Tarafsız Habercilik

Economist: Kürtlerde mesafe kaydedebilecek tek laik siyasetçi İnce

Economist dergisi, “Hapisteki bir Kürt lider Türkiye’deki seçimleri etkileyebilir” başlıklı yazısında, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş ve genel olarak Kürt seçmenlerin 24 Haziran’daki parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde belirleyici olabileceği görüşünü savunuyor.

BBC Türkçe’nin aktardığı, Nusaybin mahreçli makalede, ilçede yıkıntıların arasından yeni apartmanların yükseldiği ve “hükümetin yıkımın üzerine beton dökmek için elinden geleni yaptığı” söyleniyor. Ancak, “Türk Ordusu ve PKK militanları arasında 2015 ve 2016’da yaşanan, ülke genelinde binlerce kişinin hayatına mal olan çatışmalarının izlerini bulmanın kolay olduğu” belirtiliyor.

Dergi, “Nusaybin’deki kuşatma sırasında, ilçenin üçte birini oluşturan altı bin binanın kuşatma sırasında helikopterler ve tanklarla yıkıldığını, bazı sokaklarda enkazı görmenin hala mümkün olduğunu” bildiriyor. Economist, “Daha geçen Ekim’de işçiler bir ceset daha buldu. İlçe halkının çok azı bu konuyu açıkça konuşuyor. PKK’nin bir dizi terör saldırısının eşlik ettiği çatışma bitti. Ama korku devam ediyor” diyor.

Economist, 24 Haziran’daki seçimlerde “Nusaybin gibi ilçelerin tüm bir ülkenin kaderini belirleyebileceğini, muhalefetin parlamento çoğunluğunu AKP’den, cumhurbaşkanlığını da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan alabilmesinin, büyük oranda Kürt oylarına bağlı olduğunu” söylüyor.

Dergi şöyle devam ediyor;

“Türkiye’deki Kürtler’in sayısı 15 milyonu buluyor. Güneydoğudakiler ve ülkenin değer kesimlerindeki seküler Kürtler, bazı solcular ve liberallerin de destek verdiği Halkların Demokratik Partisi’ne oy verme eğiliminde. Diğer bölgelerdeki, 1980 ve 1990’lardaki çatışmalarda yerlerinden olan köylülerin çocukları ve torunları, birçoğu Türk kültürüne asimile oldu ve sık sık AKP’ye oy verdi, bazı dindar Kürtler de öyle. HDP muhalefetin geri kalanının kurduğu ittifakın dışında tutuldu. Parlamentoya girebilmesi için yüzde 10 barajını aşması gerek. Bu olmazsa, Erdoğan’ın AKP’si büyük ihtimalle uzun süredir elinde tuttuğu çoğunluğu koruyacak. Ancak HDP büyülü sayıyı geçerse, parlamentoda çoğunluk yarışı ortada ve bu da yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmiş Erdoğan ile parlamento arasında bir siyasi mücadeleyi beraberinde getirebilir. Kamuoyu yoklamalarının gösterdiği gibi cumhurbaşkanlığı yarışı ikinci tura kalırsa, Kürtler ve Türkiye’nin geri kalanı büyük ihtimalle Erdoğan ve muhalefetin başlıca adayı Muharrem İnce arasında seçim yapacak. Erdoğan yarışta önde ama fark kapanıyor.”

Coşkun: Kürt seçmen Erdoğan’a olumlu bakmıyor

Economist, “Kürtler açısından seçimin o kadar kolay olmadığını, bazı Kürtler ‘in Erdoğan’ı reform sembolü ve polis tacizi olmadan kendi dillerini kullanıp, geleneklerini yaşamalarını kolaylaştıran lider olarak gördüklerini, bazı Kürtler ‘in de Erdoğan’ın 2015’te terk ettiği PKK’yla müzakereleri yeniden canlandırabileceğini umduğunu” söylüyor.

Ancak, derginin görüşlerine yer verdiği Dicle Üniversitesi’nden Vahap Coşkun, çoğu Kürt seçmenin artık Erdoğan’a olumlu bakmadığını belirtiyor.

Erdoğan’ın kendisinin yeni barış görüşmeleri ihtimalini reddettiğini söyleyen dergi, Cumhurbaşkanı’nın Afrin’deki Kürt isyancılara karşı saldırı başlattığını ve yetkililerin Kuzey Irak’taki PKK üslerine yeni bir operasyonun artık bir zaman meselesi olduğunu söylediğini aktarıyor. Makale şöyle devam ediyor;

‘Kürtlerde mesafe kaydedebilecek tek laik siyasetçi İnce’

“Hükümet terörle mücadele ettiği konusunda ısrarcı. Ancak mücadelede pek sınır tanınmıyor. 95 Kürt belediye başkanı görevden alındı ve yerlerine kayyum atandı. Yaklaşık 5 bin HDP yetkilisi, Demirtaş da dâhil dokuz HDP milletvekili ve onlarca Kürt gazeteci tutuklandı. Polis Afrin müdahalesini protesto eden 800’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Kürt sanatçı Zehra Doğan Mart 2017’de, Nusaybin’deki yıkıntılar arasında, polis ve ordu araçlarını akrep olarak çizdiği için üç yıla yakın hapis cezası aldı. Ancak, Kürt seçmenlerin Erdoğan’dan bıkmış olması, kesin İnce’ye destek verecekleri anlamına da gelmiyor. Düşünce kuruluşu Ortadoğu Enstitüsü’nden Gönül Tol CHP’nin 1990’ların başında HDP’nin seleflerinden biriyle ittifak yapmasından bu yana, laik muhalefetin kendisini Kürtlere sevdirmek için çok az şey yaptığını söylüyor. Tol ayrıca, partideki milliyetçilerin uzun süredir ilericilere karşı üstünlük sağladığını ekliyor.”

Ancak dergiye göre, Güneydoğu’da Kürt seçmenler nezdinde mesafe kaydedebilecek laik bir politikacı varsa, o da “içten tavırlı” diye tanımladığı İnce.

‘HDP yetkilisi: İnsanlar İnce’ye daha yakın hissediyor’

İnce’nin Demirtaş ve diğer HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı çıktığını hatırlatan dergi, İnce’nin Demirtaş’ı hapishanede ziyaret ettiğini ve partisinin seçim manifestosunda, yerel yönetimler için daha fazla özerklikten bahsedildiğini aktarıyor.

Nusaybin’de konuşan HDP yetkilisi Ferhat Kut da “Burada insanlar, Erdoğan ve İnce arasında, İnce’ye daha yakın hissediyor” diyor. Makale şöyle sona eriyor.

“İnce’nin ikinci turda Erdoğan’a karşı bir şansı olabilmesi için, büyük olasılıkla Demirtaş’ın net desteğine ihtiyacı olacak. Kürt aday ilk turdan önce kimseye destek vermeyecek, ancak Erdoğan’ın gittiğini görmeyi istediği net. Avukatları aracılığıyla Economist’e yaptığı açıklamada Türkiye’nin ‘demokrasi ve diktatörlük arasında bir seçimle karşı karşıya olduğunu’ söyledi. Ayrıca son bir kaç yılın ‘Erdoğan’ın kafasındaki rejimin bir fragmanı olduğunu da’ ekledi. Demirtaş kendisini bir siyasi rehine olarak görüyor. Yakında seçimin belirleyici ismi olabilir”

Avusturya’nın cami kapatma kararına Dışişleri’nden tepki; İtalya’dan destek

Avusturya hükümetinin ülkedeki 7 camiyi kapatma ve Türkiye’nin finanse ettiği yaklaşık 60 imam ile ailelerini sınır dışı etme kararına İtalya’nın yeni hükümetinden destek geldi. İtalya’da geçen hafta kurulan ve hafta başında da parlamentodan güvenoyu alarak resmen göreve başlayan popülist hükümetin aşırı sağcı İçişleri Bakanı Matteo Salvini, bu konuda Avusturya yönetimi ile bir ortak eylem planını görüşmek istediğini söyledi.

Avusturya’daki cami kapama ve imamları sınır dışı etme kararıyla ilgili bir haberi Twitter’da paylaşan Salvini, habere yorum olarak da “İnanç özgürlüğüne inanıyorum ama radikal dinciliğe inanmıyorum. İnancını, bir ülkenin güvenliğini riske atacak şekilde kullananlar uzaklaştırılmalıdır” diye yazdı.

İtalya’da 4 Mart’ta yapılan genel seçimler öncesindeki seçim kampanyası döneminde Matteo Salvini, iktidara gelmeleri halinde “yasa dışı camileri kapama” sözü vermişti.

Matteo Salvini geçen Şubat ayında yaptığı bir açıklamada, “Yasa dışı camileri kapatacağız. Bu camileri kimin finanse ettiğini, arkasında kimin olduğunu, paranın nereden geldiğini, kimin ne vaaz verdiğini bilmek istiyorum” demişti.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN TEPKİ

Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın cami kararının ardından şu açıklamayı yayınladı.

“Avusturya Şansölyesi Sebastian Kurz’un, Şansölye Yardımcısı, İçişleri Bakanı ve Din İşleri Dairesinin bağlı olduğu AB Bakanı ile beraber düzenlediği basın toplantısında ülkemiz tarafından Avusturya’ya gönderilen ve Avusturya-Türk İslam Birliği’ne (ATİB) bağlı olarak görev yapan din görevlilerimize oturum izni verilmeyeceğini ve Türk toplumuna ait bir cami dahil yedi caminin kapatılacağını açıklamasını esefle karşılıyoruz. Avusturya’nın sudan bahanelerle yedi camiyi kapatması ve imamları sınırdışı etmesi bu ülkedeki İslam karşıtı, ırkçı ve ayrımcı popülist dalganın sonuçlarından biridir.

Başta Şansölye Kurz olmak üzere Avusturyalı siyasetçilerin, ırkçılıkla, İslam ve yabancı düşmanlığıyla ve aşırı sağın yükselişiyle mücadele etmek yerine bu endişe verici gelişmelerden siyasi çıkar elde etmeye çalışmalarını kınıyoruz.

Avusturya Hükümetinin ideolojik tutumu evrensel hukuk normlarına, toplumsal uyum politikalarına, azınlık hukukuna ve birarada yaşama ahlakına aykırıdır. İslam karşıtlığının ve ırkçılığının bu şekilde normalleştirilmesi ve sıradanlaştırılması kesin olarak reddedilmelidir.

Öte yandan, tecrübe ve aklı selimden uzak siyasetçilerin güdümünde, bu tür ayrımcı ve popülist bir yaklaşım benimsenmesi Avrupa’da İslam karşıtlığı ve ırkçılığın yükselişi kapsamında ileriye matuf olumsuz gidişatın da habercisi niteliğinde bir gelişmedir.

Bu anlayıştaki bir Avusturya’nın AB Dönem Başkanlığını üstlenecek olması AB için de talihsiz bir durumdur. Son aylarda bilhassa Dışişleri Bakanlıkları arasında sürdürülmekte olan Türkiye-Avusturya ilişkilerinin normalleştirilmesine yönelik çabalara da ters düşen bu kararın Avusturya Türk toplumunun uyumu yönündeki gayretlere de hizmet etmeyeceği aşikardır.”

BMGK’nin yeni üyeleri belli oldu

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) 2019-2020 yıllarında görev yapacak beş geçici üye için BM Genel Kurulu’nda seçim yapıldı.

Almanya, Belçika, Güney Afrika, Dominik Cumhuriyeti ve Endonezya BMGK’nın yeni geçici üyeleri oldu.

Konseye seçilen yeni 5 üye ülke, 1 Ocak 2019’dan itibaren BMGK’de 2 yıl boyunca geçici üye olarak yer alacak.

Toplam 15 üye ülkenin bulunduğu BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa’dan oluşuyor.

Kalan 10 üye ise BM’nin beş coğrafi grubu arasından iki yıllık süre için BM Genel Kurulu’nda seçiliyor. Geçici üyelerden her yıl beşi yenileniyor.

Merkez bugün toplanıyor: Bitmeyen faiz artışı beklentisi yine masada

Ekonominin yapısal problemlerinin üzerine eklenen erken seçim belirsizliği Türk Lirası’nda sert değer kaybına yol açarken, gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bugün yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi. Liranın ateşini düşürmek için iktidarın talimatıyla son 45 günde faizleri yüzde 3,75 artıran TCMB’nin, enflasyon görünümündeki yüksek seyir nedeniyle yeniden faiz artışına gitmesi bekleniyor. Ocak 2017’de yüzde 8 olan politika faizi son yapılan toplantıda yüzde 16,5’e kadar yükseltilmiş, böylece faizde artış oranı yüzde 100’ü geçmişti. Buna karşın faizlerin hâlâ düşük olduğunu savunan piyasanın beklentisi faizin 50 ile 100 baz puan artırılacağı yönünde. Böylece tahminlere göre faizin yüzde 17’yi de aşması olasılığı yüksek.

Neden herkes faiz artışı bekliyor?
Piyasanın sürekli faiz artışı beklemesinde, yapılan faiz artışlarının liradaki değer kaybını engellememesi önemli yer tutuyor. Ayrıca yüksek risk nedeniyle Türkiye’ye uğramayan sıcak paranın ancak reel faizlerin yukarı çekilmesiyle birlikte yeniden girişinin mümkün olabileceği görüşü hâkim. Mayıs ayı enflasyonunun yüksek çıkmasıyla birlikte TCMB’nin ve hükümet üyelerinin öngörüsü de enflasyonun yükseleceği yönünde. Ayrıca uluslararası kuruluşlar da Türkiye’de enflasyonun yılın ikinci yarısında daha da tırmanacağı görüşünü savunuyor. Önceki gün Merkez Bankası tarafından yapılan enflasyon değerlendirmesinde maliyet artışlarınIN fiyatları yükselttiği ve yükselişin tüm mal gruplarına yayıldığı ifade edilmişti. Çekirdek enflasyonun yükseliş eğilimini sürdürdüğüne de yine değerlendirmede yer verilmişti. Dün ise konuya ilişkin Maliye Bakanı Naci Ağbal’dan da bir değerlendirme geldi. Katıldığı bir televizyon programında konuşan Ağbal, enflasyondaki hızlanmanın önümüzdeki aylarda devam etmeye hazırlandığını, buna karşın vergi indirimleriyle fiyatlardaki yükselişin önüne geçmeye çalışacaklarını ifade etti.

Gerçek enflasyon bu değil!
Enflasyona ilişkin uluslararası camiadan da Türkiye’ye ilişkin yorumlar ve uyarılar yapılıyor. Uluslararası Finans Enstitüsü uzmanları tarafından yapılan değerlendirmede, enflasyonun önümüzdeki altı ay içinde sert bir şekilde yükselmesinin beklendiğine işaret edildi. Geçen hafta ise Financial Times’te yapılan bir analizde Satınalma Gücü Paritesi baz alınarak yapılan hesaplamaya göre Türkiye’de enflasyonun yüzde 39 olduğu, dolayısıyla halihazırdaki yüzde 16,50’lik faiz oranının da sıcak parayı çekmeye yetmeyeceği ifade edilmişti.

Denize düşen Londra’ya sarıldı
Öte yandan yıllardır faize karşı olduğunu ifade eden iktidarın faiz artışlarına hız kazandırması da dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Londra ziyaretinde yatırımcılara sunduğu ekonomi ‘teorilerinin’ kabul görmemesi üzerine lirada yaşanan rekor kayıp, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in hasarı onarmak için yeniden Londra’ya gitmesine yol açmıştı. Şimşek burada yatırımcılara Merkez Bankası’nın bağımsız kalacağını ve piyasa beklentileri hususunda faiz artışları dahil gereken adımların atılacağı sinyalini verdi. Ardından gelen faiz artışları, önüne üretim ve istihdam artışını koyamayan Türkiye ekonomisinde dışa bağımlılığın daha da artacağını gösterdi.

İki senaryo
İktidardan faiz artışları için onay alan ‘bağımsız’ Merkez’in bugün hangi kararı alırsa alsın, siyasi bir baskı yaşamayacak. Faiz artışına gitmesi halinde çarpık da olsa ekonomik büyümeye bir darbe daha vurulmuş olacak. Faiz artırmaması halinde ise kaderini emanet ettiği küresel sermayenin karara sert bir reaksiyon göstermesi muhtemel. Ekonomi Servisi

***

Kredi notuna bir darbe daha

Türkiye’nin çarpık büyümesinin yarattığı büyük dış açık ülkenin kredi notunun günden güne zarar görmesine yol açıyor. Japon kredi derecelendirme kuruluşu R&I, Türkiye’nin kredi notununun görünümünü negatife indirerek not indirim sinyali verdi. Açıklamada, ülkedeki politik risklere dikkat çekilerek bu durumun finans piyasalarındaki oynaklığı daha da kırılgan hale getirebileceği ifade edildi. 24 Haziran seçimlerinden sonra yeni başkanın duruşunun dikkatle izleneceğini ifade eden kuruluş, yabancı para cinsinden kredi notunu ise BB+ olarak teyit etti.

İspanya’nın yeni solcu başbakanı Sanchez, yemin ederek görevine başladı

Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri Sanchez, verdiği gensoruyla muhafazakar Mariano Rajoy hükümetinin düşmesinin ardından ülkenin yeni başbakanı oldu.

İlk kez başbakan olan 46 yaşındaki Sanchez, bugün Madrid yakınlarındaki Zarzuela Sarayı’nda Kral 6. Felipe’nin önünde yemin ederek görevi devraldı. Anayasa’nın bulunduğu yemin töreninde İspanya tarihinde ilk kez İncil veya haça yer verilmemesi dikkati çekti.

Sanchez’in geri dönüşü

Sanchez, Aralık 2015 ve Haziran 2016 seçimlerinde PSOE’nin başbakan adayı olmuş ve her ikisini de kaybetmişti. Sanchez, 2015’te koalisyon ile azınlık hükümeti kurmaya çalışsa da Meclis’ten güvenoyu alamamıştı.

2016’daki erken genel seçimlerin ardından parti yönetim kurulunun “çekimser oy kullanarak Rajoy’un azınlık hükümetinin güvenoyu almasının sağlanması” kararına karşı çıkan Sanchez, 1 Ekim 2016’da PSOE’deki genel sekreterlik görevini bırakmak durumunda kalmıştı.

Ancak Mayıs 2017’de yapılan seçimde PSOE’nin liderliğine bir kez daha gelen Sanchez, gensorunun kabul edilmesiyle başbakan oldu.

Yolsuzluk davası hükümeti yıktı

2011’den beri ülkeyi yöneten Mariano Rajoy hükümetinin düşmesine yolsuzluk davası yol açtı.

Kamuoyunda “Gürtel olayı” olarak bilinen ve bazı PP üyelerinin 1990 ve 2000’li yıllarda rüşvet alarak seçim kampanyalarını finanse etmekle suçlandığı davada 24 Mayıs’ta karara varılmıştı.

Mahkeme, PP’nin 1987 ve 2010 yılları arasında mali işler müdürlüğü yapan Luis Barcenas’ın da aralarında olduğu bazı üst düzey yetkililer ile iş adamlarından oluşan 29 kişiye yolsuzluk suçlamasıyla toplam 351 yıl hapis cezası vermişti.

Mahkeme, kararında partinin yıllarca rüşvete bulaştığını gösteren deliller bulunduğu ve Başbakan Rajoy’un da tanık olarak dinlenmesi gerektiği belirtilmişti.

Ana muhalefet partisi PSOE, bunun üzerine hükümet hakkında gensoru vermiş ve Rajoy’u istifaya çağırmıştı.

Slovenya’da 1,7 milyon seçmen sandık başına gitti

Orta Avrupa ülkesi Slovenya’da halk parlamento seçimleri için sandık başına gitti.

Yeni hükümetin belirleneceği seçimlerde 1,7 milyon seçmen oy kullanacak.

Ülkede eski Başbakan Miro Cerar liderliğindeki hükümet, başarısız olan bir demiryolu projesi nedeniyle mart ayında istifa etmiş, ardından öngörülen tarihten yaklaşık bir ay önce erken genel seçime gitme kararı alınmıştı.

Seçim öncesi yapılan kamuoyu yoklamaları, ülkede 2004-2008 ve 2012-2013 yılları arasında başbakan olan Janez Jansa’nın başkanlığını yaptığı, sağ görüşlü ve göçmen karşıtı Slovenya Demokrat Partisinin seçimden tek başına iktidar olarak çıkacağına işaret ediyor.

Yugoslavya’yı oluşturan devletlerden biri olan Slovenya, Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığını kazanmıştı. 2004 yılında AB üyesi olan ülke, 2007’de ortak para birimi avroya geçmişti.AA

Bozdağ: AYM’den seçimlerin iptali yönünde bir karar çıkmasına ihtimal vermiyorum

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AYM’de bugün karara bağlanacak iptal başvurusu ile ilgili açıklamada bulundu. Bozdağ, “Seçim kararını parlamento alır. Parlemento seçim kararını aldı. Seçim kararı, parlamento kararı olduğu için kesindir. Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi değildir. O nedenle Anayasa Mahkemesinden bu yönde bir karar çıkmasına ihtimal vermiyorum” ifadelerini kullandı.

CHP’nin seçim bildirgesinde eğitim sisteminin 1+8+4 şeklinde düzenleneceğinin yer alması ile ilgili konuşan Bozdağ, “16 yaşını doldurmadan hiçbir velinin evladını Kur’an kurslarına gönderemeyeceği anlamına gelir. Bu ’28 Şubat’ı canlandıracağım’ demektir. ’28 Şubatçıların yaptıkları doğrudur, AK Parti geldi, bu doğruları yok etti, ben yeniden 28 Şubat’ı hortlatacağım, hayata geçireceğim’ demektir” diye konuştu.

Edremitli CHP Meclis üyelerine Yunanistan’da gözaltı

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin, Batı Trakya’daki programına destek için Yunanistan’ın Gümilcine kentinde bulunan CHP’li Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka ve beraberindeki belediye meclis üyeleri Mehmet Ertaş, Coşkun Taşkın ve Ali Yılmaz Diker, Yunan polisi tarafından hiçbir arama belgesi olmamasına rağmen haksız bir şekilde arandı.

Çantalarında ve araçlarında yapılan aramalarda 10 adet Türk bayrağı ve üzerinde “tamam” yazılı şapkalar şapkalara el konulurken, Edremit Belediye Meclis Üyeleri CHP’li Mehmet Ertaş ve Coşkun Taşkın ters kelepçe takılarak gözaltına alındı. CHP’liler 4 saat sonra serbest bırakıldı.

Olayın ardından açıklama yapan Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka, “Türkiye’de Cumhurbaşkanı adayı olan Sayın Muharrem İnce’nin seçim kampanyasına taraftar olarak destek olmaktayız. Kendi şehrimizde ve bölgenizde devam ettiriyoruz. Muharrem İnce’nin buradaki (Gümilcine) çalışmalarına katkıda bulunabilmek için dün akşam buraya geldik. Gümrük’tan geçtik, geçerken hiçbir programımız olmadı. Akşam burada kaldık. Bugün Muharrem İnce’yi beklerken iki arkadaşımızın yanına polis olduğunu öne süren sivil kişiler gelip ellerinde ki torbalarda ne olduğunu sorarak ellerinde arama yetkisi olmamasına rağmen çantaları açtırdılar. Çantaların içinden çıkan 10 civarı Türk bayrağı ve üzerinde tamam yazan şapka vardı. Bunları buradaki arkadaşlarımıza hediye olarak vermek üzere yanımıza almıştık. Arkadaşlarımızı gözaltına alacaklarını öne sürüp götürürlerken geldiğimiz arabanın yanına giderek hiçbir arama yetkisi olmadan aracımızı didik didik arayarak arabadaki bayrakları da alarak arkadaşlarımızı gözaltına aldılar” dedi.

Belediye Meclis üyeleri Mehmet Ertaş ve Coşkun Taşkın Yunan polisi tarafından ters kelepçe takılarak polis merkezine götürüldü.

CHP’liler, yaklaşık 4 saat gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldılar.

AYM, CHP’nin başvurusunu reddetti

Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) seçim yasasının güvenlikle ilgili bölümleri için iptal ve yürürlüğün durdurulması talebiyle ilgili olarak 29 başlık halinde itirazını değerlendirip, karar bağladı. AYM CHP’nin başvuruyu reddetti.

İPTALİ İSTENEN KRİTİK MADDELER

>> Aynı binada oturan seçmenlerin, hane bütünlükleri korunup, aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla farklı sandıklara kaydedilmesi.

>> Seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi, vali veya il seçim kurulu başkanının talepte bulunması halinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınması, sandık ve seçim bölgelerinin birleştirilmesi, seçmen listelerinin karma olarak düzenlenmesi

>> Birlikte yapılan cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde, oy pusulalarının aynı zarfa konulması, seçmenin sandık bölgesine polis çağırabilmesi.

>> Üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan ya da lekeli veya çizik olan zarf ve oy pusulalarının geçerli sayılması.

HÜKÜMETTEN İLK TEPKİ

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş CNN Türk canlı yayınında AYM’nin CHP’nin başvurusunu reddetmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, “Şunun altını çizerek söylüyorum Türkiye’de demokratik mekanizmaların ne kadar iyi olduğunu gösteren bir durumdur. CHP rahatsız olduğunu durumu AYM’ye götürdü ve red cevabını aldı. Beklediğim bir karardı” diye konuştu.

İYİ Partililer, seçim stantlarına saldıran kişilerden şikayetçi oldu

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde İYİ Partililer, stantlarına gelen kişilerin bıçakla afiş ve posterlerin iplerini keserek, parti görevlilerin tehdit ettiklerini söyleyerek şikayetçi oldu.

Dün öğleden sonra, Gebze’de 15 Temmuz Milli İrade Meydanı’nda İYİ Parti’nin standına gelen 4-5 kişinin bıçakla partinin poster ve pankartların iplerini kesip yere attığı, saldırganların ayrıca kendilerine müdahale etmek isteyen parti görevlisini tehdit ettikleri iddia edildi. Saldırganlar olay yerinden uzaklaşırken, parti görevlileri şikayette bulundu. Görevliler, herhangi bir saldırıya karşı standı topladı. Polis, saldırganların tespit edilmesi için çalışma başlattı.

Partinin standında görevli İbrahim Coşkun, “Dün saat 17.00 sıralarında 4-5 kişi geliyor. İpleri kesiyor, 2 tane resim vardı onları parçalıyor. Arkadaşımız müdahale etmeye kalkıyor. Bıçakla saldırıyorlar. Onlar da kaçıp gidiyor. Daha sonra arkadaşlarımız da karakola bildiriyor. Yaralanan kimse yok. Herhangi bir saldırı olmasın diye standı topladık. CHP’den birkaç kişi saldırıyı kınamak için geldi. Ama diğer partilerden kimse gelmedi. Stant tekrardan açılacak” dedi.