Tarafsız Habercilik

Kılıçdaroğlu “Aile Sigortası”nı Maltepe’de başlatıyor

Maltepe Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yoksullukla mücadele amacıyla iktidar projesi olarak geliştirdiği “Aile Sigortası”nı hayata geçiriyor.“Halkkart” adı verilen kartlar, Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından erjhak sahibi kadınlara teslim edilecek. Proje kapsamında tespit edilen ailelere, her ay ortalama 600 TL maddi destek sunulması planlanırken kartlar, hanedeki kadınların adına çıkartılacak. Alışveriş için kullanılabilecek kart, sadece Maltepe sınırları içerisinde geçerli olacak ve Maltepe esnafına da destek sağlanacak.

“HERKESİN AŞI KAYNASIN”

Herkesin evinde aşı kaynasın diye bu projeyi hayata geçirdiklerini belirten Maltepe Belediye Başkan Kılıç, “Aile Sigortası uygulamasını, hayata geçiren ilk belediye olmaktan gurur duyuyorum. Komşusu açken tok yatan bizden değildir anlayışıyla, 3 yıldır kapı kapı dolaşarak tespit ettiğimiz hanelerimize bu desteği sunmaya karar verdik. Ben de köyde büyüdüm. Yokluk ne demektir iyi bilirim. Kimseye ayrıcalık yapmadan, tamamen bilimsel yöntemlerle sonuca ulaştık. Herkesin evinde aşı kaynasın diye, aylık 600 TL destek sunacağız. Bu destek kartlarımızı evin kadınına teslim ediyoruz. Hem kadınlar ekonomik olarak güçlenecek, hem de Maltepe’miz kalkınacak” diye konuştu.

53 BİN HANENİN KAPISI ÇALINDI

Tamamen bilimsel yöntemlerle ve puanlama sistemine dayalı titiz bir araştırmayla sonuçlandırılan “Aile Sigortası” projesi için, Maltepe Belediyesi bünyesinde 18 kişilik bir ekip kuruldu. İlçe sınırları içerisinde 53 bin hanenin kapısını tek tek çalan ekipler, puanlama sistemi ile ihtiyaç sahibi 3 bin 6 haneyi tespit etti. 11 bin 419 vatandaşla yüz yüze anket yapıldı. Geliri 1500 TL’nin altındaki haneler için ise ikinci etap çalışmaları başlatıldı. İkinci etapta, Sosyal İnceleme Formu oluşturularak, yardım yapılacak hanelerin bilgileri resmi kayıtlarla karşılaştırıldı ve bilgilerin doğruluğu teyit edildikten sonra listeler oluşturuldu.

Domateste güve sorunu!

Domates üretimine ağır darbe vuran ‘güve’ sorunu Antalyalı çiftçinin uykusu kaçırdı. Seralarda tuzak kurup tülleme yapan üretici, şimdi de mor ışık yöntemi ile mahsul kalitesini korumaya çalışıyor. Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, “Rusya ihracat kapısını açmışken kalıntı sorunu ile karşılaşmak istemiyoruz. Bu konuda herkes uyarılıyor. Gereğini yapmayan üreticinin serası bile mühürlenebilir” dedi.

Yılda 2,5 milyon ton domates üretilen Antalya’da güve (Tuta Absoluta) paniği geri döndü. İlaç kalıntısı sorunu yaşanmaması için zirai mücadele yerine tuzaklama ve tülleme yöntemini tercih eden üretici, sıcakla birlikte hızla çoğalan zararlıların mahsule zarar vermesini engellemek adına yeni yöntemler geliştirmeye çalışıyor.

Sıcaklıklar sorunu tetikledi

Domatesin önemli bir ihracat kaynağı olduğuna dikkat çeken Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, “Hava sıcaklığının normalin üzerinde seyretmiş olması güve sorununu tetikledi. Normalde bu sorun kimyasal yöntemlerle çözülebilir. Ancak kalıntı sorunu riski nedeniyle tuzaklama ve tülleme yolunu tercih ediyoruz. Tabi bu durum bizi yavaşlatıyor” dedi.

“Mavi Işık” önerisi

“Üretici için çok tehlikeli bir süreç yaşanıyor” diyen Alp, “Mücadele esnasında yapılan en küçük bir hata bütün üreticiye mal edilebilir. O yüzden dikkatli olmalıyız. Seralara kurulan tuzaklar ve tülleme yöntemi bazı noktalarda yetersiz kalıyor. O yüzden sokak aydınlatmalarının yanına mor ışık diye tabir edilen tuzakları asmayı planlıyoruz” diye konuştu.

Kalıntı uyarısı

Görevli ziraat mühendislerinin haftada 2 kez üreticilere bilgi verdiğini aktaran Alp, şöyle dedi: “Rusya ihracat kapısını açmışken kalıntı sorunu ile karşılaşmak istemiyoruz. Bu konuda herkes uyarılıyor. Gereğini yapmayan üreticinin serası bile mühürlenebilir. Bunlara dikkat etmeliyiz. Mücadele için doğru yöntemler tercih edilmeli.”

Tuzaklar yetişmiyor

Seralardaki mücadele yöntemleri ile ilgili son bilgileri aktaran Ziraat Odası Meclis Üyesi Musa Coşkun, “Bu sene güve sorunu hat safhaya ulaştı. Kurduğumuz tuzaklar yetişmiyor. Tüm üreticileri uyardık. Tülleme ile mevcut mahsulü kurtarmaya çalışıyoruz. Buna rağmen zarar gören ürün miktarı çok fazla. Konuyla ilgili kamu kurumlarını da bilgilendirdik” dedi.

Zararlı bağışıklık kazanıyor

Güve sorununun ürün kalitesine ciddi etkisi olduğunu kaydeden Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Vural Şahin ise şu bilgileri aktardı: “Şu andaki zararlı popülasyonu gerçekten çok yüksek boyutta. Bu süreci etkileyen birden fazla faktör var. En önemli sorun zararlının kimyasala karşı bağışıklık kazanması. Fazla ilaç kullanımında ise kalıntı sorunu ortaya çıkıyor.”

İspanya hükümeti: ETA’yla ilgili tutumumuz değişmeyecek

İspanya hükümeti, Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ve kısa süre önce kendisini fesheden ETA’nın tutuklu üyeleri ile ilgili tutumlarını değiştirmeyeceklerini duyurdu.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, hükümet sözcüsü Inigo Mendez de Vigo, Cuma günü yaptığı açıklamada, “Hükümetin cezaevi politikasında değişikliğe gitmeyeceği açıktır” dedi.

Daha önce ETA’nın silah bırakması konusunda ikna olmasına katkı sağlayan uluslararası arabulucular, Cuma günü İspanya hükümetini tutuklu ETA üyeleri konusuna değinme çağrısında bulundu. İngiliz barış müzakerecisi Jonathan Powell, açıklama metnini Fransa’nın güneyindeki Cambo-les-Bains’de düzenlenen basın toplantısında okudu.

Açıklamada, “Hükümlüler ve firariler de dahil olmak üzere tüm ilgili konuların hala gündeme getirilmesi ve aynı şekilde gündelik hayatın ve bölgede siyasetin tamamen normalleştirilmesi için atılan adımlara devam edilmesi gerekiyor” denildi. Açıklamada aynı zamanda herkesi “bir barış sürecinin” beklediğinin de altı çizildi.

Bask Milliyetçi Partisi lideri Inigo Urkullu, Perşembe günü yayınlanan bir röportajında İspanyol hükümetinin “ETA’nın feshinin ardından izlediği siyaseti değiştirme noktasında anlayış göstereceğini” söylemişti.

Dolar/TL 4,16’yı gördü!

Dolar/TL kuru, Standart & Poors’un (S&P) Türkiye’nin notunu düşürdüğünü açıklamasının ardından yükselişini sürdürüyor.

Güne yükselişle başlayan kur, saat 14.40 itibarıyla 4,1645 seviyesinden işlem görüyor.

S&P’NİN KARARI NEYDİ?

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors (S&P), Türkiye’nin yabancı para cinsi kredi notunu, bozulan mali disiplin ve yüksek seyreden enflasyonu gerekçe göstererek bir basamak düşürdü.

Türkiye’nin kredi notu BB seviyesinden BB- seviyesine çekildi ve notun görünümü durağan olarak belirlendi.

S&P’den yapılan açıklamada, “Notun düşürülmesi, krediye bağımlı biçimde büyüyen ve aşırı ısınan Türkiye ekonomisinde sert iniş riskine işaret ediyor” dendi.

2017’de %7,4 büyüyen Türkiye ekonomisi için S&P’den “Özel sektörden sıkıntı sinyalleri gelmeye başlamış durumda. Ülkeden sermaye çıkışı ve TL’nin değer kaybetmeye devam etmesi bu trendi hızlandırabilir” dendi.

CARİ AÇIK VE BÜTÇE AÇIĞI VURGUSU

Ülkenin toplam borç yükünde kısa vadeli borçların ağırlığının artması da risk unsuru olarak yorumlandı.

Cari açık ve bütçe açığında görünümün kötüye gittiğini ifade eden S&P, Merkez Bankası’nın siyasi baskılarla mücadele ettiğini de ifade ederek enflasyon hedefinin 2012’den bu yana tutturulamadığına dikkat çekti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre enflasyon yüzde 10 seviyesinin üzerinde kalmaya devam ediyor. Merkez Bankası’nın yılsonu için belirlediği hedef ise yüzde 5.

Youtube, 3 ayda 8,3 milyon video sildi

YouTube’un ilk üç aylık raporuna göre, geçen yılın Ekim ve Aralık ayında 8,3 milyon video kurallara aykırı bulunduğu için silindi.

Bu sayıya, telif hakkı ve diğer yasal nedenlerle kaldırılan videolar dahil değil.

BBC Türkçe’nin haberine göre, cinsel içerikli videolar, kullanıcılardan 9,1 milyon şikayet alırken, 4,7 milyon kullanıcı nefret söylemi ve tacizkâr içerikten şikayet etti.

En çok sayıda şikayetse Hindistan, ABD ve Brezilya’dan geldi. Türkiye ise listede 8. sırada.

YouTube, algoritmalarının 6,7 milyon videoyu tespit ettiğini ve daha sonra bu tespitlerin sayfa moderatörlerince incelenip, silindiğini belirtti.

Bu silinen videoların yüzde 76’sının ise sayfa yöneticileri dışında kimse tarafından izlenmediği vurgulandı.

YouTube BBC’ye yaptığı açıklamada, silinen videoların bir “parmak izini” sakladıklarını ve böylece aynı birisi aynı videoyu tekrar yüklemeye kalkarsa, derhal durdurulabildiğini belirtti.

YouTube geçen Mart’ta İngiliz Neo-Nazi örgütü National Action’ın (Ulusal hareket) dört propaganda videosunu silmediği için eleştirilmişti.

İngiltere Parlamentosu’nun İçişleri Komisyonu’na ifade veren YouTube’un terörle mücadele sorumlusu William McCants, insan hatasının buna yol açtığını savunmuştu.

YouTube ayrıca çocuklar için çıkartılan YouTube Kids uygulamasındaki algoritmaları nedeniyle de eleştirilmişti. Birçok uygunsuz video denetimi bir şekilde aşıp, tekrar tekrar YouTube Kids’te görünmüştü.

Raporda, YouTube Kids’ten kaç video silindiği açıklanmıyor.

YouTube ayrıca, bir “şikayet ekranı” eklendiğini ve burada kullanıcıların şikayet ettikleri videonun akibetini görebileceğini belirtti.

Yılın sabırsızlıkla beklenen oyunu God of War satışa çıktı

İlk kez 2002 yılında PlayStation 2 konsolu için özel oyun olarak duyurulan God of War serisinin dördüncü oyunu dünyayla birlikte Türkiye’de de satışa sunuldu.

Uluslararası oyun platformlarının 2018 yılının şüphesiz en iyi oyunlarından biri olarak değerlendirdiği God of War, hem grafikleri hem de sürükleyici hikayesiyle öne çıkıyor.

Oyun yeni silah ve zırların yanı sıra yeni bir mitolojik hikayenin de sunulduğu yeni bir dünyayı beraberinde getiriyor. Kratos’a oyunda aynı zamanda oğlu da eşlik ediyor. Oyun tutkunları bu oyunda kendini daha da güvende hissediyor çünkü artık tanrıların tanrısı yerine trol, dev gibi farklı yaratıklara karşı mücadele veriyor. Oyunun hem kamera açıları hem de oynanış dinamikleri, God of War’ı daha da özgür bir oyun haline getiriyor. Oyun, kutulu versiyonuyla 299 TL tavsiye edilen satış etiketinden oyunseverle buluşuyor. Aynı zamanda God of War serisinin dünden bugüne macerasını, Tekno Safari YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

1 Mayıs 1 Mayıs… Zorbalar kalmaz gider

Bugün 1 Mayıs. İşçinin, emekçinin bayramı. Emperyalist saldırganlığın, paylaşım kavgalarının, etnik, dinsel, mezhepsel çatışmaların gölgesinde unutturulmaya çalışılan “en yüce değer”in, emeğin bayramı.

Kapitalist sömürü düzeninin, neo liberal yıkım politikalarının her geçen gün daha fazla açlık, sömürü, yoksulluk dayattığı, emperyalist barbarlığın ölüm kustuğu günümüzde yerkürenin dört bir tarafında milyonlar aynı amaç, talep ve sloganlarla meydanlarda olacak.

Sidney’den Vencover’a, Pekin’den Moskova’ya, Kuala Lumpur’dan Berlin’e, Londra’dan Roma’ya, Paris’ten Bratislava’ya, İstanbul’dan Bağdat’a dört kıta binlerce şehirde işçiler, emekçiler, ezilenler, yoksullar kol kola, omuz omuza, yan yana yürüyecek.

Emeğin evrensel diliyle bütün ayrılıklar, farklılıklar, ayrışmalar bir tarafa bırakılacak. Tahrir’den Sintagma’ya, Bastille’den Tiananmen’e, San Giovanni’den Azadi’ye bütün meydanlar emeğin görkemli buluşmasına tanıklık edecek.

Emperyalist-kapitalist barbarlığa “yeter artık” diyecek milyonlar, meydanlarda, sokaklarda, caddelerde savaşsız, sömürüsüz, çatışmasız bir dünya özlemini ve mücadele çağrısını yineleyecek.

Asya-Pasifik’ten Ortadoğu’ya, Latin Amerika’dan Kuzey Afrika’ya, Balkanlar’dan Orta Asya’ya, emperyalist boğazlaşmaların yaşandığı Ukrayna’dan Yemen’e, Irak’tan Suriye’ye, Libya’dan Somali’ye yüz binlerin yaşamını yitirdiği çatışmalara inat başka türlü bir dünyanın mümkün olabileceği hatırlatılacak.

Yönetemiyorlar

Yeni bir tarihsel dönemin eşiğindeyiz. Kapitalizmin yapısal bunalımına eşlik eden emperyalist hegemonya krizi giderek derinleşiyor. Egemenler kendi düzenlerinin bekası uğruna tüm emekçiler, halklar için daha büyük yıkımların yolunu döşüyorlar. Bütün dünyada yabancı düşmanlığı, aşırı sağ, ırkçılık, faşizm yükselirken, ‘uluslararası toplum’ denen emperyalist kapitalist dünya saldırganlığına devam ediyor.

Savaş tamtamları sadece Ortadoğu’da değil Asya-Pasifik’te, Güney Amerika’da, Orta Asya’da, Afrika’da çalıyor. Daha fazla sömürü, daha fazla kâr uğruna yeni çatışmalar yaratma uğraşısındalar.

Bütün dünya Ortadoğulaştırılmak, Balkanlaştırılmak isteniyor. Halkları, toplumları, kitleleri etnik, dinsel, mezhepsel farklılıklar üzerinden birbirine düşürecek çatışmaların fitilini ateşleyecek senaryolar ısıtılıyor. Egemenler kendi tekellerinin, sermayelerinin çıkarı için dünyayı kana boyarken, işçileri, emekçileri, yoksul halkların aklını çelmek, onları yanına almak için kendi sınıf çıkarlarını “milli çıkar” olarak pazarlıyorlar. Tıpkı, yeni Osmanlıcı, fetihçi politikalarını “milli çıkar” olarak dayatan AKP/Saray rejimi gibi.

Ortadoğu’da Türkiye’yi de hızla içine çeken koca bir bataklık gün geçtikçe derinleşiyor. Siyasal İslamcı gericilik “bir gece ansızın gelebiliriz” tehditleriyle maceradan maceraya sürüklemek üzere ülkeyi. Siyasal İslamcı çılgınlığın girişeceği her türlü maceranın faturasını bölge halklarıyla birlikte Türkiye’deki tüm işçiler, emekçiler ve halklar ödeyecek. Bu planları bozma sorumluluğu her renkten, milletten emekçiye düşüyor.

Dayanışmayı büyütmenin zamanı

Bugün meydanları dolduracak kitlelerin önünde çok önemli bir görev var. Savaş çığırtkanlıklarına, sınır ötesi müdahale heveslerine, emperyalizmin ayak oyunlarına karşı çıkmak yakıcı bir ihtiyaç ve tarihsel bir sorumluluk olarak önümüzde duruyor.

Estirilmek istenen şoven-milliyetçi rüzgârı teşhir ederek toplumlar arasında dayanışma köprüleri inşa etmek her zamankinden de aciliyet teşkil ediyor.

Birlik, dayanışma ve mücadele mevzilerini geliştirmede kaybedilen her yeni gün, 1 Mayıs meydanlarını şenliğe dönüştürenlerin aleyhine olacaktır. Safların sıklaştırılıp mücadelenin büyütülmesinden başka bir seçenek yok.

İşçileri, emekçileri, yoksulları, ezilenleri işsizlik, yoksulluk ve sefalete mahkûm eden saldırılar sürdükçe silah tekelleri,savaş baronları, din tüccarları karına kar, saltanatlarına saltanat katacak.

Bu nedenledir ki 1 Mayıs’ta bu sömürü düzenine, emperyalist saldırganlığa karşı sınıfsız, sömürüsüz kardeşçe bir dünya özlemimizi her zamankinde de güçlü bir şekilde dillndirme zamanıdır.

Kapitalist sömürüye, neoliberal yıkıma ve emperyalist saldırganlığa karşı sesimizi daha gür çıkarmak için işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününde haydi alanlara

Yoksulların yoksul teorisyeni: Karl Marx

Bugün 1 Mayıs. Tüm dünya emekçileri için ne anlam ifade ettiğini biliyoruz bu günün. Sosyalizmin kurucusu Karl Marx’ın 200. doğum yıldönümünü de bir kaç gün sonra kutlayacağız. 5 Mayıs (1818) Marx’ın dünyaya geldiği gün. İnsanlığın kurtuluşunun dinsel ya da siyasal baskılardan kurtulmak kadar, hatta onlardan daha çok, ekonomik, toplumsal baskılardan kurtulmak olduğunu bize öğreten büyük Marx, 200 yaşında.

Doğum yıldönümü nedeniyle çok şey yazılacak Marx hakkında. Düşünce sistematiği, insanlığın kurtuluşu için sunduğu reçete, hepsi dünyanın hemen her yerinde bir kez daha konuşulacak, tartışılacak. Büyük bir düşünce insanı olmasının yanı sıra Marx’ın bir de “özel yaşamı” var. Kişisel olarak benim daha çok ilgimi çeker bu. Bu olağanüstü beynin aslında sıradan insanlar gibi yaşamış olduğunu, çoğumuzun yakındığı dertlerden onun da yakındığını bilmek ilginç geliyor. Bunda şaşılacak bir taraf yok elbette ama insanların hangi düzeyde olursa olsun ortak tutumları oluyor. Marx’la en azından bu konuda aynı oluşumuz çok güzel. Önemli bir bilgi olmayabilir ama benim açımdan okuduğu kitapların arasına çok sevdiği defne yapraklarından koyup koymadığı önemlidir. Defne yaprağını çok severdi çünkü. O nedenle Marx’ın bilimsel çalışmalarına vakfettiği yaşamından bize çok az yansıyan kimi bilgileri paylaşayım istedim. Marx gerçekten çok çok renkli bir karakterdir çünkü.

Rehinciye giderken gözaltı
Hayatı boyunca parasızlık çekmiş olan büyük Marx, üç çocuğunu yoksulluk yüzünden kaybetti, malum. Ömrü boyunca ortadan kaldırılması için mücadele ettiği fakirliğin kurbanlarından biri de oydu. Çok parasız kaldığı bir dönemde eşinin mücevherlerini rehin vermeye giderken hırsızlık şüphesiyle gözaltına alınmışlığı da vardır. Tütüne düşkündü, puro tutkunuydu derler, içkiyle arası nasıldı bilemem ama gençken sarhoş olup halkın huzurunu bozmaktan da gözaltına alınmıştı. Dediğim gibi bunlarda şaşılacak bir yan yok, ama Marx söz konusu olunca onun da hepimiz gibi olduğunu bilmek hoş geliyor.

Tütün parası bile kazandırmadı
Tütün üzerinde biraz duralım. Öyle geçilecek gibi değil, çok ama çok tütün içerdi. Özellikle büyük eseri Kapital’i yazarken içtiği puronun, piponun haddi hesabı yoktur. “Kapital, bana onu yazarken içtiğim purolara harcadığım paralar kadar para kazandırmadı” demiş bir gün damadı Paul Lafargue’ye. Kapital’i yazarken ne zorluklar çekmiştir kimbilir, ama sırtındaki çıbanlar canını çok yaktığı için Kapital’in büyük bölümünü oturup sandalyeye arkasını dayayarak değil, ayakta yazmıştır. Çoğumuzun bundan haberi bile yoktur. Damadı Lafargue, Kapital’i iyi bir sonla bitiremeyeceği endişesini duyduğunu da söylüyor Marx’ın. Bu büyük eserini yazdığı sıralarda gerçekten hastadır çünkü.

Herhalde puroya olduğu kadar kibrite de para harcamıştır. Çünkü inanılmaz bir kibrit müsrifiydi. Sık sık sönen purolarını defalarca yakmak zorunda kalmış olmasından ötürü. Kahve, hem de en koyusundan, sabahları kalkar kalkmaz içtiği yegane içecektir. Yemeğe düşkünlüğü ise neredeyse yok gibidir.

yoksullarin-yoksul-teorisyeni-karl-marx-458165-1.

Don Kişot’u çok sevmesine şaşırmadım. Bilinir, Cervantes’in bu ünlü eserinde şövalyelikle dalga geçilir. Marx’ın, çocuklarına uykudan önce bu en sevdiği romanı okutmasının nedeni beki de budur.

Nasıl çalışırdı? Bunu merak ettiğim için Londra’da sık sık gittiği kütüphaneye gittim, Jubilee Garden’ın oralarda bir kütüphanedir bu. British Library’de de çok zaman geçirmiştir ama benim gittiğim kütüphanede Marx’ın çalıştığı masayı aynen korumuşlar. Düşünürlerin, yazarların, şairlerin çalışma düzenleri nasıldı, çalışırken ne yaparlardı, hep merak ederim. Başka kaynaklardan, çalışırken kitaplara pek de nazik davranmadığını öğrendim Marx’ın. Sayfa kenarlarını bükmekle kalmaz, kurşun kalemle çizikler de atarmış sürekli. Kitaba not düşmez ama kitabın yazarının bir cümlesine takıldığında soru ya da ünlem işareti koyarmış hemen. Ben de kitap okurken cümlelerin altını çizen biri olduğum için Marx’ın da böyle yapmasına çok memnun oldum. Çizilen yerleri yıllar boyunca dönüp dönüp okurdu üstelik. Bunu Hegel’in tavsiyesi olarak görürmüş.

Büyük düşünür, kötü şair
Felsefe okudu, tarih okudu, hukuk okudu, birçok lisan öğrendi. Böyle bir adamın şiir yazmaması düşünülebilir mi? Yazdı da. Kötü bir şairdi tabii, kendisi de bilirdi bunu. Gençliğinde yazdığı şiirlerini, özellikle sevgili eşi Jenny’ye yazdıklarını, yok etmemiştir ama. Jenny ile birlikte bu şiirleri okuyup gülerlerdi yaşlılıklarında. İyi bir şiir hafızası vardı, Heinrich Heine’nin Goethe’nin mısralarını ezbere bilirdi. Dante’yi, Robert Burns’ü çok severdi. Üç Avrupa dilinde, İngilizcede, Fransızcada, ana dili olan Almanca’da olağanüstü güzel metinler yazan Marx’ın dil öğrenme hevesi hiç bitmedi yaşamı boyunca. İlerleyen yaşında Rusça öğrenip büyük Rus şairi Puşkin’i, Gogol’ü kendi dillerinde okuyabilmiştir. Balzac en tutkunu olduğu yazardı. Çok severdi bu Fransız yazarı. Balzac için, aristokrasinin içinde olup da aristokrasinin iğrençliklerini onun kadar iyi yazan yoktur derler. Marx belki de bu yüzden çok sevmiştir Balzac’ı. Ama Shakespeare tutkusu bambaşkadır. Sadece o değil tüm aile bireyleri bu büyük İngiliz yazarının hayranıydı aslında.

Fielding’in Tom Jones romanını çok sevdiğini öğrenince ben de okudum bu romanı gençliğimde. Sevdim de haliyle. Gülünç hikâyeleri, macera romanlarını sevmesi çok ilgimi çekmiştir Marx’ın.

Matematikle dinlenmek
Çalışması sırasında yorulursa divana uzanır, hayır, kestirmezdi tabii, roman okurdu dinlenmek için. Damadı Lafargue, asıl dinlenme biçiminin matematik olduğunu söyler. Sadece dinlenmek için değil, yine Lafargue’nin dediğine göre sevgili eşi Jenny’nin hastalığı sırasında Marx üzüntüsünü unutmak için de matematiğe sığınmıştır.

Kızlarına ne kadar düşkün olduğunu bilmeyen yok. Saatlerce oynarmış onlarla kızları küçükken. Kağıttan yaptığı savaş gemileriyle koca bir leğenin içinde savaşçılık oynardı baba ile kızları.

Marx bir kitap yazacak, diyelim ki size ithaf edecek. Kabul etmez misiniz? Ben ederdim, hem de nasıl. Ama reddedenler de oldu elbette. Kapital’i büyük bilgin Charles Darwin’e ithaf etmek istediği ancak Darwin’in bir hayli dindar olan kızkardeşlerinin tepkisinden çekinerek bunu reddettiği söylenir örneğin. Darwin, Marx’a, “Beni kız kardeşlerime öldürtmek mi istiyorsun” demiştir derler.

Büyük düşünür, sosyalizmin büyük teorisyeni, işçi sınıfının büyük evladı, 14 Mart 1883’te Londra’da öldü. Marx’ın ölümü için, mezarı başındaki törende yakın dostu Engels şunları söylemiştir: “14 Mart günü öğleden sonra saat üçe çeyrek kala yaşayan en büyük düşünür artık düşünemez oldu.”

Düşünceleri ışığımızdır. Marx’a saygıyla, sevgiyle.

Fas, İran ile diplomatik ilişkilerini kesti

Fas, “Hizbullah ile Polisario Cephesi arasındaki ilişkinin ülke güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiği gerekçesiyle” İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini duyurdu.

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita yaptığı basın açıklamasında, Fas’ın, Lübnan merkezli Hizbullah ile Polisario Cephesi arasındaki ilişki sebebiyle İran’ın başkenti Tahran’daki elçiliğini kapatma kararı aldığını ve İran Büyükelçisinin de ülkeyi terk etmesini istediğini belirtti.

Anadolu Ajansı’nın aktardığı bilgiye göre, Burita bu adımın, “İran destekli Hizbullah’ın Polisario Cephesi ile ilişkileri sebebiyle” atıldığını, ellerinde “Hizbullah liderlerinin Polisario’ya fon sağladığı ve onlara eğitim verdiği” yönünde deliller bulunduğunu söyledi.

Fas Dışişleri Bakanı, ellerinde Hizbullah’ın Polisario’ya askeri destek verdiği ve Cezayir’deki İran Büyükelçiliğinde görev yapan diplomatların, Hizbullah liderlerinin Polisario liderleri ile görüşmelerini kolaylaştırdığı konusunda bilgiler olduğunu ileri sürdü.

Burita, Lübnan’da 2016 yılında Hizbullah’ın desteğiyle Batı Sahralıları desteklemek için bir komite kurulduğunu ve aynı yıl bir Hizbullah yetkilisinin Batı Sahra bölgesine sınırı olan Cezayir’in Tinduf ilini ziyaret ettiğini söyledi.

Bakan Burita ayrıca son bir aydır Hizbullah’ın Polisario’ya silah desteği verdiğini iddia etti.

BATI SAHRA SORUNU

Fas’ın 1975’te eski İspanyol sömürgesi Batı Sahra’yı topraklarına katmasının ardından, Cezayir’in destek verdiği bağımsızlık yanlısı Polisario Cephesi ile Fas yönetimi arasında başlayan gerginlik devam ediyor.

Fas, bölgenin kendi egemenliğinde kalması gerektiğini savunurken Polisario Cephesi, Batı Sahra’nın bağımsız devlet olduğunu savunuyor.

Polisario Cephesi, 1991’de BM’nin ara buluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasına kadar Fas güvenlik güçlerine karşı silahlı mücadele yürütüyordu.

Ateşkes anlaşmasından bu yana Batı Sahra’nın statüsüyle ilgili görüşmeler başarıya ulaşamadı.

Derbide gülen taraf Galatasaray: 2-0

Süper Lig’in 31. haftasında şampiyonluk yarışındaki iki ekip, Galatasaray’la Beşiktaş, Türk Telekom Arena’da karşı karşıya geldi. Çok yüksek tempoya sahne olan mücadeleden sarı kırmızılı ekip sahadan Fernando ve Rodrigues’in golüyle 2-0 galip ayrıldı. Bu galibiyetle Galatasaray ligde 66 puanla liderliğe yükseldi.

Şampiyonluk yarışını yakından ilgilendiren maçta Galatasaray, Türk Telekom Arena’da Beşiktaş’ı ağırladı haftaya 63 ve 62 puanla giren iki ekipte mutlak galibiyet parolasıyla sahaya çıktı. Nefesleri kesen bir mücadeleye sahne olan karşılaşmadan ev sahibi ekip 2-0’lık skorla 3 puanın sahibi oldu. Ligin bitimine 3 hafta kala Galatasaray tekrar liderliğe yükselmiş oldu

MAÇTAN NOTLAR

90.DK: Hakem son düdüğü çaldı. Maç sona erdi: 2-0

87.DK: Fabri, uzun bir şekilde Babel’e pası gönderdi. Denayer’den seken topta Muslera, iyi bir zamanlamayla çıkıp topu kontrol etti.

81.DK: Beşiktaş’ta son oyuncu değişikliği geldi. Oğuzhan Özyakup, Tolgay Arslan yerine oyuna girdi.

76.DK: Talisca, Belhanda’ya yaptığı faul nedeniyle sarı kartgördü.

73.DK: Beşiktaş bu kez sağ kanattan serbest vuruş kazandı. Topun başına yine Quaresma geçiyor.vuruşu barajda kaldı.

galatasaray-besiktas-i-agirliyor-1-0-457698-1.

71.DK:GOL! Galatasaray Rodrigues’le farkı 2’ye çıkarıyor. Martin Linnes’in getirdiği topta sol kanatta topla buluşan Rodrigues, sağ ayağına çekip şutunu gönderdi ve Fabri’yi mağlup etti.

66.DK: Gomis’in penaltı vuruşu üst direkten döndü

65.DK: Fırat Aydınus, Bafetimbi Gomis’i çekerek yere indiren Dusko Tosic’e kırmızı kart gösterdi!

62.DK: Bir zorunlu değişiklik daha geldi! Beşiktaş’ta sakatlanan Pepe, yerini Vidal’a bıraktı.

61.DK: Rodrigues’in şutunda seken top Feghouli’nin önünde kaldı. Cezayirli futbolcu şut atmakta gecikince Medel araya girdi.

58.DK: Quaresma’nın falsolu ortasında Feghouli topu kornere çıkardı. Kullanılan kornerde Galatasaray savunması başarılı.

56.DK: Talisca, Donk ile girdiği ikili mücadele kendisini yere bıraktı. Fırat Aydınus, o bölgeye gitti ve yardımcısıyla konuşuyor.

53.DK: Beşiktaş çok net bir pozisyondan yararlanamadı. Muslera ile karşı karşıya kalan Ryan Babel’in plase vuruşu kalenin solundan dışarı çıktı.

51.DK: Quaresma, sol çaprazdan harika bir şut çıkardı. Kaleye doğru yönelen topu Muslera inanılmaz çıkarttı! Korner.
Quaresma korner atışını kullanmaya doğru giderken üzerine yabancı maddeler geldi. Kullanılan korner Muslera’nın ellerinde kaldı. Muslera oyunu hemen başlattı.

46.DK:İkinci yarı başladı.

İlk yarı sona erdi. Galatasaray 1 – 0 Beşiktaş

44.DK: Adriano, Linnes’e yaptığı faulün ardından sarı kart gördü. Beşiktaş’ta sarı kart gören ilk futbolcu Adriano oldu.

44.DK: Belhanda’dan bir top kaybı daha geldi. Faslı futbolcu müsait pozisyonda topu aktaramadı. Beşiktaş hızlı çıkmak istiyor ancak bu sefer Talisca topu kaybetti.

39.DK: Adriano’nun sol kanattan açtığı ortaya Talisca kafa vuruşu yaptı. Top, direğin hemen yanından dışarı çıktı.

36.DK: Beşiktaş’ta oyuncu değişikliği! Sakatlanan Negredo oyuna devam edemiyor. İspanyol golcünün yerine Lens oyunda.

34.DK: Gomis’e atılan topta Beşiktaş savunması kritik bir müdalede bulunuyor. Korner. Kullanılan kornerde Maicon’nun kafa vuruşu Fabri’de kaldı.

30.DK: Beşiktaş iyi kanattan da etkili geliyor. Babel’in pasında orta alanda boş olan Pepe ortasını açtı Top kaleci Muslera’da.

27.DK: Bafetimbi Gomis, ceza sahası dışından topu sağ ayağına çekip şutunu çıkardı. Savunmaya seken top hızını kaybetti ve Fabri de kaldı.

25.DK: Beşiktaş çok tehlikeli geldi! Sol kanada açılan topta Quaresma çapraz pozisyonda çok sert vurdu. İyi yer tutan Muslera, yatarak kurtarış yaptı.

24. DK: GOL! Galatasaray Fernando’yla golü buluyor 1 – 0

20.DK: Beşiktaş Negredo’yla maçın en net pozisyonunu yakaladı! Muslera’yla karşı karşıya kalan Negredo’nun aşırtma vuruşu dışarıya gidiyor.

18.DK: Garry Rodrigues’in top kaybı yapmasının ardından Beşiktaş hızlı çıktı. Quaresma’nın ortasında Muslera, Negredo’dan hızlı davrandı ve topu çıkıp aldı.

15.DK: Quaresma’nın sağ kanattan açtığı ortada Alvaro Negredo kafa vuruşunu yaptı. İspanyol forvetin kafa vuruşu, kalenin sağından dışarı çıktı.

13.DK: Gökhan Gönül sağ kanattan ortaladı. Talisca topa gelişine sert vurdu ama bayrak havada ofsayt.

12.DK: Talisca’nın faulünün ardından Sofiane Feghouli yerde kaldı. Kısa süreli sakatlık geçiren Feghouli, şimdi yerinden kalktı.

9.DK: Denayer’in gönderdiği uzun pası Gökhan Gönül taca gönderdi. Pozisyonun devamında defansına yardıma gelen Quaresma, Nagatomo’dan topu çaldı.

8.DK: Bu dakikalarda Galatasaray kendi sahasında pas yapıyor.

4.DK: Galatasaray’da Belhanda orta sahada Medel‘e yaptığı müdahale sonrası maçın ilk sarı kartını görüyor. Faslı oyuncu bu sarı kartla Akhisar maçında cezalı duruma düştü.

1.DK: Rodrigues sol kanattan rakiplerinden sıyrıldı ve ceza sahasına kadar ilerledi. Rodrigues topu ayağında biraz fazla açında kaleci Fabri topu kontrol etti

1.DK: Maç başladı.