacıyla kullanılıyor.

İKİ GÜN ÖNCE DE HAMLE YAPMIŞTI

Merkez Bankası, iki gün önce de ROM (Rezerv opsiyonu mekanizması) döviz imkanı üst sınırını düşürmüş ve yüzde 55’ten yüzde 45’e çekmişti. Böylece 2.2 milyar doların bankaların kullanımına geçeceğini duyurmuştu.

Merkez’in bu klararının ardından kurlar hafifçe gevşese de arkasından yurtdışındaki dolar yükselişine bağlı olarak yeniden yönünü yukarı çevirmişti.

Merkez Bankası değerlendirmesi: Enflasyonu kur, petrol ve

Nisan ayında enflasyonun beklentileri aşarak aylık yüzde 1,87 artmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yıllık yüzde 10,85’e ulaşan enflasyonla ilgili olarak petrol fiyatları, döviz kurlarındaki artış ile kırmızı et gibi temel tüketim ürünlerindeki yükselişlerin enflasyon artışı üzerinde etkili olduğunu bildirdi.
Merkez Bankası’nın “Aylık Fiyat Gelişmeleri” raporunda dikkat çekilen noktalar şöyle sıralandı:

Akaryakıtta aylık yükseliş yüzde 5

»Enerji fiyatları nisan ayında yüzde 2.76 arttı. Uluslararası petrol fiyatlarındaki artışa ve lirada gözlenen değer kaybına bağlı olarak akaryakıt ve tüpgaz fiyatları sırasıyla yüzde 4,70 ve yüzde 1,12 artış kaydetti. Buna ek olarak, elektrik fiyatları bu dönemde yüzde 2,90 yükseldi. Belediyelerce belirlenen şebeke suyu fiyatları yüzde 1,23 arttı. Bu gelişmelerle birlikte, enerji grubu yıllık enflasyonu 3,70 puan yükselerek yüzde 11,99 olarak gerçekleşti.

Enflasyon yukarı yönlü seyir sürüyor

»Bir önceki yılın ikinci çeyreğindeki düşük baz da dikkate alındığında, kısa vadede enerji enflasyonundaki yukarı yönlü seyrin devam etmesi söz konusu.
Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu nisan ayında 1,56 puan azalarak yüzde 8,81 oldu. Bu dönemde yıllık enflasyon hem işlenmiş hem de işlenmemiş gıda gruplarında geriledi. Gıda grubu yıllık enflasyonundaki düşüşte temelde taze meyve-sebze fiyatlarındaki ılımlı seyre bağlı olarak gerileyen işlenmemiş gıda fiyatları etkili oldu.

Kırmızı et fiyatları yine zamlandı

»Öte yandan, kırmızı et fiyatlarında ocak ayından itibaren gözlenen artış eğilimi nisan ayında da devam etti (yüzde 4,33) ve ilk dört aydaki birikimli artış yüzde 12,73 seviyesine ulaştı.

»Yılın ilk çeyreğinde aylık bazda yüksek artışlar kaydeden işlenmiş gıda fiyatları nisan ayında yüzde 0.58 artarak ilk çeyreğe kıyasla daha ılımlı bir seyir izledi ve grup yıllık enflasyonu yüzde 13,98’e geriledi.

»İşlenmiş et ürünlerinde kırmızı et fiyatlarındaki gelişmelerin etkileri izlenirken, peynir ve diğer süt ürünlerindeki artışlar ivme kaybetti. Bu gelişmelerle, taze meyve-sebze dışı gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüşle yüzde 12,41 oldu.”

TCMB’den dövize müdahale

TCMB, rezerv opsiyonu merkanizmasında (ROM) değişiklik yaptığını duyurdu.

Yapılan açıklamada, ROM Döviz imkanı üst sınırının yüzde 55’ten yüzde 45’e düşürüldüğü belirtildi.

ROM değişikliği ile yaklaşık 6.4milyar TL likidite piyasadan çekilecek. 2.2 milyar dolar bankaların kullanımına geçecek.

Piyasada yükselen kura karşı Merkez Bankası’nın bir adım atması beklentisi vardı ancak hamleye karşı ilk tepki sınırlı oldu. Dolar / TL saat 11:15 itibarıyla 4.2502 oldu. Kur, gün içerisinde 4.27’nin üzerini görmüştü.

MÜDAHALE SONRASI DOLAR GERİLEDİ

Merkez Bankası’nın hamlesi öncesi 4.2627 TL seviyelerinde hareket eden dolar kuru, hamle sonrası 4.25 TL’nin altını gördü. Kur şu dakikalarda 4.25 TL seviyelerinde hareket ediyor.

ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, not indirimi ve yüksek enflasyon olmak üzere Türkiye’ye özgü risklerle cuma günü tarihi zirveyi gören dolar/TL, yeni haftaya 4.25 seviyesinden başladı. Gün içerisinde en yüksek 4.2712 TL’yi gören dolar kuru, Merkez Bankası’nın dolara müdahalesi öncesi 4.2627 TL’de hareket ederken sonrasında 4.25 TL’nin altını gördü. Dolar/TL saat 11.17 itibarıyla itibarıyla 4.2505 seviyesinden işlem görürken, Euro/TL ise 5.0738 seviyesinde bulunuyor.

Londra’da piyasaların bugün tatil olması nedeniyle piyasada düşük hacim olabileceği belirtilirken, dolarda küresel güçlü seyir ile iç risklerle TL’de kayıp eğiliminin sürmesi bekleniyor.

Dolar/TL geçtiğimiz cuma günü 4.2901 ile yeni tarihi zirvesini test ederken, gösterge 10 yıllık tahvil getirisi haftanın son iki gününde 90 baz puan yükseliş kaydetmişti.

‘Türkiye, dolara bağımlılıktan kurtulmak için altınlarını geri

Türkiye’nin altın rezervlerini artırması ve ABD’den altınlarını geri çekmesini değerlendiren Alman uzmanlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkenin dolara bağımlılıktan kurtulması gerektiği yönündeki açıklamalarına dikkat çekti.

Sputnik’in aktardığı habere göre, Türkiye’nin altın rezervlerini önemli ölçüde artırdığını belirten Frankfurter Allgemeine Zeitung, “Dünya Altın Konseyi’nin verilerine göre, Türkiye Merkez Bankası son bir yıl içinde rezervlerini iki kat artırarak 231.9 tona ulaştırdı. Eğer buna, rezervlerinin bir kısmını giderek zayıflayan TL olarak değil altın olarak tutan özel bankaların elindeki rezervler de eklenirse toplamda 25 milyar dolar değerinde yaklaşık 595.5 ton altın çıkıyor. Bu da Türkiye’deki döviz rezervinin yaklaşık dörtte birine tekabül ediyor” diye yazdı.

Diğer ülkelerin altın rezervleriyle karşılaştırılan Türkiye’nin bu alanda tüm dünyada 10’uncu sırada yer aldığını aktaran gazete, Ankara’nın altın rezervlerini artırmaya devam ettiğini belirterek, “Ülke, yıl başından bu yana, Erdoğan’ın izlediğine benzer strateji uygulayan Rusya’dan sonra en büyük ikinci artışı sergiledi. Moskova ve Ankara, altın alımları sayesinde başta dolar olmak üzere döviz rezervlerinden daha fazla bağımsız olmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

‘TALEP YÜZDE 34 ARTTI’

Türk lirasının değerini kaybetmeye devam ettiğine dikkat çeken Alman gazetesi, bu bağlamda vatandaşların da altınla ilgilenmeye başladığını belirterek, “Yıl başından bu yana altın ürünlerine talep yüzde 34 arttı” dedi.

Deutsche Bundesbank’ın da son yıllarda ABD’den yaklaşık 300 ton ve Fransa’dan 374 ton altın geri çektiğini belirtilen haberde, şimdi bu altınların Frankfurt’ta tutulduğunu belirtilerek, “Bu karar, Alman altınının kaybolduğu ve devletin gerekirse bu altınlarına erişemeyeceği yönündeki tartışmalar ve şüpheler üzerine 2012’de alındı” dendi.

Almanya, 3 bin 372 ton 200 kg ile ABD’nin ardından en büyük altın rezervine sahip ikinci ülke.

Milyoner sayısı bir yılda 7 bin arttı

Hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan mudi sayısı, mart sonu itibariyle 2017’ye göre 7 bin 9 kişi artarak 145 bin 989’a yükseldi.

AA muhabirinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden derlediği bilgilere göre, yurtiçinde ve dışında yerleşik milyonerlerin toplam sayısı mart sonu itibariyle 145 bin 989’a ulaştı.

Geçen yılın sonuna göre 7 bin 9 kişi artan milyonerlerin toplam mevduatı 954 milyar 294 milyon liraya çıktı. 2017 sonunda milyonerlerin toplam mevduatı 909 milyar 979 milyon lira seviyesinde bulunuyordu. Milyoner başına düşen ortalama mevduat da 6 milyon 537 bin lira olarak hesaplandı.

Yurtiçinde 133 bine yakın milyoner var
Yurtiçinde yerleşik milyonerlerin sayısı yılın ilk çeyreğinde 2017’ye kıyasla 5 bin 728 kişi artarak 132 bin 697’ye ulaşırken, toplam mevduatları da 868 milyar 425 milyon lira oldu.

Söz konusu dönemde milyonerlerin mevduatlarının 431 milyar 373 milyon lirası yerel para cinsi, 433 milyar 749 milyon lirası döviz tevdiat hesabı, 3 milyar 303 milyon lirası da kıymetli maden depo hesaplarından oluştu. Yurtiçinde yerleşik milyoner başına düşen ortalama mevduat da 6 milyon 544 bin lira olarak hesaplandı. Yurtiçinde yerleşik milyonerlerin sayısı geçen yıl 126 bin 969, bu mudilerin bankalardaki toplam mevduatı da 835 milyar 621 milyon lira düzeyindeydi.

Yurtdışındakiler 13 bini geçti
BDDK verilerine göre, yurtdışında yerleşik mudi sayısı mart sonu itibariyle 13 bin 292’ye yükseldi. Yurtdışındaki milyonerlerin sayısı geçen yılsonuna göre bin 281 kişi artarken, hesaplarındaki para miktarı da 85 milyar 869 milyon lira olarak hesaplandı. Yurtdışında yerleşik mudilerin bankadaki mevduatlarının 7 milyar 485 milyon lirası yerel para, 78 milyar 157 milyon lirası yabancı para ve 227 milyon lirası da kıymetli maden depo hesaplarından oluştu.

Sanayiciler ve işçiler ekonomiden dertli: Nefes alamıyoruz

HÜSEYİN ŞİMŞEK – @simsekhuseyinn
[email protected]

Ülkenin en gelişmiş orta ve küçük ölçekli sanayi üretim alanı olan Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi’nde (OSTİM) son üç senedir yaşanan durgunluk, dövizdeki yükselişte zirveye ulaşmış durumda. 100 bini aşkın işçinin çalıştığı ve 10 binin üzerinde de işletmenin yer aldığı OSTİM’de herkes ne şekilde ayakta kalabileceğini tartışıyor.

Dolar ve avrodaki yüksek artış, özellikle yurtdışından getirilen parçalarla iş yapmaya çalışan esnafın üretim aletlerini yenilemesinin önüne geçiyor. Birçok işçi maaşını uzun süren gecikmelerin ardından alırken maaş alamayan işçiler ise her gün banka hesaplarını “umutsuzca” kontrol ettiğini anlatıyor.

Sanayide işler durgun

Yaklaşık iki yıl önce gazetemize, “Konuşulmayan fakat yaşanan ciddi bir kriz var. Açıklanan teşvik paketleri hayata geçirilebilir paketler değil. Hükümetin her paketi uzun vadeli etkiye sahip. Yakın döneme ilişkin bir planları yok” açıklamasını yaparak sanayinin içinde bulunduğu durumu özetleyen Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kurt, değişen çok da bir şeyin olmadığını söyledi.

‘Moral bozucu olabilir’

Başbakan Binali Yıldırım tarafından geçen hafta açıklanan ve içerisinde vatandaşın devlete karşı borçlarında yapılandırma imkânı getiren düzenlemenin “büyük öneme sahip olmayacağını” söyleyen Kurt, “Vergi, prim borcu, trafik cezası gibi cezalar ve borçların yeniden yapılandırılacağı açıklandı. Kuşkusuz ki birikmiş borç ve cezaların ödenmesine kolaylık getirilmesinin bazı faydaları olabilir. Kamu, bu paketle tahsil edemediği alacakların ödenmesini kolaylaştıracaktır ancak bu tür düzenlemeler, zamanında ödeme yapan sanayici ve iş insanları açısından moral bozucu da olabilmektedir” dedi.

sanayiciler-ve-isciler-ekonomiden-dertli-nefes-alamiyoruz-460908-1.

‘Üretime dönmüyor’

Bu tür paketlerin sürdürülebilir ekonomiyi zorlaştırdığını ifade eden Kurt, “Ayrıca, acele şekilde çıkarılan ve daha çok o anlık ihtiyacı gidermeye dönük bir paket. Can suyu, nefes kredisi, Kredi Garanti Fonu gibi finansal imkânlar da üretime dönmüyor. Çünkü aldığınız krediyi, borç ödemesinde kullanıyor ve bir sonraki aşamada daha da borçlandığınızı görüyorsunuz” şeklinde konuştu.

‘45 günde bir maaş alıyoruz’

Üç çocuk babası, sekiz yıllık OSTİM işçisi Halil Uzun, geçen yılın kasım ayından bu yana maaşını düzenli olarak alamadığını ifade ediyor. İçerisinde bulunduğu koşulları BirGün’e anlatan Uzun, “Kasım ayına kadar üç beş gün gecikmeli de olsa maaşımızı alıyorduk. Ama Kasım ayından sonra o üç beş gün önce 15 gün sonra 45 gün oldu. Artık maaşımızı ayda bir değil bir buçuk ayda bir alıyoruz” dedi.

‘Paket bizi ilgilendirmiyor’

Hükümetin açıkladığı ekonomi paketinin kendilerini ilgilendirmediğini söyleyen Uzun, “Borçlarımız yapılandırılacakmış. Yapılandırılması normal şartlar için güzel bir şey olabilir fakat bizim kazandığımız para günlük ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetmiyor. Durumumuz böyleyken yapılandırmanın bize bir yararının olacağını söyleyemeyiz. Yapılandırılsa da ödeyemeyeceğiz, yapılandırılmasa da” ifadelerini kullandı.

‘Birçok arkadaşım kovuldu’

OSTİM dışında çalışabileceği yer sayısının sınırlı olduğunu ve bu nedenle “sabretmeye” devam ettiğini dile getiren Uzun, “Son aylarda birçok arkadaşım çalıştığı iş yerinin ‘küçülmesinden’ ya da kapanmasından dolayı işsiz kaldı. İşsiz kalan arkadaşlarımın hiçbiri henüz iş bulamadı. Bu nedenle hiçbir yere gidemiyoruz. İş verenimiz maaşımızı 45 gün değil 75 günde bir verse de çalışmak zorundayız” dedi.

‘Göz boyama paketi’

15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamunun alacaklarının uzun süre boyunca aksadığını ve o dönemde aldıkları yaranın etkisinin hâlâ sürdüğünü ifade eden OSTİM esnaflarından Kazım Çınar, ekonomi paketinin göz boyama amaçlı olduğunu, esnafı ilgilendirmediğini söyledi.

‘Yapılandırmasınlar silsinler’

24 Haziran’da yapılacak seçimlere dönük bir “göz boyama paketi” ile kapılarının çalındığını ancak senelerdir özellikle dövizdeki dalgalanmalar nedeniyle yaşadıkları zorlukların ardından bunun bir öneminin olmadığını söyleyen Çınar, “Devlete olan borçlarımızı yapılandırmasınlar. Bir şey yapmak istiyorlarsa borçları tamamen silsinler” diye konuştu.

‘Bir süre üretim yapamayacağız’

İş yerinde daha önceleri 40 işçinin çalıştığını ancak şimdi büyük bölümünü işten çıkarmak zorunda kaldığını söyleyen Çınar, “Tecrübeli çalışanlarımızla yola devam etmek genç arkadaşlarımızla ise ayrılmak zorunda kaldık. Üretim yapamıyoruz. Yaptığımız üretimin ardından paramızı tahsil edemiyoruz. Makinelerimizden birine bir şey olursa yedek parçayı döviz üzerinden aldığımızdan dolayı çok zorlanıyoruz. Üstelik o parçayı her aldığımızda en az iki katı fazlasını ödüyoruz. Zamlar belimizi büktü. Böyle giderse yanımızdaki az sayıda arkadaşla da yolumuzu ayıracağız ve bir süre üretim yapmayacağız” ifadelerini kullandı.

Ekonomi dikiş tutmuyor!

24 Haziran’a doğru hızla yol alırken, ekonomi de raydan çıkmak üzere. Nisan ayı tüketici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 1.87 arttı. Enflasyonun artık dikiş tutmadığı ayan beyan ortaya çıktı. Sırf enflasyon mu? Dolar bu satırlar kaleme alınırken 4.20’ye dayanmıştı. Gösterge faiz, yani 2 yıllık devlet tahvilinin getirisi de 15’e sıçramıştı… İşsizliğin tek hanelere kolay kolay inmeden yüzde 10’un üzerine demir attığı da zaten biliniyordu.

İsterseniz son enflasyon rakamlarını alışıla geldiği üzere 10 maddede değerlendirelim.

1- Nisan ayı enflasyonu yüzde 1.87 gelince, son 1 yılın enflasyonu da yüzde 10.85’e sıçradı. Bu durumda 2018’in ilk 4 ayında tüketici fiyatları yüzde 4.69 artmış oldu. Böylelikle, “2018’de enflasyon inişe geçecek” iddiasının dayanağı bulunmadığı kanıtlandı.

2- Enflasyonu farklı göstergelerle izleyip, mevsimsel dalgalanmaların fazlaca etkilediği kalemleri ayıklayarak, daha gerçekçi değerlendirmeler yapılabileceği düşünülüyor. Bu kapsamda Türkiye İstatistik Kurumu’nun yakından izlediği B endeksi (işlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç) ve C endeksi ( B’ye bir tek gıdayı ekliyor) sırasıyla aylık yüzde 2.27 ve yüzde 2.63 arttılar. Son 1 yılın değişimleri de yüzde 11.61 ile yüzde 12.54 düzeyinde manşet enflasyonun (yüzde 10.85) üzerinde gerçekleşti. Üzgünüz ki, hükümet yetkililerine buradan da bir teselli fırsatı yaratmadı.

3- Enflasyonda döviz kuru geçişkenliğinin, yani döviz kurundaki değişimin fiyatlara yansımasının etkileri görülmeye başladı. Bu etki genelde yüzde 15 varsayılıyordu. Yani döviz kurunun yüzde 10 değer kaybı enflasyonu yüzde 1.5 yukarı çekiyordu. Geçtiğimiz yıl Merkez Bankası, yüzde 15 gibi sihirli bir oran bulunmadığını, ekonomide ısınma dönemlerinde yüzde 25’ler bile görülürken, soğuma sırasında bu oranın yüzde 10’a inebileceğini söylemişti. O zaman durum daha da vahim: Madem ekonominin motoru KGF kredileri benzer uygulamalarla aşırı ısındırıldı, şimdi döviz kuru enflasyonu daha fazla hoplatacak.

4- 2017’de Mayıs-Eylül arası 5 aylık dönemde tüketici fiyatları toplam yüzde 1.50 oynamış, aylık ortalama artış yüzde 0.30’da kalmıştı. Bu da önümüzdeki aylarda baz etkisinin, yıllık enflasyonu daha da yukarı taşıma tehlikesinin bulunduğunu gösteriyor.

5- Yıllık üretici fiyat endeksi (ÜFE) de, 2018 Nisan’da yüzde 2.60 arttı. Bu sonuç yıllık ÜFE’yi yüzde 16.37’ye taşıdı. Ara mallarında ise, yıllık değişim yüzde 20.43’ü buldu. Bunların anlamı, önümüzdeki aylarda maliyet enflasyonu dinamiğiyle, yurttaşın cebini daha fazla yakacak sonuçların ortaya çıkacak olmasıdır.

6- Fiyatı, aylık en çok artış gösteren maddelere hızla bir göz atınca, ceket yüzde 28.52, elbise yüzde 26,96 dikkat çekiyor; pekâlâ onları bir geçelim, eskilerle idare edelim diyebilirsiniz. Bir salata sever olarak benim için maruldaki yüzde 20 sıçrama çok kritik. Tatil geliyor, yurt dışı turlara bir bakmaya niyetlenirseniz, artış yüzde 13.64; bari yurt içine döneyim derseniz, yüzde 10.75; beni sadece Umre ilgilendirir diyen muhafazakar yurttaşın durumu da parlak değil: Değişim yüzde 11.30. “Bunlar benim neyime, soğan-ekmekle idare ederim” mesajı veren kanaatkâr kesime dahi iyi bir haber yok, kuru soğan yüzde 8.92 fırlamış.

7- Bu arada 30 Nisan Pazartesi günü Enflasyon Raporu açıklandı. Fiyat istikrarını sağlamakla sorumlu Merkez Bankası’nın (MB) 2018 yılı enflasyon tahmini yüzde 8.40. Anlaşılan başka bir alemde, moda ifadeyle “alternatif gerçeklik” ortamında yaşıyorlar. Ne var ki, onlar da enflasyonun yükseliş trendini itiraf ediyorlar. MB 2018 tüketici fiyatları için, Ekim 2017’de yüzde 7, Ocak 2018’de yüzde 7.9 öngörüsünde bulunurken, şimdi oranı yüzde 8.40’a çekiyorlar. Bu arada 30 Nisan’da erişime açılan IMF Gözden Geçirme Raporu da, 2018’de yüzde 10.9’luk bir tüketici enflasyonu öngörüyor

ekonomi-dikis-tutmuyor-459463-1.

8- Hatırlanırsa geçtiğimiz hafta Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi’nden verdiği faizleri 75 puan yukarı çekerek, yüzde 13.50’ye yükseltmişti. Bir an için “faizler enflasyonun nedenidir” tezi unutuldu. Çünkü bu faizlerin doları gemleyeceği, ekonomi soğutma etkisinin 3-6 ay arasında, seçim sonrasında ortaya çıkacağı düşünülüyordu. O zaman da, “At bir kez daha Üsküdar’ı geçmiş” olacaktı. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymadı!

9- Çünkü açıklanan dış ticaret rakamları bir kez daha vahim tabloyu ortaya koydu. Hükümet “ihracat patladı” hamasetiyle övüne dursun, martta ihracat yüzde 12.7 artışla 21.4 milyar dolara yükseldi. Böylelikle mart dış ticaret açığının 5.9 milyar dolara, yılın ilk üç ayında da 20.7 dolara çıktığı anlaşıldı.

10- Arkasından Binali Yıldırım’ın, “her dini bayramda emeklilere 1000 TL ikramiye” müjdesi geldi. Bu vaadin yıllık tutarı 24 milyar TL’yi buluyor. IMF’nin yüzde 3.3 öngördüğü bütçe açığını otomatikman yüzde 0.77 yukarı çekiyor. Yanlış anlaşılmasın, bizim emekli yurttaşlarımızın cebine konacak paradan bir şikâyetimiz olmaz. Ne var ki, yıllarca küresel sermayeye “mali disiplin” üzerinden mesaj verenler açısından sorun yaratabilir. Nitekim piyasaların halinden durum anlaşılıyor. Özetle, döviz kurunu, faizi, enflasyonu dizginleyemeyen AKP’nin tırmanan bütçe açığıyla birlikte son kalesi de çöktü.