Tarafsız Habercilik

CHP’li Altıok’tan kitabını sansürleyen D&R’a tepki: Sansürü anlattığım kitabım sansüre uğradı

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’ün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla, D&R mağazalarının Turkuvaz Grup’a satışından sonra aralarında Turan Dursun, İbrahim Kaboğlu, Orhan Gökdemir ve Zeynep Altıok’un kitaplarının raflardan kaldırıldığı ortaya çıktı. CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok’tan konuyla ilgili tepki geldi.

Yaşanan sansürle ilgili yazılı basın açıklaması yapan Altıok, D&R mağazalarındaki uygulamanın açık bir şekilde ifade özgürlüğü hakkının ihlali olduğunu belirtti. Zeynep Altıok açıklamasında “sanata, kültüre ve yazarlara olan baskıyı ve sansürü de anlattığım kitabım da sansüre uğramış oldu! Siyasal ve ideolojik olarak tükenmiş AKP iktidarı ve uzantısı olan yandaş sermaye sadece ömrünü biraz daha uzatmaya çalışmaktadır. Fakat ne olursa olsun 25 Haziran sabahı bu durum son bulacak, bilim, sanat ve düşünceyi özgür kılacak yeni bir anlayış Türkiye’yi kucaklayacaktır” dedi.

Turkuvaz'a satılan D&R'da sansür başladı Turkuvaz’a satılan D&R’da sansür başladı

Altıok’un açıklamalarında öne çıkanlar şu şekilde;

BU YASAK VE SANSÜR KİTABIMI TEYİT ETMİŞ OLDU

İçi Boşaltılan Laiklik ve Cumhuriyet kitabımın içeriği ile ilgili olarak “AKP’nin 16 yıllık iktidarında sosyal, siyasal ve kültürel hayatta laiklik ve aydınlanma değerlerine yönelik saldırılar eşi benzeri görülmemiş şekilde arttı. Bu organize saldırılar ile ilgili yaratılan algı; bu saldırıların bireysel olduğuydu. Oysa gerçek hiç de öyle değil. Yavaş yavaş kuşatılan Cumhuriyetin çağdaş değerleri her gün organize bir şekilde törpüleniyor” demiş ve verilerle saldırının boyutlarını ortaya koymuştum. D&R mağazalarının yandaş bir guruba satılmasından hemen sonra uygulanan bu yasak ve örtülü sansür maalesef bizi bir kez daha teyit etmiş oldu. Yani sanata, kültüre ve yazarlara olan baskıyı ve sansürü de anlattığım kitabım da sansüre uğramış oldu!

SANSÜR GERİCİ VE BASKICI İKTİDARLARIN EN SIK BAŞVURDUĞU YILDIRMA ARACI

Kitap ve sanat eserlerine yönelik yasaklama/sansür, tarih boyunca baskıcı ve gerici iktidarların en sık başvurduğu yıldırma ve vazgeçirme aracı olmuştur. Kendi düşüncesini/fikrini/ideolojisini/yaşam tarzını benimsemeyen herkese, her söyleme, her düşünceye, her sanat eserine kuşkuyla yaklaşan yasakçı zihniyetler; heykeli, resmi, sinemayı, tiyatroyu, gazeteyi, kitabı yasaklayıp kriminalize ederek gücünü devam ettirmek ister. Fakat yasakların, yok saymaların, baskıların, gizli ve açık sansürlerin fikir ve ideolojileri öldürmediği gibi bu uygulamaların da çözüm olmadığı tarihsel deneyimlerle mevcuttur. İnsanlık tarihi göstermiştir ki, düşünceler ancak başka bir düşünceyle yenilir.

BİLİM SANAT VE ÖZGÜR DÜŞÜNCE ÖNÜNDEKİ ENGELLER 25 HAZİRAN’DA SON BULACAK

16 yıldır “kültürel iktidarını” yaratamayan AKP iktidarı ve onun uzantıları, bunun önündeki en büyük engel olarak özgür düşünceyi, kültür ve sanatı görüyor. Geçen yıl Danimarka merkezli ifade özgürlüğü organizasyonu Freemuse tarafından açıklanan sanata ve sanatçılara yönelik sansür, saldırı ve hak ihlalleri raporuna göre Türkiye 7. sırada Kuveyt, Çin, Mısır, Hindistan, Rusya, Pakistan ve İran’la aynı ligde yer alıyor. Bu liste bile AKP Türkiye’sinde kültür ve sanata yönelik saldırıları açıklamak açısından yeterli. Sansür sadece yasalarla ve devlet/iktidar tarafından değil, farklı aktör ve farklı yöntemlerle de uygulanabilir. Bu anlamda D&R mağazalarındaki uygulama açık bir şekilde sansür ve aynı zamanda ifade özgürlüğü hakkının ihlalidir. Oysa ifade özgürlüğü, uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve anayasamıza göre demokrasinin vazgeçilmez koşuludur. Siyasal ve ideolojik olarak tükenmiş AKP iktidarı ve uzantısı olan yandaş sermaye sadece ömrünü biraz daha uzatmaya çalışmaktadır. Fakat ne olursa olsun 25 Haziran sabahı bu durum son bulacak, bilim, sanat ve düşünceyi özgür kılacak yeni bir anlayış Türkiye’yi kucaklayacaktır. Sanata, kültüre, bilime ve özgür düşünceye olan inanç ve aydınlık Haziran umuduyla…

Muharrem İnce 15 günde 13 il mitingi yaptı

Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasını 4 Mayıs 2018 tarihinde Birinci Meclis önünden başlatan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 15 günde 13 il mitingi gerçekleştirdi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından 4 Mayıs’ta CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanan İnce’nin mitingleri sürüyor.

Seçim kampanyasını, Ulus’taki Birinci Meclis önünden başlatan İnce, ilk büyük mitingini memleketi Yalova’da yaptı.

Daha sonra sırasıyla Edirne, Hakkari, Rize, Denizli, Manisa, Konya, Niğde, Aksaray, Çorum ve Amasya’ giden İnce, 18 Mayıs’ı ise Trakya’ya ayırdı. Dün Kırklareli ve Tekirdağ’da halkla buluşan Muharrem İnce, Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan bugün de Samsun’da olacak.

Bugün ayrıca Sinop’ta halka seslenmesi beklenen İnce, yarın ise Osmaniye ve Adana’da miting yapacak.

Toplamda 50 il mitingi

Gittiği illerdeki bazı büyük ilçeleri de ziyaret eden Muharrem İnce’nin, 24 Haziran’a kadar 50 ilde miting yapması planlanıyor.

Muharrem İnce, 21 Mayıs Pazartesi günü Bartın ve Zonguldak’ta, 22 Mayıs Salı günü Düzce ve Bolu’da, 23 Mayıs Çarşamba günü ise Erzincan ve Sivas’ta olacak.

İnce, 25 Mayıs Cuma günü ise Uşak ve Afyonkarahisar’da miting düzenleyecek.

Liste yarın netleşecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun üzerinde çalışmaları devam ederken, milletvekili aday listesi, yarın akşam toplanacak Parti Meclisi’nin (PM) onayına sunulacak. Yarın ilk olarak Merkez Yönetim Kurulunu toplayacak Kılıçdaroğlu, akşam 19.00’da ise PM’ye başkanlık edecek. CHP’de tüzük gereği milletvekili adayları il il PM’nin onayına sunulacak.

Kılıçdaroğlu’nun İzmir ya da İstanbul’dan milletvekili adayı olacağı, Deniz Baykal’ın ise Antalya 1. sıradan aday gösterileceği belirtildi.

Grup kurabilmesi için Saadet Partisi’nden 5-6 ismin CHP’nin listelerinden aday olması beklenirken, ayrıca Abdüllatif Şener, Kani Beko, İbrahim Kaboğlu gibi isimlere CHP listesinde yer verileceği öğrenildi.

CHP’de yarın yapılacak MYK ve PM toplantıları nedeniyle parti genel merkezinde ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Bildirge 24 Mayıs Perşembe açıklanacak

Partinin yazım çalışmaları devam eden seçim bildirgesi ise 24 Mayıs Perşembe günü kamuoyuna açıklanacak.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun onayının ardından bildirge, 24 Mayıs Perşembe günü ATO Congresium’da kamuoyuna açıklanacak. Toplantıda ayrıca CHP’nin milletvekili adayları da tanıtılacak.

CHP bildirgesinde asgari ücretin en az 2 bin lira olması, taşerona şartsız kadro, “Aile Sigortası” gibi sosyal devletin güçlendirilmesine yönelik vaatler yer alacak. Bildirgede, emeklilere dini bayramlarda birer maaş ikramiye verilmesi, OHAL’in kaldırılması ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin bir üretim üssü olmasını içeren “Merkez Türkiye” projesine vurgu yapılacak.

Daha çok salon toplantılarına katılması beklenen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise Muharrem İnce’ye destek ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için partisine oy istemek amacıyla İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyükşehirlerde sınırlı sayıda miting yapacağı belirtiliyor.

Kılıçdaroğlu’nun, İnce ile bazı mitinglere katılması da bekleniyor.

İzmir Gültepe: 24 Haziran’da TAMAM diyeceğiz

‘Ülkenin dört bir yanında çığ gibi büyüyen TAMAM’ tepkilerine İzmir Gültepe de ‘ses verdi.’ CHP İzmir Milletvekili Aday Adayları’ndan Onur Utkan İlçi, Toros Parkı’nda halk toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya bölge halkının yanı sıra CHP üyeleri, dernek başkanları da katıldı. Sözlerine adaletsiz seçim sistemini ve baskın seçimi eleştirerek başlayan İlçi, “Giderek sıkıştılar, ekonomiyi, sokağı, memleketi yönetemez hale geldiler. Yaşadıkları korkudan kaynaklı bu erken seçim kararını aldılar. Memleket öyle bir hale geldi ki dolar- benzin 1 seneye kalmaz seçim barajını aşar; 10 TL’nin üstüne çıkar” ifadelerini kullandı.

Toplum üzerinde AKP baskısının giderek arttığından bahseden İlçi, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Ergenekon, Balyoz operasyonları ile başlayan, temelinde ‘muhalif sesleri kısmak’ maksadı olan operasyon zincirlerinin bugün de OHAL ve FETÖ operasyonları kisfesi altında devam ediyor. Memleketi 16 sene içerisinde sağlığından eğitimine ekonomisinden insan haklarına şu anki haline getirenlere diyebileceğimiz tek şey ‘TAMAM’dır onlara 24 Haziran’da ‘TAMAM’ diyeceğiz.”

Sanatçı Pınar Aydınlar’ın avukatlarından suç duyurusu

Halk Müziği Sanatçısı Pınar Aydınlar’ın avukatları, müvekkillerinin cezaevine girişte zorla çıplak aramaya maruz kaldığını belirterek, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

MA’nın haberine göre, İzmir’de yaptığı bir konuşma nedeniyle “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davada verilen hapis cezasının kesinleşmesinin ardından tutuklanarak Bakırköy Kadın Cezaevine gönderilen Pınar Aydınlar’a cezaevine girişte çıplak arama dayatıldı. Dayatmayı kabul etmeyen Aydınlar’a zorla çıplak arama yapılmasına dair avukatlar suç duyurusunda bulundu. Avukat Murat Arksak tarafından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3’üncü maddesini içeren “İşkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağı” ile AİHS’nin 8’inci maddesinde yer alan “özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı”nın ihlal edildiği belirtildi.

‘TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR’

“Dayatılan ve uygulanan çıplak arama işleminin insanlık onuru ile bağdaşmadığı, işkence ve kötü muamele yasağının ihlali niteliğinde bir kamu uygulaması olduğu” ifadelerine yer verildiği suç duyurusunda, Aydınlar’ın tutuklandığı günden bu yana tek kişilik hücrede tutulduğuna da yer verildi.

Muharrem İnce: Çay toplayan, düğme ilikleyen yargı istemiyorum

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, annesinin memleketi Rize’deki mitingi öncesinde Trabzon’da basın toplantısı düzenledi. İnce’nin konakladığı oteldeki toplantıya muhtarlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve gazeteciler katıldı. İzmir Marşı’yla salona giren İnce büyük bir coşkuyla karşılandı. “Ülkemizi karanlıktan aydınlığa ulaştıracak Cumhurbaşkanı” anonsuyla kürsüye davet edilen İnce, basın toplantısında sorulan soruları cevapladı.

Erdoğan’ı yargılayıp yargılamayacağı sorusuna İnce, “Hayır benim öyle görevim yok. Yargının görevi o. Ben bağımsız tarasız adil bir yargı düzeni kurarım. O da sonra beni yargılayabilir, Erdoğanı da…Ben Cumhurbaşkanı olduğumda, bir toplantıya gittiğimde ayağa kalkmayan yargıçlar istiyorum. Çay toplayan, düğme ilikleyen yargı istemiyorum. ” diye cevap verdi.

‘ONA DA OY VERMEYİN KURTULUN’

İnce, Erdoğan’ın “Bana oy verip AKP’ye oy vermeyenler münafık” sözlerini “münafık olacağınıza ona da oy vermeyin kurtulun” diye değerlendirdi.

Muharrem İnce, konuşmasının ardından, salondaki STK temsilcilerinden sorular almaya başladı. Saray’da kalıp kalmayacağına ilişkin soruya şu yanıtı verdi: “Anam beni saraylarda değil tütün tarlalarında doğurdu. Sarayda değil evimde oturacağım. Orayı eğitim yuvası yapacağım…”

İnce daha sonra sözlerine şöyle devam etti:

‘BU DOKTOR BİZİ HASTA ETTİ, DOKTORU DEĞİŞTİRELİM’

16 senedir aynı doktor var. Şekeri tansiyonu düzeltemedi. Bu doktoru değiştireceğiz yoksa hasta ölecek! Ekonomi düzgünse, işler iyiye gidiyorsa, çocuklarımızın iş bulması gerekmez mi? Daha rahat geçinmemiz gerekmez mi? Maalesef hiçbiri olmuyor. Büyüme 7.4 diye açıkladılar. 2012’den beri yüzde 2’lerde gezen büyüme nasıl oldu da büyüme 7’ye çıktı? Bir tek sebebi var. Ekonomiye doping yapıldı. Doping nedir? Doğal olmayan bir şeydir. Ata yaptığınızda atın yarışı iptal edilir. Futbolcuya yapılırsa o yarışı kazansa dahi yarış iptal edilir. Doping doğal olmayandır zaralıdır yan etkileri vardır. Bir an için başarıya götürüyor gibi olsa da sağlığınızı bozar. Kredi Garanti Fonu dopingin kendisi. Bazı mallarda öte indirimi yaptılar. İnşaat yatırımlarını pompaladılar. Ama dopingin yan etkileri başladı enflasyon, cari açık, kurlar bozuldu. Artan bütçe açığı oluştu. Büyümeyi 7 yapacağız diye doktor hastaya doping ilaçlarını verdi ama kalp krizi kapıda bekliyor. Hastayı kalp krizi, ekonomimizi de kriz kapıda bekliyor. Böyle yönetim olmaz. Çağdaş ülkeler gibi yöneteceğiz.

‘BÜROKRAT ATARKEN SİYASİ GÖRÜŞÜNE DEĞİL İŞİNİN EHLİ Mİ ONA BAKACAĞIZ’

Hukuk devleti kuracağız, 2 öngörülebilir ve güvenilir yatırım ortamı yaratacağız. 3. ekonomiye yön veren kurum ve kurulların bağımsızlığını sağlayacağız. 4. ideolojik saplantılarımızdan uzak olacağız. Liyakatı esas alacağız. Bankacılık, ekonomiyle ilgili bürokratı atarken CHP’li mi diye bakmayacağız. İşinin ehli mi değil mi ona bakacağız. Sadakati değil liyakatı esas alacağız. 5. üretim ekonomisini yaratacağız. İsraf değil insaf diyeceğiz. Mazeret değil marifet diyeceğiz. Gemi batıyor hala ampulden vazgeçmiyorsunuz. Bu doktor sizi hasta yaptı. Bu doktoru hep birlikte değiştirelim.

Malvarlığımı açıkladım. Buyum var dedim. Önce sen zenginleşeceksin sonra ben sevgili vatandaş. Senden önce zenginleşirsem hesap sor. Her yıl açıklayacağım. Siyasetçi bunu yapmalı. Siyasetçilere utanma duygusunu yeniden hatırlatacağız.

Damga vergisi var. Neye damga basıyorsunuz? Çocuk sınava giriyor 300-400 lira masraf ödüyor. Koca Türkiye bu sınavları bedava yapamıyorsa yazıklar olsun. Her eve iş, her aileye bir ev. Sloganımız bu.

‘HER YIL 10 BİN GENCİ YURTDIŞINA YOLLAYACAĞIM’

Bu ülkenin gençlerini her yıl 10 bin gencini yurtdışına göndereceğim. Atatürk’ün yaptığı gibi. O yıllarda bin kişiydi. Her yıl 10 bin kişi yapacağım ben. Kindar nesil değil uzman gençler yetiştireceğiz. Enerjimizi nükleerden değil doğamızdan güneşimizden kullanarak Türkiye’nin geleceğini temin edeceğiz.

Osmanlı matbaayı 250 sene geç aldı. 2011’de Almanya’da başlayan 4.0 endüstri devrimi başladı. Önümüzdeki 5 yılda bunu kavrayamazsak gelecek 100 yıl köle olacağız. Önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye’nin gençleri barışmazsa, geleceği okuyamazsa, 100 yıl geri kalacağız.

‘ABİ BANA GAZ VERME’

Cumhuriyet’in haberine göre salondakilerden biri “Hırsızdan milli olur mu?” deyince İnce de gülerek şöyle yanıt verdi: “Abi bana gaz verme. Zaten yeterince gaz var başımda çok dava var. Rahmetli Ecevit’inki gibi, 70’lerdeki gibi bir rüzgar esiyor.”

Tatlıses, AKP’de mülakata girdi: Süper geçti, herhangi bir

AKP Genel Merkezi’ne gelen AKP İzmir Milletvekili aday adayı İbrahim Tatlıses, “Mülakata girdik. Mülakat süper geçti, henüz adaylık belli değil” dedi.

AKP İzmir Milletvekili aday adayı İbrahim Tatlıses, AKP Genel Merkezi’ne gelerek mülakata girdi.

Mülakat çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tatlıses, “Mülakata girdik, henüz adaylık belli değil. Mülakat süper geçti. Reis ile birlikte yola devam. İzmir’e yerleştiğim için oradan aday adayı oldum. Bütün her şeyim İzmir’de şuan. Herhangi bir planımız yok. Beyefendinin yanında durmak yeter bize” ifadelerini kullandı.

(İHA)

Elektriğe yeni zam kapıda

Elektriğe 1 Nisan itibariyle yüzde 2,9 oranında zam yapıldığını hatırlatan İzmir Elektrik Mühendisleri (EMO) Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu, “Elektrik üretiminin 3’te 1’lik bölümünde yakıt maliyetinin şimdiden yüzde 9,7 artmış olması, 1 Temmuz 2018’de belirlenecek yeni elektrik tarifesinde beklenin üzerinde, yüzde 3’ten az olmayacak şekilde zam yapılması kaçınılmaz gözükmekte” dedi.

Aylık fatura 100 lirayı aştı
Nisan zammıyla ilgili değerlendirmede bulunan Seçkin, asgari yaşam standartlarında 4 kişilik ailenin tüketimi olan 230 kilowatt saat için faturanın aylık 106 TL’ye yükseldiğini söyledi. Zam yapıldığı gün, dağıtım şirketlerini ilgilendiren toptan enerji tarifesinde ise indirime gidildiğini savunan Uğurlu, Türkiye Elektrik Ticaret Taahhüt A.Ş.’nin (TETAŞ) teknik ve teknik olmayan kayıp enerji satışları ile görevli tedarik şirketlerine yapılan satışlara uygulanan tarifede yüzde 21’lik indirimin gerçekleştirildiği bilgisini verdi.

Temmuz zammı kaçınılmaz
Elektrik zammına paralel olarak BOTAŞ tarafından elektrik üretiminde kullanılan doğalgaza da bir önceki aya göre 9,7 oranında zam yapıldığını kaydeden Başkan Uğurlu, elektrik tarifelerinin her 3 ayda bir, önceki 3 ayda oluşan maliyetler dikkate alınarak, yeniden belirlendiğini ve bu hesaplamalar göz önünde bulundurulduğunda 1 Temmuz’da elektriğe yeniden zam yapılacağının öngörülebildiğini söyledi.

Bağımlı yapı yüzünden
Türkiye Elektrik İletim A.Ş (TEİAŞ) istatistiklerine göre; dışa bağımlı üretim yapısı içinde geçtiğimiz yıl elektrik enerjisinin yüzde 37’sinin doğalgazdan karşılandığı bilgisini veren Uğurlu, “Yine geçtiğimiz yıl Nisan-Haziran döneminde yılın geri kalanından görece düşük olmakla birlikte elektrik enerjisinin yüzde 33’ü doğalgaz kaynaklıdır. Elektrik üretiminin 3’te 1’lik bölümünde yakıt maliyetinin şimdiden yüzde 9,7 artmış olması, 1 Temmuz 2018’de belirlenecek yeni elektrik tarifesinde beklenin üzerinde, yüzde 3’ten az olmayacak şekilde zam yapılması kaçınılmaz gözükmekte” dedi.

İstanbul’a istifalarını sundular şimdi barışa kürek çekiyorlar

Gülhün ve İlker Gürbüz, Çanakkale Savaşları’nın 100. senesi olan 2015’te İstanbul’dan Çanakkale’ye kano ile yola çıktılar. O günden beri her yıl “Bizi Unutma” adını verdikleri projeleriyle hem her ulustan ölen o askerlere saygı, hem de barışa dikkat çekmek için bu turlarını yıllardır devam ettiriyorlar. Bu seneki turlarına İzmir’den başladılar ve 23 Nisan’da Çanakkale’de sonlandırdılar. Biz de Çanakkale’de kendileriyle buluştuk ve hikâyelerini dinledik.
istanbul-a-istifasini-sunanlardan-gulhun-ve-ilker-savas-cok-kotu-bir-sey-barisa-kurek-cekiyoruz-456845-1.

Çanakkale Savaşları’nda her ulustan hayatını kaybeden yüzbinlerce askere saygı ve barışa dikkat çekmek için 2015 senesinden beri yaptıkları bu turların ilk akla düşüş fikri, Avustralya’da yaşayan bir Endonezyalı’nın ülkemizde 3 sene evvel gerçekleşen bir söyleşiye gelmesi üzerine hayat bulmuş. “Sen kalk Avustralya’dan Türkiye’ye gel ve 1915 Savaşları üzerine bir söyleşiye katıl. Bizse tarihimizi ne kadar biliyoruz, dedelerimizi, atalarımızı…” İşte Gülhün ve İlker Gürbüz’ü yola düşüren ve düşündüren şey de bu olmuş.

Gülhün ve İlker ile Çanakkale’de bir araya geldik. Tarihi Yalı Han’ın bahçesinde hem tanıştık, hem de kendilerinden tur ve hayat hikâyelerini dinledik.

Onlar da İstanbul’a istifasını sunanlardan. Birkaç ay önce 5,5 yaşındaki çocukları Mira’yı da yalarına alıp Kaş’a yerleşmişler. “İstanbul’un o kaos havasından sonra çok iyi geldi bize Kaş,” diyor Gülhün. Ayda bir defa birkaç gün İstanbul’a gidiyormuş ama bu gidişlerin sonunda koşarak Kaş’a dönüyormuş tekrar.

İlker ise uzun zamandır deniz kayağı ile yakın ilişki içinde. Gerçi bana sorsanız veya denizde görünce o benim için bir ‘kano’ ama doğru adı ‘deniz kayağı’ imiş. 5 metre uzunluğunda ve sadece 58 cm eninde olan deniz kayağı ile birçok yerde tur yapmış İlker. Amasra’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Bozcaada’ya, Marmara Adaları’na defalarca tur yapmış. “Norveç’te, Fiyordlar’da da küreklere asıldık ama o rota bize kolay geldi,” diyor laf arasında. Bu tutkulu bir hobi anlaşılan. Denizle bütünleştiren, karayı izlemene olanak sağlayan ve kas gücünü kullanarak yol aldığın hem keyifli, hem heyecanlı, hem de biraz tehlikeli sayılabilecek bir spor bir yanıyla da.
istanbul-a-istifasini-sunanlardan-gulhun-ve-ilker-savas-cok-kotu-bir-sey-barisa-kurek-cekiyoruz-456846-1.

Gülhün de, İlker de tehlikeye mahal vermemek için kontrollu davrandıklarını, tam techizat ile yola çıktıklarını, can yeleğinden ayrıntılı deniz haritasına, telsizden pusulaya, yedek ekipmandan acil durum malzemelerine dek her daim hazırlıklı olduklarını, rüzgâra göre yol aldıklarını anlatıyorlar. Hatta birkaç gün evvel sonlanan İzmir – Çanakkale turu sırasında Gülpınar – Bozcaada arasında neredeyse 24 saat boyunca küreklere asıldıkları anları anlatırken benim gözlerim fal taşı gibi olurken, onlar gayet sakin çaylarını yudumlayarak anlatıyorlar: “Babakale – Gülpınar dolaylarında rüzgâr tersten gelmeye başladı. Zaten balıkçılar da zor olacağını söylüyordu. Karaya çıkabileceğimiz bir nokta yoktu ve kayalıklarda bir süre bekledik. Sonra hava durumuna ve rüzgâr şiddetine baktığımızda ertesi sabahtan itibaren çok daha yükseldiğini gördük. Ya iki gün o bölgede bir yerde kalıp rüzgârın düşmesini bekleyecektik ya da hava daha da yükselmeden gece boyunca yol alacaktık. Biz ikinci yolu seçtik ve önce Geyikli’ye kürek çeltik. Ardından 1 saatlik bir yolculukla Bozcaada’ya yanaştık. Yanaşırken gün doğuyordu. Küreği her çekişimizde yakamozların pırıltısı bizimleydi. Bir sürü yıldız kaydı tepemizde ve biz bunların hepsini izledik. İnanılmazdı.”

Bir yandan Yalı Han’da Engin’in getirdiği çayları içerken, bir yandan da konudan konuya atlayarak konuşuyoruz. Yolda karşılaştıkları flamingoları, yunusları ve pelikanları anlatırken sanki bu ülkeden değillermiş hissine kapılıyorum. Yarım saat diye buluştuk ama henüz ortak arkadaşlardan bahsederken bile o yarım saati doldurup bir kenara bırakmıştık.
istanbul-a-istifasini-sunanlardan-gulhun-ve-ilker-savas-cok-kotu-bir-sey-barisa-kurek-cekiyoruz-456847-1.

“Savaş kötü bir şey, barışa kürek çekiyoruz,” diyor Gülhün. İlker ile 103 yıl geriye gidiyoruz. O, büyük dedesinin Ağadere Şehitliği’nde yattığını çok sonra öğrendiğini paylaşıyor bizimle. Çanakkale Savaşı’nın neredeyse yarım milyon insanın ölümüne neden olduğunu konuşurken başka şeyler de konuşuyoruz. Bu savaşın insanlık adına da çok önemli şeyler barındırdığını, askerlerin cephede birbirleriyle sigara paylaştığını, mola vererek dinlendiklerini ve bugün bile binlerce Avustralya ve Yeni Zelandalı’nın her yıl Çanakkale’ye anmaya gelmesini, aslında halkların değil ulusların yarattığı problemleri, savaşları ve elbette emperyalizmi konuşuyoruz. “İnsanlığın savaşı yendiği bir savaştı 103 yıl önce burada yaşananlar,” diyor İlker…

Üç sene önce barışa dikkat çekmek ve Çanakkale Savaşları’nda hayatını kaybedenlere saygı amacıyla farklı bir şey yapmak istemişler ve bu tura başlamışlar. İlk üç yıl İstanbul – Çanakkale arasında yol kat etmişler, bu sene ise İzmir – Çanakkale arasını sekiz günde tamamlayarak 23 Nisan’da Çanakkale’ye vardılar. TRT ilk yıl yaptıkları geziden o denli etkilenmiş ki bir belgesel hazırlamışlar, bu sıralar o da yayında.

14 Nisan’da İzmir’de Karşıyaka Yelken Kulübü’nün yolcu ettiği Gürbüz çifti, Gediz deltasını geçerek Aliağa’ya, oradan da Foça’ya ulaşmışlar. Foça’da, Belediye’yi temsilen görevliler ve yelkenciler kendilerini karşılamışlar. Devamında Dikili ve Edremit’e ulaşmışlar. Gece yolculuğu ile de sabaha karşı Bozcaada’ya varmışlar. Bozcaada Belediye Başkanı’nın bizzat karşıladığı Gülhün ve İlker iki günü Bozcaada’da geçirdiklerini söylerken ekliyorlar: “Bozcaada’da olmak, yeni insanlarla tanışmak, toprakla uğraşmak bize çok iyi geldi.” Arkadaşları Antoine ve Öykü’nün evinde misafir olup, adanın da tadını çıkartan kürekçiler iki günün ardından Seddülbahir’e doğru yola koyulmuşlar. Önce Seddülbahir’e, ardından da Çanakkale’ye vardılar geçen gün.

İlker, “Yol boyunca çok insan tanıdık. Aliağa’da emekliler bizi görüp çaya davet ettiler. O yorgunluk üzerine çay deyince akan sular duruyor. Sonra bir de kurufasülye yapmışlar. Çok iyi geldi. Bir de adını anmamız lazım. İzmir’de bizi yolcu ettikten sonra Çanakkale’ye dek aracımızı getiren Hüseyin ve bizi Seddülbahir’de karşılayıp evinin kapılarını açan Abdullah’a da çok teşekkür ederiz. Tersane işçilerine, balıkçılara, Mardin’den gelip kum midyesi toplayan midyecilere, gönlünü açan herkese çok teşekkürler,” diyor.
istanbul-a-istifasini-sunanlardan-gulhun-ve-ilker-savas-cok-kotu-bir-sey-barisa-kurek-cekiyoruz-456848-1.

Gülhün ise bu turda hüzünlendiği bir anı paylaşırken duygulanıyor. Midilli’ye en büyük göçmen geçişinin olduğu noktalardan biri de Edremit Körfezi. O bölgeden geçerken patlak botlarla, ayakkabı tekleriyle ve hatta tekerlekli sandalye ile karşılaşmışlar. Kim bilir ne hayatlar, ne umutlar… Bugünden 103 sene önce neredeyse yarım milyon insanın öldüğü topraklarda, o ölen askerlere saygı amacıyla yapılan turda, günümüzün en acı savaşının yaşandığı Suriye’den kaçan göçmenlere ait kıyafetlere, ayakkabılara, ve onların savaştan kaçmak için kullandıkları patlamış botlara rastlamak çok zor olsa gerek.

Gülhün ve İlker’in kas gücüyle yaptıkları tur takdire değer. Bolca muhabbet ettiğimiz Yalı Han’dan ayrılırken Kaş’ta görüşmek üzerine sözleşiyoruz. Eve dönerken yol boyunca, kürekle gezmedik yer bırakmayan Erden Eruç’u, Hüseyin Ürkmez’i, bisikletle Türkiye’de ve dünyada bir çok yer kat eden Hasan Söylemez’i, Doğa Can Yaman’ı, Cemal Atasoy’u, yıllar önce yürümeye başlayıp “Git” dergisini çıkartan Timur Danış’ı ve nicesini düşündüm durdum. İlker’in, “İnsanın, arabanın ve poşetin girmediği yerleri görüyorsun kürek çekerken, bu üç şeyin girmediği yerler de gerçek anlamda korunmuş oluyor aslında,” diyor. Çok haklı. Ben karavancıyım ve yıllardır gezilerimi karavanımla yapıyorum. Belki de hızla geçip gidiyorum bir kır çiçeğinin üzerindeki kelebeği göremeden. Onlarsa ne şanslılar, denizde yakamozların pırıltısını, yol kenarındaki kaplumbağanın çabasını, kuşların göçlerini fark ederlerken…

Bozcaada Doğa Buluşması’nın dördüncüsü düzenleniyor

MUSTAFA DERMANLI – @mustafadermanli
[email protected]

Bozcaada Forum tarafından organize edilen ve Bozcaada Belediyesi’nin de desteklediği Bozcaada Doğa Buluşması’nın dördüncüsü bu hafta sonu Bozcaada’da gerçekleşecek. Çevre aktivistlerinin katılımıyla çevre sorunlarının ela alınacağı, söyleşiler, çevre temizliği, liman temizliği dayanışma pikniği ve müzik dinletileri ile dolu dolu geçecek etkinliklere tüm çevre dostları davet edildi.

28-29 Nisan (Cumartesi-Pazar) tarihlerinde 4’üncüsü gerçekleştirilecek “Bozcaada Doğa Buluşması”na birçok önemli isim katılacak. Çiftçi Sendikaları Konfedarasyonu Başkanı Abdullah Aysu, İzmir Yerel Tohum Topluluğu Eş Sözcüsü Göknur Yumuşak, çevre gönüllüleri Dr. Zerrin Çelik, Dr. Özgür Emek İnanmaz ve Özgür Keşaplı Didrickson’un konuşmacı olarak katılacağı söyleşilerin haricinde her buluşmada olduğu gibi Çevre Forumu da düzenlenecek.