Tarafsız Habercilik

İnce Cerrahpaşa’da: Gelecek bizimdir, umutlarınızı yeşertin

Cumhuriyet Halk Partisi‘nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni ziyaret etti. Öğrencilere seslenen İnce, “Umutlarınızı yitirmeyin tazeleyin yeşertin. Gelecek bizimdir kazanacağız” dedi.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, hükümetin İstanbul Üniversitesi’nden ayrılmasına karar verdiği Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni ziyareti sonrası açıklama yaptı.

İnce şu ifadeleri kullandı:

“Cerrrahpaşa’dan onlarca öğrencim doktor oldu. Size fizik anlatmayacağım ama Cumhurbaşkanı olarak meydanlarda gelecek anlatacağım uzay madenciliğini anlatacağım. Ufkunuzu gelecek yüzyıla dikmeniz gerektiğini meydanlarda tezek demeden gelecek demek için. Gençler evlatlarım kardeşlerim öğrencilerim ben size güveniyorum bunu birlikte başaracağız. Diyorum ki umutlarınızı yitirmeyin tazeleyin yeşertin. Gelecek bizimdir kazanacağız.”

ince-cerrahpasa-da-gelecek-bizimdir-umutlarinizi-yesertin-467325-1.ince-cerrahpasa-da-gelecek-bizimdir-umutlarinizi-yesertin-467326-1.ince-cerrahpasa-da-gelecek-bizimdir-umutlarinizi-yesertin-467327-1.ince-cerrahpasa-da-gelecek-bizimdir-umutlarinizi-yesertin-467328-1.

ince-cerrahpasa-da-gelecek-bizimdir-umutlarinizi-yesertin-467321-1.ince-cerrahpasa-da-gelecek-bizimdir-umutlarinizi-yesertin-467322-1.ince-cerrahpasa-da-gelecek-bizimdir-umutlarinizi-yesertin-467323-1.ince-cerrahpasa-da-gelecek-bizimdir-umutlarinizi-yesertin-467324-1.

Muharrem İnce Sivas’ta

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 24 Haziran seçimlerindeki Cumhurbaşkanı adayı seçim çalışmaları kapsamında Erzican’ın ardından Sivas’ta.

İnce’nin Açıklamasından satır başları:

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan size çağrım, derhal danışmanlarınızı yanınızdan uzaklaştırın.
Devlet yönetimi incelik ister. Öyle medya önünde olmaz.
Biz yeni dönemde ince eleyip sık dokuyacağız. Biz buna hep birlikte dur diyeceğiz.

Sivas Cumhuriyet döneminde sıralamada 8. sıradaydı, şimdi 41. sıraya geldi. Milletvekili sayısı da gittikçe düştü. Bu yaşananlara rağmen gidip oylarınızı hep aynı yere vermişsiniz.

Asgari Ücret en kısa sürede 2 bin 200 TL olacak. Bu millet tercihini bizden yana kullandığında mutlu yaşayacak.

CHP’den yazarkasalı eylem: On binlerce esnafın korkudan çıkaramadığı sesiyiz!

Manisa’da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yunusemre İlçe Başkanı Serdar Bozyaka, dolardaki yükselişe tepki göstererek Manisa Valiliği önüne yazarkasa fırlattı.

İlçe Başkanı Serdar Bozyaka ve beraberindeki partililer, 2001 krizinde bir yurttaşın ekonomik krizi protesto eden eylemin benzerini yaparak elindeki yazarkasayı valiliğin merdivenlerine fırlatarak tepkisini ortaya koydu.

Eylem sonrası valilik önünde ülkede yaşanan doların önlenemez yükselişi ve ekonomik krize ilişkin açıklamalarda bulunan Bozyaka, dolardaki önlenemez yükselişe tepkisiz kalan iktidar ve ekonomi kurmaylarına da tepki gösterdi. CHP Yunusemre İlçe Başkanı Serdar Bozyaka, “Bugün buraya gelirken dolar 4 lira 80 kuruştu. Şimdi 4 lira 90 kuruşa çıktı. Her dakika artıyor. Euro 5 lira 60 kuruş. Mazot 5 lira 70 kuruş; seçim öncesinde ÖTV indirimi yapıldı. Benzin şu anda 6 lira 20 kuruş. Ve bütün vatandaşlarımız bu durumdan şikayetçi. Türkiye’de hiçbir şey yolunda gitmiyor” diyerek tepkisini ortaya koydu.

2001 yılındaki ekonomik krizi de hatırlatan Bozyaka, “Bu devalüasyonda Türk lirası % 30 değer kaybetti. 20 Temmuz saray darbesinden bu yana yani OHAL döneminde Türk lirası yüzde 60 değer kaybetti. Türkiye’de hukuku yok ederlerse, özgürlükler engellenirse,demokrasi askıya alınırsa ekonominin çökeceğinin kendilerine yıllardır söylüyoruz. Tek adam rejimi kurarsan merkez bankası da benim faizi de ben belirlerim dersen ekonomi dibe vurur diye uyarıyoruz. Ancak lafımızı dinletemiyoruz” biçiminde konuştu.

Bozyaka açıklamalarının devamımda;

“Şu an yaşanan krizin bir yönetim krizidir,kriz tamamen tek adam krizidir. Tek adam gitmeden Türkiye’de normalleşme beklemememiz de mümkün değildir. Bu tek adam krizinin faturaları var. Faturaları kim ödüyor. Dolarla borçlanan şirketler 250 milyar lira zararda.

Bu iktidar, faiz lobisine fena halde yakayı kaptırmış durumda.Bu iktidar,15 yıldır İngiltere’deki bir takım tefecilere 150 milyar dolar ödüyor.Daha 17 ay görev süresi varken ve erken seçimi istemek vatana ihanettir derlerken neden erken seçim istendiğinin 2 ay sonraya neden baskın seçim kurulduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz.Yıllardan beridir söylüyoruz. Türkiye’yi iyi yönetirseniz üreten bir ekonomiye geçerseniz sizin ekonominizde hiçbir dış güç uğraşamaz diye uyarıyoruz” ifadelerini kullandı.

Ülkenin bir yangın yerine döndüğünü ve iktidarın yurttaşları düşünmediğini dile getiren Bozyaka açıklamasının son bölümünde “ Türkiye’de adalet yok, hak yok, hukuk yok, özgürlük yok. Korku imparatorluğu yarattılar. Ve bu korku imparatorluğunun eseri ekonomik krizdir. Türkiye 2001 krizinden daha kötü durumdadır. Hiçimse Türkiye’nin vatandaşlarından ekonomik krizi gizleyemez. Bu ülkede işçi düşünülmüyor. Bu ülke de emekçi düşünülmüyor. İsyanımız buna” dedi.

24 Haziran: Halk neyi oylayacak?-1

Parti grup toplantılarında 17 Nisan günü birbirine karşıt konuşmalar yapan iki genel başkan, 24 saat sonra 24 Haziran’da buluştu. İki zıt kutup, mutabakat sağladı sağlamasına; ancak, toplumu tam anlamıyla ikiye bölerek, bir tür Türkiye zıtlaşmasına yol açtı. Ne pahasına?

Önce, söz konusu mutabakat nelere rağmen sağlandı?

»24 Haziran günü üniversiteye giriş sınavına rağmen,

»İlk kez yapılacak çifte seçimi, Yüksek Seçim Kurulu’nun iki ay gibi fazla kısa zaman dilimine sıkıştırma güçlüğüne rağmen,

»Seçimi öne alma kararı TBMM’ye ait olduğu halde, kesin karar tarihini açıkladıkları için TBMM’ye rağmen,

»Uyum yasaları çıkarma gereği yerine getirilmeden seçim beyanında bulundukları için, Anayasa’nın açık hükmüne rağmen.

Kısacası, üniversite sınavına girecek milyonu aşkın öğrenci, seçimlerin düzenlenmesi konusunda tam yetkili YSK, seçim kararı vermekle yetkili TBMM, bütün devlet kurumları ve herkes için bağlayıcı olan Anayasa yok sayılarak 24 Haziran tarihi iki kişi tarafından belirlendi.

Bunların, “halk neyi oylayacak?” sorusu ile ilgisi ne?

Şöyle; 18 Nisan 2018 kararı, 16 Nisan 2017 metninin sonucu…

Geleceğe yönelik olarak da; eğer ‘Cumhur İttifakı’ kazanırsa, 25 Haziran ve/ya 9 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin nasıl yönetileceğinin işareti…

Şu halde halk neyi oylayacak?

24 Haziran’a kadar bu köşede yanıtını arayacağım soru bu olacağı için, genel yaklaşımdan somut öğelere gitmek uygun düşer. Zaman süreci olarak üç ana halka: 16 Nisan metni, 18 Nisan kararı ve çifte seçimden sonra ortaya çıkacak tablo.

Neden 16 Nisan?

Çünkü, 24 Haziran seçimleri 16 Nisan ürünü. (16 Nisan ise, 15 Temmuz’un ürünü idi).

Aslında, 24 Haziran’da 16 Nisan metni yeniden oylanacak: eğer ‘Cumhur İttifakı’ kazanırsa, 16 Nisan metni teyit edilecek. Buna karşılık, eğer muhalefet partileri kazanırsa, yeni anayasal seçenek gündeme gelecek…

Şu halde, çifte seçim, daha çok bir anayasa seçimi olacak:

»‘Millet ittifakı’ ve HDP’ye oy veren seçmenler, aynı zamanda ‘anayasal demokrasi’ umudunu tercih etmiş olacak.

»Buna karşılık, hem CB hem TBMM için ‘Cumhur İttifakı’na oy verirse, 16 Nisan Anayasa değişikliğini sürekli kılma iradesi öne çıkmış olacak.

Ya 18 Nisan?

18 Nisan’da verilen ‘baskın seçim”’ kararı, seçmenler karşısında açık bir ikilem koymuş bulunuyor:

»Anayasal kurallar ve kurumların işletilmesi mi, yoksa kişi tercihleri mi?

»Halkın iradesini serbestçe ortaya koymasına elverişli ortam ve koşullar mı, yoksa muktedirlerin iktidarını ömür boyu sürdürme ihtirası mı?

24 Haziran ve 8 Temmuz sonrası

TBMM seçimleri sonuçlanacak; ama CB seçimi sonuçlanmayabilir. Sonuçlar üzerine altı ihtimal ortaya çıkabilir:

»‘Millet İttifakı’ ve muhalefet: Hem CB hem TBMM çoğunluğu.

»‘Cumhur İttifakı’: Hem CB hem de TBMM çoğunluğu.

»‘Millet İttifakı’ ve muhalefet: TBMM çoğunluğunu kazanması, ama CB’yi kaybetmesi (veya tersi).

»‘Cumhur İttifakı’: Cumhurbaşkanlığını kazanması ama TBMM’de azınlıkta kalması (veya tersi).

Bir de, Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2. tura kalma olasılığı, altı seçenekli tabloyu zaman açısından farklılaştırıyor.

Bu altı ihtimal bile, 16 Nisan düzenlemesinin ne denli sorunlu ve sürdürülemez olduğunun açık göstergesi.

Sürdürülemezlik: Üçüncü güçlü neden?

TBMM seçimleri için hazırlanan aday listeleri ve hazırlama biçimi, TBMM’yi sahiplenme iradesini teyit etti. Anayasa değişikliği ile, TBMM yetkileri Kanun-i Esasi’den bu yana ilk kez bu denli budanmış olmasına karşın, siyasal partiler TBMM’yi öne çıkardı.

Şu halde; hiçbir haklı nedeni yok iken baskın seçim kararı ve sıralanan ihtimaller, Anayasa değişikliğinin sürdürülemez özelliğini ortaya koyduğu gibi, adaylık süreci de, TBMM’yi dışlayan bir metnin sürdürülebilir olmadığının belirgin halkası.

Ana karşıtlıklar neler?

Genel bakışı sürdürür isek, şu karşıtlıklar aynı zamanda tercih eksenleri:

»Devamlılık ve kopuş: Türkiye toplumunun kazanımlarına sahip çıkan seçmenler, ‘Millet İttifakı’ ve muhalefete evet diyecek; ‘Cumhur İttifakı’nı tercih ile, kazanımlar yok sayılacak.

»Umut ve statüko: ‘Millet İttifakı’ ve muhalefet, anayasal demokrasi umudunu; ‘Cumhur İttifakı’ ise, 16 Nisan’da OHAL ortam ve koşullarında oylatılan metnin korunması (statüko) anlamına gelecek.

»İktidarın el değiştirmesi ve iktidar zehirlenmesi: Muhalefetin kazanması, siyasal iktidarın 16 yıl sonra el değiştirmesi anlamında demokrasi zaferi ile; statükonun sürmesi ise, iktidar zehirlenmesi ile sonuçlanacak. (Demokrasi ve monokrasi arasındaki tercih).

»Hukuk ve OHAL: Muhalefet tercihi, olağan hukuk düzenine geçiş; iktidar tercihi ise, OHAL’in sürmesi anlamına gelecek.

»Hukuk devleti ve kişi devleti: Muhalefete oy, hukuk devleti umudunu yeşertecek; iktidara oy ise, ‘kişi devleti’ anlamında fiili durumun sürekliliğini.

»Türkiye barışı ve ötekileştirilmiş toplumsal yapı: Muhalefete oy, toplumsal barış umudunu beraberinde getirecek; iktidara ise, bugünkü kutuplaşmayı çok daha derinleştirecek.

Bahçeli: Çakıcı, Demirtaş kadar suçlu değil

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Dolardaki hareketlenmeyi değerlendiren Bahçeli, şöyle dedi:

“Erdoğan’a bir husumeti geliştirme noktasında çaba var. Netice itibarıyla gele gele şimdi ekonomiye geldiler. Aynı senaryo, hedefler farklı. Türkiye’ye gelecek birtakım sermaye hareketlerini durdurup geciktirmek gibi oyunlarla bir siyaseti neticelendireceklerini zannediyorlarsa, o kimseye yar olmuyor.”

‘GERİ VİTESE TAKMAK DOĞRU DEĞİL’

Duvar’ın aktardığı habere göre, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin de konuşan Bahçeli, “Erdoğan birinci turda alır ve alması da gerekir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi önemli bir sistem olarak kamuoyuna mal edilmiş, anayasal zemine oturtulmuş, halk oylaması ile halkın desteğini almış ve şimdi de uygulama aşamasına gelmiştir. Bu sistemi geri vitese takmak doğru değildir” dedi.

Bahçeli, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’yı cezaevinde ziyaret edilmesine gelen eleştirilere de yanıt veren Bahçeli, “Çakıcı benim ülküdaşım, Demirtaş kadar suçlu değil. Vatan için verdiği mücadeleyi devlet de bilir” dedi.

Af konusuna değinen Bahçeli, “Cumhurbaşkanındaki yetki bende olsa kullanırdım.” diye konuştu.

TRT, Muharrem İnce’ye bir kere daha yakalandı

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 24 Haziran seçimlerindeki Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, havuz medyasının ve TRT’nin kendisine yayınlarında yer vermediğini eleştirirken bir kez daha TRT’yi yakaladı. TRT tam da bu esnada Muharrem İnce yayınına bağlandı ve yayında şu sözler duyuldu: ““TRT geçende de yakalandı. Tam benim görüntümü verecek ben de TRT’yi eleştiriyorum. Bir hükümetin medyası var bir de milletin medyası var. Vermeyin, vermezseniz vermeyin. Nasılsa 24 Haziran’da arayacaksınız her gün canlı yayına gel diye”

AYM’den ‘Baluken’ kararı: Milletvekilleri tutuklanabilir

HÜSEYİN ŞİMŞEK / [email protected]
@simsekhuseyinn

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in tutukluluğu hakkında Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru “kabul edilemez” bulundu.

Milletvekili iken tutuklanarak “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ve “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının” ihlal edildiğini ifade eden İdris Baluken, AYM’ye başvurarak tahliyesinin önünün açılmasını istedi. Baluken başvurusunda, tutuklanmasına gerekçe gösterilen ifadelerin siyasi faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Demirtaş ve Yıldırım kararına atıf

Baluken’in başvurusu inceleyen AYM raportörü, HDP’li Selahattin Demirtaş ve Gülser Yıldırım hakkındaki kararlara atıfta bulundu. Raportör, HDP’li iki milletvekilinin de tutuklanmalarının ardından AYM’ye başvurduğunu ve onlar hakkında, “Milletvekillerinin tutuklanmayacağına ilişkin anayasal bir kural yok” tespitinin yapıldığını hatırlattı.

‘Mahkemeye gitmedin’

Suç işlediği iddiasıyla gözaltına alınan ve daha sonra mahkeme kararıyla tutuklanan Baluken’in, “tutuklama uygulamasının hukuka aykırı olduğu” iddiasını da değerlendiren raportör, “AYM’ye gelmeden önceki hukuk yollarının tümünün tüketilmediği için” başvurunun kabul edilmemesi gerektiğini savundu.

‘Vaktim olmadı’

Gözaltına alınışının hukuki olmaması konusunda AYM’den önce yerel mahkemelere “zamanında” başvurmadığı ifade edilen Baluken ise buna karşılık, gece yarısı Ankara’da gözaltına alınıp hava yoluyla Bingöl’e getirildiğini ve sorgu işlemleri yapılarak tutuklandığını, ardından yine hava yoluyla Kandıra Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüğünü, bu nedenle kanuni itiraz imkânlarından yararlanamadığını söyledi.

‘Huzur içinde yaşam için’

Adalet Bakanlığı, mahkemeye sunduğu yazıda, Baluken’in tutuklanmasının hukuka aykırı olmadığını ve seçme ve seçilme hakkının ihlal edilmediğini iddia etti. Yüksek Mahkeme’ye gönderilen değerlendirmede, Baluken’in kendisini destekleyen belirli bir halk kesimi üzerinde etkinliğinin bulunması dikkate alındığında, tutuklamanın toplumun korunması, huzur içinde yaşamın devamı ve şiddetin önlenmesi için demokratik toplum bakımından gerekli ve orantılı olduğu öne sürüldü.

Baluken’in başvurusunu, raportörün görüşünü ve Adalet Bakanlığı’nın değerlendirmelerini inceleyen AYM üyeleri, oybirliği ile aldığı kararla, “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ve “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlali” yönündeki başvuruyu “kabul edilemez” buldu.

Abdüllatif Şener adaylığını açıkladı!

24 Haziran seçimleri için geri sayım sürüyor. Cumhurbaşkanı adayları belli oldu, ancak 27. Dönem Milletvekilleri için partiler aday belirleme çalışmalarını sürdürüyor. Partilerin vekil listelerini YSK’ya teslim etmeleri için son gün yarın.

Daha önce Saadet Partisi ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olabileceği konuşulan Abdüllatif Şener’in adı milletvekilliği için de sıkça dillendiriliyor.

BBC Türkçe’ye açıklamalarda bulunan Şener, ‘Aday olacak mısınız?’ sorusuna “Muhtemelen bu seçimlerde milletvekili adayı olacağım. Ama şu anda partiler aday listelerini ilan etmedikleri için herhangi bir sürpriz ile karşılaşmak da mümkündür. Onun için başka bir açıklama yapmak doğru olmaz.” yanıtını verdi.

Şener, ‘Parti adını söylemiyorsunuz sanırım?’ sorusu üzerine, “Hayır, Cumhuriyet Halk Partisi” yanıtını verdi.

Bu çiçeği koparmanın cezası 48 bin 600 lira

Afyonkarahisar’ın Kirsa Vadisi’nde “Ayı Gülü” ve “Kızıl Lale” olarak adlandırılan, koruma altındaki “Paeonia Officinalis” çiçeğini koparana 48 bin 600 lira ceza kesiliyor.

Halk arasında “Ayı Gülü” ya da “Kızıl Lale” olarak bilinen, düğün çiçeğigiller familyasına ait şakayıklar, Türkiye’de koruma altında tutuluyor.

Kızılören ilçesine bağlı Gülyazı köyü sınırları içerisindeki Kirsa Vadisi’nde iki bölüm halindeki yaklaşık 10 bin metrekare alanda açan ve lokal kümeleşen kırmızı şakayıklar, her yıl mayıs ayından hazirana kadar bölgede görsel şölen oluşturuyor.

Doğa Koruma ve Milli Parklar 5. Bölge Müdürü Nevzat Algan, bölgedeki biyoçeşitliliğin takibine ve izlenmesine büyük önem verdiklerini belirtti.

Biyoçeşitlilik konusunda Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) ile ortak çalışmalar yürüttüklerini anlatan Alğan, “Bu çalışmalar neticesinde de endemik olan türlerin korunması için bölgeye has özel koruma statüsü uygulanmaktadır. Bölgedeki bitki türlerinin çoğalmasını sağlamak için kameralarla ve foto kapanlarla takibini yapıyoruz.” diye konuştu.

Doğa fotoğrafçıları için gerçekten mükemmel bir alan

Alğan, Kirsa Vadisi’ndeki şakayıkların 10 bin metrekarelik alanda iki parça halinde kümeleştiğini vurguladı.
Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerinin bölgedeki kırmızı şakayıkları koruma altında tuttuğuna işaret eden Alğan, şunları söyledi:
“Bu endemik türün bir tanesinin koparılması dahi büyük rakamlarda cezalara sebep olmaktadır. Şu andaki ceza tutarı 48 bin 600 lira. Burası sadece gezilmesi ve gözlenmesi açısından güzel bir ortamdır. O kırmızı renkli şakayıkların görsel şöleni doğa fotoğrafçıları için gerçekten mükemmel bir alan. Şakayıkların koparılması ve götürülmesi yasaktır. Bizim ekiplerimiz de görmek isteyen herkese yardımcı olabilir.”

bu-cicegi-koparmanin-cezasi-48-bin-600-lira-465410-1.

“Kızıl Lale Vadisi” projesi hazırlandı

Kızılören Kaymakamı Adem Can da vadinin “Kızıl Lale” nin nadir görüldüğünü belirterek, “Kızıl lalelerin bu aylarda çiçek açması gerçekten görsel şölen oluşturuyor. Bölgemiz Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerince korunuyor. Koparılması ve bölgeden götürülmesi yasak. Biz de ilerleyen zamanlarda buradaki kızıl lale alanını doğa turizmine kazandırmak için projeler hazırlıyoruz. ‘Kızıl Lale Vadisi’ ismiyle önümüzdeki yıllarda burada doğa fotoğrafçılığı başta olmak üzere, faklı çalışmalarımız olacak.” diye konuştu.

bu-cicegi-koparmanin-cezasi-48-bin-600-lira-465411-1.

bu-cicegi-koparmanin-cezasi-48-bin-600-lira-465412-1.

İzmir Gültepe: 24 Haziran’da TAMAM diyeceğiz

‘Ülkenin dört bir yanında çığ gibi büyüyen TAMAM’ tepkilerine İzmir Gültepe de ‘ses verdi.’ CHP İzmir Milletvekili Aday Adayları’ndan Onur Utkan İlçi, Toros Parkı’nda halk toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya bölge halkının yanı sıra CHP üyeleri, dernek başkanları da katıldı. Sözlerine adaletsiz seçim sistemini ve baskın seçimi eleştirerek başlayan İlçi, “Giderek sıkıştılar, ekonomiyi, sokağı, memleketi yönetemez hale geldiler. Yaşadıkları korkudan kaynaklı bu erken seçim kararını aldılar. Memleket öyle bir hale geldi ki dolar- benzin 1 seneye kalmaz seçim barajını aşar; 10 TL’nin üstüne çıkar” ifadelerini kullandı.

Toplum üzerinde AKP baskısının giderek arttığından bahseden İlçi, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Ergenekon, Balyoz operasyonları ile başlayan, temelinde ‘muhalif sesleri kısmak’ maksadı olan operasyon zincirlerinin bugün de OHAL ve FETÖ operasyonları kisfesi altında devam ediyor. Memleketi 16 sene içerisinde sağlığından eğitimine ekonomisinden insan haklarına şu anki haline getirenlere diyebileceğimiz tek şey ‘TAMAM’dır onlara 24 Haziran’da ‘TAMAM’ diyeceğiz.”