Tarafsız Habercilik

Economist: Kürtlerde mesafe kaydedebilecek tek laik siyasetçi İnce

Economist dergisi, “Hapisteki bir Kürt lider Türkiye’deki seçimleri etkileyebilir” başlıklı yazısında, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş ve genel olarak Kürt seçmenlerin 24 Haziran’daki parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde belirleyici olabileceği görüşünü savunuyor.

BBC Türkçe’nin aktardığı, Nusaybin mahreçli makalede, ilçede yıkıntıların arasından yeni apartmanların yükseldiği ve “hükümetin yıkımın üzerine beton dökmek için elinden geleni yaptığı” söyleniyor. Ancak, “Türk Ordusu ve PKK militanları arasında 2015 ve 2016’da yaşanan, ülke genelinde binlerce kişinin hayatına mal olan çatışmalarının izlerini bulmanın kolay olduğu” belirtiliyor.

Dergi, “Nusaybin’deki kuşatma sırasında, ilçenin üçte birini oluşturan altı bin binanın kuşatma sırasında helikopterler ve tanklarla yıkıldığını, bazı sokaklarda enkazı görmenin hala mümkün olduğunu” bildiriyor. Economist, “Daha geçen Ekim’de işçiler bir ceset daha buldu. İlçe halkının çok azı bu konuyu açıkça konuşuyor. PKK’nin bir dizi terör saldırısının eşlik ettiği çatışma bitti. Ama korku devam ediyor” diyor.

Economist, 24 Haziran’daki seçimlerde “Nusaybin gibi ilçelerin tüm bir ülkenin kaderini belirleyebileceğini, muhalefetin parlamento çoğunluğunu AKP’den, cumhurbaşkanlığını da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan alabilmesinin, büyük oranda Kürt oylarına bağlı olduğunu” söylüyor.

Dergi şöyle devam ediyor;

“Türkiye’deki Kürtler’in sayısı 15 milyonu buluyor. Güneydoğudakiler ve ülkenin değer kesimlerindeki seküler Kürtler, bazı solcular ve liberallerin de destek verdiği Halkların Demokratik Partisi’ne oy verme eğiliminde. Diğer bölgelerdeki, 1980 ve 1990’lardaki çatışmalarda yerlerinden olan köylülerin çocukları ve torunları, birçoğu Türk kültürüne asimile oldu ve sık sık AKP’ye oy verdi, bazı dindar Kürtler de öyle. HDP muhalefetin geri kalanının kurduğu ittifakın dışında tutuldu. Parlamentoya girebilmesi için yüzde 10 barajını aşması gerek. Bu olmazsa, Erdoğan’ın AKP’si büyük ihtimalle uzun süredir elinde tuttuğu çoğunluğu koruyacak. Ancak HDP büyülü sayıyı geçerse, parlamentoda çoğunluk yarışı ortada ve bu da yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmiş Erdoğan ile parlamento arasında bir siyasi mücadeleyi beraberinde getirebilir. Kamuoyu yoklamalarının gösterdiği gibi cumhurbaşkanlığı yarışı ikinci tura kalırsa, Kürtler ve Türkiye’nin geri kalanı büyük ihtimalle Erdoğan ve muhalefetin başlıca adayı Muharrem İnce arasında seçim yapacak. Erdoğan yarışta önde ama fark kapanıyor.”

Coşkun: Kürt seçmen Erdoğan’a olumlu bakmıyor

Economist, “Kürtler açısından seçimin o kadar kolay olmadığını, bazı Kürtler ‘in Erdoğan’ı reform sembolü ve polis tacizi olmadan kendi dillerini kullanıp, geleneklerini yaşamalarını kolaylaştıran lider olarak gördüklerini, bazı Kürtler ‘in de Erdoğan’ın 2015’te terk ettiği PKK’yla müzakereleri yeniden canlandırabileceğini umduğunu” söylüyor.

Ancak, derginin görüşlerine yer verdiği Dicle Üniversitesi’nden Vahap Coşkun, çoğu Kürt seçmenin artık Erdoğan’a olumlu bakmadığını belirtiyor.

Erdoğan’ın kendisinin yeni barış görüşmeleri ihtimalini reddettiğini söyleyen dergi, Cumhurbaşkanı’nın Afrin’deki Kürt isyancılara karşı saldırı başlattığını ve yetkililerin Kuzey Irak’taki PKK üslerine yeni bir operasyonun artık bir zaman meselesi olduğunu söylediğini aktarıyor. Makale şöyle devam ediyor;

‘Kürtlerde mesafe kaydedebilecek tek laik siyasetçi İnce’

“Hükümet terörle mücadele ettiği konusunda ısrarcı. Ancak mücadelede pek sınır tanınmıyor. 95 Kürt belediye başkanı görevden alındı ve yerlerine kayyum atandı. Yaklaşık 5 bin HDP yetkilisi, Demirtaş da dâhil dokuz HDP milletvekili ve onlarca Kürt gazeteci tutuklandı. Polis Afrin müdahalesini protesto eden 800’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Kürt sanatçı Zehra Doğan Mart 2017’de, Nusaybin’deki yıkıntılar arasında, polis ve ordu araçlarını akrep olarak çizdiği için üç yıla yakın hapis cezası aldı. Ancak, Kürt seçmenlerin Erdoğan’dan bıkmış olması, kesin İnce’ye destek verecekleri anlamına da gelmiyor. Düşünce kuruluşu Ortadoğu Enstitüsü’nden Gönül Tol CHP’nin 1990’ların başında HDP’nin seleflerinden biriyle ittifak yapmasından bu yana, laik muhalefetin kendisini Kürtlere sevdirmek için çok az şey yaptığını söylüyor. Tol ayrıca, partideki milliyetçilerin uzun süredir ilericilere karşı üstünlük sağladığını ekliyor.”

Ancak dergiye göre, Güneydoğu’da Kürt seçmenler nezdinde mesafe kaydedebilecek laik bir politikacı varsa, o da “içten tavırlı” diye tanımladığı İnce.

‘HDP yetkilisi: İnsanlar İnce’ye daha yakın hissediyor’

İnce’nin Demirtaş ve diğer HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı çıktığını hatırlatan dergi, İnce’nin Demirtaş’ı hapishanede ziyaret ettiğini ve partisinin seçim manifestosunda, yerel yönetimler için daha fazla özerklikten bahsedildiğini aktarıyor.

Nusaybin’de konuşan HDP yetkilisi Ferhat Kut da “Burada insanlar, Erdoğan ve İnce arasında, İnce’ye daha yakın hissediyor” diyor. Makale şöyle sona eriyor.

“İnce’nin ikinci turda Erdoğan’a karşı bir şansı olabilmesi için, büyük olasılıkla Demirtaş’ın net desteğine ihtiyacı olacak. Kürt aday ilk turdan önce kimseye destek vermeyecek, ancak Erdoğan’ın gittiğini görmeyi istediği net. Avukatları aracılığıyla Economist’e yaptığı açıklamada Türkiye’nin ‘demokrasi ve diktatörlük arasında bir seçimle karşı karşıya olduğunu’ söyledi. Ayrıca son bir kaç yılın ‘Erdoğan’ın kafasındaki rejimin bir fragmanı olduğunu da’ ekledi. Demirtaş kendisini bir siyasi rehine olarak görüyor. Yakında seçimin belirleyici ismi olabilir”

FT: AKP’liler bu dönemde oy istemekten kaygılı

Financial Times, “Borç yükü ve enflasyon Erdoğan’ı zorluyor” başlıklı haberinde, AKP’li yetkililerin zayıf TL, artan fiyatlar ve ekonomik belirsizlik döneminde döneminde seçmenlerden oy istiyor olmaktan kaygı duyduklarını yazıyor.

Gazetenin Ankara Muhabiri Laura Pitel’in imzasını taşıyan haberde, “yıpranmış Türk Lirası’nın son iki haftadır görece bir istikrar yaşadığı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası yatırımcılarla arasında uzayan gerilimi tırmandırma politikasının ardından, Merkez Bankası’nın acil faiz artırımı ve üst düzey isimlerden gelen teskin edici açıklamaların sinirleri yatıştırmış gibi göründüğü” belirtiliyor.

BBC Türkçe’nin aktardığı habere göre dün yayınlanan enflasyon rakamlarında büyük bir artışın görüldüğünü belirten gazete, bu tablo karşısında Merkez Bankası’nın Perşembe günü yapacağı toplantıda faizleri daha da arttıracağı beklentisiyle TL’nin değer kazandığını yazıyor.

Gazete, Türkiye’nin bunun dışında büyük bir cari açık ve şirket borçları yüküyle karşı karşıya olduğunu ve her ikisinin de değerli dolar ve ABD Hazine tahvillerindeki kâr artışıyla gelişmekte olan ülkelerden uzaklaşan dış yatırımlarla finanse edildiğini aktarıyor.

‘Türkiye kırılgan hale geldi’

Financial Times’a konuşan ABD Merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Finans Enstitüsü’nden Uğraş Ülkü “Büyük resim Türkiye’nin piyasa hassasiyetlerine karşı kırılgan bir hale gelmesi” diyor.

Türkiye’nin kırılganlığının Erdoğan’ın neredeyse bir buçuk yıl erkene aldığı parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sadece üç hafta ötede olmasıyla daha da arttığını söyleyen Financial Times şöyle devam ediyor:

“Son dönemde desteği yıpranan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden yetkililer TL’nin zayıf olduğu, fiyatların ve ekonomik belirsizliğin arttığı bir dönemde seçmenlerden oy istemekten kaygılı. Ama seçim kampanyası dönemindeyken sorunun asıl nedenleriyle başa çıkmaları da zor.”

Bilgi Üniversitesi’nden siyaset bilimi uzmanı Prof. İlter Turan da “Herhangi bir hükümetin seçime girerken enflasyonla mücadele önlemleri alması neredeyse imkânsızdır. Enflasyonla mücadele kemer sıkmayı ve faiz oranlarında düzenlemeleri gerektirir” diyor.

Gazete bunun yerine hükümetin, seçmenleri yanında tutmak için vaatlerde bulunduğunu ve artan petrol fiyatlarını sübvanse etme sözü verdiğini kaydediyor.

‘Özel sektörün borcu kaygı yaratıyor’

Gazete sorunun Erdoğan’ın faiz oranlarına karşı söylediği sözler ve seçimden sonra ekonomideki kontrolünü daha da sıkılaştıracağı yönündeki sözlerinin yatırımcıları korkuttuğunu ve TL’nin düşüşünü hızlandırdığını belirtiyor.

Financial Times’a en büyük kaygılardan biri de bunun 295 milyar doları bulan özel sektör borçlarına etkisi.

“Yılbaşından bu yana yüzde 18 değer kaybeden liradaki değer kaybı, dolar ve euroyla borçlanan şirketlerin borçlarını çevirmesini daha da pahalılaştırıyor” diyen gazete geçen hafta Ankara merkezli Gama Holding’in 1 milyar dolarlık borcunu yeniden yapılandırmak isteyen son şirket olduğu yazıyor.

Gazete “Merkez Bankası yatırımcıların umutlarını karşılayıp faiz arttırmazsa, yeni bir TL satışı daha çok sayıda şirketin borç yeniden yapılandırması içlemesine yol açabilir” diyor.

‘Cari açık ve dış borç için yılda 200 milyar dolar gerekiyor’

Financial Times, çok sayıda uzmanın önümüzdeki aylarda ekonomide yavaşlama, hatta durgunluk beklediğini aktarıyor. Haberde görüşlerine yer verilen Hollanda bankası ABN Amro’nun gelişmekte olan piyasalar uzmanı Nora Neuteboom “Büyük olasılıkla zirveye ulaştık ve buradan sonra ekonomik büyüme sadece düşebilir. Bu da otomatik olarak enflasyonu ve cari açığı düşürür, dolayısıyla bir anlamda bu bir düzeltme mekanizması” diyor.

Ancak Neuteboom aynı zamanda en büyük kaygının Türkiye’nin dış yatırımlara bağımlılığı olduğnu da vurguluyor ve Türkiye’nin mevcut cari açığı ve büyüyen dış borcunu finanse etmek için yılda 200 milyar dolar bulmak zorunda olduğunu aktarıyor.

Neuteboom “Şu anda en büyük kaygı yatırımcıların faiz oranları istediklerinden düşük olduğunda bile bu eksiği kapatıp kapatmak istemeyecekleri. Türkiye’nin üzerinde dolaşan kara bulut bu” diyor.

İspanya’nın yeni solcu başbakanı Sanchez, yemin ederek görevine başladı

Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri Sanchez, verdiği gensoruyla muhafazakar Mariano Rajoy hükümetinin düşmesinin ardından ülkenin yeni başbakanı oldu.

İlk kez başbakan olan 46 yaşındaki Sanchez, bugün Madrid yakınlarındaki Zarzuela Sarayı’nda Kral 6. Felipe’nin önünde yemin ederek görevi devraldı. Anayasa’nın bulunduğu yemin töreninde İspanya tarihinde ilk kez İncil veya haça yer verilmemesi dikkati çekti.

Sanchez’in geri dönüşü

Sanchez, Aralık 2015 ve Haziran 2016 seçimlerinde PSOE’nin başbakan adayı olmuş ve her ikisini de kaybetmişti. Sanchez, 2015’te koalisyon ile azınlık hükümeti kurmaya çalışsa da Meclis’ten güvenoyu alamamıştı.

2016’daki erken genel seçimlerin ardından parti yönetim kurulunun “çekimser oy kullanarak Rajoy’un azınlık hükümetinin güvenoyu almasının sağlanması” kararına karşı çıkan Sanchez, 1 Ekim 2016’da PSOE’deki genel sekreterlik görevini bırakmak durumunda kalmıştı.

Ancak Mayıs 2017’de yapılan seçimde PSOE’nin liderliğine bir kez daha gelen Sanchez, gensorunun kabul edilmesiyle başbakan oldu.

Yolsuzluk davası hükümeti yıktı

2011’den beri ülkeyi yöneten Mariano Rajoy hükümetinin düşmesine yolsuzluk davası yol açtı.

Kamuoyunda “Gürtel olayı” olarak bilinen ve bazı PP üyelerinin 1990 ve 2000’li yıllarda rüşvet alarak seçim kampanyalarını finanse etmekle suçlandığı davada 24 Mayıs’ta karara varılmıştı.

Mahkeme, PP’nin 1987 ve 2010 yılları arasında mali işler müdürlüğü yapan Luis Barcenas’ın da aralarında olduğu bazı üst düzey yetkililer ile iş adamlarından oluşan 29 kişiye yolsuzluk suçlamasıyla toplam 351 yıl hapis cezası vermişti.

Mahkeme, kararında partinin yıllarca rüşvete bulaştığını gösteren deliller bulunduğu ve Başbakan Rajoy’un da tanık olarak dinlenmesi gerektiği belirtilmişti.

Ana muhalefet partisi PSOE, bunun üzerine hükümet hakkında gensoru vermiş ve Rajoy’u istifaya çağırmıştı.

Slovenya’da 1,7 milyon seçmen sandık başına gitti

Orta Avrupa ülkesi Slovenya’da halk parlamento seçimleri için sandık başına gitti.

Yeni hükümetin belirleneceği seçimlerde 1,7 milyon seçmen oy kullanacak.

Ülkede eski Başbakan Miro Cerar liderliğindeki hükümet, başarısız olan bir demiryolu projesi nedeniyle mart ayında istifa etmiş, ardından öngörülen tarihten yaklaşık bir ay önce erken genel seçime gitme kararı alınmıştı.

Seçim öncesi yapılan kamuoyu yoklamaları, ülkede 2004-2008 ve 2012-2013 yılları arasında başbakan olan Janez Jansa’nın başkanlığını yaptığı, sağ görüşlü ve göçmen karşıtı Slovenya Demokrat Partisinin seçimden tek başına iktidar olarak çıkacağına işaret ediyor.

Yugoslavya’yı oluşturan devletlerden biri olan Slovenya, Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığını kazanmıştı. 2004 yılında AB üyesi olan ülke, 2007’de ortak para birimi avroya geçmişti.AA

Baskın seçimde kullanılacak oy pusulaları tanıtıldı

Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde kullanılacak oy pusulaları basın mensuplarına gösterildi.

Milletvekili kesin aday listelerinin ilan edilmesinin ardından, yurt dışında kullanılacak oy pusulaları ile cumhurbaşkanı seçiminde kullanılacak pusulaların basımı tamamlandı.

24 Haziran’da yurt içinde kullanılacak pusulaların basım işlemi ise dün başladı.

Cumhurbaşkanı adayları için hazırlanan oy pusulasında birinci sırada CHP’nin adayı Muharrem İnce, ikinci sırada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, üçüncü sırada Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan, dördüncü sırada HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş, beşinci sırada Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, altıncı sırada da Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek yer aldı.

baskin-secimde-kullanilacak-oy-pusulalari-tanitildi-469946-1.

Pusulada adayların fotoğrafları isimleri ve bunların hemen altında evet mührünün basılacağı alan bulunuyor.

Siyasi partilerin oy pusulasında ise AKP ve MHP’nin oluşturduğu, BBP’nin destek verdiği “Cumhur İttifakı” ilk, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Partinin (DP) kurduğu “Millet İttifakı” son sırada. Pusulada HÜDA PAR ikinci, Vatan Partisi üçüncü, HDP dördüncü sırada yer alıyor.

İttifak yapan partiler, oy pusulasında ittifak unvanları altında yan yana bulunuyor. Partilerin logoları, isimleri, genel başkanlarının adları belirtiliyor. Yurt içindeki pusulalarda partiler için ayrılan her sütunun altında, milletvekili adaylarının isimleri de bulunacak.

İKİ PUSULA TEK ZARFA

Seçmen, cumhurbaşkanına ve milletvekillerine yönelik tercihte bulundukları iki ayrı oy pusulasını aynı zarfa koyarak sandığa atacak.

Birleşik oy pusulasında tercih edilen cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak veya bağımsız aday için ayrılan bölümden dışarı taşırmamak suretiyle ”TERCİH” veya ”EVET” mührü basılması gerekecek.

Oy pusulasına, ”TERCİH” veya ”EVET” mührü dışında, herhangi bir yerine imza atılması veya işaret konulması halinde oy geçersiz sayılacak.

Birleşik oy pusulasından başka, zarfa hiçbir şey konulmayacak, aksi halde kullanılan oy geçersiz olacak. Seçmene birleşik oy pusulası verildikten sonra hata veya başka bir neden ileri sürülerek yeni bir birleşik oy pusulası verilmeyecek.

baskin-secimde-kullanilacak-oy-pusulalari-tanitildi-469950-1.

İTTİFAK OYLARI

İttifak alanı içerisinde, ‘evet’ mührünün, bir siyasi partiye ayrılan alana, hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne, ittifak unvanı bölümüne taşacak şekilde bir siyasi partiye ayrılan alana basılması halinde, bu oy pusulaları geçerli kabul edilecek ve sayım döküm cetvelinde o siyasi partinin cetveldeki sütununa işaretlenecek.

Bu haller dışında, yalnız ittifak alanı içerisine ‘evet’ mührünün basıldığı her durumda, bu oy pusulaları da geçerli kabul edilecek ve sayım döküm cetvelinde ittifakın ortak oyları sütununa rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle ayrı ayrı işaretlenecek.

İtalya’da hükümet kurma çalışmalarında kriz

İtalya’da hükümet kurma çalışmaları koalisyon ortakları ile cumhurbaşkanı arasında yaşanan görüş ayrılığı nedeniyle başarısız oldu. Hükümeti kurma görevi verilen hukuk profesörü Guiseppa Conte, görevini Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’ya iade ettiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Mattarella, euro karşıtı tutumu ve Almanya’ya yönelik eleştirileri ile tanınan 81 yaşındaki Paolo Savona’nın koalisyon hükümetinde Ekonomi Bakanı olmasına karşı çıkarak, İtalya’nın Euro Bölgesi’nden çıkmasını gündeme getirebilecek bir adayı kabul etmeyeceğini belirtmişti.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, Cumhurbaşkanı Mattarella popülist Beş Yıldız Hareketi ve aşırı ağcı Lig partisinin hükümet kurma çalışmalarının başarısız olması üzerine ekonomi uzmanı Carlo Cottarelli’yi görüşmeye davet etti. Cottarelli’nin ülkede yeniden seçimler yapılana kadar geçiş hükümetine başbakanlık etmesi için görüşmeye çağrıldığı ileri sürüldü. Cottarelli 2008-2013 yılları arasında Uluslararası Para Fonu’nda üst düzey yönetici olarak görev yapmıştı.

Beş Yıldız Hareketi ve Lig partisi teknokratlardan oluşacak bir hükümete parlamentoda onay vermeyeceklerini açıkladı. Yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Mattarella’nın adımı eleştirilerek, “Tavrı demokratik değil ve yeniden seçimlere gidilmesinde ısrar edici” denildi. Beş Yıldız Hareketi lideri Luigi Di Maio, hükümet kurma çalışmalarının başarısız olmasından sorumlu tuttuğu Cumhurbaşkanı Mattarella’nın azledilmesi gerektiğini savundu.

İtalya’da 4 Mart’ta yapılan seçimlerde Beş Yıldız Hareketi yüzde 32 oranında oy alarak parlamentodaki en güçlü parti olmuştu. Lig Partisi ise seçimlerde oy oranını yüzde 17’ye çıkarmayı başarmıştı. Avrupa ve euro karşıtı söylemlere sahip iki partinin koalisyon kurma çalışmalarına başlaması, Avrupa’da endişe ile karşılanmıştı.

İtalya’da eski IMF yöneticisine hükümet kurma görevi

İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella hükümet kurma görevini Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski üst düzey yöneticisi Carlo Cottarelli’ye verdi. Cottarelli İtalya’da seçimlerin bu yıl sonbahar ya da 2019 yılı başında yapılacağını açıkladı.

İtalyan ekonomist parlamento çoğunluğunun kendisine destek vermesi halinde hükümeti kuracak, 2019 yılı bütçesini yapacak ve ülkenin gelecek yılın başında seçimlere gitmesini sağlayacak. Parlamentonun bu desteği vermemesi halinde ise İtalya’da seçimler, Cottarelli’nin ifadelerine göre “Ağustos’tan sonra” düzenlenecek. İtalya’da erken seçimin en erken Eylül ayında yapılabileceği ifade ediliyor.

Cottarelli’nin parlamentoda çoğunluğun desteğini alamayacağı ve hükümeti kuramayacağı tahmin ediliyor. Popülist Beş Yıldız Hareketi ve göçmen karşıtı Lig partisi daha önce teknokratlardan oluşacak bir hükümete parlamentoda onay vermeyeceklerini duyurmuştu. İtalya eski başbakanı Silvio Berlusconi’nin partisi Forza Italia da henüz aday gösterilmeden önce Cottarelli’ye destek vermeyeceğini açıklamıştı.

Cottarelli kimdir?

Lisans eğitimini Siena Üniversitesi’nde iktisat ve bankacılık alanında yapan Carlo Cottarelli, yüksek lisansını London School of Economics’te tamamladı. Bank of Italy ve petrol şirketi Eni’de 7 yıl araştırma pozisyonlarında çalışan Cottarelli, IMF’de 25 yıl görev yaptı. Cottarelli 2008-2013 yılları arasında kurumun mali işler departmanı direktörlüğü görevini üstlendi. Para politikaları, sermaye piyasaları ve mali konular Cottarelli’nin uzmanlık alanları arasında.

“İtalyan Ekonomisi’nin 7 Büyük Günahı” başlıklı bir kitabı bulunan Cottarelli, bu günahları yolsuzluk, vergi kaçırma, bürokrasi, adaletin yavaş işlemesi, düşük doğum oranı, kuzey ile güney arasındaki uçurum ve Euro’yu kabul etmekte zorlanma olarak sıralamıştı. İtalyan ekonomist, son dönemde popülist Beş Yıldız Hareketi ile Euro karşıtı Lig partisinin mali politikalarını değerlendirmek üzere sık sık televizyon ekranlarında yer alıyordu.

İtalya‘da hükümet krizi

İtalya’da 4 Mart’ta yapılan genel seçimlerde popülist Beş Yıldız Hareketi, yüzde 32 oranında oy alarak parlamentodaki en güçlü parti oldu. Euro ve göç karşıtı Lig partisi ise seçimlerde oy oranını yüzde 17’ye çıkarmayı başardı. İki partinin koalisyon kurma çabası Avrupa’da endişeyle karşılanmıştı.

İtalya Cumhurbaşkanı Mattarella, iki partinin getirdiği hükümet teklifine Euro karşıtı görüşlere sahip 81 yaşındaki Paolo Savona’nın koalisyon hükümetinde ekonomi bakanı olarak görevlendirilmesi gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Matarella söz konusu ismin İtalyanların tasarruf ve yatırımlarını riske sokacağını savunmuştu.

“Pozisyonumuza dair belirsizlik İtalya’da ve yurtdışında yatırımcıları ve tasarruf sahiplerini alarma geçirdi” diyen Mattarella “Euro üyeliği temel bir karardır. Eğer bunu tartışmak istiyorsak bunu ciddi bir biçimde yapmalıyız” demişti. Bunun üzerine Beş Yıldız Hareketi’nden hukuk profesörü Giuseppe Conte, hükümet kurma görevini Cumhurbaşkanı’na iade etmişti.

Macron’dan İtalyaCumhurbaşkanı‘na destek

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron İtalya Cumhurbaşkanı’nın aldığı karara destek verdi. Macron iki partinin hükümet önerisini reddeden İtalya Cumhurbaşkanı’nın “hayati öneme sahip demokratik bir rol” oynadığını belirterek Avrupa projesi için İtalya’ya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Macron “Cesaret ve büyük bir sorumluluk duygusuyla ülkesinin kurumsal ve demokratik istikrarını korumak için hayati bir görev üstlenen Cumhurbaşkanı Mattarella’ya desteğimi ve saygılarımı ifade etmek isterim” dedi. DW Türkçe

Irak’ta yurt dışı oylarına iptal

Irak meclisi, yurt dışı oylarının iptaline ve oyların 10’unun elle sayılmasına karar verdi. Kerkük’te de itiraz edilen sandıklar tekrar sayılacak.

Irak’ta yapılan seçimlerde elektronik oy sistemine yönelik itirazların ardından, Irak meclisi oyların yüzde 10’unun elle sayılmasına karar verildi.

CNN Türk’ün haberine göre, yurt dışı seçim sonuçları iptal edilirken, Kerkük’te itiraz edilen sandıkların da elle sayılmasına karar verdi.

Önergeyi veren Irak Bağımsız Türkmen Milletvekili Niyazi Mimaroğlu, elle sayılan oyların 25’i, elektronik oylarla eşleşmezse tüm sandıkların tekrar sayılacağını söyledi.

Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılan seçimlerin ardından elektronik oylama sisteminde hile yapıldığı iddia edilmişti. Seçimin ardından Kerkük’te eylem yapan Türkmenler, oyların elle sayılmasını istemişti.

Sandık oyunları bitmiyor: Bu kez de liste karıştırma

NURCAN GÖKDEMİR [email protected] @nurcangokdemir

Doğu ve Güneydoğu illerinin valileri ve il seçim kurulları, Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) sandık birleştirme ve taşımanın yanı sıra bazı seçim bölgelerinde seçmen listelerinin adres esas alınmadan karma yapılması isteminde de bulunmaya başladı. CHP ve HDP’nin YSK temsilcileri, listelerin karma yapılması durumunun tehlikesine dikkat çekti.

Önceki seçimlerde YSK’nin yasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle sandık birleştirme ve taşıma taleplerinin büyük bölümünü reddetmesi nedeniyle mart ayında TBMM’den geçirilen yasayla bir düzenleme yapıldı. Buna göre, seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumunda YSK, vali veya il seçim kurulu başkanının en geç bugün saat 17.00’ye kadar talepte bulunması halinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine karar verebilecek. Mülki idare amirlerinin, seçimlere müdahalesine yol açacağı gerekçesiyle eleştirilen bu düzenlemeye muhalefet, “seçim güvenliğinin ortadan kalkacağı, seçmen listelerinin karma yapılmasının denetimi engelleyeceği” gerekçesiyle tepki gösterdi.

Seçim güvenliği uyarısı
CHP’nin Yüksek Seçim Kurulu temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, sandık birleştirme, taşıma ve listelerin karma yapılması talepleri ile ilgili başvuruları YSK’nin bugünden sonra gündeme alacağını bildirdi. Sandık taşıma, birleştirme ve listelerin karıştırılmasının tehlikeli sonuçları olabileceğini belirten Yakupoğlu, “YSK’nin bunu dikkate alarak prensiplerini ortaya koymasını bekliyoruz” dedi.

HDP temsilcisi Mehmet Tiryaki de listelerin karıştırılmasının sahte ve mükerrer oy kullanımının kontrolünü güçleştireceği uyarısında bulundu. Bu yöndeki bir düzenlemenin tüm Türkiye’de yapılması durumunda karşı çıkılmayabileceğini belirten Tiryaki, “Sandıklardan çıkan sonuçlara göre seçmenin cezalandırıldığını defalarca gördük, iktidar temsilcileri bunu çekinmeden dillendiriyorlar. Listelerin karıştırılmasının bunu engelleme açısından katkısı olabileceği söylenebilir ancak bu düzenlemelerin özünde HDP’nin yüksek oy aldığı, belediye başkanlarının, milletvekillerinin tümünü kazandığı yerleri hedef aldığını biliyoruz” dedi.

Jandarmaya ret
Bu arada, Bitlis’in Adilcevaz ve Güroymak ilçeleri jandarma komutanlıklarından güvenlik gerekçesiyle yapılan sandık taşıma ve birleştirme istemleri, “başvurma yetkisi olmadığı” gerekçesiyle reddedildi.

53 mahalle ve 126 köyü bulunan Hakkari’de aralarında merkez mahallelerin de bulunduğu toplam 134 köy ve mahalledeki sandığın 38 yerde birleştirilmesi istemi de YSK’de görüşülmeyi bekliyor. Yaklaşık 100 bin seçmenin bulunduğu yerden başka bir yere taşınmasını gerektirecek bu istemi YSK kısa süre içinde gündemine alarak sonuçlandıracak.

#KapatGitsin diyenler Abbasağa’da buluşuyor

Birleşik HAZİRAN Hareketi’nin çağrısıyla havuz medyasına karşı #KapatGitsin kampanyası Abbasağa’da bir kez daha ses buluyor.

18 Mayıs’ta HAZİRAN çağrısıyla medyanın AKP’leşmesine karşı başlatılan #KapatGitsin kampanyası tüm yurtta büyük ses getirmiş ve yurttaşlar TV’lerini kapatmıştı. Sosyal medyada da #KapatGitsin etiketiyle yapılan kampanyaya ise on milyonlarca yurttaş katılmıştı. Yurttaşlar TV’lerini kapatıp parklarda ve bahçelerde buluşmuş, havuz medyasına karşı ‘T A M A M’ demişti.

Bu kampanyaya dair bir yeni etkinlikse Beşiktaş’ta Abbasağa Parkı’nda gerçekleşecek. Medyadaki tek sesliği protesto etmek için bir araya gelecek yurttaşlar 26 Mayıs Cumartesi günü saat 15.00’te buluşacak.

Etkinliğe dair HAZİRAN bir çağrıda bulundu. “Halkın haber alma hakkını gasp edenlere karşı bir kez daha sesimizi yükseltelim!” denilen çağrıda şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye, AKP-MHP eliyle baskın bir seçime giderken medyada tek seslilik hâkim kılınmaya çalışıyor. AKP medyanın yüzde 96’sını kontrol ediyor. Televizyonlar tek bir adayın propaganda araçlarına dönmüş durumda. Referandumda bu ülkenin en az yarısının oy verdiği HAYIR seçeneği nasıl yok sayıldıysa şimdi de T A M A M diyenlerin sesi kısılıyor.

Yurttaşlar geçtiğimiz hafta bu eşitsiz medya düzenini #KapatGitsin diyerek; havuz televizyonlarını ve yandaş kanalları kapatarak protesto etti. Sosyal medya kararmış ekran fotoğraflarıyla aydınlandı. Yükselen tepki sadece Türkiye’de değil dünyada da yankılandı. #KapatGitsin etiketiyle yapılan paylaşımlar on milyonlarca insana ulaştı.

#KapatGitsin demeye devam ediyoruz. Milyonların tercihini yok sayan havuz medyasının yakasını bırakmıyoruz. Medyada tek sesliliği protesto etmek için bu kez Beşiktaş Abbasağa Parkı’ndaki şenlikte bir araya geliyoruz.

Halkın haber alma hakkını gasp edenlere karşı bir kez daha sesimizi yükseltelim!

Haydi, 26 Mayıs Cumartesi günü saat 15.00’te Abbasağa’da buluşalım!”

kapatgitsin-diyenler-abbasaga-da-bulusuyor-467291-1.