Tarafsız Habercilik

Yunanistan’a 1 milyar avroluk krediye onay verilmedi

Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM), Yunanistan’a verilmesi beklenen 1 milyar avroluk kredi diliminin ertelendiğini duyurdu.

ESM sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, kurtarma paketi programı kapsamında mart ayında kararlaştırılan 6,7 milyar avroluk kredi diliminin kalan 1 milyar avroluk kısmına onay verilmediği belirtildi.

Kredi dilimi için borçların azaltılması gibi ön şartların yerine getirilmesinde ilerleme sağlandığı belirtilen açıklamada, Yunan makamlarının bazı kalan borçların ödendiğine ilişkin yeterli kanıt göstermesi gerektiği kaydedildi.

Açıklamada, bu sebeple ESM yönetim kurulunun kararı gelecek haftaya ertelediği ifade edildi.

Öte yandan, Yunanistan’ın 1 milyar avroluk kredi dilimini kullanabileceği son tarihin 15 Haziran olduğuna dikkat çekildi. Eğer bu tarih kadar karar çıkmazsa, Yunanistan söz konusu krediyi kullanma hakkını kaybedecek.

Yunanistan ve kreditörleri arasında 86 milyar avrolu üçüncü kurtarma paketi programında ise sona yaklaşılıyor.

Yunanistan hükümeti, 20 Ağustos’ta sona erecek program kapsamında son reform paketini gelecek hafta meclise getirecek. Kemer sıkma önlemleri ve yapısal reformları içeren düzenlemelerin 14 Haziran’da oylanması bekleniyor.

Avrupa’da kurtarma paketi programında olan son ülke olan Yunanistan’da ekonomi, 2010 yılından bu yana Avrupa Birliği ve IMF’den sağlanan krediler ile ayakta duruyor. (AA)

Japon kredi derecelendirme kuruluşu Türkiye’nin notunu negatife çekti

Japon kredi derecelendirme kuruluşu R&I, Türkiye’nin görünümünü negatife indirdi. R&I’ın açıklamasında Türkiye’nin kronik olarak açık verdiği, ulusal rezervlerin kısa vadeli borçlardan çok daha az olduğu belirtildi.

Dünya gazetesinin aktardığına göre, Japon kredi derecelendirme kuruluşu R&I, ulusal politika duruşunda belirsizlikle birlikte ekonominin global finansal piyasalardaki oynaklığa daha kırılgan hale gelebileceği yargısına vararak Türkiye’nin kredi notu görünümünü negatife indirdiğini duyurdu.

Türkiye’nin cari işlemler hesabının kronik olarak açık verdiğini ve uluslararası rezervlerin kısa vadeli borçlardan çok daha az olduğunu belirten R&I, “Hükümet, makroekonomik istikrarı sağlayacak tedbirler almaya güçlü bağlılık göstermedikçe, ekonomi ve mali pozisyon global ekonomik trendler ve finansal ortamda değişimler sırasında sermaye çıkışları veya Türk Lirası’nda değer kaybı tarafından gerilebilir” değerlendirmesini yaptı.

R&I, Türkiye’nin bütçe açığının küçük ve kamu borcunun düşük olmaya devam ettiğine, finansal sistemin güçlü olduğuna işaret ettiği değerlendirmesinde, ekonominin genel olarak istikrarlı bir büyüme patikasında olacağı öngörüsü ile yabancı para cinsinden kredi notunu BB+ olarak teyit etti. Yapılan değerlendirmede, “Başkanlık ve parlameto seçimleri sonrasında göreve gelecek yeni başkanın politika yönünün ne olacağını yakın dikkat gösterilecek” ifadeleri de yer aldı.

Merkez bugün toplanıyor: Bitmeyen faiz artışı beklentisi yine masada

Ekonominin yapısal problemlerinin üzerine eklenen erken seçim belirsizliği Türk Lirası’nda sert değer kaybına yol açarken, gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bugün yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi. Liranın ateşini düşürmek için iktidarın talimatıyla son 45 günde faizleri yüzde 3,75 artıran TCMB’nin, enflasyon görünümündeki yüksek seyir nedeniyle yeniden faiz artışına gitmesi bekleniyor. Ocak 2017’de yüzde 8 olan politika faizi son yapılan toplantıda yüzde 16,5’e kadar yükseltilmiş, böylece faizde artış oranı yüzde 100’ü geçmişti. Buna karşın faizlerin hâlâ düşük olduğunu savunan piyasanın beklentisi faizin 50 ile 100 baz puan artırılacağı yönünde. Böylece tahminlere göre faizin yüzde 17’yi de aşması olasılığı yüksek.

Neden herkes faiz artışı bekliyor?
Piyasanın sürekli faiz artışı beklemesinde, yapılan faiz artışlarının liradaki değer kaybını engellememesi önemli yer tutuyor. Ayrıca yüksek risk nedeniyle Türkiye’ye uğramayan sıcak paranın ancak reel faizlerin yukarı çekilmesiyle birlikte yeniden girişinin mümkün olabileceği görüşü hâkim. Mayıs ayı enflasyonunun yüksek çıkmasıyla birlikte TCMB’nin ve hükümet üyelerinin öngörüsü de enflasyonun yükseleceği yönünde. Ayrıca uluslararası kuruluşlar da Türkiye’de enflasyonun yılın ikinci yarısında daha da tırmanacağı görüşünü savunuyor. Önceki gün Merkez Bankası tarafından yapılan enflasyon değerlendirmesinde maliyet artışlarınIN fiyatları yükselttiği ve yükselişin tüm mal gruplarına yayıldığı ifade edilmişti. Çekirdek enflasyonun yükseliş eğilimini sürdürdüğüne de yine değerlendirmede yer verilmişti. Dün ise konuya ilişkin Maliye Bakanı Naci Ağbal’dan da bir değerlendirme geldi. Katıldığı bir televizyon programında konuşan Ağbal, enflasyondaki hızlanmanın önümüzdeki aylarda devam etmeye hazırlandığını, buna karşın vergi indirimleriyle fiyatlardaki yükselişin önüne geçmeye çalışacaklarını ifade etti.

Gerçek enflasyon bu değil!
Enflasyona ilişkin uluslararası camiadan da Türkiye’ye ilişkin yorumlar ve uyarılar yapılıyor. Uluslararası Finans Enstitüsü uzmanları tarafından yapılan değerlendirmede, enflasyonun önümüzdeki altı ay içinde sert bir şekilde yükselmesinin beklendiğine işaret edildi. Geçen hafta ise Financial Times’te yapılan bir analizde Satınalma Gücü Paritesi baz alınarak yapılan hesaplamaya göre Türkiye’de enflasyonun yüzde 39 olduğu, dolayısıyla halihazırdaki yüzde 16,50’lik faiz oranının da sıcak parayı çekmeye yetmeyeceği ifade edilmişti.

Denize düşen Londra’ya sarıldı
Öte yandan yıllardır faize karşı olduğunu ifade eden iktidarın faiz artışlarına hız kazandırması da dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Londra ziyaretinde yatırımcılara sunduğu ekonomi ‘teorilerinin’ kabul görmemesi üzerine lirada yaşanan rekor kayıp, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in hasarı onarmak için yeniden Londra’ya gitmesine yol açmıştı. Şimşek burada yatırımcılara Merkez Bankası’nın bağımsız kalacağını ve piyasa beklentileri hususunda faiz artışları dahil gereken adımların atılacağı sinyalini verdi. Ardından gelen faiz artışları, önüne üretim ve istihdam artışını koyamayan Türkiye ekonomisinde dışa bağımlılığın daha da artacağını gösterdi.

İki senaryo
İktidardan faiz artışları için onay alan ‘bağımsız’ Merkez’in bugün hangi kararı alırsa alsın, siyasi bir baskı yaşamayacak. Faiz artışına gitmesi halinde çarpık da olsa ekonomik büyümeye bir darbe daha vurulmuş olacak. Faiz artırmaması halinde ise kaderini emanet ettiği küresel sermayenin karara sert bir reaksiyon göstermesi muhtemel. Ekonomi Servisi

***

Kredi notuna bir darbe daha

Türkiye’nin çarpık büyümesinin yarattığı büyük dış açık ülkenin kredi notunun günden güne zarar görmesine yol açıyor. Japon kredi derecelendirme kuruluşu R&I, Türkiye’nin kredi notununun görünümünü negatife indirerek not indirim sinyali verdi. Açıklamada, ülkedeki politik risklere dikkat çekilerek bu durumun finans piyasalarındaki oynaklığı daha da kırılgan hale getirebileceği ifade edildi. 24 Haziran seçimlerinden sonra yeni başkanın duruşunun dikkatle izleneceğini ifade eden kuruluş, yabancı para cinsinden kredi notunu ise BB+ olarak teyit etti.

Fitch, 25 Türk Bankasını ‘negatif izlemeye’ aldı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in internet sitesinden açıkladığı bilgilere göre, 25 Türk Bankası negatif izlemeye alındı

BloombergHT’nin haberine göre, yapılan açıklamada, “Negatif İzlemeye (RWN) alınan Türk Bankaları’nın finansal kapasiteleri; performanslarına, varlık değerlerine, karlılığına ve pek çok durumda likidite ve fonlama profillerine artan riski yansıtıyor. Ekonomik ve mali piyasa şartları daha da kötüye gitmezse, pek çok durum için not indirimlerinin sadece bir basamak olarak kısıtlanması olası. Negatif izlemeyi 6 ay içerisinde ortadan kaldırmayı bekliyoruz” ifadeleri yer aldı.

Açıklamada şöyle devam etti:

“Artan fonlama maliyetleri, yavaşlayan kredi büyümesiyle, sektörün 2018’de karlılığın görece zayıflamasını bekliyoruz. Performanslar varlık değerlerinde kayda değer bir gerileme olursa, bozulma gösterebilir. Varlık değerlerindeki potansiyel bozulma bankaların varlık pozisyonlarının riskini yansıtyor. Ancak bozulma öncesi karlar pek çok bankaya kredi kayıplarını önlemek için tampon oluşturmayı sağlıyor

Birinci çeyrek sonunda, sektörün kredi/teminat oranı yüzde 127 oldu. Bankaların dış borçları 186 milyar dolara ulaştı. Bunların 103 milyar dolarını ise 12 ay içerisinde vadesi dolan borçlar oluşturdu”

Merkez Bankası’ndan bir hamle daha

Merkez Bankası ihracat reeskont kredi ödemelerinde kuru sabitledi. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, 31 Temmuz’a kadar vadesi dolacak olan reeskont kredilerinde kurun 4.2 lira olarak sabitlendiği belirtildi

TCMB’den yapılan açıklama şöyle:

“25 Mayıs 2018 tarihinden önce kullanılan ve 31 Temmuz 2018 (dahil) tarihine kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin, kredinin vadesinde ödenmesi halinde, ABD doları için 4,2000, Euro için 4,9000, İngiliz Sterlini için 5,6000 kuru kullanılarak Türk lirası olarak yapılabilmesine olanak tanınması ve kredi kullandırım tarihindeki işlem kurunun sabitleme kurundan yüksek olması durumunda kredi geri ödemesinde kredi kullandırım tarihindeki işlem kurunun esas alınmasına karar verilmiştir. “

Merkez Bankası’nın hamlesinin ardından doların ilk tepkisi

Merkez Bankası açıklamasının ardından dolar kuru 4.78 seviyelerinden 4.7066’ya kadar geriledi. Dolar saat 09.55 itibariyle ise 4.72 TL seviyesinden el değiştirdi.

merkez-bankasi-ndan-bir-hamle-daha-467685-1.

“GEÇ DE OLSA GÜÇLÜ ADIM ATILDI”

NTV canlı yayınında TCMB’nin hamlesiyle ilgili soruları yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in konuşmasında öne çıkan satır başları şöyle:

  • *TCMB geç de olsa çok güçlü bir adım attı ve bu adım etkili oldu
  • *TCMB’nin adımı etkili, bu etkiyi kısmen sınırlayan dün birkaç etken oldu
  • *Bunlardan biri Halkbank’a ilişkin asılsız iddialar, Halkbank bunu yalanladı
  • *Halkbank’a 49 milyar dolar ceza verileceği uydurma bir haberdi, banka ile ilgili bir karar yok
  • *ABD yaptırımlar listesine türk şirketlerini ve vatandaşlarını koydu, bunun da etkisi oldu
  • *Merkez Bankası’nın spekülatif saldırılara karşı eli kolu bağlı değil, hükümetimizin tam desteğine sahiptir
  • *TCMB para politikasında güçlü tepki verdi, vermeye devam edecek
  • *ABD yaptırımlar listesine Türk şirketlerini ve vatandaşlarını koydu, bunun da etkisi oldu
  • *TCMB ne gerekiyorsa yapacaktır
  • *ABD’de uzun vadeli faizler hızla artarak yüzde 3’ü aştı, yüzde 3 kritik bir eşiktir, bunun etkisi oluyor
  • *Petrol fiyatları arttı, bu artıştan olumlu etkilenen gelişmekte olan ülkeler var, olumsuz etkilenen ülkeler var; bu da Türkiye’nin kontrol ettiği bir husus değil
  • *Amerikan dolar endeksinde göreceli bir yükseliş var
  • *Bu üç konu Türkiye’ye özgü değil ama Türkiye’nin olumsuz ayrışmasına neden olan bazı gelişmeler var
  • *Seçim arefesindeyiz, maliye politikasına ilişkin bazı endişeler var; Türkiye daha önce maliye politikasında güçlü duruşunu devam ettirdi, bu konuda tereddütler yersiz
  • *Birtakım adımlar atıldı, atılacağı söylendi, bunu giderecek oyun planları vardır
  • *Merkez bankası çok güçlü tepkiyle, gerektiğinde devamı gelecek, bağımsız olduğunu ve gereğini yapacağını net şekilde ortaya koydu

OHAL YATIRIMLARI KISMEN ETKİLEMİŞ OLABİLİR

  • *Piyasada OHAL olmasaydı TL bu kadar değer kaybetmezdi deniyor, OHAL kısmen yatırım girişini etkiliyor ama OHAL bir mecburiyetten dolayı geldi
  • *Türkiye OHAL ile terörün nefesini kıstı, turizm sektörü toparlandı; bu söylemlerde işi bağlamında tutmak lazım
  • *Cumhurbaşkanı da ifade etti, Türkiye’nin eli terörle mücadelede rahatladığı zaman OHAL bir gün dahi devam etmeyecek

‘OYNAKLIK SADECE TÜRKİYE’YE ÖZGÜ DEĞİL’

  • *Bu oynaklık para birimindeki değer kaybı sadece Türkiye’ye özgü değil
  • *İddia edildiği gibi bünyemiz zayıf değil, Türkiye geçmişte dayanıklılığını ortaya koydu-
  • *Türkiye bir aydan az sürede seçimi aradan çıkaracak ve Türkiye pozitif şekilde ayrışacak

Alman basını: Türkiye IMF’ye başvurmak zorunda kalabilir

Türk Lirası’nın hızla değer kaybetmesine Alman basının haber ve yorumlarında geniş yer veriliyor. Haberlerde lira düşerken enflasyonun fırlamasının Türkiye ekonomisi için felaket anlamına geldiği, kur dalgalanmalarının Erdoğan’ın seçimi kaybetmesine yol açabileceği ve Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) kapısını çalmak zorunda kalabileceği dile getiriliyor. Lira krizi karşısında Erdoğan’ın çaresiz kaldığını yazan Die Welt gazetesinde şu satırlara yer veriliyor:

“Türk Lirası yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 22 oranında geriledi. Pesosu yüzde 24 oranında eriyen Arjantin Uluslararası Para Fonu’ndan yardım istemek zorunda kalmıştı. Arjantin gibi Türkiye de düşen liranın enflasyonu kızıştırması kadar kredi itibarını zedelemesinden de muzdarip. Türk şirketlerinin dolarla borçlanmış olması da ek bir dezavantaj. Dolar pahalandıkça özel borçlar kabarıyor ve Türkiye ekonomisi mahvoluyor. Uzmanlara bakılırsa Türkiye de sonunda Para Fonu’na sığınmak zorunda kalacak.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (FAZ) Lira kriziyle ilgili haberinde derecelendirme şirketi Fitch’in “sermaye kaçışının merkez bankasının bağımsızlığını kaybetme tehlikesiyle bağlantılı olduğu” şeklindeki uyarısına yer veriliyor. Haber şöyle devam ediyor: “Merkez bankası sıkı para politikasında ısrar ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizlerin düşeceğini açıklaması yatırımcıyı paniğe sevk etti. Analiz uzmanları faiz – enflasyon dengesi açısından merkez bankası faizinin 7 Haziran’dan önce 4 puan arttırılması gerektiğini ve ekonomi politikalarına güvenirlik kazandırabilmesi için Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na başvurmasının gerekebileceğini belirtiyorlar. Türkiye’nin yüksek büyüme hızını teşvik ve kredilerle finanse etmesinin aşırı ısınmaya yol açtığı da aktarılan görüşler arasında.”

Muharrem İnce: Çay toplayan, düğme ilikleyen yargı istemiyorum

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, annesinin memleketi Rize’deki mitingi öncesinde Trabzon’da basın toplantısı düzenledi. İnce’nin konakladığı oteldeki toplantıya muhtarlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve gazeteciler katıldı. İzmir Marşı’yla salona giren İnce büyük bir coşkuyla karşılandı. “Ülkemizi karanlıktan aydınlığa ulaştıracak Cumhurbaşkanı” anonsuyla kürsüye davet edilen İnce, basın toplantısında sorulan soruları cevapladı.

Erdoğan’ı yargılayıp yargılamayacağı sorusuna İnce, “Hayır benim öyle görevim yok. Yargının görevi o. Ben bağımsız tarasız adil bir yargı düzeni kurarım. O da sonra beni yargılayabilir, Erdoğanı da…Ben Cumhurbaşkanı olduğumda, bir toplantıya gittiğimde ayağa kalkmayan yargıçlar istiyorum. Çay toplayan, düğme ilikleyen yargı istemiyorum. ” diye cevap verdi.

‘ONA DA OY VERMEYİN KURTULUN’

İnce, Erdoğan’ın “Bana oy verip AKP’ye oy vermeyenler münafık” sözlerini “münafık olacağınıza ona da oy vermeyin kurtulun” diye değerlendirdi.

Muharrem İnce, konuşmasının ardından, salondaki STK temsilcilerinden sorular almaya başladı. Saray’da kalıp kalmayacağına ilişkin soruya şu yanıtı verdi: “Anam beni saraylarda değil tütün tarlalarında doğurdu. Sarayda değil evimde oturacağım. Orayı eğitim yuvası yapacağım…”

İnce daha sonra sözlerine şöyle devam etti:

‘BU DOKTOR BİZİ HASTA ETTİ, DOKTORU DEĞİŞTİRELİM’

16 senedir aynı doktor var. Şekeri tansiyonu düzeltemedi. Bu doktoru değiştireceğiz yoksa hasta ölecek! Ekonomi düzgünse, işler iyiye gidiyorsa, çocuklarımızın iş bulması gerekmez mi? Daha rahat geçinmemiz gerekmez mi? Maalesef hiçbiri olmuyor. Büyüme 7.4 diye açıkladılar. 2012’den beri yüzde 2’lerde gezen büyüme nasıl oldu da büyüme 7’ye çıktı? Bir tek sebebi var. Ekonomiye doping yapıldı. Doping nedir? Doğal olmayan bir şeydir. Ata yaptığınızda atın yarışı iptal edilir. Futbolcuya yapılırsa o yarışı kazansa dahi yarış iptal edilir. Doping doğal olmayandır zaralıdır yan etkileri vardır. Bir an için başarıya götürüyor gibi olsa da sağlığınızı bozar. Kredi Garanti Fonu dopingin kendisi. Bazı mallarda öte indirimi yaptılar. İnşaat yatırımlarını pompaladılar. Ama dopingin yan etkileri başladı enflasyon, cari açık, kurlar bozuldu. Artan bütçe açığı oluştu. Büyümeyi 7 yapacağız diye doktor hastaya doping ilaçlarını verdi ama kalp krizi kapıda bekliyor. Hastayı kalp krizi, ekonomimizi de kriz kapıda bekliyor. Böyle yönetim olmaz. Çağdaş ülkeler gibi yöneteceğiz.

‘BÜROKRAT ATARKEN SİYASİ GÖRÜŞÜNE DEĞİL İŞİNİN EHLİ Mİ ONA BAKACAĞIZ’

Hukuk devleti kuracağız, 2 öngörülebilir ve güvenilir yatırım ortamı yaratacağız. 3. ekonomiye yön veren kurum ve kurulların bağımsızlığını sağlayacağız. 4. ideolojik saplantılarımızdan uzak olacağız. Liyakatı esas alacağız. Bankacılık, ekonomiyle ilgili bürokratı atarken CHP’li mi diye bakmayacağız. İşinin ehli mi değil mi ona bakacağız. Sadakati değil liyakatı esas alacağız. 5. üretim ekonomisini yaratacağız. İsraf değil insaf diyeceğiz. Mazeret değil marifet diyeceğiz. Gemi batıyor hala ampulden vazgeçmiyorsunuz. Bu doktor sizi hasta yaptı. Bu doktoru hep birlikte değiştirelim.

Malvarlığımı açıkladım. Buyum var dedim. Önce sen zenginleşeceksin sonra ben sevgili vatandaş. Senden önce zenginleşirsem hesap sor. Her yıl açıklayacağım. Siyasetçi bunu yapmalı. Siyasetçilere utanma duygusunu yeniden hatırlatacağız.

Damga vergisi var. Neye damga basıyorsunuz? Çocuk sınava giriyor 300-400 lira masraf ödüyor. Koca Türkiye bu sınavları bedava yapamıyorsa yazıklar olsun. Her eve iş, her aileye bir ev. Sloganımız bu.

‘HER YIL 10 BİN GENCİ YURTDIŞINA YOLLAYACAĞIM’

Bu ülkenin gençlerini her yıl 10 bin gencini yurtdışına göndereceğim. Atatürk’ün yaptığı gibi. O yıllarda bin kişiydi. Her yıl 10 bin kişi yapacağım ben. Kindar nesil değil uzman gençler yetiştireceğiz. Enerjimizi nükleerden değil doğamızdan güneşimizden kullanarak Türkiye’nin geleceğini temin edeceğiz.

Osmanlı matbaayı 250 sene geç aldı. 2011’de Almanya’da başlayan 4.0 endüstri devrimi başladı. Önümüzdeki 5 yılda bunu kavrayamazsak gelecek 100 yıl köle olacağız. Önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye’nin gençleri barışmazsa, geleceği okuyamazsa, 100 yıl geri kalacağız.

‘ABİ BANA GAZ VERME’

Cumhuriyet’in haberine göre salondakilerden biri “Hırsızdan milli olur mu?” deyince İnce de gülerek şöyle yanıt verdi: “Abi bana gaz verme. Zaten yeterince gaz var başımda çok dava var. Rahmetli Ecevit’inki gibi, 70’lerdeki gibi bir rüzgar esiyor.”

Akşener: Çiftçimiz 1,5 liraya mazotu kullanacak

İyi Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener Balıkesir’de konuştu.

Akşener’in sözlerinden satırbaşları şöyle:

-Bu partiyi kuramaz dediler, kurduk. Seçime giremez dediler, giriyoruz. Biz önümüze konan antidemokratik engelleri aşmak için yollar bulduk. CHP’den bize destek veren o 15 milletvekili arkadaşıma tekrar huzurunuzda teşekkür ediyorum. Allah onlardan razı olsun. Ben cesareti ne zaman öğrendim biliyor musunuz? 28 Şubat’ta öğrendim. Sebebi şu, o zaman gördüm ki imanla korku aynı yerde bulunmuyor. Ama o zaman korkak tavşanları gördük, korkak tavukları gördük, fıtrat değişmiyor. Bugün de aynı korkuyu, aynı insanlarda görüyoruz.

-Balıkesir, turizmin cenneti olması gereken Balıkesir. Gençlerinin çalışıyor olması gereken Balıkesir. Zeytininin dünya markası olması gereken Balıkesir. Bunların hiç birisi yok. İnci gibi parlayan Balıkesir, 16 senede üstüne kül örtülmüş gibi renksizliğe büründü. Ev kadınlarımız, çocuklarınızın sabah okula gidip akşam eve dönerken herhangi bir kazaya, herhangi bir caninin tasallutuna uğramayacağından emin misiniz? Hayır. Genç kızı olan anneler, babalar. Kızınızın dışarı çıkıp bir alışverişe gidip herhangi bir saldırıya uğramadan evine döneceğinden emin misiniz? Hayır. Genç kızlarımızın ekonomiye katkıda bulunması için yola çıktık. 4 yıllık üniversite mezunu gençlerimiz, Balıkesir ile ilgili araştırma yaptırdık. En çok genç işsizimizin olduğu şehirlerimizden bir tanesi. 4 yıllık okuldan mezun olup, annesinden babasından harçlık istemek zorunda olan o çocuklarımıza buradan sesleniyorum. 24’ü akşamı cumhurbaşkanı olacağım. İlk 100 gün içinde Balıkesir tekrar pırıl pırıl parlayacak. Ve değerli gençlerimiz, sizlere ya iş bulacağım, ya da iş bulununcaya kadar vatandaşlık maaşı bağlayacağım. Anne ve babalarınızın karşısında utanmak, mahcup olmak durumunda bırakmayacağım.

ÇİFTÇİ MAZOTU 1.5 LİRAYA KULLANACAK

-Devasa binalar yapıldı, içinde hoca yok, eğitim yok. Bu eğitim politikasıyla yandaşların cebine kepçeyle para akıttılar, siz işsizsiniz. Hem turizm, hem çiftçi, hem tarım hem de sanayinin olması gereken Balıkesir’den bahsediyoruz. Balıkesir kuzusu ne alemde? Biz bunları düşünüyoruz. Bugün gelirken mazota baktım, 5,6 olmuş. Soruyoruz muhteremlere yahu bizim çiftçimizin elinden ekme biçme yetkisini aldınız? Diyorlar ki “pahalıya üretiyorlar” E 5.6’ya mazot kullandırırsan, hayvana yemi dünya kriterleri üzerinden satarsan ve gübreyi pahalıya satarsan çiftçi pahalıya üretir. Buradan ilan ediyorum, Amerikan çiftçisi 1,5 liraya mazot kullanıyor. Oradan mısır ithal ediyoruz biz. Amerikan çiftçisi kazanıyor, benim çiftçim aç. Bizim dönemimizde çiftçimiz 1,5 liraya mazotu kullanacak.

FABRİKALAR KURACAĞIZ

-Arkasından elbette fabrikalar kuracağız. Şimdi gittiler Tunus’tan zeytinyağı ithal ettiler. Kardeşim Balıkesir zeytinyağı dünya birincisi, niçin dünya markası haline getirmiyorsun? Çünkü milli ve yerli değilsin. Şimdi ben bunları söylemeye başladım, 6 ay evvel mazotu düşürdüler. Vergi yükünü kaldıracağım dedim, onu da düşürdüler. Daha enteresan bir şey söyleyeyim. Şimdi 70 milyar dolara Türkiye’deki fabrikaları özelleştirdiler. Cebinize bir kuruş girdi mi? Maaşlarınıza zam geldi mi? Gençlere iş imkanı yaratıldı mı? Peki ne oldu? Millete söven bir şahsın vergi borçları silindi. Diyoruz ki biz, 30 milyon borçlumuz var, 4,5 milyon kişi kredi kartları ve aldığı diğer krediler sebebiyle peşlerinde avukatlar var, haciz var. Biz de dedik ki, öncelikle şehit ve gazi ailelerinin, sonra işsizlerin, sonra asgari ücretlilerin borçlarını siliyoruz, kredi kartı borçların siliyoruz, tüketici kredilerini söylüyoruz.

-Önce dedi ki, ‘Siz tamam derseniz tamam’ E biz de tamam dedik. Tamam mı? Allah büyük kendi ağzıyla söyledi. Sonra 3 milyona yakın insan tweet attı. Bugün de gençlere demiş ki “benden sıkıldınız artık” Evet, gerçekten sıkıldık. Gerçekten bıktık. İşsiz gezmekten bıktık.

MAL VARLIĞIMI AÇIKLAYACAĞIM

– Ailevi mal varlığımda liralık artış olmayacak. İkincisi, elbette sosyal medya hesaplarında mal varlığımızı açıklayacağız. Ama hiç kimseyi, oğlummuş kocammış oymuş buymuş aramayacak. Hiçbir bürokratı aramayacak. Ama bu ülkenin bu vatan çocuklarının haklarını korumak benim namus borcum olacak.

‘Detay Maxinet’ operasyonunda 28 gözaltı

Bilgisayarlarını açık bırakanlara para kazandırmayı vaad ederek çok sayıda kişiden para toplamak suretiyle dolandırıcılık yaptığı iddia edilen Detay Maxinet şirketine yönelik başlatılan soruşturma kapsamında 28 kişi gözaltına alındı.

Şirketin Kartal’da bulunan adresinde arama yapıldığı, burada ele geçirilen çok sayıda digital materyale mahkeme kararı ile el konulduğu, soruşturma kapsamında 3 kişinin de arandığı öğrenildi.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda Detay Telekom Sanayi ve Ticaret Limited şirketi ve Detay Maxinet Teknolojileri Sanayi ve Dış Ticaret Anonim şirketi hakkında, “Bilişim sistemleri, banka ve kredi kurumlarının kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçundan soruşturma başlatıldı.

ŞİRKETLERİN MERKEZİNE BASKIN YAPILDI

İstanbul merkezli Adana, Mersin, Kocaeli, Eskişehir, Zonguldak, Ankara ve Bursa’yı da kapsayan soruşturma kapsamında şirket ile irtibatlı 27 kişinin gözaltına alındığı, 1 kişinin de kendiliğinden teslim olduğu öğrenildi. Soruşturma kapsamında firari olan 3 kişinin halen arandığı, şirketlerin Kartal’da bulunan merkezlerinde de arama yapıldığı, ele geçirilen çok sayıda digital materyallere de mahkeme kararı ile el konulduğu kaydedildi.

Sanayiciler ve işçiler ekonomiden dertli: Nefes alamıyoruz

HÜSEYİN ŞİMŞEK – @simsekhuseyinn
[email protected]

Ülkenin en gelişmiş orta ve küçük ölçekli sanayi üretim alanı olan Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi’nde (OSTİM) son üç senedir yaşanan durgunluk, dövizdeki yükselişte zirveye ulaşmış durumda. 100 bini aşkın işçinin çalıştığı ve 10 binin üzerinde de işletmenin yer aldığı OSTİM’de herkes ne şekilde ayakta kalabileceğini tartışıyor.

Dolar ve avrodaki yüksek artış, özellikle yurtdışından getirilen parçalarla iş yapmaya çalışan esnafın üretim aletlerini yenilemesinin önüne geçiyor. Birçok işçi maaşını uzun süren gecikmelerin ardından alırken maaş alamayan işçiler ise her gün banka hesaplarını “umutsuzca” kontrol ettiğini anlatıyor.

Sanayide işler durgun

Yaklaşık iki yıl önce gazetemize, “Konuşulmayan fakat yaşanan ciddi bir kriz var. Açıklanan teşvik paketleri hayata geçirilebilir paketler değil. Hükümetin her paketi uzun vadeli etkiye sahip. Yakın döneme ilişkin bir planları yok” açıklamasını yaparak sanayinin içinde bulunduğu durumu özetleyen Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kurt, değişen çok da bir şeyin olmadığını söyledi.

‘Moral bozucu olabilir’

Başbakan Binali Yıldırım tarafından geçen hafta açıklanan ve içerisinde vatandaşın devlete karşı borçlarında yapılandırma imkânı getiren düzenlemenin “büyük öneme sahip olmayacağını” söyleyen Kurt, “Vergi, prim borcu, trafik cezası gibi cezalar ve borçların yeniden yapılandırılacağı açıklandı. Kuşkusuz ki birikmiş borç ve cezaların ödenmesine kolaylık getirilmesinin bazı faydaları olabilir. Kamu, bu paketle tahsil edemediği alacakların ödenmesini kolaylaştıracaktır ancak bu tür düzenlemeler, zamanında ödeme yapan sanayici ve iş insanları açısından moral bozucu da olabilmektedir” dedi.

sanayiciler-ve-isciler-ekonomiden-dertli-nefes-alamiyoruz-460908-1.

‘Üretime dönmüyor’

Bu tür paketlerin sürdürülebilir ekonomiyi zorlaştırdığını ifade eden Kurt, “Ayrıca, acele şekilde çıkarılan ve daha çok o anlık ihtiyacı gidermeye dönük bir paket. Can suyu, nefes kredisi, Kredi Garanti Fonu gibi finansal imkânlar da üretime dönmüyor. Çünkü aldığınız krediyi, borç ödemesinde kullanıyor ve bir sonraki aşamada daha da borçlandığınızı görüyorsunuz” şeklinde konuştu.

‘45 günde bir maaş alıyoruz’

Üç çocuk babası, sekiz yıllık OSTİM işçisi Halil Uzun, geçen yılın kasım ayından bu yana maaşını düzenli olarak alamadığını ifade ediyor. İçerisinde bulunduğu koşulları BirGün’e anlatan Uzun, “Kasım ayına kadar üç beş gün gecikmeli de olsa maaşımızı alıyorduk. Ama Kasım ayından sonra o üç beş gün önce 15 gün sonra 45 gün oldu. Artık maaşımızı ayda bir değil bir buçuk ayda bir alıyoruz” dedi.

‘Paket bizi ilgilendirmiyor’

Hükümetin açıkladığı ekonomi paketinin kendilerini ilgilendirmediğini söyleyen Uzun, “Borçlarımız yapılandırılacakmış. Yapılandırılması normal şartlar için güzel bir şey olabilir fakat bizim kazandığımız para günlük ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetmiyor. Durumumuz böyleyken yapılandırmanın bize bir yararının olacağını söyleyemeyiz. Yapılandırılsa da ödeyemeyeceğiz, yapılandırılmasa da” ifadelerini kullandı.

‘Birçok arkadaşım kovuldu’

OSTİM dışında çalışabileceği yer sayısının sınırlı olduğunu ve bu nedenle “sabretmeye” devam ettiğini dile getiren Uzun, “Son aylarda birçok arkadaşım çalıştığı iş yerinin ‘küçülmesinden’ ya da kapanmasından dolayı işsiz kaldı. İşsiz kalan arkadaşlarımın hiçbiri henüz iş bulamadı. Bu nedenle hiçbir yere gidemiyoruz. İş verenimiz maaşımızı 45 gün değil 75 günde bir verse de çalışmak zorundayız” dedi.

‘Göz boyama paketi’

15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamunun alacaklarının uzun süre boyunca aksadığını ve o dönemde aldıkları yaranın etkisinin hâlâ sürdüğünü ifade eden OSTİM esnaflarından Kazım Çınar, ekonomi paketinin göz boyama amaçlı olduğunu, esnafı ilgilendirmediğini söyledi.

‘Yapılandırmasınlar silsinler’

24 Haziran’da yapılacak seçimlere dönük bir “göz boyama paketi” ile kapılarının çalındığını ancak senelerdir özellikle dövizdeki dalgalanmalar nedeniyle yaşadıkları zorlukların ardından bunun bir öneminin olmadığını söyleyen Çınar, “Devlete olan borçlarımızı yapılandırmasınlar. Bir şey yapmak istiyorlarsa borçları tamamen silsinler” diye konuştu.

‘Bir süre üretim yapamayacağız’

İş yerinde daha önceleri 40 işçinin çalıştığını ancak şimdi büyük bölümünü işten çıkarmak zorunda kaldığını söyleyen Çınar, “Tecrübeli çalışanlarımızla yola devam etmek genç arkadaşlarımızla ise ayrılmak zorunda kaldık. Üretim yapamıyoruz. Yaptığımız üretimin ardından paramızı tahsil edemiyoruz. Makinelerimizden birine bir şey olursa yedek parçayı döviz üzerinden aldığımızdan dolayı çok zorlanıyoruz. Üstelik o parçayı her aldığımızda en az iki katı fazlasını ödüyoruz. Zamlar belimizi büktü. Böyle giderse yanımızdaki az sayıda arkadaşla da yolumuzu ayıracağız ve bir süre üretim yapmayacağız” ifadelerini kullandı.