Tarafsız Habercilik

Merkez bugün toplanıyor: Bitmeyen faiz artışı beklentisi yine masada

Ekonominin yapısal problemlerinin üzerine eklenen erken seçim belirsizliği Türk Lirası’nda sert değer kaybına yol açarken, gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bugün yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi. Liranın ateşini düşürmek için iktidarın talimatıyla son 45 günde faizleri yüzde 3,75 artıran TCMB’nin, enflasyon görünümündeki yüksek seyir nedeniyle yeniden faiz artışına gitmesi bekleniyor. Ocak 2017’de yüzde 8 olan politika faizi son yapılan toplantıda yüzde 16,5’e kadar yükseltilmiş, böylece faizde artış oranı yüzde 100’ü geçmişti. Buna karşın faizlerin hâlâ düşük olduğunu savunan piyasanın beklentisi faizin 50 ile 100 baz puan artırılacağı yönünde. Böylece tahminlere göre faizin yüzde 17’yi de aşması olasılığı yüksek.

Neden herkes faiz artışı bekliyor?
Piyasanın sürekli faiz artışı beklemesinde, yapılan faiz artışlarının liradaki değer kaybını engellememesi önemli yer tutuyor. Ayrıca yüksek risk nedeniyle Türkiye’ye uğramayan sıcak paranın ancak reel faizlerin yukarı çekilmesiyle birlikte yeniden girişinin mümkün olabileceği görüşü hâkim. Mayıs ayı enflasyonunun yüksek çıkmasıyla birlikte TCMB’nin ve hükümet üyelerinin öngörüsü de enflasyonun yükseleceği yönünde. Ayrıca uluslararası kuruluşlar da Türkiye’de enflasyonun yılın ikinci yarısında daha da tırmanacağı görüşünü savunuyor. Önceki gün Merkez Bankası tarafından yapılan enflasyon değerlendirmesinde maliyet artışlarınIN fiyatları yükselttiği ve yükselişin tüm mal gruplarına yayıldığı ifade edilmişti. Çekirdek enflasyonun yükseliş eğilimini sürdürdüğüne de yine değerlendirmede yer verilmişti. Dün ise konuya ilişkin Maliye Bakanı Naci Ağbal’dan da bir değerlendirme geldi. Katıldığı bir televizyon programında konuşan Ağbal, enflasyondaki hızlanmanın önümüzdeki aylarda devam etmeye hazırlandığını, buna karşın vergi indirimleriyle fiyatlardaki yükselişin önüne geçmeye çalışacaklarını ifade etti.

Gerçek enflasyon bu değil!
Enflasyona ilişkin uluslararası camiadan da Türkiye’ye ilişkin yorumlar ve uyarılar yapılıyor. Uluslararası Finans Enstitüsü uzmanları tarafından yapılan değerlendirmede, enflasyonun önümüzdeki altı ay içinde sert bir şekilde yükselmesinin beklendiğine işaret edildi. Geçen hafta ise Financial Times’te yapılan bir analizde Satınalma Gücü Paritesi baz alınarak yapılan hesaplamaya göre Türkiye’de enflasyonun yüzde 39 olduğu, dolayısıyla halihazırdaki yüzde 16,50’lik faiz oranının da sıcak parayı çekmeye yetmeyeceği ifade edilmişti.

Denize düşen Londra’ya sarıldı
Öte yandan yıllardır faize karşı olduğunu ifade eden iktidarın faiz artışlarına hız kazandırması da dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Londra ziyaretinde yatırımcılara sunduğu ekonomi ‘teorilerinin’ kabul görmemesi üzerine lirada yaşanan rekor kayıp, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in hasarı onarmak için yeniden Londra’ya gitmesine yol açmıştı. Şimşek burada yatırımcılara Merkez Bankası’nın bağımsız kalacağını ve piyasa beklentileri hususunda faiz artışları dahil gereken adımların atılacağı sinyalini verdi. Ardından gelen faiz artışları, önüne üretim ve istihdam artışını koyamayan Türkiye ekonomisinde dışa bağımlılığın daha da artacağını gösterdi.

İki senaryo
İktidardan faiz artışları için onay alan ‘bağımsız’ Merkez’in bugün hangi kararı alırsa alsın, siyasi bir baskı yaşamayacak. Faiz artışına gitmesi halinde çarpık da olsa ekonomik büyümeye bir darbe daha vurulmuş olacak. Faiz artırmaması halinde ise kaderini emanet ettiği küresel sermayenin karara sert bir reaksiyon göstermesi muhtemel. Ekonomi Servisi

***

Kredi notuna bir darbe daha

Türkiye’nin çarpık büyümesinin yarattığı büyük dış açık ülkenin kredi notunun günden güne zarar görmesine yol açıyor. Japon kredi derecelendirme kuruluşu R&I, Türkiye’nin kredi notununun görünümünü negatife indirerek not indirim sinyali verdi. Açıklamada, ülkedeki politik risklere dikkat çekilerek bu durumun finans piyasalarındaki oynaklığı daha da kırılgan hale getirebileceği ifade edildi. 24 Haziran seçimlerinden sonra yeni başkanın duruşunun dikkatle izleneceğini ifade eden kuruluş, yabancı para cinsinden kredi notunu ise BB+ olarak teyit etti.

CHP’den yazarkasalı eylem: On binlerce esnafın korkudan çıkaramadığı sesiyiz!

Manisa’da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yunusemre İlçe Başkanı Serdar Bozyaka, dolardaki yükselişe tepki göstererek Manisa Valiliği önüne yazarkasa fırlattı.

İlçe Başkanı Serdar Bozyaka ve beraberindeki partililer, 2001 krizinde bir yurttaşın ekonomik krizi protesto eden eylemin benzerini yaparak elindeki yazarkasayı valiliğin merdivenlerine fırlatarak tepkisini ortaya koydu.

Eylem sonrası valilik önünde ülkede yaşanan doların önlenemez yükselişi ve ekonomik krize ilişkin açıklamalarda bulunan Bozyaka, dolardaki önlenemez yükselişe tepkisiz kalan iktidar ve ekonomi kurmaylarına da tepki gösterdi. CHP Yunusemre İlçe Başkanı Serdar Bozyaka, “Bugün buraya gelirken dolar 4 lira 80 kuruştu. Şimdi 4 lira 90 kuruşa çıktı. Her dakika artıyor. Euro 5 lira 60 kuruş. Mazot 5 lira 70 kuruş; seçim öncesinde ÖTV indirimi yapıldı. Benzin şu anda 6 lira 20 kuruş. Ve bütün vatandaşlarımız bu durumdan şikayetçi. Türkiye’de hiçbir şey yolunda gitmiyor” diyerek tepkisini ortaya koydu.

2001 yılındaki ekonomik krizi de hatırlatan Bozyaka, “Bu devalüasyonda Türk lirası % 30 değer kaybetti. 20 Temmuz saray darbesinden bu yana yani OHAL döneminde Türk lirası yüzde 60 değer kaybetti. Türkiye’de hukuku yok ederlerse, özgürlükler engellenirse,demokrasi askıya alınırsa ekonominin çökeceğinin kendilerine yıllardır söylüyoruz. Tek adam rejimi kurarsan merkez bankası da benim faizi de ben belirlerim dersen ekonomi dibe vurur diye uyarıyoruz. Ancak lafımızı dinletemiyoruz” biçiminde konuştu.

Bozyaka açıklamalarının devamımda;

“Şu an yaşanan krizin bir yönetim krizidir,kriz tamamen tek adam krizidir. Tek adam gitmeden Türkiye’de normalleşme beklemememiz de mümkün değildir. Bu tek adam krizinin faturaları var. Faturaları kim ödüyor. Dolarla borçlanan şirketler 250 milyar lira zararda.

Bu iktidar, faiz lobisine fena halde yakayı kaptırmış durumda.Bu iktidar,15 yıldır İngiltere’deki bir takım tefecilere 150 milyar dolar ödüyor.Daha 17 ay görev süresi varken ve erken seçimi istemek vatana ihanettir derlerken neden erken seçim istendiğinin 2 ay sonraya neden baskın seçim kurulduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz.Yıllardan beridir söylüyoruz. Türkiye’yi iyi yönetirseniz üreten bir ekonomiye geçerseniz sizin ekonominizde hiçbir dış güç uğraşamaz diye uyarıyoruz” ifadelerini kullandı.

Ülkenin bir yangın yerine döndüğünü ve iktidarın yurttaşları düşünmediğini dile getiren Bozyaka açıklamasının son bölümünde “ Türkiye’de adalet yok, hak yok, hukuk yok, özgürlük yok. Korku imparatorluğu yarattılar. Ve bu korku imparatorluğunun eseri ekonomik krizdir. Türkiye 2001 krizinden daha kötü durumdadır. Hiçimse Türkiye’nin vatandaşlarından ekonomik krizi gizleyemez. Bu ülkede işçi düşünülmüyor. Bu ülke de emekçi düşünülmüyor. İsyanımız buna” dedi.

İzmir Gültepe: 24 Haziran’da TAMAM diyeceğiz

‘Ülkenin dört bir yanında çığ gibi büyüyen TAMAM’ tepkilerine İzmir Gültepe de ‘ses verdi.’ CHP İzmir Milletvekili Aday Adayları’ndan Onur Utkan İlçi, Toros Parkı’nda halk toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya bölge halkının yanı sıra CHP üyeleri, dernek başkanları da katıldı. Sözlerine adaletsiz seçim sistemini ve baskın seçimi eleştirerek başlayan İlçi, “Giderek sıkıştılar, ekonomiyi, sokağı, memleketi yönetemez hale geldiler. Yaşadıkları korkudan kaynaklı bu erken seçim kararını aldılar. Memleket öyle bir hale geldi ki dolar- benzin 1 seneye kalmaz seçim barajını aşar; 10 TL’nin üstüne çıkar” ifadelerini kullandı.

Toplum üzerinde AKP baskısının giderek arttığından bahseden İlçi, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Ergenekon, Balyoz operasyonları ile başlayan, temelinde ‘muhalif sesleri kısmak’ maksadı olan operasyon zincirlerinin bugün de OHAL ve FETÖ operasyonları kisfesi altında devam ediyor. Memleketi 16 sene içerisinde sağlığından eğitimine ekonomisinden insan haklarına şu anki haline getirenlere diyebileceğimiz tek şey ‘TAMAM’dır onlara 24 Haziran’da ‘TAMAM’ diyeceğiz.”

Dolarda yeni tarihi rekor

Artan ABD hazine tahvil getirileri ve güçlü ekonomik verilerin desteğiyle yaklaşık dört ayın zirvesine yükselen dolar 4.3018 lira ile yeni tarihi rekorunu kırdı, euro da parite etkisiyle yükselerek 5.1135 liraya çıktı. Tahvil bono piyasasında 10 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde yüzde 14.01’i gördü

Bütçe giderlerinin artmasına bağlı olarak Hazine borçlanmalarını artıracağı beklentisiyle, devlet tahvili faizlerinde yükseliş de sürüyor. Tahvil bono piyasasında Gösterge 10 yıllık tahvilin bileşik faizi, dünkü yüzde 13.87’den hızlı yükselişle yüzde 14’ü de aştı ve yüzde 14.01 düzeyini gördü. Gösterge iki yıllık tahvilde ise dün spot kapanışta ortalama bileşik faiz yüzde 15.33, valörde son işlemde yüzde 15.27 düzeyinden, bugün spot kapanışta yüzde 15.47 valörde yüzde 15.53 oldu.

Merkez Bankası’nın dövizde zorunlu karşılıkları düşürmesine karşın, dolar yeni güne tarihi rekor düzeye yakın başlarken, Borsa İstanbul Endeksi 99 bin 561 puana kadar indikten sonra 100 bin 131 puana döndü.

Gelişmelerle dolar endeksi günlük yüzde 0.49 artışla 93.206 ile Aralık ayı sonundan bu yana en yüksek düzeye çıktı.

Beklentilerin altında gelen Alman sanayi siparişleri ve euro bölgesi yatırımcı güveni verilerinin ardından euro/dolar paretisi de dün bu yıl ilk kez 1.19’un altına indikten sonra, bugün 1.1842 düzeyine çekildi.

‘Hem gaza basarım, hem frene…’

İş Yatırım’ın “Hem gaza basarım, hem frene…” başlıklı günlük piyasa bülteninde, “Gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskı artıyor” denildi ve şu değerlendirme yapıldı:

“DXY dolar endeksi ve ABD tahvil faizleri üzerinden yapılan sayısal analizler gelişmekte olan piyasaların Lehman sonrası en zorlu finansal koşullarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

“Erken seçim arifesinde zorlu bir konjonktürde küresel dalgalarla karşılaşan ekonomi yönetimi formula bir pilotları gibi hem gaza (genişleyici maliye politikaları) hem frene basarak (daraltıcı para politikaları) tehlikeli bölgeyi geçmeye çalışıyor.

“Ancak genişleyici maliye politikaları ile daraltıcı para politikalarının eş anlı olarak kullanılması Türkiye’yi olumlu ayrıştırmak için yeterli olmuyor. Güçlü büyüme ve şirket karlarına rağmen dünyadan negatif ayrışmaya devam ediyoruz.”

Paşinyan: Ulusal mutabakat hükümeti kuracağım

Ermenistan’daki protestoların lideri Nikol Paşinyan, başbakan seçilmesi durumunda ulusal mutabakat hükümeti kurmaya çalışacağını açıkladı.

Ermenistan’da anayasanın iki dönem devlet başkanlığı sınırlamasını doldurmasının ardından ülkeyi parlamenter sisteme geçirip başbakanlık koltuğuna oturan Serj Sarkisyan’ın istifasının ardından parlamentonun başbakan seçememesi sonrası krizin nasıl aşılacağı tartışılıyor.

Protestocuların başbakanlık koltuğuna tek aday olarak gösterdikleri Nikol Paşinyan, kurulacak bakanlar kabinesinde kimlerin yer alacağı konusunda birkaç farklı alternatif olduğunu, ancak kabine seçiminin siyasi duruma bağlı olacağını söyledi.

Paşinyan, ”Gerçekten demokratik, meşru ve şeffaf seçimlerin yapılması için tam koşulların oluştuğunu gördüğüm zaman istifa edeceğim” dedi.

Ermenistan’da yaklaşık 2 hafta süren protestolar, Sarkisyan’ın istifasını getirmişti.

Protestoların başını çeken Paşinyan, lideri olduğu Yelq partisi tarafından başbakan adayı gösterilmişti. Parlamentodaki iki partinin desteklediği Paşinyan, Sarkisyan’ın Cumhuriyetçi Partisi tarafından desteklenmemesi nedeniyle 1 Mayıs’ta parlamentodaki seçimde gerekli 53 oyu alamamıştı. Paşinyan, 45 oyda kalmış ve seçilememişti.105 milletvekilli parlamentoda Cumhuriyetçi Parti’nin 58 milletvekili bulunuyor. Tekrar aday olan Paşinyan’ın parlamentoda başbakan seçilebilmesi için en az 53 oy alması gerekiyor.

Eğer 8 Mayıs’ta da bir başbakan seçilemezse parlamento otomatik olarak feshedilecek ve erken seçim çağrısı yapılacak.

Piyasalar panik içinde: Sanayide alarm sesleri

Ekonomide üst üste kötü veriler gelmesi, hükümetin ekonomideki bozulma nedeniyle erken seçim kararı aldığına dönük algıyı güçlendirdi. Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi’nin kritik eşik olan 50 seviyesinin altına inmesi, sanayide endişenin büyüdüğünü ve çarkların durma noktasına geldiğini gösterdi. İstanbul’un nisan enflasyonunun yüzde 1,66’ya ulaşması, bugün açıklanacak olan Türkiye’nin nisan enflasyonunun da yüksek çıkacağı endişesini güçlendirdi.

Bunun yanında, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin Türkiye’nin kredi notunu indirmesi de eklenince lirada erime hız kazandı. Dolar 4 lira 16 kuruşu geçerken, avro yine 5 liraya yükseldi. Borsada kayıplar yüzde 1’e dayandı.

Son 24 saat içinde piyasalarda şok dalgası yaşanmasına neden olan ekonomik gelişmeler şöyle sıralandı:

İstanbul’da fiyatlar yine yükseldi
» İstanbul Ticaret Odası verilerine göre, İstanbul’da nisan ayında perakende fiyatlar yüzde 1,66, toptan fiyatlar da yüzde 1,94 arttı. Nisan ayında giyim harcamaları kadın giyimi grubunda yer alan elbise, yüzde 32,98 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu. İstanbul’un enflasyonunda yaşanan artış, bugün açıklanacak olan Türkiye’nin nisan ayı enflasyon verisinin yüksek geleceği beklentisini güçlendirdi.

Sanayi kritik eşiğin altına indi
» İstanbul Sanayi Odası verileri, Türkiye’de sanayinin alarm seviyesine geldiğini gösterdi. İSO’nun açıkladığı Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) nisanda, mart ayındaki 51.8 düzeyinden 48.9 düzeyine geriledi ve sanayide beklentiler negatife düştü. Endeksteki düşüşte toplam yeni siparişler ve istihdamdaki gerileme etkili oldu. Anket verileri hakkında değerlendirmede bulunan ekonomist Gabriella Dickens, “Türkiye İmalat PMI, nisan ayında sektörün daha zorlu koşullarda faaliyet gösterdiğine işaret etti. Bu durum toplam yeni sipariş hacmi ve istihdamdaki yavaşlamadan kaynaklandı” dedi.

S&P not indirdi
» Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s (S&P), Türkiye’nin kredi notunu ‘BB’den ‘BB-‘ye, yerli para cinsinden notunu ‘BB+’dan ‘BB’ye düşürdü. Not görünümü ise durağan olarak belirlendi. Kurdaki değer kaybının ve oynaklığın finansal istikrara yönelik bir risk olduğu belirtilerek, Türkiye’deki yüksek enflasyon ile birlikte kötüleşen cari ve mali açık gibi “makro ekonomik dengesizliklere” işaret edildi. Kuruluş tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin mali pozisyonunun zayıfladığına da dikkat çekilerek, ekonominin aşırı ısındığı vurgulandı. S&P Kıdemli Direktörü Frank Gill, Bloomberg HT’ye yaptığı açıklamada, not indirimi kararının seçimle ilgisi olmadığını söyledi.

Borsa ve lira dipte
Hükümetin erken seçim kararı almasının ardından piyasalarda oluşan geçici iyimserlik de, ekonomideki bozulmanın şiddetlendiğini gösteren verilerle birlikte yerini panik ortamına bıraktı. Yılın başında 120 bin seviyelerine kadar yükselen Borsa İstanbul dün itibariyle 104 binin de altına geriledi. Dolar 4,16 TL’ye çıkarak yeniden rekoruna yaklaştı. Piyasa faizleri de sert yükseldi. Yaşanan şok karşısında hükümet kanadı ise kamuoyuna ekonominin sağlam olduğunu söylemekle yetindi.

Financial Times, Türkiye’deki enflasyonu yazdı

Türkiye’de enflasyon yükselirken doların TL’ye karşı yeni bir rekor kırması yurt dışında da dikkat çekti.

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, “Türkiye’nin para birimi, Perşembe günü verilerin enflasyonu Aralık’tan bu yana en yüksek düzeyde göstermesinin ardından rekor düşük düzeye geriledi” diye yazıyor.

Liranın yılın başından bu yana yüzde 10’a yakın değer kaybettiğinin altını çizen gazete, yıllık enflasyonun ise beş aylığın en yüksek düzeyi olan yüzde 10.85’e çıktığını belirtikten sonra şu yorumu yaptı:

“Veriler, birçok iktisatçının, liranın zayıflamasının, enflasyonu körükleyerek potansiyel bir değer kaybı sarmalı için sahne hazırlayacağı yönündeki kaygılarına vurgu yapıyor. Birkaç analiste göre, Türk hükümetinin Haziran ayı erken seçim öncesi harcamaları artıracak bir dizi kararı alması, ateşi körükledi.”

FT, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın enflasyonu yüzde 5’lik hedefe yaklaştırma çabası ile geçen ay başlıca politika faizlerinden birini yükselttiğini ancak bunun sadece kısa bir rahatlama sağladığını da yazdı. (ANKA)