Tarafsız Habercilik

Bakanlar Kurulu sil baştan: 7 bakanlık kapatılacak; sayı 14’e iniyor

AKP; Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yapılandıracağı Bakanlar Kurulu ile ilgili taslağı hazırladı. Taslağa göre, mevcut 21 icracı bakanlık sayısı 14’e indiriliyor. AB Bakanlığı dahil 7 bakanlık kapatılıyor. Taslağa, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sunulduktan sonra son şekli verilecek.

Hürriyet’ten Nuray Babacan’ın haberine göre, 21 mevcut bakanlıktan Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı kapatılacak. Ekonomi başta olmak üzere birçok bakanlığın yetki ve sorumlulukları artacak.

YAPILAR DEĞİŞECEK

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yeni adı Sanayi ve Bilim Bakanlığı olarak değiştirilecek. Bu bakanlık aynı görevi üstlenecek. Çalışma Bakanlığı’nın adı İş Hayatı ve Güvenliği olarak değiştirilecek. Bu bakanlığın çalışma alanı da aynı kalacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sadece Şehircilik Bakanlığı olarak anılacak. Ancak bu bakanlığın yapısında hem çevre faaliyetleri hem de su işleri olacak. Kapatılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın görevlerinin yarısını bu bakanlık üstlenecek. Kapatılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın orman alanlarıyla ilgili tüm faaliyetleri Tarım Bakanlığı’na verilecek. Bu bakanlığın adı Orman Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın adı Enerji ve Doğal Kaynaklar olarak değiştirilecek ancak yapısı değişmeyecek.

İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı yapısını aynen koruyacak. Lağvedilen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kültür bölümü Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanacak ve bu bakanlık, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı olarak anılacak.

EN AZ 4 YARDIMCI

Hazırlanan yeni yapıda cumhurbaşkanı yardımcılıklarının sayısı da birden fazla olacak. En az 4 yardımcının planlandığı, bunlara verilecek görevlerle birlikte yeni bakanlar kurulunun 18-20 kişiden oluşacağı yorumları yapılıyor. Bu çalışma lağvedilen ve mevcut bakanlıkların ilgili kurumlarının dağıtılması ve uygun bir çatının oluşturulması aşamasına kadar bazı değişikliklerden geçebilecek. Ancak parti kurmayları genel yaklaşımın bu çerçevede olacağını ve seçimlerden sonraki yeni hükümet kurulmadan yeni yapının hazır hale getirileceğini belirtiyorlar.

EKONOMİYE TEK ÇATI

En büyük operasyon ekonomiden sorumlu bakanlıklarda gerçekleştirilecek. Maliye, Ekonomi ve Kalkınma bakanlıkları tek çatıda toplanacak. Bu bakanlığın bünyesine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile turizmin de alınması tartışılıyor. Ekonominin tek elde toplanmasının amaçlanmasına karşın son aşamada karar alma güçlüğü nedeniyle bu yapının ikiye bölünebileceği veya turizmin ayrı bir bakanlık olabileceği de ifade ediliyor.

GENÇLİK VE AİLE BİR ARADA

Taslağa göre, Adalet Bakanlığı aynen kalacak. Aile Bakanlığı’nın adı Aile ve Toplum Bakanlığı olarak değiştirilecek. Bu bakanlık yine kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk ve engellilerle ilgili politika geliştirecek. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın görevlerinin büyük bölümünü bu bakanlık üstlenecek. Ancak spor konusunda henüz karar verilmedi. Dışişleri Bakanlığı, AB Bakanlığı’nın tüm görevlerini üstlenecek. Ayrıca TİKA ve Yurt Dışı Türkler Başkanlığı gibi başbakan yardımcılıklarında olan kurumlar da bu bakanlıkla ilişkilendirilecek. İstenirse AB konusunda bir cumhurbaşkanı yardımcısı da görevlendirilebilecek.

KHK mağduru Konuk, bağımsız milletvekili adayı oldu

BirGün/Ankara

677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile mesleğinden ihraç edilen ve 27 Şubat 2017’den bu yana ihraç edildiği iş yerinin önünde eylemlerini sürdüren Mahmut Konuk, Ankara birinci bölgeden bağımsız milletvekili adaylığı başvurusunda bulundu.

İhraç edildiği günden bu yana Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tarafından düzenlenen ihraç eylemlerine katılan ve direnişini iş yeri ile Ankara Yüksel Caddesi önünde sürdüren Konuk, milletvekili adaylık başvurusu hakkında konuştu.

Emeğin ve emekçinin görünür olması, ihraçların mesleklerine geri dönmesi için çalışmalarını sürdüreceğini söyleyen Konuk, adaylık açıklaması yaptığı sırada ise polislerin kendisine “Kabahatler Kanununa Muhalefet”ten para cezası kestiğini söyledi.

Büyük siyasi partilerin diledikleri gibi seçim çalışması yapabildiğini fakat kendisine para cezası kesildiğini söyleyen Konuk, “Direneceğiz, bu kötü sistemi teşhir etmeye devam edeceğiz, bizi susturamayacaklar” dedi

Demokrasilerde A, B, C planı olmaz: Geldiğin gibi gidersin

Siyasi iktidar ve temsilcileri sadece Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri ihlal etmekle kalmıyor, Cumhurbaşkanı’nın onayından geçen ‘Yetki Kanunu’ ve “Seçimden sonraki A, B, C planları”, ifadeleri ile Anayasayı da delebileceğine yönelik sinyaller veriyor, deliyor. O halde yargıyı göreve çağırmak neden suç sayılıyor? Açıklaması, ‘korku imparatorluğunun yıkılma korkusu’ olabilir.

45 gün içinde kaldırılması mümkün olan olağanüstü hal (OHAL), 18 Nisan 2018 tarihinde 7. kez uzatıldı. OHAL’in devam etmesi hali, AKP ve Saray iktidarının artık Türkiye’yi ‘yönetememe süreci’ olarak değerlendiriliyor. Yaşam ve adil yargılama hakkı ihlalleri, masumiyet karinesine aykırı tutumlar, emniyette kötü muamele artarak sürüyor.

OHAL, Anayasa gibi Birleşmiş Milletler (BM) Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de (AİHS) aykırı. AİHS’in 15. Maddesi’ açık: Tahmin, olasılık ya da varsayıma göre OHAL uygulanmaz, uygulanabilmesi için tehlikenin mevcut ya da çok yakında gerçekleşmiş olması gerekir. Oysa bugün herhangi bir tehlikenin olmadığı ortada.

Anayasal kurumları kim tehdit ediyor?

Uluslarası platformda ‘olağanüstü hali’ tanımlayan, ‘Sirakuza İlkeleri’ ise OHAL’in uygulanabilmesininin 3 şarta bağlı olduğunu belirtiyor. Buna göre özetle; (1) nüfusun tamamının ve coğrafyanın büyük bir bölümü ile (2) anayasal kurumların tehdit altında olması ve (3) bu tehdidin olağan güçlerle giderilemeyecek boyutta olması şart. Son madde ironik; çünkü anayasal kurumların ‘kim tarafından tehdit edildiği’ sorusu tartışılmaya değer!

Sandıkla gelen…

‘OHAL’siz Türkiye’yi yönetememe sürecinin’, bu süreçteki hukuksuzlukların; ‘Yetki Kanunu’ ve sözü edilen A, B,C planları ile çok daha ileri boyuta taşınması sinyalleri veriliyor. Bu yüzden seçmenin aklında, ‘Sandıkla gelen, sandıkla gitmeyecek mi?’ sorusu var. 7 Haziran- 1 Kasım 2015 arasında yaşananlar hafızalarda. İktidarın, hukuk kılıfında sunacağı kanunsuzluklara yönelik zemin hazırlaması ise önemli bir endişe.

Partili Cumhurbaşkanı’nın bakanlarına imtiyaz

Yetki Kanunu’nun tanımı şöyle: “Bakanlar Kurulu’na verilen yetki, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanı’nın yemin ederek göreve başladığı tarihe kadar geçerlidir. Bu süre içinde Bakanlar Kurulu birden fazla Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarabilir.”

Partili Cumhurbaşkanının ‘bakanlarına’ KHK çıkarma imtiyazı veren kanun, bu nedenle ‘Meclis’i fesih hamlesi’ olarak da değerlendirilebilir. Cumhurbaşkanının yemin süresinin ne olduğu belli değil. AKP’nin yasayı, Meclis çoğunluğunu kaybetme korkusu nedeniyle düzenlendiği açık.

Yetki Kanunu referansını; TCK’deki; ‘Anayasa’da değişiklik yapılmasına yönelik 6771 Sayılı Kanunu’ndan alıyor. Çerçevesi; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacı” olarak çiziliyor. Oysa, Erdoğan’ın birkaç gün önce imzalayıp, CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığı Yetki Kanunu daha ilk bakışta bile kendini ele veriyor. Çünkü bununla ‘uyum’ değil ‘radikal bir değişiklik’ öngörülüyor.

Hangi sistem?

Ancak “Seçimden sonraki A, B, C planları”, Yetki Kanunu’nun ‘yetmediğinin’ de göstergesi. Erdoğan, 24 Haziran 2018 tarihine çekilen Cumhurbaşkanlığı ve genel milletvekili seçimleriyle ilgili olarak 15 Mayıs’ta Bloomberg TV’ye verdiği mülakatta aynen şunları söyledi: “AKP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) çoğunluğunu kaybetmesi olasılığına ilişkin “A, B, C planlarımız var.” Bu sözler, Havuz medyasında; ‘AKP’nin Meclis’te çoğunluğu sağlayamaması durumunda yeniden seçim yapılabileceği mesajı’ olarak yorumlandı. Bunun medyanın bir tevili olduğunu anlayabilmek güç değil. Çünkü Erdoğan bu cümlesini, “Sistemi tıkayacak herhangi bir gelişmeye izin vermeyiz” diye tamamladı.

“Hangi sistem?” diye sorup, başa dönelim. Anayasa’nın 309. maddesi, yine aynı kitabın ilk satırlarına göndermede bulunarak özetle şu ifadeleri kullanıyor: “Anayasanın başlangıç kısmında aynen ‘Millet iradesinin mutlak üstünlüğü; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiç bir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk dışına çıkamayacağı’ belirtilmiştir.”

Maddenin fiile dünüşmesinin yaptırımları da açık. Suçu anımsatmak ‘suç değil’ ancak yurttaşlık ve gazetecilik görevi olsa gerek. Demokrasilerde A, B, C planı yoktur. Plan basittir: Geldiğin gibi gidersin.

CHP aday listesinde Kılıçdaroğlu imzası

HÜSEYİN ŞİMŞEK [email protected] @simsekhuseyinn

24 Haziran seçimlerine yönelik milletvekili aday listelerini yarın teslim etmeye hazırlanan CHP’de bugün Parti Meclisi (PM) toplanarak listeye son şeklini verecek. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, PM toplantısından bir gün önce tek başına listelere son şeklini verdi. CHP, 24 Mayıs Perşembe günü Ankara ATO Congresium’da seçim bildirgesiyle birlikte milletvekili adaylarını da kamuoyuna tanıtacak.

Muharrem İnce’nin ekibi de aday
Cumhurbaşkanı adayı olduğu için yasa gereği milletvekili adayı olamayan Muharrem İnce’nin, CHP’nin aday listelerinde yer almasını istediği bazı isimler için Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğü öğrenildi. İnce, yakın çalışma ekibinden bazı isimlerin liste dışı bırakılmamasını istedi.

Önseçim yapılmadı
7 Haziran seçimleri öncesinde ‘önseçim’ yapan ve 1 Kasım’da da bu seçimin sonuçlarını dikkate alarak listesini hazırlayan CHP yönetimi, bu kez seçim takviminin kısa süreli olması nedeniyle önseçime gitmedi. Genel Merkez’de oluşturulan komitenin hazırladığı listeye son şeklini Kılıçdaroğlu verdi.

Cezaevinden ilk aday
CHP’nin mevcut 134 milletvekilinden bazıları kendi kararıyla aday olmazken bazılarının da liste dışı kalacağı ifade ediliyor.

CHP’de dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik Anayasa değişikliği teklifinin kabul edilmesinin ardından ‘MİT TIR’ları davası’ kapsamında tutuklanan İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, milletvekili adayı yapılacak. Böylece CHP tarihinde ilk kez bir isim cezaevinden milletvekili adayı gösterilecek.

Böke, Sağlar yeniden listede
Berberoğlu dışında CHP Sözcülüğünden istifa eden ancak Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinde yer verdiği Selin Sayek Böke de yeniden aday gösterilecek isimler arasında yer aldı.

Mersin milletvekillerinden Aytuğ Atıcı ve Hüseyin Çamak, yeni dönemde milletvekili aday adaylığı başvurusunda bulunmadı. Fikri Sağlar ise Mersin için aday adaylığı başvurusunda bulundu. Sağlar’ın yeniden seçilebilecek bir sıradan Mersin’den milletvekili adayı gösterilmesi bekleniyor.

DİSK başkanlığından istifa eden Kani Beko da, tıpkı 24’üncü dönemde milletvekili seçilen eski DİSK Başkanı Süleyman Çelebi gibi adaylık için başvurdu.

Kaboğlu da aday
OHAL KHK’si ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki görevinden ihraç edilen Anayasa Hukukçusu ve BirGün yazarı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun da CHP’nin listelerinden aday gösterilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Abdüllatif Şener adaylık bekliyor
AKP’nin kurucuları arasında yer alan, bir dönem ismi cumhurbaşkanı adaylığı için de geçen eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in de CHP’den milletvekili adayı olması bekleniyor.

Konuyla ilgili önceki gün bir açıklama yapan Şener, “Cumhuriyet Halk Partisi’nden muhtemelen milletvekili adayı olacağım. Ama şu anda partiler aday listelerini ilan etmedikleri için herhangi bir sürprizle karşılaşmak da mümkündür. Onun için başka bir açıklama yapmak doğru olmaz” dedi.

BirGün Mersin Okur İnisiyatifi: Günün güncel görevi tamam

GÖKAY BAŞCAN

BirGün Mersin Okur İnisiyatifi bir buluşma düzenledi. Buuluşmada okurlarımız güncel gelişmeleri değerlendirdi. Tartışmaların ardından düzenlenen Ali Asker ve Turhan Alıcı konserine ilgi büyük oldu. Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen konserde türküler söylendi, halaylar çekildi.

Okur İnisiyatifi buluşması, gazetemizin manşetlerinin yer aldığı slayt gösterisiyle başladı. Ardından Okur İnisiyatifi adına sahneye çıkan Kemal Dama söz aldı. BirGün’ün yola çıktığından bugüne kadar büyük bir sorumluluk ve heyecan içerisinde yol aldığını söyleyen Dama “Bu hikaye 15 yıl önce başladı. Büyük bir heyecanla, umutla başladığımız bir süreçti. 15 yıl içerisinde gazetenin geldiği nokta ortada. 2015 Temmuz ayında gerçekleştirilen pespaye darbe girişiminden sonra AKP iktidarı basını tümüyle teslim almak için büyük bir çaba sarf etti. Çoğunu aldı, alamadıklarını da bertaraf etmeye çalıştı. BirGün ve diğer muhalif gazetelerin ayakta durması bu nedenle çok kıymetlidir” ifadelerini kullandı.

İçerisinden geçtiğimiz siyasal sürece ilişkin konuşan Dama “BirGün ‘Hayır’ın sesiydi. Adalet Yürüyüşü’nün sesiydi. BirGün Gezi’nin sesiydi. Ensar’da tacize uğrayan çocukların ve ailelerinin sesiydi. KHK ile işinden atılan insanların sesiydi. Şimdi de baskın bir seçimle karşı karşıyayız. Gönül isterdiki sosyalistlerin, devrimcilerin bir adayı olsun. Ama devrimcilerin bir adayı olmaması onlara bir kenarda oturma hakkı vermez. Bugün açısından daha elzem bir sorumluluğumuz var. Bugün hep birlikte, güçlü bir şekilde ‘Tamam’ demeliyiz” dedi. Slaytın ve konuşmaların ardından sahneye Turhan Alıcı ve ekibi çıktı. Turhan Alıcı’nın konserinin ardından sahneye Ali Asker’i davet ederek birlikte sahne aldılar.

CHP’li Tezcan: ‘Bakanlar Kurulu’na KHK yetkisi’ni AYM’ye

Tezcan, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı adayını geçen hafta bugün açıklayarak kampanyayı başlattıklarını hatırlatan Tezcan, bu süre içinde bütün Türkiye’de memnuniyet verici bir gelişmeyi gözlemlediklerini, toplumun korku duvarlarını yıkarak büyük bir umut ve inançla kampanyayı sahiplendiğini belirtti.

Tezcan, milletin CHP’nin cumhurbaşkanı adayını ve kampanyasını kucakladığını, artık kampanyayı milletin taşıdığını, seçimler sonucunda güçlü bir Meclis yaratacaklarını, Türkiye’nin tarafsız, 80 milyonu sahiplenen cumhurbaşkanını kucaklayacağını kaydetti.

Bu süreçte demokrasi önüne kurulan tuzakları bozarak ilerlediklerini anlatan Tezcan, AKP ve MHP’nin yarışsız bir seçim istediğini vurguladı

MHP’nin kendine rakip gördüğü İYİ Parti’nin seçime sokulmak istenmediğini, 15 milletvekilini göndererek bu oyunu bozduklarını ifade eden Tezcan, “Çıldırdılar, akılları karıştı, öfkeleri kabardı. Bizim bu hamlemize siyasete yakışmayacak hakaret ve küfürlerle saldırdılar. Kendileri kirli pazarlıklarla siyaset yapmayı alışkanlık haline getirenler, bu demokrasi hamlesini kirli pazarlıkmış gibi göstermeye çalıştılar.” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, cumhurbaşkanı adaylarına verilecek imzalara ilişkin açıklamasına da değinen Tezcan, “Bahçeli, seçmenin imza vermesinin önünü kesmek, aday yapılmasını engellemek için tehdit etti seçmeni. Bu oyunu da seçmenler boşa çıkardı. Çağrı yaptık. Daha imzanın birinci günü bu oyun boşa çıkarıldı.” ifadelerini kullandı.

Tezcan, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olmasını eleştirdi ve seçim kampanyasının eşit koşullarda sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Tezcan, “Bir cumhurbaşkanı adayı hapisteyken bu yarışı yapmayı nasıl içinize sindirebiliyorsunuz? Kavganın bile mertçe olanı makbul. Bırakın, kim ne sözü varsa millete söylesin.” diye konuştu.

Tezcan, CHP’li Enis Berberoğlu’nun da serbest bırakılmasını istedi.

Seçim kampanyasını televizyon ve medya ambargosu içinde yürüttüklerinin altını çizen Tezcan, “Sabahtan akşama kadar değil 4 kere, 400 kere de çıksanız gidicisiniz. Millet artık ‘tamam’ diyecek. ‘Sabahtan akşama da konuşsan senin dönemin bitti.’ diyecekler.” değerlendirmesini yaptı.

AKP Sözcüsü Mahir Ünal’ın, CHP’li 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçmesini “çirkin pazarlık” olarak değerlendirdiğini hatırlatan Tezcan, “Demokrasiye kurulan kirli tuzağı kaldırmak için atılan adımın neresi kirli pazarlık? Kirli pazarlık arıyorsanız kendi tarihinize, yakın geçmişe bakın. FETÖ’yle kirli pazarlık yapıp devletin bağrına yerleştiren, kozmik odaya sokan, hakimleri, savcıları, yargıyı bunlara teslim eden, o kirli pazarlıkları yapan bu iktidar.” diye konuştu.

Tezcan, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin eskiden bir nezaket üslubuna sahip olduğunun konuşulduğunu ancak bunun artık tarih sayfalarında kaldığını vurgulayarak, “O kadar rahatsız olmuş ki söylediği sözleri tekrar etmekten hicap duyuyorum. Belli ki rakibinin elini bağlayıp şampiyon olma sevdasındaki yalancı boksörün hayal kırıklığı içinde. Bu şikeli maçın bozulmasının hayal kırıklığını yaşıyor anlaşılan.” dedi.

“Bu, Gazi Meclis’i devre dışı bırakmaktır”

TBMM Genel Kurulu’nda dün kabul edilen Yetki Kanunu’na da değinen Tezcan, “Tek adam yönetimi, uyum yasalarını parlamentodan kaçırarak yetki kanunu çıkarıp KHK’larla Türkiye’yi tek adam rejimine hazırlama peşinde. Tek adam rejimini Meclis’ten çıkacak kanunlarla değil, KHK’larla düzenlemeye çalışıyorlar. Bu, Gazi Meclis’i devre dışı bırakmaktır.” ifadesini kullandı.

Kanunu “Gazi Meclis’i topal etme, yürütememe, arazlı bırakma girişimi” olarak değerlendiren Tezcan, şunları söyledi:

“KHK ile bir yeni sistem inşa etmeye çalışıyorlar Meclis’i devre dışı bırakarak. Bu, telaşlarının nasıl esiri olduklarını gösteriyor. Alelacele seçime gidip hazırlığı bile yapmadan hangi telaşla bunu yapacaklarını gösteriyor. Oysa TBMM ihtiyaç duyulan düzenlemeleri Meclis iradesiyle yapabilme yeteneğine, kapasitesine sahiptir. Bu milletin iradesini çalmaktır. Buna karşı 24 Haziran’da millet cevabını verecek ama arkadaşlarımız da bu konuda pazartesi günü Anayasa Mahkemesine gidecekler. Yetki Kanunu çok açıkça anayasaya aykırıdır, Meclis’in yetkilerinin gasp edilmesidir. Pazartesi günü yürürlüğü durdurma talebiyle Anayasa Mahkemesine başvuracağız.”

Tezcan, FETÖ soruşturmaları nedeniyle ihraç edilen ancak mahkemede beraat edenlere haklarının iade edilmesi gerektiğini de kaydetti.

Bülent Tezcan, şu görüşlerini paylaştı:

“Tamam’ sözü bir milyonu geçti daha yeni milyonlara dayanacak. Millet artık ‘tamam’ diyor. Huzur için, adalet için, gelecek için ‘tamam’ diyor. Her sabah 5 sefer kavga eden, cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden siyasetçileri görmemek için ‘tamam’ diyor. Kutuplaşma olmaması, gelecek kaygısı olmaması için, asgari ücretli huzur içerisinde yaşasın, geçinsin diye, çiftçi rahat edelim diye ‘tamam’ diyor. 16 yıldır Türkiye’yi sıkıntıya sokanların artık görev dönemi doldu, zamanı doldu ‘tamam’ diyor. İnşallah 24 Haziran’da milletimiz sandığa gidecek, ikinci tura kalması halinde 8 Temmuz’da da sandığa gidecek ve tamam deyip yepyeni bir başlangıçla yolumuza devam edeceğiz.”

Binlerce kanun maddesi denetimsiz değiştirilecek Binlerce kanun maddesi denetimsiz değiştirilecek

Adaylık başvuruları

Adaylık başvurularına ilişkin soru üzerine Tezcan, müracaatların kapandığını ancak müracaat alma işleminin tamamen ortadan kalkmadığını, özel durumlarda Genel Başkanın müracaat alma yetkisinin bulunduğunu aktardı.

İYİ Parti’ye geçip, geri dönen 15 milletvekilini gelecek dönem milletin de takdiriyle parlamentoda görevlendireceklerini belirten Tezcan, siyaset, sanat, medya dünyasından çok sayıda müracaat olduğunu, değerlendirme yapıp 21 Mayıs’ta YSK’ye listeleri vereceklerini ve 24 Mayıs’ta aday tanıtımı yapacaklarını bildirdi. Tezcan, Tunceli Milletvekili Gürsel Erol’un Elazığ’dan aday olacağını açıkladı.

Tezcan, bir başka soru üzerine, CHP’ye 2 bin 319 aday adaylığı başvurusu yapıldığını, bunun bin 706’sının erkek, 613’ünün kadın, 166’sının gençlerden oluştuğunu bildirdi. Tezcan, aday adaylarından 105’inin doktorasının bulunduğunu, bin 270’inin üniversite, 226’sının yüksek lisans, 137’sinin ilkokul, 436’sının lise, 145’inin ortaokul mezunu olduğunu ifade etti.

Koray Aydın’ın iddiaları

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın’ın “Seçime 15 gün kala Adil Öksüz’ü getirecekler ve iftira attıracaklar.” şeklinde açıklama yaptığı belirtilerek değerlendirmesi sorulan Tezcan, şunları kaydetti:

“Öyle bir bilgim yok ama ne yaparlarsa yapsınlar. Bu iktidar, tek adam koalisyonu iktidarda kalmak için her türlü numarayı çevirebileceğini gösterdi. Ama hangi numarayı çevirirlerse çevirsinler millet bunlara itibar etmeyecektir. Zaten Adil Öksüz’ün bu hükümetten çok uzak ve bağımsız olduğunu tahmin etmiyoruz. Başbakanlık Müşaviri, Öksüz yakalandıktan sonra gidiyor, Öksüz’le karşılıklı dua okuyorlar. Sanki camide, cuma hutbesindeler. Dua okuyorlar gözaltı sırasında. GPRS cihazı olduğu halde herkes tutuklanıyor, Öksüz’ün cihazı, cep telefonu veriliyor, serbest bırakılıyor. Öksüz, uçaklarla gidip geliyor. Havaalanlarında böyle rahat dolaşan birisi. Öksüz’ün FETÖ’cü olduğu biliniyor, 15 Temmuz’dan 2-3 sene önceki soruşturmalarda ortaya çıkmış. Bütün ilişkileri belli. Sadece Öksüz’ü takip etseler darbeden haberdar olacaklar ve önleyebilecekler. Bu imkanları varken bunları yapmıyorlar. Üstüne üstlük Öksüz’ü serbest bırakıyorlar. Öksüz’ü yakalayıp getirme değil, onu yapacaklarsa ellerinin altındaki birini, yeni bir görevlendirmeyle ortaya çıkaracaklar demektir. Ama bu konuda somut bilgim yok. Sayın Koray Aydın’ın açıklaması üzerine yaptığım bir yorum.”

Bülent Tezcan, Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin ortak miting yapıp yapmayacağı ve Saadet Partisi’nden bazı isimlerin CHP’den aday olup olmayacağının sorulması üzerine, ittifak içindeki partilerin kendi kampanyalarını yürüteceğini, ortak miting planı olmadığını aktardı.

Millet İttifakı’nın bir pazarlık ittifakı olmadığını anlatan Tezcan, ittifak görüşmeleri yapılırken partilerin milletvekili sayısı, paylaşımına ilişkin hiçbir görüşme yapmadığını sözlerine ekledi.

(AA)

HDP’li Beştaş: Profesör kardeşimi, ‘kardeşim’ diye ihraç ettiler

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis Genel Kurulu’nda, “Bunu söylemek istemezdim ama söylemek zorundayım, bu dönem bitiyor. Benim öz kardeşim profesör ve doktor, nefrolog ihraç edildi. Dosyasına bizzat AKP’lilerin eliyle ulaştım. Yanında tek bir not var ‘HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın kardeşi'” açıklamasında bulundu.

Duvar’ın aktardığı habere göre, HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, OHAL KHK’larıyla ilgili partisinin grup önerisi üzerine yaptığı konuşmada öz kardeşinin “HDP milletvekilinin kardeşidir” notuyla ihraç edildiğini söyledi.

Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Beştaş, OHAL sürecinde ortaya çıkan “iltisak” kavramı ile herkesin ihraç edilebilecek bir aşamaya getirildiğini belirterek şunları söyledi:

‘BEN MİLLETVEKİLİYİM, BİR SUÇLU DEĞİLİM’

“Ben size bugüne kadar hiç söylemek istemediğim somut bir örnek vereyim. Bunu söylemek istemezdim ama söylemek zorundayım, bu dönem bitiyor. Benim kardeşim, öz kardeşim profesör ve doktor, nefrolog ihraç edildi üçüncü kararnamede ve dosyasına bizzat AKP’lilerin eliyle ulaştım. Yanında tek bir not var ‘HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın kardeşi’ diye. Birçok başvuru yaptık ve benim kardeşim idealist bir doktor olarak, bugüne kadar yaşamını sadece tıpa adamış biri olarak ‘iltisaklı’ diye kabul edildi. Hakkında ne bir soruşturma var ne bir kovuşturma var ne bir disiplin cezası var ne bir disiplin araştırması var ve yaptığımız bütün başvurulara rağmen hâlâ işe iade edilmedi. Buna kendimden örnek vermek istemezdim ama bunun gibi binlerce insan şu anda gerçekten ihraç edildi. Bunun adı zorbalıktır. Bunun adı faşizmdir. Ben milletvekiliyim, ben bir suçlu değilim.”

‘HÜKÜMET BU ZULMÜN ARKASINDA DURUYOR’

Halkoyuyla seçilen bir milletvekili olduğunu hatırlatan Beştaş, “Sayın Başkan, ben bir milletvekiliyim ve halkoyuyla seçildim. ‘HDP milletvekilinin kardeşidir’ diye bir milletvekilinin kardeşi bir profesör bile ihraç ediliyorsa diğer vatandaşlara yapılanların sınırını zaten tartışmaya gerek yoktur. OHAL Komisyonu da sadece işe iade etmemek için, zaman kazanmak için kurulan bir mekanizmadır, başvuru yollarını kapatmıştır. Hükûmet, seçime giderken bu zulmü, bu zorbalığı durdurmak yerine hâlâ arkasında duruyor. Gerçekten, bu konuda kendilerini binlerce kere daha düşünmeye davet ediyorum” dedi.

Gençlik örgütleri: Deniz’lere sözümüz faşizm yenilecek!

ZEYNEP KURAY

Gençlik örgütleri, idam edilişlerinin 46’ıncı yıl dönümünde ’68 kuşağı önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı Taksim’den Dolmabahçe’ye yaptıkları yürüyüşle andı. Dayatılan tek adam rejimini 68 kuşağından aldıkları direniş ruhuyla yeneceklerini vurgulayan Gençlik örgütleri, “Ezilenlere ve Deniz’lere sözümüzdür, faşizm yenilecek biz kazanacağız” dedi.

68 Kuşağı önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 46’ıncı yıl dönümünde Taksim’den 6’ıncı Filo’nun denize döküldüğü Dolmabahçe’ye yapılan yürüyüşlerle anıldı. EMEP ve CHP’nin anma etkinlikleri sonrası Dolmabahçe’ye omuz omuza yürüyen gençlik örgütleri, faşizmi yenme sözü verdi. MKM önünde başlayan yürüyüşte, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın fotoğraflarını taşındı, “ 1968-2018 bitmedi sürüyor kavga” yazılı pankart açıldı. Devlet tarafından katledilen 68 kuşağı önderlerinin isimlerini teker teker sayılıp, “Yaşıyor” diye haykırdığı yürüyüşte, hep bir ağızdan, “Deniz, Yusuf, Hüseyin sürüyor sürecek mücadelemiz”, “ Emperyalistler, işbirlikçiler 6’inci Filo’yu unutmayın”, “ Emperyalizme karşı Deniz olmalı”, “ Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “ Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.

‘68’LERİN DİRENİŞ RUHUYLA KAZANACAĞIZ!’

Polis ablukası altında Dolmabahçe’ye gelen gençler, çevredeki yurttaşlar tarafından alkışlarla karşılandı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan şahsında hayatını kaybedeb devrimciler adına bir dakikalık saygı duruşunda bulunan gençlik örgütleri adına açıklama Cansu Eski tarafından okundu. Eski, ülkenin KHK’lerle yönetildiği, OHAL şeklini aldığı, üniversitelerin bölünmeye çalışıldığı bir ortamda 68 kuşağının kendilerine bıraktığı mücadele mirasından aldıkları güçle direndiklerini vurguladı. Başka bir dünya yaratmak için yola çıkan Deniz’lerin 12 Mart faşist rejimi tarafından idam edildiğini hatırlatan Eski, “Deniz ve Yusuf daha 25 yaşındaydı. Hüseyin ise 23’ündeydi. Cellatlarının adı tarih içerisinden silinip giderken, üç fidan kavgamızın bayrağı olup kaldı mücadelemizin satır başlarında…”

“Yalınayak idama giden Hüseyin İnan’ın, korkusuz Yusuf Aslan’ın ve son sözünü, “Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” olan “Deniz Gezmiş’in yoldaşlarıyız” diyerek sözlerini sürdüren Eski, “Tek adam rejimin baskı ve zulmü varsa, bizlerin de 68’lerden gelen direniş ruhu var. Bizler yine devrimci tarihimizden aldığımız derslerden biliyoruz ki zaferin büyüklüğü kavganın zorluğunda gizlidir. Ezilenlere ve Deniz’lere sözümüzdür, faşizm yenilecek, biz kazanacağız” dedi.

genclik-orgutleri-deniz-lere-sozumuz-fasizm-yenilecek-460357-1.

Anma gençlerin hep bir ağızdan Gündoğdu Marşı’nı seslendirmesiyle sona erdi.

Yürüyüş ve anmayı düzenleyen Gençlik örgütleri: Diren Üniversite, SDGF, Dev-Lis, LÖP, Öğrenci İnisiyatifi, Genç-Sen LÖP, Öğrenci Faaliyet, Liseli Direnişçi Genlik, Kaldıraç.