Tarafsız Habercilik

Mahkeme Sezen Aksu’yu haklı buldu

Sanatçı Sezen Aksu’nun “Gülümse” adlı eserinin izin alınmadan bir kek reklamında kullanıldığı iddiasıyla açtığı 150 bin liralık tazminat davasında bilirkişi izinsiz kullanım olduğu kanaatine vardı.

Hürriyet’in haberine göre; Sezen Aksu’yu haklı bulan bilirkişi, izinsiz kullanım için ünlü sanatçının 30 bin lira maddiTazminat alması gerektiğini, manevi Tazminat hakkının ise mahkeme tarafından belirlenmesi görüşünde bulundu

İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne iki yıl önce açılan davanın dilekçesinde bisküvi firmasının Sezen Aksu’yla özdeşleşen “Gülümse” isimli eserinin sözlerini kek reklamında ve tanıtım amaçlı sosyal medyada kullandığı anlatıldı. Dava dilekçesindeki iddialara göre yapılan incelemede bisküvi firmasının sosyal medya hesaplarında, “Gülümse hadi gülümse bulutlar gitsin Sezen Aksu” ibaresi yer alan bir resim ve #sezenaksu hashtagi ile paylaşımlar yapıldı. Bunun üzerine Sezen Aksuavukatı aracılığıyla davalı bisküvi firmasının eylemlerine son vermesi için noterden ihtarname gönderdi. Sezen Aksu’nun avukatı, “Müvekkilim hukuka aykırı kullanım nedeniyle maddi manevi zarar görmüştür. Davaya konu reklamın haksız rekabet ve izinsiz bir kullanım olduğunun tespitini istiyoruz. Ayrıca izinsiz kullanım nedeniyle 100 bin lira maddi ve 50 bin lira manevi olmak üzere toplam 150 bin lira tazminatın davalı şirketten tahsilini talep ediyoruz” diye konuştu.

Sezen Aksu’nun açtığı davada haklı olup olmadığının tespiti için mahkeme dava dosyasını bilirkişiye gönderdi. 1 Haziran’da mahkemeye ulaşan bilirkişi raporunda dava konusu reklamda Sezen Aksu’nun isminin izinsiz kullanılarak kişilik haklarına tecavüz edildiği anlatıldı. Raporda, bisküvi firmasının Sezen Aksu’dan izin almadığını, kek reklamı ve tanıtımlarında Sezen Aksu’nun isminin kullanılarak onun şöhret ve popülaritesinden faydalandığı görüşüne yer verildi.

’30 BİN LİRA ALABİLECEĞİ KANAATİNE VARILDI’
Raporda, “Toplum tarafından tanınan davacı Sezen Aksu’nun izinsiz olarak kitle iletişim aracı ile birçok kişiye ticari amaçlı olarak ulaştırılması davacının manevi Tazminathakkının da gerçekleştiğini gösterir. Davalının haksız eylemleri nedeniyle davacının isteyeceği manevi Tazminat miktarını mahkemenin takdirine bırakıyoruz. MaddiTazminat olarak davacının yoksun kaldığı kazancın 30 bin lira olabileceği kanaatine varılmıştır” dedi.

Davanın önceki gün görülen duruşmasına davacı Sezen Aksu’nun avukatı katıldı. Duruşmada söz alan Sezen Aksu’nun avukatı, “Bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak için süre istiyoruz” dedi. Mahkeme taraflara bilirkişi raporuna karşı cevap haklarını kullanmaları için süre vererek duruşmayı erteledi.

Stockholm’deki kamyonlu saldırıya ömür boyu hapis cezası

İsveç’te düzenlediği kamyonlu saldırı ile 5 kişiyi öldüren 14 kişiyi yaralayan Özbek asıllı Rakhmat Akilov’a ömür boyu hapis cezası verildi.

Stockholm Bölge Mahkemesi, kamyonlu terör eylemi yapmaktan suçlu bulunan 40 yaşındaki Akilov’a ömür boyu hapis cezası verdi. Mahkemeden yapılan açıklamada, Akilov’un, ölenlerin yakınlarına ve yaralananlara 14 milyon kron (yaklaşık 7 milyon 226 bina lira) tazminat ödemesine karar verildiği belirtildi.

Akilov’un, mahkemede, saldırıyı IŞİD’e sempati duyduğu için yaptığını ve en az 50 kişiyi öldürmeyi hedef aldığını itiraf ettiği belirtildi.

İsveç devlet televizyonu SVT’nin haberine göre, ülkede ömür boyu hapis cezası alan mahkumlar en fazla 18 yıl hapis yatarken, iyi halden dolayı bu ceza 12 yıla kadar inebiliyor.

İsveç vatandaşlığı bulunmayan Rahkmat Akilov, cezasını çektikten sonra sınır dışı edilecek.

İsveç’in başkenti Stockholm’ün Drottning Caddesi’nde 7 Nisan 2017’deki saldırı sonrası 5 kişi hayatını kaybetmiş ve 14 kişi yaralanmıştı.

Doğuş Holding, AVM’sini de satıyor

Doğuş Holding, Gebze’deki AVM’sini satmak için görüşmelere başladı.

Business HT’nin aktardığına göre Doğuş Holding’in gayrimenkul şirketi Doğuş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, Antalya’da plazasını zararına sattıktan sonra Gebze Center AVM için de masaya oturdu.

Şirket, Gebze Center AVM, otel ve otomotiv showroomun bulunduğu ticari alanın tamamının satışı için Seyir Gayrimenkul Yatırım ile görüşmelere başladı.

AVM’nin toplam ekspertiz değerinin 661.3 milyon lira olduğu öğrenildi. 60.865 metrekarelik alanda AVM’nin yanı sıra Hyatt House Gebze ve Doğuş Oto Gebze otomotiv showroom bulunuyor.

Teyzesini boğazını keserek öldüren adam, suçu Suriyeli kiracılarına atmaya çalışmış

Maraş’ta, dün boğazı kesilerek öldürülen Hanife Akdişli’nin (78) cinayet şüphelisinin yeğeni, işsiz Bünyamin Mahsereci (44) olduğu belirlendi. Gözaltına alınan Mahsereci’nin, cinayetten sonra evine gidip duş aldıktan sonra döndüğü olay yerinde polisleri, teyzesini Suriyeli kiracıları tarafından öldürülmüş olabileceği yönünde yönlendirmeye çalıştığı ortaya çıktı.

Olay, dün akşam saatlerinde merkez Dulkadiroğlu ilçesinin Şeyh Adil Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Ömer Akdişli, iftardan hemen sonra yalnız yaşayan annesi Hanife Akdişli’yi telefonla aradı ancak cevap alamayınca eve gitti. Ömer Akdişli, içeri girdiğinde annesini kanlar içerisinde yatarken buldu. Boğazı kesilerek öldürüldüğü belirlenen yaşlı kadının katil zanlısını yakalamak için çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kapıda ve pencerelerde herhangi bir zorlama olmadığını belirledi.

‘CİNAYETİ SURİYELİLER YAPMIŞTIR’

Cinayeti Akdişli’nin bir tanıdığının işlemiş olabileceğini değerlendiren ekipler, olay yerinde Hanife Akdişli’nin öz yeğeni Bünyamin Mahsereci’nin hareketlerinden şüphelendi. Mahsereci, bir ara polislerin yanına gelip, “Teyzemin alt komşusu Suriyeli kiracıları ile arası kötüydü, cinayeti onlar yapmıştır” dedi. Aşırı tepkiler verip polisi yönlendirmeye çalışan Mahsereci, gözaltına alınarak Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

‘DUŞ ALDIKTAN SONRA OLAY YERİNE GELDİM’

Sorgusunda suçlamaları kabul etmeyen Bünyamin Mahsereci’nin evinde arama yapan polis, kanlı elbiseler ile evin bahçesinde olayda kullanılan bıçağı ele geçirdi. Bunun üzerine Mahsereci suçunu itiraf ederek ifadesinde şunları söyledi:

“Teyzem bana olaydan bir gün önce 100 lira para vermişti. Olay günü de uğradım. Evde aramızda tartışma çıktı. Teyzemi önce darp ettim, sonra bıçaklayarak öldürüp, olay yerinden kaçtım. Kendi evime gidip duş alıp bir süre bekledikten sonra olay yerine tekrar gittim. Orda bulunan kalabalığı yanlış yere yönlendirmek için ‘Suriyeliler yapmıştır, teyzemin Suriyeli kiracıları ile arası iyi değildi, bana sürekli onlarla kavga ediyorum diyordu’ diye yön verdim. Yalan söyleyerek olayı yönlendirmek istedim.”

Bünyamin Mahsereci, sorgusunun ardından hastanede sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi. Yaşlı kadının cenazesi ise otopsinin ardından yakınlarınca Şeyh Adil Mezarlığı’nda kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

(DHA)

TL’deki kriz dünya basınında

Türk lirasının dün son yılların en çalkantılı günlerinden birini geçirmesinin ardından uluslararası basında da piyasanın bundan sonrasına dair beklentilerine yönelik yorum ve analizler yer alıyor. Bu yorum ve analizlerde, Türk lirasındaki değer kaybında Erdoğan’ın faiz karşıtı söylemleri ve Merkez Bankası ile ilgili açıklamalarının kurumun bağımsızlığıyla ilgili yarattığı kaygıların önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre; ABD’nin en çok satan gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), liradaki düşüşü ilgili bir başyazı kaleme aldı. Ayrıca, bundan sonrasının da Erdoğan’ın atacağı adımlara bağlı olduğu konusunda basın organlarının önemli bir kısmının hemfikir olduğu görülüyor. Yazıda, Erdoğan’ın Merkez Bankası’na “Suriye lideri Beşar Esad muamelesi” yaptığını yazdı ve bu ay içinde yaptığı bir konuşmada faizin “her türlü ekonomik kötülüğün anası ve babası” olarak nitelendirdiği hatırlatıldı.

‘İTİBAR KAYBININ BEDELİ 300 BAZ PUANLIK ARTIŞ”

WSJ, “Yatırımcılar bu sözleri, enflasyonun yüzde 11’e yaklaşmış olmasına karşında Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerinde siyasi kontrol kurduğunun bir göstergesi olarak yorumladı” dedi ve şunları ekledi:

“Sermayenin ülkeden çıkmasıyla birlikte, Merkez Bankası liradaki panik satışlarını önlemeye çalışırken, Erdoğan da ister istemez faizlerin yükseldiğini görüyor.

“Çarşamba günü Merkez Bankası faizi yüzde 13,5’ten yüzde 16,5’e yükseltti. Bunu, Erdoğan’ın giderek otoriterleşen yönetimi altında Türkiye’deki kurumların itibar kaybının bedeli olarak görmek gerek.

“Diktatörler, her siyasi kararda yaptıkları gibi, mali politika ve para politikasını da dikte etmeyi sevdiklerinden dolayı çok ender durumlarda iyi birer ekonomi yöneticisi olurlar.”

‘ERDOĞAN’IN PLANI TERS TEPTİ

Şu anda yatırımcıların Erdoğan’ın “politika kaprisleriyle” ilgili risk almak istemediklerini vurgulayan WSJ, Erdoğan’ın seçimler öncesinde faizleri düşük tutmak istediğini söyledi.

WSJ, “Ancak, bu plan ters tepti ve şimdi de kurdaki yükselişten yabancılar ile Batılı politikacıları sorumlu tutmaya çalışacak. Türkler, yaşananların hesabını Erdoğan’dan sorarlarsa akıllılık etmiş olurlar” dedi.

ABD’de faiz artırım beklentilerinin doları güçlendirmesi ve Türkiye’de de Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik kaygılar liranın son günlerde ciddi değer kaybına uğramasına neden oldu. Dolar/TL kuru, dün 4.92’nin üzerine çıkarak tüm zamanların en yüksek düzeyini gördü.

Lira, yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 20 değer kaybederek, dolar karşısında en fazla gerileyen gelişmekte olan ülke para birimleri arasında yer aldı.

FAİZLER YÜZDE 20’YE ÇIKABİLİR

Bloomberg haber ajansı da Merkez Bankası’nın 300 baz puanlık faiz artırımını “açık yaranın üstünü yara bandıyla kapatmaya” benzetti ve piyasada artışların devam etmesi beklentisinin olduğunu ifade etti.

Bloomberg’e konuşan Tacirler Yatırım Başekonomisti Özlem Bayraktar Gökşen, 300 baz puanın “asgari bir artırım” olarak nitelendirdi ve “Liradaki zayıflamaya bağlı olarak tüketici enflasyonunun artmasıyla birlikte yeni faiz artırımları içinde beklentiler sürecek” dedi.

Commerzbank analisti Tatha Ghose de kurda istikrarın sağlanabilmesi için faizlerin yüzde 20 seviyesine kadar yükseltilmesinin gerekebileceğini ifade etti.

ABD’nin bir diğer önde gelen gazetesi New York Times gazetesi de liradaki değer kaybının Erdoğan’ın tekrar seçilme şansını tehlikeye attığını öne sürdü.

Gazetede Carlotta Gall imzasıyla yayınlanan yazıda, kurdaki yükselişin seçim kampanyasını başlatmaya hazırlanan Erdoğan için “olabilecek en kötü zamanda” geldiği belirtildi.

Yazıda, “Finans analistleri ve siyasi muhalifler, liradaki son dönemde görülen düşüşün Erdoğan’dan ve finans yöneticileri ile Merkez Bankası’nı geri plana itmesinden kaynaklandığını düşünüyor” denildi.

‘ERDOĞAN’IN SÖZLERİ LİRADAKİ SATIŞI HIZLANDIRDI

Kurdaki yükselişin seçimlere olası etkilerini inceleyen bir diğer basın organı da Reuters haber ajansı oldu.

“Liradaki yükseliş, seçimleri gölgede bırakıyor” başlıklı haberde, Erdoğan’ın 24 Haziran’dan sonra para politikası alanında daha aktif rol oynayacağı yönündeki sözlerinin ardından satışların hızlandığına dikkat çekildi.

Haberde, enflasyondaki yükselişin özellikle orta sınıf üzerinde baskı oluşturduğu belirtilirken, ekonomik sıkıntılara rağmen seçimlerden Erdoğan’ın galip çıkma olasılığının yüksek olduğu vurgulandı.

FT’den ‘lira’ analizi: Türk bir yetkili, ‘Danışmanları, bir grup gerizekalı ve dalkavuktan oluşuyor’ dedi

Finans piyasalarının yakından takip ettiği Financial Times (FT) gazetesi, dolar kurunun lira karşısında rekor kırmasını “Liradaki düşüş Türkiye’yi faiz artırımına zorladı” başlığıyla sürmanşetinden verdi ve konuyla ilgili hem bir haber/analiz hem de başyazı yayınladı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre FT, “Akıllı bir otokrat, neyi kontrol edemeyeceğini bilir” başlıklı başyazısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın piyasaların faiz artırım talebine karşılık vererek doğrusunu yaptığını belirtti ve şu ifadelere yer verdi:

“Erdoğan, küresel finansın seyrinin ne derse ona göre hareket etmeyeceğini öğreniyor. Akıllı bir yönetici, politikalarını da değiştirmeyi bilmelidir.

“Faizlerin yükseltilmesi doğru bir karardı. Başka benzer adımlar atmak durumunda da kalabilir.”

ABD’de faiz artırım beklentilerinin doları güçlendirmesi ve Türkiye’de de Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik kaygılar liranın son günlerde ciddi değer kaybına uğramasına neden oldu. Dolar/TL kuru, dün 4.92’nin üzerine çıkarak tüm zamanların en yüksek düzeyini gördü.

Lira, yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 20 değer kaybederek, dolar karşısında en fazla gerileyen gelişmekte olan ülke para birimleri arasında yer aldı.

FT, başyazısında, liradaki düşüşün önlenememesi halinde 2001 yılındaki kriz öncesi görülen “eski kötü günlerin” yeniden yaşanabileceği uyarısında bulundu:

“Söylemeye dahi gerek yok, Erdoğan’ın otokratik yönetimi altında Merkez Bankası’nın bağımsızlığı düşüncesi de çok uzun bir zamandır geçerliliğini kaybediyor. Hassas konularda karar verme gücü yalnızca kendisinde.

“Uzun bir zamandır, para birimindeki değer kaybına verilecek en bariz yanıt olan sert bir faiz artırımı seçeneğini hayata geçirmekten kaçınıyordu.

“Bu direnç, kısmen ideolojik nedenlerden kaynaklanıyor. Erdoğan, faizi ‘tüm kötülüklerin anası ve babası’ olarak tanımlıyor.

“Ancak bu direncin siyasi nedenleri de var. Gücünü pekiştirme planlarının başarıya ulaşması, Kasım 2019’da olması gerekirken 24 Haziran 2018 tarihine çektiği cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin her ikisini birden kazanabilmesine bağlı.

“Bu siyasi kumar, liradaki düşüşün hızlanmasıyla birlikte giderek riskli bir hal alıyor.”

“Esas soru artırımın yeterli olup olmayacağı”

FT yazıda, Türkiye’deki yüksek enflasyon, cari açığın finansmanı için yabancı sermaye girişine duyulan ihtiyaç ve kurdaki yükselişin döviz borcu olan şirketler üzerine yarattığı baskılar gibi ekonomiye yönelik bir dizi ciddi riskin sürdüğüne dikkat çekti:

“Tüm bu risklerin ışığında harekete geçilmesi şarttı. Esas soru Merkez Bankası’nın ‘geç likidite penceresinde’ yaptığı 300 baz puanlık faiz artımının yeterli olup olmayacağı.

“Bunun alternatifleri döviz rezervlerini kullanmak ve sermaye kontrollerine başvurmak olur. Sermaye kontrollerine başvurmak ülkeye fon girişini azaltır.

“Türkiye’nin döviz rezervleri Nisan ayı sonu itibariyle 85 milyar dolar olduğundan dolayı ilk seçeneğe başvurmak mümkün görünüyor. Ancak Ağustos 2016’dan bu yana rezervler 17 milyar dolar azaldı. Rezerv kullanımının da bir sınırı var.

“Para biriminin zayıflığı, Erdoğan’ın Türkiye’nin finans piyasalarının güvenini kaybetmesine neden olan alışılmadık görüşleri ve dengesiz politikalarına yönelik yüksek sesli bir uyarı oldu.

“Finans piyasaları, hapse attığı bahtsız gazeteciler gibi değildir. Beğensin ya da beğenmesin, piyasaların olumlu düşünmesine ihtiyacı var. Bunu geri kazanabilmesinin yolu da gerçekçi ve aklı başında politika yapmaktan geçiyor.”

Bir Türk yetkili: Erdoğan’ın danışmanları bir grup gerizekalı ve dalkavuk

FT, başyazısının yanı sıra liradaki değer kaybıyla ilgili “Döviz krizi, Erdoğan’ın kuşatma altında olduğu düşüncesini derinleştiriyor” başlıklı bir de haber/analize sayfalarında yer verdi.

Gazetenin Ankara muhabiri Laura Pitel imzasıyla yayınlanan yazıda, Erdoğan’ın ekonomi kurmayları arasında “az sayıda kalan piyasa dostu” isimlerin liradaki düşüş karşısında dikkat çekici derecede sessiz kaldıkları belirtildi.

Haberde, Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın liradaki düşüşün “yurt dışı kaynaklı bir operasyon” olduğuna dair sözlerine yer verildi ve şöyle devam edildi:

“Albayrak’ın son yıllarda cumhurbaşkanının en yakın kurmaylarından birine dönüşmesi, cumhurbaşkanlığı sarayındaki kuşatılma hissinin giderek arttığının da bir sembolü oldu.

“Analistler ve yetkililer, Türk siyasetine ağırlığını koyduğu 15 yıllık süre boyunca karşı karşıya geldiği hem gerçek hem de hayali tehditlerin, Erdoğan’ı kendisine yalnızca duymak istediklerini söyleyen kapalı bir grup insanın içine çekilmek zorunda bıraktığını söylüyor.

“Türk bir yetkili, ‘Danışmanları, bir grup gerizekalı ve dalkavuktan oluşuyor’ dedi ve ‘Artık aklıbaşında tavsiyeleri dinlemez oldu’ diye ekledi.”

Haberde, “hükümetin en kıdemli ekonomi yetkilisi” olarak tanımlanan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in liradaki sert düşüşün ardından yalnızca sağduyulu politikaların galip geleceğini “umduğunu ve buna inandığını” söylediği İngilizce bir Twitter mesajı attığı ve bundan sonra da Merkez Bankası devreye girene kadar “hayvan videosu ve Galatasaray’ı tebrik eden bir mesaj haricinde lira hakkında tek kelime dahi etmediği” ifade edildi.

Haberde, Şimşek’in sesinin “cumhurbaşkanının ekonomi ekibinin içindeki daha eksantrik kişiler” tarafından bastırıldığı belirtildi. Bu isimlerden birinin Yiğit Bulut olduğu vurgulandı.

Yazıda şu ifadelere yer verildi:

“Piyasalar, erken seçim ilan edilmesinin ardından 24 Haziran’daki seçimlerin siyasi belirsizliği bitireceği ve çok ihtiyaç duyulan reformların hayata geçirilmesini sağlayacağı beklentisiyle yükselişe geçti.

“Ancak, Erdoğan, bu ay içerisinde Londra’ya yaptığı bir ziyaret sırasında faiz oranlarının yükseltilmesinin zararları hakkında yatırımcılara nutuk çekti ve ekonomi politikalarını daha fazla kontrol edeceğini söyledi.

“Londra merkezli bir danışmanlık şirketinden bir analist, ‘Bu, gerçek bir dönüm noktası oldu… Yatırımcılar uzun yıllardır bu hükümetin iş dünyası yanlısı olduğuna inanıyordu. Ama şimdi bana, (Erdoğan’ın) bu söylediklerine gerçekten inanıp inanmadığını sormaya başladılar’ dedi.

“Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, cumhurbaşkanının seçimlerde oylarını artırmak için ulusal bir kriz varmış duygusu yaratmak adına bilinçli bir şekilde liradaki değer kaybına izin verdiğini öne sürdü.

“Nedeni ne olursa olsun, ekonomistler cumhurbaşkanının ülkeyi resesyonun eşiğine sürüklediğini düşünüyorlar.”

Sıcaklar ve kuraklık buğdayda verimi etkiledi; çiftçi TMO’nun fiyatından memnun değil

Manisa’da buğday hasat sezonu başlarken bu yıl nisan yağmurlarının beklenen düzeyde olmaması ve hava sıcaklıklarındaki artış verimi yüzde 50 düşürdü. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) buğday alım fiyatını da ton başına 1050 lira açıklaması çiftçiyi memnun etmedi.

Manisa’da buğday hasadı başladı, ancak verimin istenilen düzeyde olmadığı görüldü. Verimdeki düşüş nedeniyle üzgün olan çiftçi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin ton başına 1050 liralık alım fiyatını da beğenmedi. Kurak geçen yılın ardından istediği fiyatı da bulamayan çiftçi, maliyetleri karşılamanın derdine düştü. Manisa Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ, biçerdöverlerle buğday hasadının yapılmaya başlandığını belirterek, “Üreticimiz yüzde 40, yüzde 50 verim kaybı yaşadığını söylüyor. Nisan ayındaki sıcaklar nedeniyle buğdaylar cansız kaldı. Hava şartlarından dolayı çiftçimiz mağdur durumda” dedi. Rekoltenin iyi olmaması nedeniyle çiftçiye ton başına özel sektörde 910 lira gibi bir fiyat verildiğini dile getiren Altındağ, “Kalite kaybından dolayı üretici buğdayı Toprak Mahsulleri Ofisi’ne götürse bile fiyat kıracaklar. Üretici her iki taraftan mağduriyet yaşayacak. TMO’da fiyatlar kaliteye göre belirleniyor. Çiftçi gerçekten zor durumda” diye konuştu.

ÇİFTÇİ FİYATTAN MEMNUN DEĞİL

2017 yılında buğdayın ton fiyatının 940 lira olduğunu ifade eden Altındağ, “Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alım fiyatı çiftçiler tarafından olumlu karşılanmadı. Geçen sene maliyetlerin çok yüksek olmasından dolayı bu fiyat bizi kurtarmıyor. Bakanlıktan ve yetkililerden bu açığımızı kapatmak için yüksek prim desteği istiyoruz. Çiftçi gerçekten zor bir yıl geçirdi. Nisan yağmurlarının olmaması nedeniyle ürün gelişemedi, başakların içi boş kaldı. Rekolte kaybı var. Mazot ve gübre fiyatlarında da yüzde 50’nin üzerinde zam olması bizim belimizi büktü. Buğdayın ton fiyatı 1050 liraya yükseldi, ancak maliyetler nedeniyle bu artış çiftçinin açığını kapatmıyor. Çiftçi açıklanan fiyattan memnun değil. En az ton fiyatı bin 200 lira civarında olmalıydı” diye konuştu. Altındağ, Manisa’da buğday ekiminin azaldığını da söyledi.

SAMAN FİYATLARINI DA ETKİLER

Buğdayda verim kaybı olduğunu dile getiren Altındağ, “Buğdaylarda boy yok. Onun için saman da çıkmayacak. Yağışların dengesizliğinden verim kaybı çok yüksek oldu. Başak boyları çok kısa. Nisan yağmurlarının zamanında yağmamasından dolayı başaklar büyüyemedi. Saman fiyatları da etkilenir ve saman sıkıntısı da yaşanabilir” dedi.

SICAKLIK ARTINCA VERİM KAYBI YAŞANDI

Buğday hasadı yapan çiftçi Mümin Hürsan da, geçen yıla göre yüzde 50’ye yakın kayıp yaşadığını ifade etti. Hürsan, “130 dönümlük tarlada buğday yetiştiriyoruz. Dönümde 350 kilo gibi bir beklenti var. Geçmiş yıllarda bu rakam dönüm başına 600-650 kiloya çıkıyordu. Yarı yarıya bir kayıp var. Sıcaklar artınca verim kaybı yaşandı. Ani sıcaklık artışı buğdayları yaktı” diye konuştu.

Şimşek: OHAL, yatırım gelişini etkiliyor

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) doların 5 liraya yaklaşmasının ardından aldığı faiz kararının geç bir adım olduğunu belirtti. Şimşek, bu kararın ‘güçlü’ olduğunu da söyledi. Şimşek, ‘Türkiye’nin piyasalarla inatlaşmayacağını’ da söyledi.

NTV’de soruları yanıtlayan Şimşek, ABD’de Halkbank’a yüksek miktarda bir ceza kesildiği iddiasının tamamen yalan olduğunu söylerken “Yalan atılır ama bu kadar da olmaz” dedi.

Şimşek’in ifadelerinden satırbaşları şöyle:

Merkez Bankası geç de olsa güçlü bir adım attı ve etkili oldu. Bazen hemen akabinde piyasaların normalleşmesi bekleniyor ama öyle olmuyor. Patikaya oturması zaman alıyor. Etkisi sınırlayan dün birkaç etken oldu. Bunlardan biri Halkbank’a ilişkin asılsız iddialar. Halkbank bunu yalanladı. Halkbank’a ilişkin bir karar yok. Bunlar uydurma. Halkbank’a 49 milyar dolar ceza verileceği uydurma bir haberdi. Yalan atılır ama bu kadar da olmaz. Merkez Bankası’nın spekülatif saldırılara karşı eli kolu bağlı değildir. Merkez Bankası ne gerekiyorsa yapacaktır.

‘PARA POLİTİKASININ TEPKİSİ ZAMAN ALDI’

Sanki gelişmekte olan ülkelerde sorun yok da Türkiye’de sorun var gibi gösterildiğini de görüyoruz. ABD’de uzun vadeli faizler hızla artarak yüzde 3’ü aştı. Yüzde 3 kritik bir eşiktir. Bunun etkisi oluyor. ABD doları tüm para birimlerine karşı değer kazanıyor. Bu trendler Türkiye’ye özgü değildir. Türkiye’yi olumsuz anlamda ayrışmasına sebep olan gelişmeler var. Seçim arifesindeyiz. Maliye politikasına ilişkin endişeler var. Mali disiplin konusundaki tereddütler yersizdir. Para politikasının tepkisi zaman aldı. Bunlar da güven kaybında etkili oldu. Merkez Bankası güçlü bir tepkiyle aslında bağımsız olduğunu gerektiğinde gerekeni yapacağını ortaya koymuştur.

‘OHAL YATIRIM GELİŞİNİ ETKİLİYOR’

‘OHAL olmasaydı, lira bu kadar değer kaybetmezdi’ diyorlar. OHAL, yatırım gelişini etkiliyor doğru ama OHAL niye geldi? Bir mecburiyetten dolayı geldi. Türkiye çok karmaşık bir darbe girişimine sahne oldu ve terör örgütü hendek siyaseti ile işi çok yeni bir boyuta taşıdı. O dönemde DEAŞ’ın bölücü terör örgütünün saldırıları var. Parti olarak biz OHAL istemeyiz. Türkiye OHAL’le terörün nefesini kısmıştır. Bu söylemlerde işi bağlamında tutmak lazım. 2002’den sonra hemen OHAL’e son veren iktidarız. Türkiye terörle mücadelede eli rahatladığı an bir gün dahi OHAL devam etmeyecek.

‘VERGİLERİ ARTIRMADAN VERGİ TABANINI GENİŞLETECEK REFORM MECLİS’TE’

Türkiye bir seçime gidiyor. Biz gereken tepkiyi verdik. Ne gerekiyorsa vereceğiz. İlave endişelerin giderilmesi lazım. Kamu maliyesine ilişkin. Türkiye seçim sonrasında bu atılan adımları telafi edecek düzenleme kabiliyetine sahip. Vergileri artırmadan vergi tabanını genişletecek reform Meclis’te. Kamunun borç sorunu yok.

‘FİRMALARIMIZA DESTEK VERECEĞİZ, KAYITSIZ DEĞİLİZ’

Gerektiğinde firmalarımıza yapılandırma konusunda güçlü destek vereceğiz, kayıtsız değiliz. Firmalarımız döviz ile borçlanacak ama geri ödeme kapasitesi olan borçlanacak, KOBİ’lere ilişkin kısım devreye girdi. Aynı şeyi büyük firmalara da yapacağız. Bu reform ortalık yatışınca başlı başına Türkiye’nin notunu iyileştirmeye ve kırılganlığı azaltmaya yeterlidir.

‘ENDİŞELERİ GİDERMEK İÇİN YATIRIMCILARLA DİYALOĞA GİRECEĞİZ’

Bankacılık sektörü sağlam olmaya devam ediyor. Karlılık devam ediyor. Bankacılık sektörü aşırı borçlu mu, o da değil. Türkiye 15 yıl öncesine göre istihdamda üretimde sanayide ihracatta her alanda daha ileri. Liranın efektif olarak geride kalması gerçeklikten kopuşu ifade ediyor. Adımı attıktan sonra iletişim daha kolay. Merkez bankamız çok güçlü bir tepki vermiştir, gerekirse ilave tepki verecektir. Endişeleri gidermek için de yatırımcılarla diyaloğa gireceğiz. 1-2 hafta içinde bunun da güçlü yansımasını göreceğiz.

‘BÖYLE SÖYLEMLER TÜRKİYE’YE BÜYÜK ZARAR VERİYOR’

Yapısal reformlar konusunda da çok önemli mesafeler kat ettik. Önümüzdeki dönemde enflasyonu aşağı çekme konusunda maliye politikası uygulamaya girecek. Enflasyon ve cari açığı düşürme konusunda güçlü adımlar atılacak. Dün Cumhurbaşkanımız beyanname açıkladı. Kur rejimi değişmeyecek. Bunlar ekonomiye zarar veren, endişeleri artıran söylemlerdir. Kur rejiminde hiçbir zaman değişiklik ne konuşulmuş, ne tartışılmıştır. Ne de olacaktır. Dalgalı kur rejimi bu şokları absorbe etmemizde yararlı. Ne Merkez Bankası bağımsızlığından ne piyasa ekonomisinden geri adım atılması söz konusu değil. Bunlar içeride de dışarıda da etkili oluyor. Böyle dışa açık ekonomide bu türden söylemler siyaseten kendilerine alan kazandırıyormuş gibi görünebilir ama Türkiye’ye büyük zarar veriyor.

‘MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞI SON DERECE ÖNEMLİ’

  • Merkez Bankası’nın ne zaman ne yapması gerektiği konusunda fikir beyan etmedim. Merkez’in bağımsızlığı son derece önemlidir, hükümet olarak buna önem veriyoruz. Para politikası önemli bir alandır.
  • Piyasaların, yatırımcıların endişelerini anlıyoruz. Gerekli adımları attık, atmaya devam edeceğiz. İletişim kurmaya devam edeceğiz.
  • Vatandaşın 1000 milyar dolar mevduatı var, olumsuzluk yok.

ÇETİNKAYA İLE TEKRAR LONDRA

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya ile yatırımcılarla Londra’da yapacağı görüşmeye ilişkin soruyu yanıtlayan Şimşek, yatırımcılara “Para politikasında normalleşme sadeleşme süreci devam edecek. Mali disiplin devam edecek. Gündemde yeni vergi artışı ya da vergi yok” mesajlarının verileceğini bildirdi.

‘ABD’NİN BİZE KARŞI POLİTİKALARI YANLIŞ, ÖNÜNDE SONUNDA GÖRECEKLER’

Şimşek, şöyle devam etti:

ABD’nin bize karşı politikasının yanlış olduğunu, ABD’nin önünde sonunda göreğine inanıyorum. AB ile ilişkiler en önemli gündemimiz olmaya devam edecek. Para politikasında sadeleşme dahil gerekirse ilave adımlar gelir. Türkiye ‘nin dinamiklerini doğru politika adımları ile desteklendiğinde hikayesinin güçlü olduğunu anlatmaya gideceğiz.

‘SEÇİM SONRASI SPEKÜLATİF ATAKLAR AZALACAK’

Kurul reel sektör bilançolarıında bir yıl vadeye kadar etkisi sınırlı. Orta vadede etkisi önemli. Bu trendi bizim geri çevirmemiz atacağımız adımlarla tahribat sınırlanır. Hanehalkına bakınca, vatandaşın döviz borcu yok. Dövizle borçlanma yasağı getirdik. Hanehalkının döviz mevduatı var mı, 100 milyar dolardan fazla mevduat var. Altın bir tasarruf aracı bundan olumsuz etkilenmiyorlar. Burada etkilenen reel sektördür. Biz buna kayıtsız değiliz, reel sektörümüzün yanındayız. Gerekirse ilave çalışmalarımız da olur. Kamu yükümlülükleri konusunda elimizden gelen desteği vereceğiz. Reel sektörün de döviz geliri olmayanların dövizle borçlanmaması esasını oturtaracağız. Döviz geliriniz varsa dövizle borçlanın dedik. Biz bunu KOBİ’ler için mayıs başından itibaren kurala dönüştürdük. Yılın ikinci yarısında büyük şirketler için uygulamaya koyacağız. Döviz talebimin hemen hemen büyük kısmı dün yerli firmalar ve dedikodulardan dolayı vatandaşlardan geliyor. Firmalara sesleniyorum, endişe etmelerine gerek yok, yardımcı olacağız. Seçim sonrasında spekülatif atakların azalacağına inanıyorum.

REFORM İSTEYEN TÜSİAD’A: ORTALIK TOZ DUMAN

TÜSİAD’la ilişkilerimiz iyi… Ama ortalık toz duman… Bu ülkede çok ciddi reformlar yapıldı. Ar-Ge reformunu yaptık. Çalışma hayatında esnekliği arttıracak reformunu yaptık. Bir çok reform yaptık… En önemlisi Dünya Bankası’yla çok kapsamlı bir reform yaptık tabii ki bunlar yetmez reform süreklilik gerektirir. Türkiye’nin en zor dönemi olan 2016 da çok önemli reformlar yapılmıştır. Türkiye yapısal sorunları var ama kalkındı ve gelişti. Piyasadaki bu oynaklığa bakıp bu türde reform yapılmadı algısı çok yanlış.

Dolar güne nasıl başladı?

İstanbul serbest piyasada dolar 4,7860 liradan, avro 5,6020 liradan güne başladı.

Kapalıçarşı’da 4,7840 liradan alınan dolar, 4,7860 liradan satılıyor. 5,6000 liradan alınan avronun satış fiyatı ise 5,6020 lira olarak belirlendi.

Dünkü kapanışta doların satış fiyatı 4,7580 lira, avronun satış fiyatı ise 5,5870 lira olmuştu.

Merkez Bankası’ndan bir hamle daha

Merkez Bankası ihracat reeskont kredi ödemelerinde kuru sabitledi. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, 31 Temmuz’a kadar vadesi dolacak olan reeskont kredilerinde kurun 4.2 lira olarak sabitlendiği belirtildi

TCMB’den yapılan açıklama şöyle:

“25 Mayıs 2018 tarihinden önce kullanılan ve 31 Temmuz 2018 (dahil) tarihine kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin, kredinin vadesinde ödenmesi halinde, ABD doları için 4,2000, Euro için 4,9000, İngiliz Sterlini için 5,6000 kuru kullanılarak Türk lirası olarak yapılabilmesine olanak tanınması ve kredi kullandırım tarihindeki işlem kurunun sabitleme kurundan yüksek olması durumunda kredi geri ödemesinde kredi kullandırım tarihindeki işlem kurunun esas alınmasına karar verilmiştir. “

Merkez Bankası’nın hamlesinin ardından doların ilk tepkisi

Merkez Bankası açıklamasının ardından dolar kuru 4.78 seviyelerinden 4.7066’ya kadar geriledi. Dolar saat 09.55 itibariyle ise 4.72 TL seviyesinden el değiştirdi.

merkez-bankasi-ndan-bir-hamle-daha-467685-1.

“GEÇ DE OLSA GÜÇLÜ ADIM ATILDI”

NTV canlı yayınında TCMB’nin hamlesiyle ilgili soruları yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in konuşmasında öne çıkan satır başları şöyle:

  • *TCMB geç de olsa çok güçlü bir adım attı ve bu adım etkili oldu
  • *TCMB’nin adımı etkili, bu etkiyi kısmen sınırlayan dün birkaç etken oldu
  • *Bunlardan biri Halkbank’a ilişkin asılsız iddialar, Halkbank bunu yalanladı
  • *Halkbank’a 49 milyar dolar ceza verileceği uydurma bir haberdi, banka ile ilgili bir karar yok
  • *ABD yaptırımlar listesine türk şirketlerini ve vatandaşlarını koydu, bunun da etkisi oldu
  • *Merkez Bankası’nın spekülatif saldırılara karşı eli kolu bağlı değil, hükümetimizin tam desteğine sahiptir
  • *TCMB para politikasında güçlü tepki verdi, vermeye devam edecek
  • *ABD yaptırımlar listesine Türk şirketlerini ve vatandaşlarını koydu, bunun da etkisi oldu
  • *TCMB ne gerekiyorsa yapacaktır
  • *ABD’de uzun vadeli faizler hızla artarak yüzde 3’ü aştı, yüzde 3 kritik bir eşiktir, bunun etkisi oluyor
  • *Petrol fiyatları arttı, bu artıştan olumlu etkilenen gelişmekte olan ülkeler var, olumsuz etkilenen ülkeler var; bu da Türkiye’nin kontrol ettiği bir husus değil
  • *Amerikan dolar endeksinde göreceli bir yükseliş var
  • *Bu üç konu Türkiye’ye özgü değil ama Türkiye’nin olumsuz ayrışmasına neden olan bazı gelişmeler var
  • *Seçim arefesindeyiz, maliye politikasına ilişkin bazı endişeler var; Türkiye daha önce maliye politikasında güçlü duruşunu devam ettirdi, bu konuda tereddütler yersiz
  • *Birtakım adımlar atıldı, atılacağı söylendi, bunu giderecek oyun planları vardır
  • *Merkez bankası çok güçlü tepkiyle, gerektiğinde devamı gelecek, bağımsız olduğunu ve gereğini yapacağını net şekilde ortaya koydu

OHAL YATIRIMLARI KISMEN ETKİLEMİŞ OLABİLİR

  • *Piyasada OHAL olmasaydı TL bu kadar değer kaybetmezdi deniyor, OHAL kısmen yatırım girişini etkiliyor ama OHAL bir mecburiyetten dolayı geldi
  • *Türkiye OHAL ile terörün nefesini kıstı, turizm sektörü toparlandı; bu söylemlerde işi bağlamında tutmak lazım
  • *Cumhurbaşkanı da ifade etti, Türkiye’nin eli terörle mücadelede rahatladığı zaman OHAL bir gün dahi devam etmeyecek

‘OYNAKLIK SADECE TÜRKİYE’YE ÖZGÜ DEĞİL’

  • *Bu oynaklık para birimindeki değer kaybı sadece Türkiye’ye özgü değil
  • *İddia edildiği gibi bünyemiz zayıf değil, Türkiye geçmişte dayanıklılığını ortaya koydu-
  • *Türkiye bir aydan az sürede seçimi aradan çıkaracak ve Türkiye pozitif şekilde ayrışacak