Tarafsız Habercilik

Kendin olmak en büyük özgürlük

AYŞE YAZAR

Bu iki kitabı okurken Michael Frayn’ın yazdığı Oyunun Oyunu adıyla dilimize çevrilen oyunu hatırladım. Bir oyun provası ve oyunun sahnelenmesinin perde arkasını anlatan oyun yetişkinler içindi. Benzer bir durumu çocuk kitabı için yapabilmek daha büyük ustalık gerektirir. Tekrara düşmeden bütün ayrıntıları bir yapbozun parçaları gibi eşleştirebilmek gerekir. Aynı günü iki çocuğun gözünden aktaran yazar olayları üç saatlik bir dilimde vermesiyle çocuk edebiyatında Ulyysses gibi bir kitap yazmak cesaretini göstermiş Gökçe Ateş Aytuğ. “Bugün Hayal Kuracaktım” Aslı’nın, ‘Bugün Çok Sıkıldım Ben’ Aret’in kitabı. Arka kapak renklerinden kimin kitabı olduğu rahatça anlaşılıyor. Okumaya hangisinden başladığınızın bir önemi yok. Bu size özgür bir okuma fırsatı veriyor.

Pervin Teyze’ye yapılacak zorunlu ziyaretten hiç de hoşnut olmayan Aslı gibi binlerce çocuğun duygularına tercüman olan bir olayla başlıyor hikâye. Aslı istemediği bir yere gitmektense hiçbir şey yapmamayı yeğliyor. An-geçmiş-hayal-yetişkin dünyası-gelecek arasında örülmüş bir kurgu ile oluşturulan yoğun bir kitabın içinde buluyorsunuz kendinizi. Basketbol gibi aynı anda bir sürü şeyi düşünmek ve takip etmek gereken bir sürecin keyifli bir şekilde sunulduğunu görüyorsunuz. Aslının Pervin Teyze’ye gitmemek için öne sürdüğü bahanelerle annelerin en güçlü silahı ‘ayıp’ ile karşılık veriyor Aslının annesi.

Mecburi ziyarete gitmekten kurtulan Aslı dışarıdan gelen davetkâr bir kedi sesiyle kendini koridorda bulur. Ancak bir sorunu vardır. Anahtarı evdedir, üstelik çorapla çıkmıştır dışarıya. Bu durumda ağlayıp şaşkın şaşkın etrafta dolaşan bir Aslı değil de duruma kafa yoran, çözüm üreten bir Aslı görüyoruz. Apartmandaki komşularıyla ve çevresindeki insanlarla sağlıklı ilişkilerin kurulduğu bir çevrede yaşayan Aslı daha önceki tecrübe kentinden yola çıkarak Nalbur Yakup’un yanında alıyor soluğu. Nalbur Yakup tadında bir yerellikle yaptığı konuşmalarla kitabın sayfalarından bize göz kırpıyor âdeta. Nalbur Yakup’la ilgili kısımları okurken Aslı gibi zaman zaman ‘balalar’ da satırlar arasında belirip kaybolan bir Nalbur Yakup görebilirler.

kendin-olmak-en-buyuk-ozgurluk-472675-1.Aslı’nın Aret’le ve karnının acıktığını düşünerek ona kete getirmek isteyen Nalbur Yakup ile diyalogları “Elin sakar olsun da dilin sakar olmasın” dedirtiyor.

Kediyi kurtarmak için çağrılan itfaiye kamyonu bile Aslı’ya hayal kurdurmaya yetiyor. Bu anlarda okurlar da eminim kendi hayallerine dalacaktır. Çünkü yazar okurun teklifsizce gireceği kapıları ustalıkla açık bırakmayı başarmış. Söylenecek, anlatılacak her şeyi kendi yapmamış. Bu da okuru hikâyenin içine almayı sağlıyor.

Çocuklar arasındaki küslüklere yetişkinlerin müdahale etmeyip ebeveynlere işaret edilen ‘fırsat yaratma’ yöntemi kitabın ebeveynler tarafından da okunmasını değerli kılacak bir yönü.

Başkalarına ait eşyaları kullanmak zorunda kalıp kendi olabilmeyi başarabilen bir karakter olarak ele alınmış Aslı. Aret’in Lusin’den değil de Aslı’dan hoşlanması, çocuklara kendi olabilmenin hayattaki en büyük özgürlük olduğunu gösteriyor. Bu yönüyle okura kendi olabilme cesareti veriyor.

En büyük zevki karo taşlarıyla maç yapmak olan Aret yumurta kartonlarından ve teneke kutulardan oyuncak arabalar yapıyor. Eğlenmek ve oyun oynamak için olağanüstü oyuncaklara ihtiyaç duymayan, gerektiğinde elinin altındakileri eğlenceye dönüştüren Aret zaman zaman mizah yönüyle karşımıza çıkıyor. Hayvanları çok seven Aslı’yı mutlu etmek için Aslı’nın kalemliğine koydukları “Deli kıza cilve yap demişler…” atasözünü hatırlara getiriyor.

Aret’in Aslıyla çaktırmadan yakınlaşma çabaları yetişkinlere de davranış okuma hususunda yol gösterebilir. Akran baskısıyla baş etmenin nasıl bir şey olduğunu Aret’in mizahi üslubuyla vermiş yazar. Nalbur Yakup, Aret’in anlattığı şekliyle her konuya uygun hikâyeler anlatan modern bir meddah olarak zihnimizde canlanıyor. Dış dünyanın sesini istediği gibi açıp kısabilen Aret’in kitabında Bakkal Nuray Abla ile Aret’in konuşmaları okuru tebessüm ettiriyor.

kendin-olmak-en-buyuk-ozgurluk-472676-1.

Aret’in doğum günü için hazırladığı davetiyelerde yaptığı küçük bir hata yanlış anlamalara sebep oluyor. Evin kara kutusu Arlin, söyledikleriyle her işin aslını eğlenceli bir şekilde ortaya çıkarıyor. Aret; maması, daydayı ve annesinin yaptığı topik ile Aslı’nın ailesinden ayrı bambaşka bir kültürün yaşandığı bir aileye konuk oluyor, çat kapı ziyaretlerin yapılabildiği, evinizi çocuğunuzu güvenebileceğiniz bir mahallede huzurlu birkaç saat yaşamaya ortak oluyorsunuz.

Kitapları, Merve Atılgan resimledi.

Yeni Şafak’ın Genel Yayın Yönetmeni: Sen Avrupa, korkuyorsun bizden, Erdoğan’dan…

AKP’ye olan yakınlığıyla ve gerici haberleriyle biline Yeni Şafak gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, dünya düzenin, tarihin ve milletlerin değiştiğini ancak Avrupa’nın kibirli tutumunun değişmediği iddia etti. Karagül, Avrupa’ya “sen” diye seslenerek, “Bizden, milletimizden, Erdoğan’dan, Türkiye’nin seçtiği yeni yoldan, büyük hesaplara girişmesinden, büyük iddialarla öne çıkmasından korkuyorsun” diye yazdı.

Karagül’ün “Erdoğan ‘kapağı’ için size kim, ne kadar para ödedi? Korkuyorsun Avrupa, daha çok korkacaksın!” başlığıyla bugün yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

“…Sen Avrupa! Kibrinle batacaksın. Başka milletlere saygısızlığınla batacaksın. Başka ülkelere yaptığın kötülükle batacaksın.

Senin diktatör dediğini dünya seviyor, senin iyi dediğinden bütün dünya kuşku duyuyor. Senin doğru dediğinin yanlış, yanlış dediğinin doğru olduğuna inanıyor herkes.

Tarih değişti, milletler değişti. Dünya düzeni değişti, sen hala aynı kibirli, aynı ihtişam hayallerinle dünyada bir şeyleri değiştireceğini sanıyorsun.

Sen Avrupa, korkuyorsun. Bizden, milletimizden, Erdoğan’dan, Türkiye’nin seçtiği yeni yoldan, büyük hesaplara girişmesinden, büyük iddialarla öne çıkmasından korkuyorsun. Sana “Erdoğan diktatör” dedirten şey, demokrasi değil, özgürlük değil, insan hakları değil. Sen onları umursamazsın bile. Sen onları sadece satarsın. Seni bu hale getiren korku Avrupa…”

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş: Milletvekili adayı değilim

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, 24 Haziran seçimlerinde CHP’den milletvekili adayı olacağı iddiaları sonrası açıklama yaptı.

Alper Taş, Twitter hesabından paylaştığı mesajda “Birçok dost, yurttaş vekil olmamı çok istedi. Onları üzdüm, beni bağışlasınlar. Bazıları ise ‘bir vekil adayı olsun da çakalım’ beklentisindeydi onları da bir kez daha hayal kırıklığına uğrattım. ‘Taş yerinde ağırdır’. Parlamentoya değil, parlamento dışı muhalefete adayım” ifadesini kullandı ve iddiaları yalanladı.

CNN Türk’te dün yayımlanan haberde “Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun listesinde yer vereceği yeni isimler arasında Abdüllatif Şener, Kani Beko, İbrahim Kaboğlu, Alper Taş ile bazı eski bakanların olması bekleniyor” denilmişti.

Erdoğan’ın seçim şarkısı paylaşıldı

AKP Genel Merkez Gençlik Kolları 5. Olağan Kongresi’nde, partinin 24 Haziran’a kadarki süreçte kullanacağı ilk kampanya şarkısı ‘Er oğlu Erdoğan’ kamuoyuna sunuldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ankara’da yapılan Gençlik Kongresi öncesi, salonun önünde toplananlara hitap etti. Partinin kampanya sürecinde meydanlarda dinleteceği ilk şarkı, AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları 5. Olağan Kongresi’nde kamuoyu ile paylaşıldı.

​Erdoğan’ın seçim kampanyasında kullanacağı şarkı şöyle:

Bakan Soylu’dan ‘seçim güvenliği’ açıklamaları

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Seçim Bölge Güvenlik Toplantısı”na katıldı.

Bakan Soylu, 24 Haziran seçimlerindeki güvenlik çalışmaları konusunda “Mevzuat itibarıya birtakım yenilikler var. Ayrıca yaşanan gelişmelerden, yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki dünyanın hemen her yerinden, uluslararası toplum tarafından da yakından takip edilen bir seçim. Dolayısıyla her zamankinden daha ağır bir sorumluluk bizi beklemektedir. Haliyle her zamankinden daha büyük bir dikkat, daha fazla bir özen göstermek durumundayız” dedi. Bakan Soylu, “Seçim güvenliğini üç noktada ele alıyoruz. Birincisi kampanya ve propaganda döneminin güvenliği. İkincisi seçim günü oy verme güvenliği ve üçüncüsü de seçim akşamı oy sayımının güvenliği, sonuçların, listelerin, evrak ve oy pusulalarının ilgili yerlere sağlıklı ve seçim hukukuna uygun bir şekilde iletilmesi” diye konuştu.

DİJİTAL SUÇLAR

Kampanya döneminde alınacak tedbirlere değinen bakan Soylu, “Miting alanları, toplanma alanları, stand çalışmaları, broşür dağıtımı Ramazan nedeniyle iftar programları tedbirlerini kapsayacak. Ayrıca dijital ortamdaki güvenliği de tesis etmek maksadıyla, özellikle sosyal medyada terör örgütü propagandası veya başka türlü provakasyonların ortaya getirilmesi, dijital seçim çalışmalarını engellemeye yönelik siber suçların takibini yapmak maksadıyla da, ilgili birimlerimiz görevleri başında olacaktır. Elbette ki burada dikkat edeceğimiz en önemli konu, güvenliği bahane edip ifade özgürlüğünün önüne geçmemektir. Hayatımızın genel gidişatını yönetme yetkisini, ne kadar vergi vereceğimizi, nasıl bir kanun anlayışıyla yaşayacağımızı belirleyecek kişileri seçiyoruz. Bu önemli bir karardır. Esas olan özgürlüğü temin etmektir. Güvenlik, özgür bir ifade ve tercih ortamını sağlamak için vardır. Bu itibarla bizim temel sorumluluğumuz, birilerinin başkalarının özgürlük alanına müdahil olamayacağı, tercihlerin özgürce yapılabileceği güvenli bir ortamı tesis etmektir” şeklinde konuştu.

“TEDBİRLERİ DIŞARIDAN İZLEYECEK, KONTROL EDECEK BİRİMLER OLUŞTURACAĞIZ”

“Kampanya döneminde basına açık ve kapalı toplantılarda güvenlik tedbirlerini alırken, üçüncü bir göz kullanacağız” diyen Bakan Soylu, “Alınan tedbirleri dışarıdan izleyecek, kontrol edecek birimler oluşturacağız” dedi.

ÇOCUKLARIN BROŞÜR DAĞITMASI

Soylu, ayrıca seçim kampanyalarında 18 yaşından küçüklerin seçim broşürü, seçim materyali, afiş gibi malzemeleri dağıtmasına izin vermeyeceklerini belirtti. Çalışmalarda bazen aşırı tepkiler gösterildiğini, gerginlikler yaşanabildiğini ifade eden Bakan Soylu, “Mahallenin küçük çocuklarının ellerine siyasi parti broşürleri tutuşturup onları tanımadıkları insanların önüne, evine, kapısına yollamak, çocuklarımız açısından bir risk içeriyor. Çocuklarımızı koruma adına böyle karar almış olduk” dedi.

“531 BİN 7 PERSONEL SEÇİM GÜNÜ GÖREV BAŞINDA OLACAK”

Bakan Soylu “Seçim günü tedbirleri kapsamında da kolluk birimlerinin bütün izinleri kaldırılacak. Hali hazırda 264 bin 526 emniyet personeli, 195 bin 695 jandarma, 50 bin 793 güvenlik korucusu ve 19 bin 993 gönüllü güvenlik korucusuyla beraber toplam 531 bin 7 personel seçim günü görev başında olacak” diye konuştu.

74 HELİKOPTER 18 İHA KULLANILACAK

74 helikopter, 18 İHA ve 6 insanlı keşif uçağı ile 765 TOMA’nın gerek seçim günü gerekse kampanya döneminde kullanılacağını belirten Bakan Soylu, “Bu süreçte emniyet birimlerindeki daha küçük dronelar da bu süreçte kullanılacak. Güvenlik, acil durum merkezi, izleme merkezleri, jandarma istihbarat ve emniyet istihbarat birimleri, güvenlik kamera sistemleri entegre şekilde yer alacak” dedi.

“SİLAHLA SEÇİM SANDIKLARININ YANINA GİDİLEMEYECEK”

Soylu, “Özellikle seçim günü, üzerinde silah bulunan kişilerin seçim sandıklarının bulunduğu binalara girişlerine izin verilmeyecektir. Aynı şekilde üzerinde propaganda etkisi olan rozet, amblem vs. bulunduran kişilere de sandık mahalline girmelerine, her seçimde olduğu gibi bu seçimde de müsaade edilmeyecektir. Güvenlik kameraları ve aydınlatma konusu hassasiyet göstereceğimiz konuların başında gelmektedir. Mevcut güvenlik kameralarının sağlıklı çalışmasına, sandık kurullarının olduğu, oy torbalarının depolanacağı yerlerin aydınlatılmasına ilişkin tedbirler alınacaktır. Yaz olması münasebetiyle havanın geç kararacağı göz önüne alınmaktadır. Ama seçim sonuçlarının sayım ve dökümü maalesef ilerleyen saatlere kadar devam etmektedir. Biz işimizi kış tutacağız, yaz çıkarsa bahtımıza. Erken biterse havanın aydınlığında seçim sayımı ve teslim işleri bitirilecek” diye konuştu.

“BAŞARIYI 24 HAZİRAN’DA BÜTÜN ARKADAŞLARIMIZLA BİRLİKTE TEKRARLAYACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Bakanlık olarak 16 Nisan referandumunda iyi bir sınav verdiklerini belirten Bakan Soylu, “Gerek kolluk birimlerimiz gerekse idari birimlerimizle hem kampanya döneminde hem de seçim günü akşamına kadar, bakanlığımız, özgür ifade ortamını ve seçim güvenliğini temin etme hususunda ülkenin her köşesinde başarılı olmuştur. İnşallah bu başarıyı 24 Haziran’da bütün arkadaşlarımızla birlikte tekrarlayacağımıza inanıyorum. İnanıyorum ki bütün vatandaşlarımız, huzur içinde, kardeşlik içinde sandığa gidecekler, iradelerini sandığa yansıtacaklar ve bir bayram havası içinde geçecek olan bu seçim döneminin sonunda, kazanan, herşeyden önce demokrasimiz ve ülkemiz, kazanan asil milletimiz olacaktır” dedi.

(DHA)

TTB’den Sağlık Bakanlığı’na çağrı: Zorunlu aşı için gerekli

Türkiye’de son 7 yılda çocuklarına aşı yaptırmayan ailelerin sayısı 183’ten 23 bine çıktı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, “Aşı Candır Hayat Kurtarır” kampanyası doğrultusunda Sağlık Bakanlığı’na çağrı yaparak, “Zorunlu Aşı Yasası”nın bir an önce çıkarılmasını talep etti. Tükel, “Aşı yapılması kişinin ya da ebeveynin bilimsellikten uzak, kanıtlanmamış bilgiler ve yanlış inançlar doğrultusunda keyfi kararlara bırakılmamalıdır. Aşılama konusunda yasal düzenleme ivedilikle yapılmalıdır” dedi.

Kamu sağlığı tehdit altında

Kampanya ile ilgili TTB genel merkez binasında dün düzenlenen basın açıklamasına Merkez Konseyi üyeleri ve CHP milletvekilleri Dr. Ali Şeker, Dr. Niyazi Nefi Kara ve Dr. Behçet Yıldırım da katıldı. Tükel, aşıların son derece etkin ve güvenilir olduklarına vurgu yaparak, şunları söyledi:

“Aşılarla ilgili kanıtlanmış hiçbir ciddi yan etki olmadı. Aşı, sadece aşı yapılan çocuğu korumakla kalmayıp hastalık etkeninin toplumdaki dolaşımını engelleyerek, toplumdaki riskli kişileri de korumaktadır. Aşılama oranının düşük düzeyde kalması, kanser tedavisi gören ya da doğuştan bağışıklık sistemi zayıf olan ya da hastalığı bulunan çocukları risk altında bırakmaktadır. Aşı olmayı reddetmek, bireysel özgürlük değil kamu sağlığını tehdit eden bir davranıştır.”

Yasa teklifi kabul edilmeli

Sağlıklı toplum için, sağlıklı çocuklar için ve sağlıklı bir gelecek için TTB tarafından bir yasa taslağı hazırlandığını belirten Tükel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anayasa Mahkemesi 26 Ekim 2016 yılında aşıyla ilgili önemli bir karar almış ve mevcut yasalar doğrultusunda çocuk felci dışındaki aşıların zorunlu tutulamayacağını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı, aşılama konusunda yasal bir düzenleme yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dava konusu olan pek çok olayda aşılama konusunda yasal düzenleme yapılması gerektiği mahkemelerce hükmedildiği halde, Bakanlığın ısrarla gerekli düzenlemeyi yapmaması dikkat çekicidir. Aşılama konusunda mevzuattaki belirsizliklerin sona erdirilmesi için, yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması için Sağlık Bakanlığı’nı göreve davet ediyoruz.”

Trump: Kim ile görüşmenin yeri ve zamanı belli

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile yapacağı tüm dünyanın beklediği tarihi görüşme öncesi, görüşmenin yeri ve zamanın belli olduğunu, detayların yakında açıklanacağını söyledi.

Geçtiğimiz günlerde Twitter’dan açıklama yapan ABD Başkanı, Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile Kuzey ve Güney Kore sınırındaki ateşkes köyü Panmunjom’un Güney Kore’ye ait kısmında bulunan Barış Evi’nde görüşmek istediğini ifade etti.

Trump, “Görüşme için çok sayıda ülke düşünülüyor. Ancak Kuzey ve Güney Kore’nin sınırındaki Barış/Özgürlük Evi, üçüncü bir ülkeden daha sembolik, önemli ve kalıcı bir mekan olmaz mı? Sadece soruyorum!” ifadesini kullanmıştı. Rusya soruşturmasında özel savcı Robert Mueller’e ifade verecek olan Trump, kendisine yöneltilecek soruların basına sızmasının ardından da Savcı Mueller ile görüşmeyi çok istediğini çünkü Rusya ile gizli bir anlaşma söz konusu olmadığını belirtti.

Trump’ın avukatlarından Rudy Giuliani’nin ABD Başkanı’nın Michael Cohen’e, porno yıldızı Stormy Daniels’e verdiği 130 bin doları geri ödediğini açıklamasıyla ilgili de Trump, “Giuliani harika bir adam ve doğruları düzgün olacaktır” dedi.

Sarıbal: Benzersiz bir kriz geliyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, iktidarın ‘masallarına’ rağmen Türkiye’nin ekonomik krize doğru sürüklendiğini, söz konusu krizin 1994 ve 2001 yıllarında gelen krizlerden farklı ve daha ağır sonuçları olacağını söyledi.

Sarıbal, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü olduğunu anımsatarak, basın emekçilerine özgürlük temennisinde bulundu. Bazı üniversitelerin bölünmesinin öngörüldüğü tasarıya da değinen Sarıbal, tarihsel belleğini yitiren üniversitelerin, niteliklerini de yitireceklerini söyledi. Sarıbal, “Yeni üniversitelere ‘evet’ ancak üniversitelerin bölünmesine karşıyız” ifadesini kullandı.

Yapılan son düzenlemeler sonucunda, nüfus müdürlüklerinin işlerinin arttığını, buna karşın personel ve mekân sıkıntısı yaşandığını anlatan Sarıbal, bu sorunun giderilmesi gerektiğini vurguladı.

Sarıbal, 27 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de, gübre ve gübre hammaddelerine ilişkin karar yayımlandığını hatırlatarak, bu maddelere ÖTV getirildiğini ve çiftçiler için ek bir masraf oluştuğunu söyledi.

Dolar bazında küçüldük
Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) 2017’de yüzde 7,4 büyüdüğünün açıklandığını, ancak milli gelirin dolar bazında azaldığına değinen Sarıbal, “2016’da 863 milyar dolar olan GSYH, 2017’de 851 milyar dolara geriledi. Kişi başına düşen gelir 2016’da 10 bin 883 dolar iken 2017’de 10 bin 597 dolara düştü” diye konuştu. Türkiye’nin döviz açığının da büyüdüğüne ve cari açığın 47,1 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Sarıbal, cari açığın sıfır olması gerektiğini kaydetti.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğe de değinen Sarıbal, “AKP ve saray iktidarının masallarına rağmen gelmekte olan ekonomik kriz, ne 1994 ne de 2001 krizine benzememekte” iddiasında bulundu.