Tarafsız Habercilik

Yanı başımızdaki Meksika: Eğitim yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele etmek zorundadır

Yeliz Düşkün – ERG Politika Analisti

Eğitim sistemimizin durumunu incelerken, akademik başarı bakımından öne çıkan ülkelerdeki durumu sık sık tartışıyoruz. Dünyada, akademik başarı bakımından dikkat çekmeyen, ancak pek çok meselesi Türkiye’deki meselelere benzeyen coğrafyalardan da öğrenilecek dersler var. Bu coğrafyalardan biri Latin Amerika.

1957’den bu yana her yıl gerçekleştirilen önemli bir uluslararası konferans olan “Karşılaştırmalı ve Uluslararası Eğitim Topluluğu” (Comparative and International Education Society-CIES) Konferansı bu yıl Meksika’da gerçekleştirildi. Bu vesileyle hem Meksika hem latin Amerika üzerine gözlem yapabilme, farklı deneyimleri dinleme fırsatı yakaladım.
Türkiye ve Meksika, pek çok açıdan benzer iki ülke. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de 10.863, Meksika’da 8.209 dolar olan kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ile iki ülke de OECD ülkeleri arasında sonlarda. Meksika, Şili ve Türkiye, gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu OECD üyesi ülkeler. 18-24 yaş arasında olup ne işte ne okulda olan gençlerin oranı Türkiye’de %33, Meksika’da %23. İki ülke OECD ülkeleri arasında en sonlarda.

Ortaöğretim Meksika’da da Türkiye’deki gibi 2012’de zorunlu oldu; ortaöğretimde net okullulaşma oranı Meksika’da %77, Türkiye’de %82,5. Okula devamla ilgili sorunlar, okul terki her iki ülkede de önemli konular. Bir o kadar önemli olan, okula erişimin öğrenme ile eşit olmaması. Uluslararası bir değerlendirme olan PISA sonuçlarına göre, 15 yaşında olan ve eğitim gören çocukların matematik, fen ve okuma başarıları Türkiye’de Meksika’nın biraz üzerinde olsa da her iki ülkede de çocukların bu alanlarda temel becerileri düşük. Üst düzey başarı gösteren çocuklar ise yok denecek kadar az.
Yalnızca Meksika’nın değil, Latin Amerika’nın son 30 yıldaki genel durumu ise şöyle özetlenebilir: Okullulaşmada ilerleme oldu. Eşitsizlikler ise devam ediyor, çocuklar sosyoekonomik duruma göre ayrı okullarda okuyorlar. Özel okullar arttı, devlet okullarında ise yoksullar toplanıyor. Okullar arasında kaynak ve öğretmen dağılımı dengesizlik gösteriyor. Bu genel çerçeveden bakınca da Türkiye ile Latin Amerika arasında benzerlikler görülüyor.

Latin Amerika’da da Türkiye’de de çeşitli kurumlar her çocuğun nitelikli eğitime erişimi için çabalıyor. Bu yıl CIES konferansı’na 115 ülkeden 3.200 kişi katıldı. Dört gün süren konferansta tartışılan konular bizi bazı çözüm önerileri üzerine düşünmeye davet ediyor:

»Yoksulluk ve eşitsizlik Latin Amerika için yakıcı bir sorun. Dolayısıyla eğitim bunlarla mücadeleye hizmet etmek zorunda. Aynı zamanda, ailelerin sosyoekonomik durumunu, öğrencilerin beslenmesi ve barınması gibi konuları göz ardı ederek eğitime erişimi ele almak mümkün değil.

»Özellikle yoksul nüfus için erken çocukluk eğitimini, sağlık hizmetlerini ve beslenme desteğini önceliklendirmek gerekli.
»Sosyoekonomik bakımdan dezavantajlı nüfusun yaşadığı bölgelerdeki öğretmen eksiğini kapatmakla kalmayıp bu eksiği çok iyi donanıma sahip öğretmenlerle doldurmak gerekli.

»Şili’de uygulanan özel okullara teşviklerin eğitimin niteliğine olumlu bir katkısı olmadı; eşitsizlikler daha da arttı.
Eğitime erişim sorununu çözmüş, PISA gibi değerlendirmelerde öne çıkan Finlandiya, Estonya, Singapur, Güney Kore gibi ülkeleri izlemek her ne kadar önemliyse de, yukarıdaki verilerin sunduğu bağlam nedeniyle, Latin Amerika’daki Türkiye’ye benzer ülkelerin eğitimde çözüm arayışlarını yakından takip etmek yararlı olacaktır. Latin Amerika’ya ilişkin değerlendirmelerde öne çıktığı gibi Türkiye’de de eğitim politikalarına yoksulluk ve eşitsizlik penceresinden bakmamız zorunlu.

Türkiye’de özel okulların payı giderek artıyor ve bu artış kamu politikası olarak destekleniyor; özel okullara öğrenci başına 2014-15 eğitim-öğretim yılından bu yana ödenen teşvikler toplamda 4 milyar TL’ye yaklaştı. Ancak bu politikanın ölçme-değerlendirmesini yeterince yapamıyor, sosyal eşitlik ve ayrışma üzerindeki etkilerini yeterince hesap edemiyoruz.

Ülkemizde yoksul çocuklara yönelik şartlı eğitim yardımı ve burslar söz konusu. Okul sütü ve okul üzümü gibi beslenme destekleri sunuluyor. Ancak bu destekler yoksul ve özellikle okuldan ayrılıp bir işte çalışmaya başlama riski bulunan çocuklar için yeterince önleyici değil. Yoksul çocuklar için okul öncesi eğitime erişim de hâlâ önemli bir sorun. Nitelikli okul öncesi eğitimi tüm çocuklar için erişilebilir kılmadan, eğitimi bir eşitlik aracı olarak görmek zorlaşıyor.Özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki öğretmen ihtiyacını kalıcı olarak kapatmak da üzerinde durmamız gereken bir konu.

Kaynakları verimli kullanmalı
Sonuç olarak, Türkiye’ye benzer koşullar içerisinde eğitime erişimi ve eğitimin niteliğini artırmak için çabalayan kurumları dinleyince, şu konuları önceliklendirmek gerektiği görülüyor: Yoksullukla mücadele, eğitime erişimi ve eğitimde niteliği artırmak için kilit önem taşıyor; eşitsizliklerle mücadele ve eğitimde öğrenmeyi artırmak için erken çocukluk eğitimine odaklanmak gerekiyor; okul öncesi eğitimi zorunlu hale getiren Meksika’da bunun etkilerinin olası olumlu sonuçlarını izlemek yararlı olabilir; Şili hakkındaki analizleri dikkate alarak özel okulları teşvik etme uygulamasını gözden geçirmemiz, uygulamanın ölçme-değerlendirmesini yapmamız ve sonuçları kamu kaynaklarının verimli ve eşitlikçi kullanımı süzgecinden geçirmemiz önemli; Latin Amerika da dahil olmak üzere pek çok ülkede özellikle dezavantajlı bölgelerde görev yapan öğretmenlerin motivasyonunu artıran önlemler almak yaygın biçimde tartışılıyor, bu konuyu Türkiye için de gündeme almak önemli görünüyor.

Sakarya’da iş cinayeti: Kepçe ile iş makinesinin arasında sıkışan işçi yaşamını yitirdi

Sakarya’nın Karasu ilçesinde, geri dönüşüm tesisinde iş makinesinin yağını değiştiren Melih Şahin (56), üzerine düşen kepçe ile iş makinesi arasında sıkışarak yaşamını yitirdi.

Olay, öğle saatlerinde, Karasu- Akçakoca yolu üzerindeki geri dönüşüm tesisinde meydana geldi.

Tesis çalışanı Melih Şahin, iş makinesinin yağını değiştirmek için kepçenin altına girdi.

Aracın yukarı doğru kaldırılmış kepçe kısmı, bir anda boşalarak, Şahin’in üzerine düştü.

Şahin, kepçe ile iş makinesi arasında sıkıştı. Tesis çalışanlarının haber vermesi üzerine sağlık ve itfaiye ekibi geldi.

Sağlık görevlileri, yaptığı kontrolde, Şahin’in öldüğünü belirledi. Melih Şahin’in iş makinesinde sıkışan cansız bedeni, çıkarılarak, morga götürüldü. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

(DHA)

TTB: “TAMAM” diyoruz

BirGün/Ankara

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, 24 Haziran seçimleri öncesinde “Aydınlık Bir Gelecek İçin Sağlık Alanına İlişkin Taleplerimiz” başlığıyla bir açıklama yaparak, yeni dönemde sağlık alanında gerçekleştirilmesini bekledikleri taleplerini açıkladı.

TTB Merkez Konseyi üyelerinin de katıldığı toplantıda konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın (SDP) uygulamaya başlanmasından bu yana geçen 15 yılda ve buna ek olarak 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen OHAL ile birlikte sağlık alanında yaşanan sorunları özetledi. SDP’nin Türkiye sağlık ortamını olumsuz etkilediğini, birçok yeni soruna yol açtığını, Genel Sağlık Sigortası Sistemi’nin (GSS) gençleri ve işsizleri sağlıkta yoksun bıraktığını, daha çok hasta görme, daha fazla işlem yapma üzerine kurulan performans sisteminin sağlık hizmetlerinde niteliği düşürdüğünü ve sağlık çalışanlarını tükenme noktasına getirdiğini anlatan Tükel, OHAL ile birlikte bunlara ihraç edilen ve güvenlik soruşturmaları nedeniyle atanamayan hekimlerin sorunlarının eklendiğini kaydetti.

Tüm olumsuzluklara son verilmeli

“OHAL altında, emekçilere düşük ücretin, ağır çalışma koşullarının dayatıldığı, işçi kıyımlarının gerçekleştiği, taşeronlaşmanın, esnek ve güvencesiz çalışmanın hâkim hale getirildiği, hekimlik değerlerinin yok sayıldığı, halkın sağlık hakkının gasp edildiği bir dönemde seçimlere gidiyoruz” diyen Tükel, TTB olarak yeni seçilecek hükümetten karşılanmasını bekledikleri sağlık alanına ilişkin taleplerini sıraladı.

Performans, döner sermaye, GSS ve şehir hastanelerinden vazgeçilmesi gerektiğini belirten Tükel, yeni tıp fakültesi açılmaması, asgari standart ve koşulları sağlamayan tıp fakültelerinin tıp eğitimi verme yetkisinin kaldırılması gerektiğini kaydetti. Tükel, OHAL’in kaldırılması ve OHAL ile birlikte sağlık alanında yaşanan tüm olumsuzluklara son verilmesi gerektiğini vurguladı.

“TAMAM” diyoruz

TTB tarafından hazırlanan, fiili hizmet zammı, sağlık alanında şiddetin önlenmesi ve hiçbir bilimsel dayanağı bulunmayan aşı reddinin önlenmesi için hazırlanan yasa değişikliği önerilerinin altını çizen Tükel, bölünen üniversitelerin birleştirilmesini, “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” açıklaması dolayısıyla TTB Merkez Konseyi üyelerine açılan soruşturmaların geri çekilmesini istedi. Tükel, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı bir toplum için, barışın egemen olduğu, özgür, demokratik ve laik bir ülke için, işçilerin, emekçilerin ve tüm halkımızın, kendilerini ilgilendiren her konuda söz, yetki ve karar hakkının olduğu bir geleceğe TAMAM diyoruz. Oyumuza sahip çıkacağız, oyumuzu demokrasiden, emekten, barıştan, özgürlüklerden yana kullanacağız.”

Teyzesini boğazını keserek öldüren adam, suçu Suriyeli kiracılarına atmaya çalışmış

Maraş’ta, dün boğazı kesilerek öldürülen Hanife Akdişli’nin (78) cinayet şüphelisinin yeğeni, işsiz Bünyamin Mahsereci (44) olduğu belirlendi. Gözaltına alınan Mahsereci’nin, cinayetten sonra evine gidip duş aldıktan sonra döndüğü olay yerinde polisleri, teyzesini Suriyeli kiracıları tarafından öldürülmüş olabileceği yönünde yönlendirmeye çalıştığı ortaya çıktı.

Olay, dün akşam saatlerinde merkez Dulkadiroğlu ilçesinin Şeyh Adil Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Ömer Akdişli, iftardan hemen sonra yalnız yaşayan annesi Hanife Akdişli’yi telefonla aradı ancak cevap alamayınca eve gitti. Ömer Akdişli, içeri girdiğinde annesini kanlar içerisinde yatarken buldu. Boğazı kesilerek öldürüldüğü belirlenen yaşlı kadının katil zanlısını yakalamak için çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kapıda ve pencerelerde herhangi bir zorlama olmadığını belirledi.

‘CİNAYETİ SURİYELİLER YAPMIŞTIR’

Cinayeti Akdişli’nin bir tanıdığının işlemiş olabileceğini değerlendiren ekipler, olay yerinde Hanife Akdişli’nin öz yeğeni Bünyamin Mahsereci’nin hareketlerinden şüphelendi. Mahsereci, bir ara polislerin yanına gelip, “Teyzemin alt komşusu Suriyeli kiracıları ile arası kötüydü, cinayeti onlar yapmıştır” dedi. Aşırı tepkiler verip polisi yönlendirmeye çalışan Mahsereci, gözaltına alınarak Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

‘DUŞ ALDIKTAN SONRA OLAY YERİNE GELDİM’

Sorgusunda suçlamaları kabul etmeyen Bünyamin Mahsereci’nin evinde arama yapan polis, kanlı elbiseler ile evin bahçesinde olayda kullanılan bıçağı ele geçirdi. Bunun üzerine Mahsereci suçunu itiraf ederek ifadesinde şunları söyledi:

“Teyzem bana olaydan bir gün önce 100 lira para vermişti. Olay günü de uğradım. Evde aramızda tartışma çıktı. Teyzemi önce darp ettim, sonra bıçaklayarak öldürüp, olay yerinden kaçtım. Kendi evime gidip duş alıp bir süre bekledikten sonra olay yerine tekrar gittim. Orda bulunan kalabalığı yanlış yere yönlendirmek için ‘Suriyeliler yapmıştır, teyzemin Suriyeli kiracıları ile arası iyi değildi, bana sürekli onlarla kavga ediyorum diyordu’ diye yön verdim. Yalan söyleyerek olayı yönlendirmek istedim.”

Bünyamin Mahsereci, sorgusunun ardından hastanede sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi. Yaşlı kadının cenazesi ise otopsinin ardından yakınlarınca Şeyh Adil Mezarlığı’nda kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

(DHA)

Erdoğan, AKP’nin seçim beyannamesini açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Seçim Beyannamesi toplantısında konuşuyor.

Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Kardeşlerim sizler 24 Haziran’daki seçimler AK Parti’nin adayları olarak bu kutlu yola çıktınız. Ülkemize hizmet için çıktığımız bu yolculuğu inşallah menziline ulaştıracağız. AK Parti her seçimden birinci çıkmış bir partidir, ama bu yeterli değildir. Meclis’te yeterli çoğunluğa ulaşmak için de mücadele ediyoruz.

2007’de oyumuzu yüzde 47’ye çıkardık, tek başımıza iktidar olduk. 7 Haziran’da ilk kez çoğunluğu sağlayamadığımız bir seçim oldu. 1 Kasım’da seçimleri yeniledik ve yüzde 49,5 ile iktidara geldik. Ayrıca 10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52 oy oranına ulaştık.

Yaşanan tüm saldırıların üstesinden milli iradeye bağlılığımız ile üstesinden geldik. Bizler vakit Türkiye vakti diyerek yola çıkıyoruz. 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 50’nin çok üzerinde bir oy ile kazanmayı istiyoruz. Meclis’te güçlü bir grup kurmamız gerekiyor. Milletimizle gönül bağımızı güçlü tutmamız gerekiyor. Her iki seçimden de inşallah yüzümüzün akı ile çıkacağız. Kardeşlerim, bu heyecan, bu coşku, bize beklenen neticeyi getirecek. Elazığ, 5-0 reis diyor. 24 Haziran akşamı inşallah bu heyecanı göreceğiz. Biz milletimizin karşısına hiçbir zaman eli boş çıkmadık. Öncek hükümetlerimiz döneminde yaptıklarımız ile bir sonraki seçimde yapacaklarımız ile çıktık.

6 Mayıs’ta seçim manifestomuzu açıkladık, bugün ‘Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye’ başlığı ile hazırladığımız beyannamemizi ‘Yaparsa Yine AK Parti yapar’ diyerek milletimize sunuyoruz. Gelecek vizyonunu özetle paylaşmak istiyorum.

“DİJİTAL TÜRKİYE’NİN ZAMANININ GELDİĞİNE İNANIYORUZ”

Tüm dünyada baş döndürücü bir dönüşüm yaşanıyor. Teknolojik dönüşüm yaşanırken, kültürel alanda bir değişim görülüyor. Değişim sürecinde geri kalanlar eskisinden daha fazla bedeller ödüyor. Biz dünyada oluşan şekilleri analiz ederek bir yol haritası ortaya koyuyoruz. Dijitalleşmeye özel bir önem veriyor, dijital Türkiye’nin zamanının geldiğine inanıyoruz. 2023 vizyonmuzu ortaya koymuştuk, yeni yönetim sistemi ile bunu daha da güçlendirerek, küresel dünyada daha söz sahibi olduğumuz bir hale çevireceğiz.

“KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIMINI YÜZDE 40’IN ÜZERİNE ÇIKARACAĞIZ”

Korumacılık eğiliminin küresel düzeyde yükseldiği bir ortamda geçici rüzgara kapılmayıp dışarı açık, serbest piyasayı baz alıp güçlenmeye devam edeceğiz. Ülkemizi küresel düzeyde bilgi üreten, bilgi katma değer üreten bir güç haline dönüştüreceğiz. Bunun içinde bilgiye dayalı eğitim büyümemizin gücü olacaktır. En büyük gücümüz dinamik nüfus ve genç nüfusumuzdur. Birlikte yürüyeceğimiz gençlerimizle yeni başarı hikayeleri yazacağız. Kadınlarımızın aktif katılım sürecini desteklemeye devam edeceğiz. Kadın girişimciliğini güçlendirirken, kadınların iş gücüne katılımını yüzde 40’ın üzerine çıkaracağız.

“ÖZEL SEKTÖRÜN ROLÜNÜ YÜKSELTECEĞİZ”

Alt orta gelir grubunda olan ülkemizi üst orta gelir grubuna yükselttik. Ekonominin nimetlerini daha adaletli bir şekilde tüm toplumsal kesimlere dağıtacağız. Gelirini daha adil palaşan, hakkaniyeti salamış bir ülke haline geleceğiz. Demokratik standartları yüksek bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Milli gelirden, araştırma ve geliştirmeye ayırdığımız bütçeyi yüzde 2’ye çıkararacağız. Bilginin üretiminde katma değer oluşturacak şekilde kullanımında özel sektörün rolünü yükselteceğiz. Oluşturacağımız özgün projelerle küresel ölçekte tanınan çok sayıda girişimcisi ve markası olan bir ülke haline dönüşeceğiz. Kurumsal kaliteyi artırmış bir Türkiye hedefliyoruz. Mega projelerimizi hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizi, her alanda yerli ve milli üretimde söz sahibi olan güçlü bir ülke haline dönüştüreceğiz.

“AKILLI VE YEŞİL PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Özellikle savunma sanayinde tükiye sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak önemli ihracatçıları arasında yer alacaktır. Ülkemizde vazgeçilmez olan gıda ve enerji alanında en üst düzey tedbiri hayata geçireceğiz. Bu bağlamda akıllı ve yeşil şehir projelerimizle şehirlerimizi daha yaşanır bir hale getireceğiz.

“İLİŞKİLERİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ”

AB başta olmak üzere farklı bölgesel yapılarla ekonomik ve siyasi ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz. Dünyadaki dost ve kardeş ülkelerin daha fazla refaha kavşmasını istiyoruz. Küresel düzeyde kapsayıcı ve adaletli bir düzeyin inşasına öncülük yapacağız. Demokrasi ve adaleti tüm insanlık için istemeye devam edeceğiz. Dünya 5ten büyüktür çağrımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Girişimci ve yenilikçi anlayışın tüm kesime yayıldığı, refahını adaletle paylaşan güçlü ve büyük Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Vakit Türkiye vakti.

İkinci kısmı yeni yönetim modeli oluşturuyor. 24 Haziran seçimleri yeni yönetim sistemini ilk defa hayata geçireceğimiz seçim olacak. Milletimiz bir sandıkta cumhurbaşkanını bir sandıkta vekilleri seçecek. Yeni dönemi Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye olarak ifade ediyoruz. Milletimiz bir sandıkta cumhurbaşkanını bir sandıkta vekilleri seçecek. İnşallah bağımsız ve güçlü bir yargı ile de tarafsız yargı ile de demokrasiyi sağlam temeller üstüne oturtuyoruz. Meclis ile cumhurbaşkanı ne kadar ahenk içinde çalışırsa Türkiye kazanacaktır.

Cumhurbaşkanlığını kazanamak kadar Meclis’te çoğunluğu elde etmeyi de önemli görüyoruz. 27 Nisan e-muhtırasından 15 Temmuz’a kadar demokrasimize tüm saldırılara karşı dimdik duran TBMM adına yakışır bir konuma gelmiştir. Yeni dönemde Meclis’i daha güçlü bir konuma getirmekte kararlıyız. Kanun yapma yetkisini vekillere vererek Meclis’i gerçek gücüne biz kavuşturduk. Cumhurbaşkanı tarafından kurulacak hükümet ise kararname ve düzenleyici işlemlerle tamamen milletimize odaklanacaktır. Yeni sistem zaman maliyeti olan sıkıntıları ortadan kaldırılacaktır. Kamu yönetimi tepeden aşağıya doğru yenilenecektir.

“YARGININ BAĞIMSIZLIĞI İÇİN ADIMLAR ATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Yargının tarafsız ve bağımsızlığı da önem verdiğimiz bir başka husustur. 15 Temmuz sonrası yargıdaki darbe ve vesayet kalıntılarını ortadan kaldırmak için gerekli adımları attık. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını güçlendirecek adımları atmaya devam edeceğiz. Demokrasi ile kalkınmayı birbirinin tamamlayıcısı olarak gördük. AK Parti iktidara geldiğinden beri standartlarını sürekli yükselten partidir. Önümüzdeki engeller ne olursa olsun hak ve özgürlüklerden taviz vermedik. Hak ve özgürlükler konusunda yaptıklarımnızı saysak önümüze çok uzun bir liste çıkar. Devletin adli düzeninin temel haklar baz alınacak şekilde düzenlenmesini sağlayacağız. Yasaklarla ve yasakçı zihniyetle mücadelemizi sürdüreceğiz. Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız. Biz iktidara yürürken milletimize şunu söyledik; 3Y demiştik. Yeni dönemde de bununla mücadeleyi sürdüreceğiz.

MUHALEFETE OHAL ELEŞTİRİSİ

Ana muhalefetin OHAL’i diline dolaması utanç vericidir. Dünyanın bizi darbeler ve terör karşısında dik duruşumuzu takdir ettiği bir dönemde anamuhalefetin tavrını millşetimiz unutmayacaktır. Kendi partimizden başlayarak devletin her kademesinde istişareyi üst düzeye çıkarmak için çalıştık, çalışıyoruz. Özellikle sivil toplum alanının sağlıklı işleyebilmesi için devletin düzenleyeci rolünü artırmak istiyoruz. Mali kaynaklara kadar tüm işlemleri hesap verir bir yapıya kavuşturacağız.

Yargı süreçlerini basitleştirme çalışmalarına hız vereceğiz. Mahalle ve semt bekçilerini yaygınlaştırarak tüm sokaklarımızı huzurlu hale getireceğiz. Güvenlik politikalarımızı hiçbir istisna olmaksızın uygulayacağız. Terör örgütleri ile mücadelemizi inlerine kadar girmek sureti ile kesintisiz bir şekilde devam ettireceğiz.

‘TAM GÜN EĞİTİM MODELİ VE EĞİTİMDE KALİTE SEFERBERLİĞİ’

4. başlığı insan ve toplum olarak belirledik. AK Parti insanı yaşat ki devlet yaşasın diyerek iktidara gelmiştir. Önümüzdeki yıldan itibaren okullarımız tam gün eğitime geçebilecek hale gelecektir. Hedefimizi tarihsel toplumsal kültürel gerçekliğimzin ortaya çıkacağı yerelden evrensel bir eğitim modelini inşa edebilmektir. Eğitimde kalite seferberliği başlatıyoruz. Üniversitelerimizi dünya çağpında markalar çıkaracak kadar yenileyeceğiz. Kültür sanat faaliyetlerine daha fazla kaynak ayıracağız. Ülkemizi daha ileriye taşıyacağız. Kültürümüzün dünyaya tanıtımında önemli yeri olan sinema ve dizilere özel önem vereceğiz. Şu anda cumhurbaşkanlığı külliyesinde 5 milyon kapasiteli kütüphanemiz 24 saat öğrencilerimize açık olacak. Nüfusu 5 binin üzerindeki her yerin kütüphaneye kavuşmasını sağlayacağız. Ülkemizde kültür merkezi olmayan il kalmayacak.

‘SAĞLIK HİZMETİ ARTIRILACAK’

Sağlık hizmetlerinin artırılmasına devam ettireceğiz. Aile hekimliğini daha da yaygınlaştıracağız. Şehir hastanelerimiz meyvelerini vermeye başladı. Ülkemize kazandıracağımız 40 bin yatak kapasiteli şehir hastanelerimiz standartı bir üst seviyeye yükseltecektir. Sağlığın her alanında milletimize daha iyi hizmet vermek için çalışacağız. Sağlık sektöründe de yerlileşme oranını yükselteceğiz.

‘GENÇ KUŞAKLARA YATIRIM’

Gençlerimize sadece güvenmekle kalmıyor, onlara her alanda en iyi geleceğe hazırlamaya çalışıyoruz. Gençlerimizin kariyer sahibi olmasını da önemsiyoruz. Eğitim programlarını artırarak, bilgi birikimlerini aktaracak bir kuşak yetiştirmeye çalışıyoruz. Üniversite ve yurt konusundaki taçlandıracak adımları hayata geçireceğiz. Siyasette gençlerin önünü açan biz olduk, biz. Seçilme yaşını önce 25, şimdi 18’e düşürerek gençlerin enerjisini siyasete daha da yansıtmasını sağlıyoruz.

Kadınlarımızı hayatın her alanında hak ettikleri yere getirme noktasında çok önemli yol katettik. Kadına şiddetten, çocuk yaştaki evliliğe kadar mağduriyet yaratan konularla mücadeleyi sürdüreceğiz. Çocuklarımızın insani ve ahlaki değerlere sahip, bilinçli ve iyi eğitimli fertler olarak yetişmesini sağlayacağız. Yoksulluk ile mücadele en başarılı olduğumuz alanlardan biridir. Günlük 4,3 doların altında harcamanın altında kimsenin kalmamasını sağlamaya çalışacağız. Nitelikli iş gücünü ülkemize çekmek için yeni politikalar geliştireceğiz. Türkiye dünyanın en gelişmiş Sosyal Güvenlik sistemine sahip ülkelerdendir.

“ENFLASYONU ORTADAN KALDIRMAKTA KARARLIYIZ”

İstikrarlı ve güçlü ekonomi 5. başlığımızdır. Yeni dönemde de güven ve istikrarı sağlamaya çalışacağız. Mali disiplinden en küçük taviz vermeyeceğiz. Yüksek büyüme ekonomimizin lokomotifidir. Yüksek katma değerli sektörlerin ekonomideki payını artırarak ekonomideki gücümüzü artıracağız. Sermaye piyasalarımızı yeni alanlarla geliştirerek, daha etkin kullanımı sağlayacağız. Epeyce gerilettiğimiz, son dönemde bir parça yukarı hareketlenen enflasyon sorununu ortadan kaldırmakta kararlıyız. Türkiye Cumhuriyeti dijital dönüşümünü tamamlamış olarak 100 yılına girecek. Cari açığı kalıcı bir şekilde azaltacağız.

6. başlığımız stratejik meslekler. Araştırmacı yetişirmeden, AR-Ge desteklerine kadar yeni bir çok programı devreye alacağız. Antartika’da Türk bilim üssünü önümüzdeki yıl faaliyete açıyoruz. Kamunun ihtiyaç duyduğu ürünlerin ülkemizde üretileceği etkin bir mekanizma kuracağız. 6 endüstri bölgesine 15 tane daha ilave edeceğiz. Öncelikli alanlarda teknolojik ürün yatırımını etkin bir şekilde destekleyeceğiz. Otomobil projesini hızla hayata geçireceğiz.

SAVUNMA SANAYİ

Savunma sanayinde güçlü olmadan hedeflerimize ulaşamacağımız görülmektedir. Silahlı ve silahsız insansız hava araçları konsundaki konu bize moral vermiştir. Afrin’de, Cerablus’ta ve iç güvenlikte bunu yaşıyoruz. Teşvik sistemini bunları kapsayacak kadar genişletiyoruz. Altay milli tankı seri üretim aşamasına geldi. İnsansız savaş uçakları konusunda Ar-Ge çalışmaları başlatacağız. Hava savunma sistemleri projelerinde önemli mesafeler kat ettik. Uzay ajansımızı bu yıl kuruyoruz. Doğalgaz kullanmayan ilimiz ve büyük ilçemiz kalmayacak. Yerli kömürü elektrik üretiminde değerlendireceğiz. Bor başta olmak üzere, ülkemizin sahip olduğu ham maddeleri etkin şekilde kullanma çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

“TARIMSAL MİLLİ GELİRİMİZİ 150 MİLYAR DOLARA ÇIKARACAĞIZ”

Hedefimiz 2023 yılında tarımsal milli gelirimizi 150 milyar dolara, ithalatımızı da 50 milyar dolara çıkarmaktır. Yüksek teknolojili seracılık gibi teknikleri yaygınlaştıracağız. Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisini yatırım yapmaları için girişimciler açacağız. Kırmızı et tüketiminde kendimize yeter ülke haline geleceğiz. Özellikle doğu anadoluda hayvancılığa destek vereceğiz. Otoyol ağımızı 2 katına çıkaracağız. Havacılık ve denizcilik sektöründe ülkemizi en önemli transit geçiş noktası haline getireceğiz. İstanbu ile birlikte 9 havalimanını kullanıma açacağız. 2 yeni uyduyu daha uzaya göndererek bu alandaki başarımızı da perçinleyeceğiz. Ülkemizin her ferdi ve bölgesi kapsayacak vizyonu hayata geçireceğiz.

***

BEYANNAMENİN DETAYLARI

AKP’nin 24 Haziran seçimlerine için hazırladığı seçim beyannamesinde ‘Güçlü Türkiye, Güçlü Hükümet, Güçlü Meclis’ vurgusu öne çıkıyor.

Beyanname 360 sayfadan oluşuyor. Beyannamenin ilk bölümünde yeni yönetim modeli anlatılıyor.

Beyannamede dış politikaya ilişkin hedefler şöyle sıralandı:

“Türkiye’nin AB hedefini stratejik bir hedef olarak görüyoruz, Türkiye AB katılım hedefini sürdürmektedir.”

“ABD ile yaşanan sorunları aşmak istiyoruz; ABD ile yakın işbirliğinin korunması esastır.”

Önümüzdeki dönemde Rusya ile enerji ve ticaret başta olmak üzere ikili ilişkilerimizi geliştirmeye çalışacağız.”

“Suriye ihtilafının nihai bir siyasi çözümle neticelenmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Meşru bir yönetime kavuşmuş yeni bir Suriye hedefi için çalışacağız, arzumuz yeni Suriye ile komşuluk ilişkilerimizi ve işbirliğimizi yeniden tesis etmek.”

EKONOMİDE NELER YAPILACAK?

Beyannamede “İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi” başlığı altında yer alan bölümde neler yapılacağına ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Merkez Bankası’nın (TCMB) fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesi esas olmaya devam edecek. Enflasyon hedeflemesi rejimine devam edilecek, dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecek.”

“Döviz piyasaları yakından takip edilecek, gerektiğinde dengeleyici döviz likiditesi araçları kullanılmaya devam edilecek.”

“Firmaların döviz kuru riskini daha etkin bir şekilde yönetebilmeleri için gerekli mekanizma ve teşvikler oluşturulacak.”

“Maliye politikası fiyat istikrarının sağlanmasında destekleyici olacak.”

“Önümüzdeki dönemde faizlerin oluşturduğu maliyet baskısını azaltacak tedbirleri hayata geçireceğiz.”

Organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı hastaneye kaldırıldı

Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde, T Tipi Kapalı Cezaevi’nde hükümlü olan suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı hastaneye kaldırıldı.

Geçen yıl Haziran ayında sağlık sorunları nedeniyle Keskin T Tipi Cezaevi’ne nakledilen organize Alaattin Çakıcı, dün akşam rahatsızlığı nedeniyle Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Sağlık sorunları nedeniyle birçok kez hastanede tedavi gören Çakıcı’nın halen hastanede olduğu öğrenildi.

Gelin ile damat nikaha bisikletle geldi

İzmit’te, bisiklet tutkunu çift, nikahlarına da bisikletle geldi. Burçin Ölmez ile Ali Serttaş çiftinin nikah salonuna gelişi sırasında İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan da bisiklet kullanarak onlara eşlik etti.

İzmit’te bisiklet tutkunu Burçin Ölmez ile Ali Serttaş balonlar ve tüllerle süslenen 4 tekerlekli bisikletle nikah salonuna gitti. Yahya Kaptan Mahallesi’nden Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki nikah salonuna pedal çeviren Burçin Ölmez ile Ali Serttaş’a, İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan da bisiklet kullanarak eşlik etti. Burçin Ölmez ve Ali Serttaş’ın nikahlarını kıyan İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan, “Gençlerimizin bisiklet sevdalısı olmasına çok sevindim. Çünkü 9 yıldan beri İzmit’in bisiklet şehri olması için çalışıyoruz. Bunun için 70 bin öğrenciye bisiklet hediye ettik, bisiklet yolları, bisiklet parkları yaptık. Burçin Ölmez ile Ali Serttaş çiftinin nikah masasına bisikletle gelmeleri de çok anlamlıydı. Ben de kendilerine eşlik etmekten büyük mutluluk duydum. Bisiklet sağlık demek, ekonomi demek, mutluluk demektir. Bilimsel araştırmalar bisiklet kullananların daha mutlu ve sağlıklı olduğunu göstermektedir” dedi.

HERKES BİSİKLET KULLANSIN

Nikah masasına yaklaşık 2 kilometre bisiklet kullanarak gelen damat Ali Serttaş ise, “Biz günlük yaşantımızda da bisiklet kullanıyoruz. Bisiklet bizim için adeta bir tutkudur. Nikahımıza da bisikletle gelerek bu konuya dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak istedik. İzmit’in bisiklet şehri olması için örnek projeler yapan Belediye Başkanımız Nevzat Doğan’a ne kadar teşekkür etsek azdır” diye konuştu.

Çift nikahlarının kıyılmasının ardından salonun önünde bisiklete binerek ayrıldı.DHA

TTB’den Sağlık Bakanlığı’na çağrı: Zorunlu aşı için gerekli

Türkiye’de son 7 yılda çocuklarına aşı yaptırmayan ailelerin sayısı 183’ten 23 bine çıktı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, “Aşı Candır Hayat Kurtarır” kampanyası doğrultusunda Sağlık Bakanlığı’na çağrı yaparak, “Zorunlu Aşı Yasası”nın bir an önce çıkarılmasını talep etti. Tükel, “Aşı yapılması kişinin ya da ebeveynin bilimsellikten uzak, kanıtlanmamış bilgiler ve yanlış inançlar doğrultusunda keyfi kararlara bırakılmamalıdır. Aşılama konusunda yasal düzenleme ivedilikle yapılmalıdır” dedi.

Kamu sağlığı tehdit altında

Kampanya ile ilgili TTB genel merkez binasında dün düzenlenen basın açıklamasına Merkez Konseyi üyeleri ve CHP milletvekilleri Dr. Ali Şeker, Dr. Niyazi Nefi Kara ve Dr. Behçet Yıldırım da katıldı. Tükel, aşıların son derece etkin ve güvenilir olduklarına vurgu yaparak, şunları söyledi:

“Aşılarla ilgili kanıtlanmış hiçbir ciddi yan etki olmadı. Aşı, sadece aşı yapılan çocuğu korumakla kalmayıp hastalık etkeninin toplumdaki dolaşımını engelleyerek, toplumdaki riskli kişileri de korumaktadır. Aşılama oranının düşük düzeyde kalması, kanser tedavisi gören ya da doğuştan bağışıklık sistemi zayıf olan ya da hastalığı bulunan çocukları risk altında bırakmaktadır. Aşı olmayı reddetmek, bireysel özgürlük değil kamu sağlığını tehdit eden bir davranıştır.”

Yasa teklifi kabul edilmeli

Sağlıklı toplum için, sağlıklı çocuklar için ve sağlıklı bir gelecek için TTB tarafından bir yasa taslağı hazırlandığını belirten Tükel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anayasa Mahkemesi 26 Ekim 2016 yılında aşıyla ilgili önemli bir karar almış ve mevcut yasalar doğrultusunda çocuk felci dışındaki aşıların zorunlu tutulamayacağını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı, aşılama konusunda yasal bir düzenleme yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dava konusu olan pek çok olayda aşılama konusunda yasal düzenleme yapılması gerektiği mahkemelerce hükmedildiği halde, Bakanlığın ısrarla gerekli düzenlemeyi yapmaması dikkat çekicidir. Aşılama konusunda mevzuattaki belirsizliklerin sona erdirilmesi için, yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması için Sağlık Bakanlığı’nı göreve davet ediyoruz.”

Salam, sosis ve sucuk sigara kadar zararlı

Dünya Sağlık Örgütü, salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş etleri sigarayla bir tuttu, ‘Kanser riskini yüzde 20 artırıyor’ dedi.

Dünya Sağlık Örgütü, bütün salam, sosis ve sucuk gibi işlenmiş et ürünlerini sigarayla aynı düzeyde birinci kategoride kanserojen olarak ilan etti. Bu yiyecekler her gün tüketildiği takdirde kanser riskini yüzde 20 artırıyor.

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği’nin KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da düzenlediği “Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi”nde konuşan Dernek ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, kanser gelişiminin önlenmesi ve hastalığın tedavi başarısı için şeker ihtiyacının pekmez, hurma ve incir gibi işlenmemiş gıdalardan aşırıya kaçmadan karşılanması, fruktoz içeren ürünlerden ve palm yağından uzak durulması, etin günlük alınması gerekenin üstünde yenilmemesi ile özellikle salam, sosis ve sucuk gibi işlenmiş etin sık tüketilmemesi gerektiğini söyledi.

PALM YAĞI ZEHİR

Kongrenin Bilimsel Program Sekreteri Prof. Dr. Gökhan Özyiğit de palm yağından da uzak durulması gerektiğini belirterek, şunları dile getirdi:

“Palm yağlarının, kanserli farelerde yayılımı 8-10 kat arttırdığını ve kanserin çok daha hızlı büyüdüğünü gösteren kanıtlar elde edildi. Dünya Sağlık Örgütü, bütün salam, sosis ve sucuk bgibi işlenmiş et ürünlerini sigarayla aynı düzeyde birinci kategoride kanserojen olarak ilan etti. Bir maddenin kanser yapabilmesi için sürekli kullanılması önemli. Her gün maruz kalındığında, bağışıklık sistemi buna yetişemiyor ve temizleyemiyor. Nadiren yapılması halinde, kişinin düzgün bir bağışıklık sistemi varsa temizlik yapılabiliyor. Bu nedenle aşırıya kaçılmadan, mesela haftada bir tüketilebilir. Miktarlar da önemli. Kırmızı et için günde 100 gram, işlenmiş etler için 50 gramdır. Bunlar her gün tüketildiğinde yüzde 18-20’nin üzerinde kanser riski artıyor.”

YOĞURT ZEHRİ TUTUYOR

Kanser tedavisinde doğru beslenmenin önemine işaret eden Sağlam, doğal yollarla üretilmemiş ve işlenmiş bütün gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurguladı.

Yoğurdun, yiyeceklerin içindeki zehirleri tutarak kaynakları yenilediğini belirten Sağlam, “Hamur işleri kesinlikle yenilmemeli. Şeker hayatımızdan hemen hemen çıkarılması gereken gıdalardandır. Makul ölçülerde tüketildiğinde bal, meyve ya da pekmezden alınan şekerden bir zarar gelmez. O nedenle ‘şekerden tamamen uzak durulmalıdır’ diye bir düşünce tartışmalıdır” diye konuştu.

SGK 18 kanser ilacını ödeme listesine aldı

Resmi gazetede yayınlanan Sağlık uygulama tebliği ile başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan 18 adet ilaç geri ödeme listesine alındı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu şu açıklamalarda bulundu:

“Yayımlanan sağlık uygulama tebliğinde listeye yeni ilave edilen ilaçlar; akciğer kanseri, multiple skleroz, Atipik Hemolitik Üremik Sendrom (AHÜS), Paroksimal Nokturnal Hemoglobinüri (PNH), aktif ankilozan spondilit, plak psoriasis, aktif psoriatik artrit, anal fissürlere bağlı ağrıların tedavisi, narkolepsi ve obstrüktif uyku apnesi tedavilerinde kullanılmaktadır.

Geri Ödemeye Alınan ilaçların bazıları ve kullanım alanları ise şöyle:

>> VERXANT: Aktif ankilozan spondilit, plak psoriasis, aktif psoriatik artrit (cilt ve eklem romatizmal hastalıkları)
>> XALKORİ: Akciğer kanseri
>> TAGRİSSO: Akciğer kanseri
>> ALECENSA: Akciğer kanseri
>> ZYKADIA: Akciğer kanseri
>> IRESSA: Akciğer kanseri
>> SOLIRIS: Atipik Hemolitik Üremik Sendrom (aHÜS) ( kan hücreleri ve böbrek hücreleri hasarı hastalığı) ve Paroksimal Nokturnal Hemoglobinüri (PNH) kan hücrelerinin parçalarak idrarla atılması
>>OCREVUS: Multipl Skleroz ( beyin ve omurilikte beyaz leke hastalığı)
>> NUVIGIL: Narkolepsi ( gündüz aşırı uyku hali) ve obstrüktif uyku apnesi ( gece nefes durması hali)
>> DOPADEX: Parkinson hastalığı

Böylece 2017 yılının 2. döneminden itibaren yaklaşık 100 adet ilaç geri ödeme listesine alınmıştır. Bu ilaçlardan bir kısmı da daha önce Türk Eczacıları Birliği aracılığıyla yurt dışından temin edilen ilaçlardı.”