Tarafsız Habercilik

Meral Akşener’den hükümete ekonomi eleştirileri

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Isparta’da miting alanında vatandaşlara seslendi. Akşener konuşmasına, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i kastederek “Babamın şehri Isparta” diye başladı. Isparta’da emanet oyları geri almaya geldiklerini belirten Akşener, babanın kızını Ispartalılar’a emanet etmeye geldiğini söyledi. Bambaşka bir konuşma hazırladığını, ancak sabah kalktığında doları gördüğünü dile getiren Akşener, “Her tarafta endişe var. Ekonominin alarm verdiği, gençlerin yarınla ilgili çok büyük endişe taşıdığı, sanayicilerin endişe taşıdığı, yatırımların geri çekildiği bir güne uyandık. Ekonominin patronu güvendir. Eğer ekonomiyi keyfinizin, gönlünüzün hoş edildiği bir alan haline getirirseniz, Türkiye’yi batırırsınız. ’24 Haziran’dan kazanırsam, doları, faizi düşüreceğim’ diyorsun, hadi oradan”diye konuştu.

İsrafın had safhada olduğunu savunan Akşener, iktidarın 1100 odalı saray yaptığını söyledi. Erdoğan’dan OHAL’i kaldırıp, Merkez Bankası’nı sakin, dürüst, ciddi çalışması için serbest bırakmasını isteyen Akşener, “Böyle ciddiyetsizlik olur mu? Dolar toto oynuyoruz, benzininden mazotuna giyim eşyasına her konuda zam yiyeceğiz. Çiftçi can çekişiyor. Süleyman Demirel Üniversitesi’ni (SDÜ) bölmeye çalıştılar. Atatürk’e düşmandılar biliyorduk, anladık ki babaya da düşmanlar” diye konuştu.

‘ISPARTA, PARİS VE MADRİD İLE YARIŞACAK’

Isparta’ya yatırım gelmediğini ileri süren Meral Akşener, Isparta’nın dünyanın en önemli endemik bitki örtüsüne sahip olduğunu söyledi. Isparta’nın kozmetik üzerine dünyanın bir numarası olabileceğini belirten Akşener, “Süleyman Demirel’in memleketine hizmet etmek bize nasip olacak. Seçildikten sonra 1 Kasım’da burada en az 1000 işçinin çalışacağı, araştırmaların yapılacağı bir fabrika ve ARGE merkezi yapacağız. İspanya ve Fransa bu işin kaymağını yerken, Isparta dışarıda kalıyorsa bu bizim ayıbımızdır. Isparta, Paris’le Madrid’le yarışacak” dedi.

‘RÜŞVETE UZANAN ELLER YANACAK’

1100 odalı sarayda bir defa bile yatmayacağını dile getiren Akşener, çiftlik haline getirilmiş kurumlar olduğunu, bunları gözden geçirip son vereceklerini söyledi. Hukuk ve adaletin olmadığı yerde ekonomi olamayacağını dile getiren Akşener, “Eğer bu israfı, rüşveti Türkiye sürdürmeye devam ederse batar. Rüşvet, israf ve yolsuzlukla mücadele edeceğiz. Öyle yasalar hazırlayacağız ki; rüşvete uzananların eli yanacak” dedi.

MÜSLÜM GÜRSES’İN SÖZÜYLE ÇIKIŞTI

Bir tarafta namusuyla evine ekmek götürmeye çalışan aile reisleri olduğunu belirten Akşener, diğer tarafta da ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyen kibirliler olduğunu kaydetti. Bu kişilere Müslüm Gürses’in sözüyle seslenmek istediğini belirten Akşener, “Bu ülkeyi sen bölemedin. PKK bölemedi. Ama bu ülkeyi birbirine düşürecek olan, yolsuzluklarla ekmek peşinde koşanlar arasındaki problemdir. Yani bu ülkeyi yakarsa garipler yakar” diye konuştu.

ERDOĞAN BANA ‘EYT’ DİYEMİYOR

Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dünyaya ‘eyt’ diye seslendiğini, ancak gariban Akşener’e seslenemediğini söyledi. Akşener, “Çünkü eyt derse vatandaşın bilgisi olur. Rakiplerini kendi seçti, bir farklı rakip çıktı, korkudan uykusu kaçıyor. Bu rakip hem Başbuğ Alparslan Türkeş’in, hem de Demirel’in çırağı. İkinci turda o yüzden Akşener’i istemez” dedi.

Meral Akşener, isim vermeden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi de eleştirdi. Akşener, şöyle konuştu:

“Bu arkadaşlar milli ise nasıl olur da milliyetçiliği ayaklar altına alanlarla yan yana gelir? ‘Türk milliyetçileri vampir gibi kandan besleniyor’ diyenlerle nasıl yan yana geldiler. 29 Ekim’de Peşmergenin davul zurna ile geçişi oldu. Buna yol verenler, lahmacun paralarını ödeyenler, hendekler kazılırken, oradaki vali ve emniyet müdürlerine ‘Kafanı çevir’ diyenler yerli ve milli, biz gayri milliyiz öyle mi? Hadi oradan. Önüne gelen FETÖ’cüymüş bu memlekette. Önce sağına ve soluna, sonra aynaya bak. Bütün gördüklerin FETÖ ve gayri millidir. Bu ülkenin parasının değerini yerle bir edenler gayri milli. Genelkurmay Başkanını terör örgütü suçlamasıyla hapse atanlar gayri millidir. Bütün askeri liseleri kapatanlar gayri millidir. Polis akademilerini kapatanlar gayri millidir.”

Mitingin ardından Akşener, Süleyman Demirel’in memleketi İslamköy’deki inşaat halindeki anıt mezarını ziyaret ederek dua etti.

Hulusi Akar: Kimsenin yanlış hesap yapmaması lazım

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, operasyonlara ilişkin açıklamada bulundu.

“Belli bir noktaya gelindi. Gayretimiz son teröristi etkisiz hale getirerek bu işi bitirmek” diyen Akar, “FETÖ üyelerinden temizlendikçe güçlendiğimizi görüyoruz. TSK, bundan önceki dönemden çok daha fazla görevi başarıyla yerine getirdi. Akdeniz’de, Ege’de bir görev olursa, vatanımız, milletimiz için gözümüzü kırpmadan yerine getiririz. Kimsenin yanlış hesap yapmaması lazım” ifadelerini kullandı.

İyi Parti’den Adil Öksüz iddiası: Seçime 15 gün kala yakalanmış

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, TSK içindeki cunta yapılanması tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiminin kilit isimlerinden firari Adil Öksüz’ün 24 Haziran seçimlerinden 15 gün önce “güya iktidar tarafından yeni yakalanıp getiriliyormuş gibi seçim malzemesi olarak kullanılacağı” iddialarının konuşulduğunu söyledi.

Sözcü’ye konuşan Aydın, “Şimdi yazılıp, çizilip konuşuluyor: FETÖ imamlarından Adil Öksüz, biliyorsunuz. Devlet tarafından yakalandı. Sonra meçhul bir şekilde serbest bırakıldı. Şimdi bunun ‘Devletin adamı’ olduğu söyleniyor ve seçime 15 gün kala güya iktidar tarafından yeni yakalanıp getiriliyormuş gibi seçim malzemesi olarak kullanılacağı iddia ediliyor” derken, “Bu kişinin, itirafçı olarak hem İyi Parti’yi hem CHP içindeki bazı isimleri FETÖ’cü olarak suçlayıp bunu bir seçim kozu olarak kullanabilecekleri her yerde konuşuluyor. ‘Abidik gubidik’ işlerde bu iktidar çok uzman. Bunları okudukça, ne kadar aciz duruma düştüklerini görüyoruz. FETÖ’cü aramak için çok zahmete katlanmamalarını kendilerine öneriyorum. Bunun bir kolayı var. Genel Başkanımız söyledi: Bir ayna alacaklar, aynaya bakacaklar. Sağında, solunda, damatlarını, gelinlerini, eniştelerini görecekler. O yüzden de hiçbir şey yapamayacaklar” ifadelerini kullandı.

CHP’li Tezcan: ‘Bakanlar Kurulu’na KHK yetkisi’ni AYM’ye

Tezcan, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı adayını geçen hafta bugün açıklayarak kampanyayı başlattıklarını hatırlatan Tezcan, bu süre içinde bütün Türkiye’de memnuniyet verici bir gelişmeyi gözlemlediklerini, toplumun korku duvarlarını yıkarak büyük bir umut ve inançla kampanyayı sahiplendiğini belirtti.

Tezcan, milletin CHP’nin cumhurbaşkanı adayını ve kampanyasını kucakladığını, artık kampanyayı milletin taşıdığını, seçimler sonucunda güçlü bir Meclis yaratacaklarını, Türkiye’nin tarafsız, 80 milyonu sahiplenen cumhurbaşkanını kucaklayacağını kaydetti.

Bu süreçte demokrasi önüne kurulan tuzakları bozarak ilerlediklerini anlatan Tezcan, AKP ve MHP’nin yarışsız bir seçim istediğini vurguladı

MHP’nin kendine rakip gördüğü İYİ Parti’nin seçime sokulmak istenmediğini, 15 milletvekilini göndererek bu oyunu bozduklarını ifade eden Tezcan, “Çıldırdılar, akılları karıştı, öfkeleri kabardı. Bizim bu hamlemize siyasete yakışmayacak hakaret ve küfürlerle saldırdılar. Kendileri kirli pazarlıklarla siyaset yapmayı alışkanlık haline getirenler, bu demokrasi hamlesini kirli pazarlıkmış gibi göstermeye çalıştılar.” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, cumhurbaşkanı adaylarına verilecek imzalara ilişkin açıklamasına da değinen Tezcan, “Bahçeli, seçmenin imza vermesinin önünü kesmek, aday yapılmasını engellemek için tehdit etti seçmeni. Bu oyunu da seçmenler boşa çıkardı. Çağrı yaptık. Daha imzanın birinci günü bu oyun boşa çıkarıldı.” ifadelerini kullandı.

Tezcan, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olmasını eleştirdi ve seçim kampanyasının eşit koşullarda sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Tezcan, “Bir cumhurbaşkanı adayı hapisteyken bu yarışı yapmayı nasıl içinize sindirebiliyorsunuz? Kavganın bile mertçe olanı makbul. Bırakın, kim ne sözü varsa millete söylesin.” diye konuştu.

Tezcan, CHP’li Enis Berberoğlu’nun da serbest bırakılmasını istedi.

Seçim kampanyasını televizyon ve medya ambargosu içinde yürüttüklerinin altını çizen Tezcan, “Sabahtan akşama kadar değil 4 kere, 400 kere de çıksanız gidicisiniz. Millet artık ‘tamam’ diyecek. ‘Sabahtan akşama da konuşsan senin dönemin bitti.’ diyecekler.” değerlendirmesini yaptı.

AKP Sözcüsü Mahir Ünal’ın, CHP’li 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçmesini “çirkin pazarlık” olarak değerlendirdiğini hatırlatan Tezcan, “Demokrasiye kurulan kirli tuzağı kaldırmak için atılan adımın neresi kirli pazarlık? Kirli pazarlık arıyorsanız kendi tarihinize, yakın geçmişe bakın. FETÖ’yle kirli pazarlık yapıp devletin bağrına yerleştiren, kozmik odaya sokan, hakimleri, savcıları, yargıyı bunlara teslim eden, o kirli pazarlıkları yapan bu iktidar.” diye konuştu.

Tezcan, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin eskiden bir nezaket üslubuna sahip olduğunun konuşulduğunu ancak bunun artık tarih sayfalarında kaldığını vurgulayarak, “O kadar rahatsız olmuş ki söylediği sözleri tekrar etmekten hicap duyuyorum. Belli ki rakibinin elini bağlayıp şampiyon olma sevdasındaki yalancı boksörün hayal kırıklığı içinde. Bu şikeli maçın bozulmasının hayal kırıklığını yaşıyor anlaşılan.” dedi.

“Bu, Gazi Meclis’i devre dışı bırakmaktır”

TBMM Genel Kurulu’nda dün kabul edilen Yetki Kanunu’na da değinen Tezcan, “Tek adam yönetimi, uyum yasalarını parlamentodan kaçırarak yetki kanunu çıkarıp KHK’larla Türkiye’yi tek adam rejimine hazırlama peşinde. Tek adam rejimini Meclis’ten çıkacak kanunlarla değil, KHK’larla düzenlemeye çalışıyorlar. Bu, Gazi Meclis’i devre dışı bırakmaktır.” ifadesini kullandı.

Kanunu “Gazi Meclis’i topal etme, yürütememe, arazlı bırakma girişimi” olarak değerlendiren Tezcan, şunları söyledi:

“KHK ile bir yeni sistem inşa etmeye çalışıyorlar Meclis’i devre dışı bırakarak. Bu, telaşlarının nasıl esiri olduklarını gösteriyor. Alelacele seçime gidip hazırlığı bile yapmadan hangi telaşla bunu yapacaklarını gösteriyor. Oysa TBMM ihtiyaç duyulan düzenlemeleri Meclis iradesiyle yapabilme yeteneğine, kapasitesine sahiptir. Bu milletin iradesini çalmaktır. Buna karşı 24 Haziran’da millet cevabını verecek ama arkadaşlarımız da bu konuda pazartesi günü Anayasa Mahkemesine gidecekler. Yetki Kanunu çok açıkça anayasaya aykırıdır, Meclis’in yetkilerinin gasp edilmesidir. Pazartesi günü yürürlüğü durdurma talebiyle Anayasa Mahkemesine başvuracağız.”

Tezcan, FETÖ soruşturmaları nedeniyle ihraç edilen ancak mahkemede beraat edenlere haklarının iade edilmesi gerektiğini de kaydetti.

Bülent Tezcan, şu görüşlerini paylaştı:

“Tamam’ sözü bir milyonu geçti daha yeni milyonlara dayanacak. Millet artık ‘tamam’ diyor. Huzur için, adalet için, gelecek için ‘tamam’ diyor. Her sabah 5 sefer kavga eden, cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden siyasetçileri görmemek için ‘tamam’ diyor. Kutuplaşma olmaması, gelecek kaygısı olmaması için, asgari ücretli huzur içerisinde yaşasın, geçinsin diye, çiftçi rahat edelim diye ‘tamam’ diyor. 16 yıldır Türkiye’yi sıkıntıya sokanların artık görev dönemi doldu, zamanı doldu ‘tamam’ diyor. İnşallah 24 Haziran’da milletimiz sandığa gidecek, ikinci tura kalması halinde 8 Temmuz’da da sandığa gidecek ve tamam deyip yepyeni bir başlangıçla yolumuza devam edeceğiz.”

Binlerce kanun maddesi denetimsiz değiştirilecek Binlerce kanun maddesi denetimsiz değiştirilecek

Adaylık başvuruları

Adaylık başvurularına ilişkin soru üzerine Tezcan, müracaatların kapandığını ancak müracaat alma işleminin tamamen ortadan kalkmadığını, özel durumlarda Genel Başkanın müracaat alma yetkisinin bulunduğunu aktardı.

İYİ Parti’ye geçip, geri dönen 15 milletvekilini gelecek dönem milletin de takdiriyle parlamentoda görevlendireceklerini belirten Tezcan, siyaset, sanat, medya dünyasından çok sayıda müracaat olduğunu, değerlendirme yapıp 21 Mayıs’ta YSK’ye listeleri vereceklerini ve 24 Mayıs’ta aday tanıtımı yapacaklarını bildirdi. Tezcan, Tunceli Milletvekili Gürsel Erol’un Elazığ’dan aday olacağını açıkladı.

Tezcan, bir başka soru üzerine, CHP’ye 2 bin 319 aday adaylığı başvurusu yapıldığını, bunun bin 706’sının erkek, 613’ünün kadın, 166’sının gençlerden oluştuğunu bildirdi. Tezcan, aday adaylarından 105’inin doktorasının bulunduğunu, bin 270’inin üniversite, 226’sının yüksek lisans, 137’sinin ilkokul, 436’sının lise, 145’inin ortaokul mezunu olduğunu ifade etti.

Koray Aydın’ın iddiaları

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın’ın “Seçime 15 gün kala Adil Öksüz’ü getirecekler ve iftira attıracaklar.” şeklinde açıklama yaptığı belirtilerek değerlendirmesi sorulan Tezcan, şunları kaydetti:

“Öyle bir bilgim yok ama ne yaparlarsa yapsınlar. Bu iktidar, tek adam koalisyonu iktidarda kalmak için her türlü numarayı çevirebileceğini gösterdi. Ama hangi numarayı çevirirlerse çevirsinler millet bunlara itibar etmeyecektir. Zaten Adil Öksüz’ün bu hükümetten çok uzak ve bağımsız olduğunu tahmin etmiyoruz. Başbakanlık Müşaviri, Öksüz yakalandıktan sonra gidiyor, Öksüz’le karşılıklı dua okuyorlar. Sanki camide, cuma hutbesindeler. Dua okuyorlar gözaltı sırasında. GPRS cihazı olduğu halde herkes tutuklanıyor, Öksüz’ün cihazı, cep telefonu veriliyor, serbest bırakılıyor. Öksüz, uçaklarla gidip geliyor. Havaalanlarında böyle rahat dolaşan birisi. Öksüz’ün FETÖ’cü olduğu biliniyor, 15 Temmuz’dan 2-3 sene önceki soruşturmalarda ortaya çıkmış. Bütün ilişkileri belli. Sadece Öksüz’ü takip etseler darbeden haberdar olacaklar ve önleyebilecekler. Bu imkanları varken bunları yapmıyorlar. Üstüne üstlük Öksüz’ü serbest bırakıyorlar. Öksüz’ü yakalayıp getirme değil, onu yapacaklarsa ellerinin altındaki birini, yeni bir görevlendirmeyle ortaya çıkaracaklar demektir. Ama bu konuda somut bilgim yok. Sayın Koray Aydın’ın açıklaması üzerine yaptığım bir yorum.”

Bülent Tezcan, Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin ortak miting yapıp yapmayacağı ve Saadet Partisi’nden bazı isimlerin CHP’den aday olup olmayacağının sorulması üzerine, ittifak içindeki partilerin kendi kampanyalarını yürüteceğini, ortak miting planı olmadığını aktardı.

Millet İttifakı’nın bir pazarlık ittifakı olmadığını anlatan Tezcan, ittifak görüşmeleri yapılırken partilerin milletvekili sayısı, paylaşımına ilişkin hiçbir görüşme yapmadığını sözlerine ekledi.

(AA)

Sorun adalet, çözüm özgür basın

Duruşma başladığında dokuz aydır tutukluydular. Gazetecilikleri; “terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına anayasal düzene karşı suç işlemek” iddiasıyla yargılandı. Bir dokuz ay daha bu utanç verici müsamereyi izledik. Siyasi bir davada siyasi savunma yaptıkları için ifadeleri engellendi. Süreç, farkında olan ya da olmayan, herkes için öyle utanç verici bir yere gitti ki, öfke sonunda küfür olup aktı.

Cumhuriyet gazetesi yönetici ve çalışanlarının yargılandığı dava önceki gün karara bağlandı. Cumhuriyetçiler 2 ila 7 yıl arası değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Artık baştan ayağa karaya bulanmış ülkemizde, tam da cezaların kamyonla dağıtıldığı sırada, Anayasa Mahkemesi’nin 56. Kuruluş Yıl Dönümü Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin, her alanda olduğu gibi adalet konusunda da çok daha iyi bir döneme girdiğinden bahsediyordu.

•••

Yine aynı konuşmanın seçim vaatleri bölümünde, 16 yıldır ülkeyi tek başına yöneten iktidar partisinin genel başkanı ve cumhurbaşkanı olarak Erdoğan, 24 Haziran’da yapılacak seçimi kazanması durumunda yürütmesi daha güçlü, yasaması daha itibarlı, yargısı daha bağımsız bir ülke hedeflediğini anlatıyordu. “İnşallah Türkiye her alanda olduğu gibi adalet konusunda da çok daha iyi bir döneme giriyor”, “bu tarihi değişime birikimleriyle, yol göstermeleriyle, içtihatlarıyla destek olan yargı mensuplarımıza şükranlarımızı sunuyorum” diye seslendiği mahkeme heyetlerinden biri Cumhuriyet çalışanlarına ceza yağdırarak görevini yerine getiriyordu. Üstelik bu karar, halka, halkın haber alma hürriyetine karşı yapılmıyormuş gibi, “Türk milleti adına” diyerek veriliyordu.

•••

İçi boş bir iddianame ve ipe sapa gelmeyen suçlamalarla insanların hayatından yıllar çalındı. Ahmet Şık, her dönemin sakıncalısı olarak tarihe geçti! Ergenekoncu oldu hapse atıldı, FETÖ’cü oldu hapse atıldı. PKK, Devrimci Karargah derken iliştirilmediği örgüt kalmadı. Ahlaklı, vicdanlı, gerçekten yana olanlar için kendini aksine karşı savunmak zorunda kalmak, suçsuzken suçluymuş gibi yaftalanmak hiç ama hiç kolay bir şey değildir. Öte yandan, tarih boyunca hakikatten yana olmanın verdiği onur, güç ve cesaret bu yalan düzenin devamı karşısındaki en büyük engel olageldi. Bundan sonra da cesaretle gazetecilik yapacağını söyleyen Murat Sabuncu ve haklı olanı susturma savaşını tarihte hiçbir diktatörlüğün kazanmadığını söyleyen Ahmet Şık, bu kumpas düzenini kuranların bütün korktuklarını bir kez daha açık etti, ediyor.

•••

Bu dava Türkiye yargısının yeni kara lekesi olarak tarihe geçecek. Ahmet Şık dün, iktidarın beraber yürüdük biz bu yollarda diye şarkılar söylediği ortağının emniyete nasıl sızdığını anlattığı kitabından dolayı FETÖ kumpasıyla yargılanıp Ergenekoncu ilan edilirken, bugün FETÖ ile mücadele ettiğini iddia eden iktidarın, vaktinde Gülen’e hakaret ettiği için Cumhuriyet gazetesine dava açan savcısı tarafından FETÖ’cü olmakla suçlandı ve 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Kariyerleri Gülen Cemaati’nin nasıl bir çete olduğunu anlatmakla geçen Kadri Gürsel ve Hikmet Çetinkaya FETÖ’ye destek olmaktan ceza alırken, Erdoğan AYM’nin kuruluş günü kutlamasında “bir ülkede sık sık adaletten bahsediliyorsa orada zulüm vardır” diye açıklama yapıyordu. Şüphesiz burada yargılanan bir suç değil, aksine gazetecilik ve halkın haber alma özgürlüğü olduğu için günün sonunda kesilen her ceza beraat hükmünde. Ahmet’in dediği gibi; çünkü haklı olanı susturma savaşını kazanabilmiş kimse yok bu yeryüzünde.

•••

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün her yıl yayınladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye bu yıl da gerileyerek 180 ülke arasında 157’inci sıraya düştü. Önümüzde 24 Haziran’da yapılacak baskın bir seçim var ve demokratik gelişmişlik ile adaletin en önemli göstergesi olan basın özgürlüğü konusundaki sicilimiz de unutulmaz örnekleriyle ortada. Demokrasi ve adalet üzerine bir vaatte bulunulacaksa bu iktidarlığı boyunca Türkiye’de en çok gazeteci hapseden AKP ve yöneticisinin değil, bu yarışa korku ve baskı düzenini yıkmak için girdiğini belirten muhalefetin halka vereceği bir söz olmalı. Adalet, Türkiye’nin en önemli sorunu, özgür basının yokluğu ise bu sorunun en birincil nedenidir.

Akşener’den Meclis Başkanı Kahraman’a: Sen belamsın belam

İYİ Parti lideri Akşener, partisinin Nevşehir İl Binası açılışına katıldı. Açılışa katılan vatandaşlara seslenen Akşener, Nevşehir’e İçişleri eski Bakanı olması sebebi ile 4 koruma polisi ile geldiğini belirterek, “4 polis memurunu devlet bana görevlendirdi. Bir tane fazlasını almadık, çünkü ben milletime güveniyorum. Çünkü benim içinden çıktığım geldiğim yer milletimizin tam ortası” diye konuştu.

Akşener, konuşmasının devamında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman’a yüklendi.

“SEN BELAMSIN BELAM”

Akşener, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ı şu cümlelerle eleştirdi:

“Bir tane meclis başkanı var adam 80’ine geldi, huylu huyundan vazgeçmiyor. AK Parti’nin yöneticilerinin büyük çoğunluğu dedikoducu. Adam iftara gitti geçen sene Ramazan’da. Kardeşim 80 yaşındasın dua oku, namaz kıl, Kuran-ı Kerim oku. Gitti orada bana hakaret etmek için dedi ki: ‘Meral Akşener değil Meral Kılıçdaroğlu.’ Bende ona dedim, Bir kadının soyadı evlilikle değişir ve döndüm dedim ki: Sen belamsın belam. Dini kullanarak en büyük münafıklığı yapanlardansın. Çok bozuldu abi, bana ‘FETÖ’cü’ dedi. Bir öğrendik ki damat uçmuş, damat FETÖ’cü. Şimdi birde bunlar çok paragöz biliyor musunuz, Belam için muhterem beni mahkemeye verdi. Ne kadar istiyor biliyor musunuz? 50 bin Lira. Bende onu mahkemeye verdim. Üç kuruş verecektim ama üç kuruş yokmuş, bir liraya. Sayın Erdoğan diyor ya, ‘Zamanımızda tuvalet parası ucuzladı, bir lira.’ Bende bir liraya mahkemeye verdim. Bir lirayı kazanırsam sizindir.”

(ANKA)

MHP den bomba FETÖ iddiası

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, ‘Partimize yönelik gizli gündemi bulunan bazı mihrakların, fırsat bulursa hareketimizi bir yapılanmanın siyasi kuklası yapma niyeti, değilse kurulacak başka bir partide bu gündemi hayata geçirme isteği tarafımızca bilinmektedir‘ değerlendirmesinde bulundu. Büyükataman, MHP‘deki olağanüstü kurultay tartışmalarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde ülkücü harekete yönelik saldırıların ‘moda‘ haline geldiğini belirtti. 1 Kasım Milletvekili Genel Seçimi sonrası bazı çevrelerin, belli değerlendirmeler yapılmadan, kapsamlı çalışmalar neticelenmeden, ‘yangından mal kaçırırcasına ve büyük bir telaşla‘ MHP‘de olağanüstü kongre yapma çabalarına girdiğini vurgulayan Büyükataman, MHP ile hiç alakası olmayan yazarların, gazetelerin ve televizyonların bu çabalara fazlasıyla yer ayırdığını savundu. ‘Ülkümüzün ve ülkemizin aydınlık yarınlarına talip olduğunu iddia edenler, yaratmaya çalıştığı kargaşa ortamıyla maalesef partiyi meşgul etmektedirler‘ ifadelerini kullanan Büyükataman, MHP‘nin köklü gelenekleri olan kurumsal bir yapı olduğunun bilinmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye‘nin yakın tarihinin en sancılı dönemlerinden birini yaşadığını, milletin birliği, devletin bütünlüğü, toplumun huzur ve güvenliği ile demokratik rejimin geleceğinin ağır tehditler altında var olma mücadelesi verdiğini savunan Büyükataman, açıklamasında şu görüşlerini paylaştı: ‘Sadece eleştirerek somut hiçbir proje ortaya koymayanların, dikkatleri asıl mevzudan uzaklaştırma çabalarına, esas konuları gizlemeye matuf tali ve dolambaçlı yol açma teşebbüslerine bilerek veya bilmeyerek katkı konulmasını masum bulmamız mümkün değildir. Bu hareketle ilgili talepleri olanların devletimizin ve milletimizin bekasını en üst düzeyde düşünmesi ve buna göre tavır alması gerekir. Partimize yönelik gizli gündemi bulunan bazı mihrakların, fırsat bulursa hareketimizi bir yapılanmanın siyasi kuklası yapma niyeti, değilse kurulacak başka bir partide bu gündemi hayata geçirme isteği tarafımızca bilinmektedir. MHP olarak politikalarımız bellidir. Olaylar karşısında duruşumuz da nettir. Vicdani kanaatlere, yapıcı eleştirilere önem veririz. Ancak kimsenin hareketimizi yıpratmasına, itibarsızlaştırmasına ve haksız yere tartışmaya açmasına müsaade etmeyiz.‘ (AA)