Tarafsız Habercilik

Baskın seçimde kullanılacak oy pusulaları tanıtıldı

Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde kullanılacak oy pusulaları basın mensuplarına gösterildi.

Milletvekili kesin aday listelerinin ilan edilmesinin ardından, yurt dışında kullanılacak oy pusulaları ile cumhurbaşkanı seçiminde kullanılacak pusulaların basımı tamamlandı.

24 Haziran’da yurt içinde kullanılacak pusulaların basım işlemi ise dün başladı.

Cumhurbaşkanı adayları için hazırlanan oy pusulasında birinci sırada CHP’nin adayı Muharrem İnce, ikinci sırada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, üçüncü sırada Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan, dördüncü sırada HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş, beşinci sırada Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, altıncı sırada da Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek yer aldı.

baskin-secimde-kullanilacak-oy-pusulalari-tanitildi-469946-1.

Pusulada adayların fotoğrafları isimleri ve bunların hemen altında evet mührünün basılacağı alan bulunuyor.

Siyasi partilerin oy pusulasında ise AKP ve MHP’nin oluşturduğu, BBP’nin destek verdiği “Cumhur İttifakı” ilk, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Partinin (DP) kurduğu “Millet İttifakı” son sırada. Pusulada HÜDA PAR ikinci, Vatan Partisi üçüncü, HDP dördüncü sırada yer alıyor.

İttifak yapan partiler, oy pusulasında ittifak unvanları altında yan yana bulunuyor. Partilerin logoları, isimleri, genel başkanlarının adları belirtiliyor. Yurt içindeki pusulalarda partiler için ayrılan her sütunun altında, milletvekili adaylarının isimleri de bulunacak.

İKİ PUSULA TEK ZARFA

Seçmen, cumhurbaşkanına ve milletvekillerine yönelik tercihte bulundukları iki ayrı oy pusulasını aynı zarfa koyarak sandığa atacak.

Birleşik oy pusulasında tercih edilen cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak veya bağımsız aday için ayrılan bölümden dışarı taşırmamak suretiyle ”TERCİH” veya ”EVET” mührü basılması gerekecek.

Oy pusulasına, ”TERCİH” veya ”EVET” mührü dışında, herhangi bir yerine imza atılması veya işaret konulması halinde oy geçersiz sayılacak.

Birleşik oy pusulasından başka, zarfa hiçbir şey konulmayacak, aksi halde kullanılan oy geçersiz olacak. Seçmene birleşik oy pusulası verildikten sonra hata veya başka bir neden ileri sürülerek yeni bir birleşik oy pusulası verilmeyecek.

baskin-secimde-kullanilacak-oy-pusulalari-tanitildi-469950-1.

İTTİFAK OYLARI

İttifak alanı içerisinde, ‘evet’ mührünün, bir siyasi partiye ayrılan alana, hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne, ittifak unvanı bölümüne taşacak şekilde bir siyasi partiye ayrılan alana basılması halinde, bu oy pusulaları geçerli kabul edilecek ve sayım döküm cetvelinde o siyasi partinin cetveldeki sütununa işaretlenecek.

Bu haller dışında, yalnız ittifak alanı içerisine ‘evet’ mührünün basıldığı her durumda, bu oy pusulaları da geçerli kabul edilecek ve sayım döküm cetvelinde ittifakın ortak oyları sütununa rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle ayrı ayrı işaretlenecek.

İnce: Diyarbakır’da Demirtaş’ın ailesini ziyaret edeceğim

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce “İkinci turda Kürt seçmen size destek verir mi?” sorusuna cezaevinde ziyaret ettiği Selahattin Demirtaş’ın “Ben burada yan gelip yatıyorum, diğer Cumhurbaşkanı adayları çalışıp duruyor” esprisini hatırlatarak yanıt verdi. İnce, Diyarbakır’a gittiğinde Demirtaş’ın ailesini ziyaret edeceğini de söyledi.

İnce, önceki akşam AB ülkelerinin Ankara’daki Büyükelçileri ile akşam yemeğinde bir araya geldi.

“Çocuklara 3 dili öğreteceğiz”

Sözcü gazetesinden Zeynep Gürcanlı’nın haberine göre, Muharrem İnce’ye Avrupalı Büyükelçiler özellikle “ana dilde eğitim” konusunda ne düşündüğünü sordular. İnce, Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde eğitimi çocuklara üç dil öğretecek şekilde düzenleyeceklerini belirterek, “Türkçe, çocuğun ana dili ve bir uluslararası dil öğreteceğiz” yanıtını verdi.

“Ülkelerin kurallarına saygılıyım”

Muharrem İnce’ye, yurtdışında miting yapıp yapmayacağı da soruldu. Yunanistan ve Bulgaristan’da miting olmasa da, oradaki Türk kökenli halkla buluşma planladığını anlatan İnce, isim vermeden referandum döneminde AK Partili bakanların “gelmeyin” denmesine rağmen hükümetlere haber vermeden Avrupa ülkelerinde seyahat etmelerine değinerek, “Ama eğer sorun yaratacaksa, gitmem. Ben ülkelerin kurallarına saygılıyım. Benim kuracağım hükümetten bir bakan, mesela Hollanda’ya gidecek olsa, Hollanda bunu uygun bulmasa, elbette Hollanda’nın kararına saygılı oluruz” diye konuştu.

“Başörtüsü insanların kişisel tercihi, karışmam”

İnce’ye başörtüsü de soruldu. “Bu konu,insanların kişisel tercihidir. Ben karışmam” diyen İnce, tüm insanların inançlarına saygılı olduğunu vurguladı.

“2. turda Kürtlerin oyunu alır mısınız?”

İnce’ye yemekte sorulan en ilginç sorulardan biri de, ikinci tura kalması halinde Türkiye’nin Kürt kökenli vatandaşlarının oyunu alıp alamayacağı idi. “Bu konuda hiçbir endişesi olmadığını” söyleyen Muharrem İnce, HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’ı da Edirne Cezaevinde ziyaret ettiğini anlattı. İnce, seçim mitingi için Diyarbakır’a gittiğinde de Demirtaş’ın ailesini ziyaret edeceğini ifade etti. Yemekte Büyükelçilere, Demirtaş’ın kendisine “ortada bir haksızlık var; Ben burada yan gelip yatıyorum, diğer Cumhurbaşkanı adayları çalışıp duruyor” esprisini yaptığını, “tüm cumhurbaşkanı adayları birer hafta gelip benim yerime yatsın, ben de çalışayım” dediğini de anlattı ve “Ben de kendisine ben gelir bir hafta yatarım” dediğini aktardı.

“Yönümüz Batı’ mesajı

İnce, konuşmasında, “Osmanlı dönemlerini canlandırma hevesindeki zihniyete karşıyız” diyerek, Atatürk’ün başta “Yurtta barış, cihanda barış” olmak üzere pek çok sözüne atıf yaptı. Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarken yön olarak “muassır medeniyetleri” işaret ettiğini, bundan da Batı demokrasileri ile laikliği kast ettiğini vurgulayan İnce, seçilmesi halinde hemen atacağı adımları ise şöyle sıraladı;

* OHAL derhal kalkacak.
* Piyasa ekonomisi tüm kurallarıyla işleyecek, Merkez Bankası’na tam bağımsızlık sağlanacak.
* Hukukun üstünlüğü sağlanacak.
* Şeffaflık ve hesap verilebilirlik, bizim iktidarımızın ana ilkesi olacak.

AYM’den ‘Baluken’ kararı: Milletvekilleri tutuklanabilir

HÜSEYİN ŞİMŞEK / [email protected]
@simsekhuseyinn

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in tutukluluğu hakkında Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru “kabul edilemez” bulundu.

Milletvekili iken tutuklanarak “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ve “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının” ihlal edildiğini ifade eden İdris Baluken, AYM’ye başvurarak tahliyesinin önünün açılmasını istedi. Baluken başvurusunda, tutuklanmasına gerekçe gösterilen ifadelerin siyasi faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Demirtaş ve Yıldırım kararına atıf

Baluken’in başvurusu inceleyen AYM raportörü, HDP’li Selahattin Demirtaş ve Gülser Yıldırım hakkındaki kararlara atıfta bulundu. Raportör, HDP’li iki milletvekilinin de tutuklanmalarının ardından AYM’ye başvurduğunu ve onlar hakkında, “Milletvekillerinin tutuklanmayacağına ilişkin anayasal bir kural yok” tespitinin yapıldığını hatırlattı.

‘Mahkemeye gitmedin’

Suç işlediği iddiasıyla gözaltına alınan ve daha sonra mahkeme kararıyla tutuklanan Baluken’in, “tutuklama uygulamasının hukuka aykırı olduğu” iddiasını da değerlendiren raportör, “AYM’ye gelmeden önceki hukuk yollarının tümünün tüketilmediği için” başvurunun kabul edilmemesi gerektiğini savundu.

‘Vaktim olmadı’

Gözaltına alınışının hukuki olmaması konusunda AYM’den önce yerel mahkemelere “zamanında” başvurmadığı ifade edilen Baluken ise buna karşılık, gece yarısı Ankara’da gözaltına alınıp hava yoluyla Bingöl’e getirildiğini ve sorgu işlemleri yapılarak tutuklandığını, ardından yine hava yoluyla Kandıra Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüğünü, bu nedenle kanuni itiraz imkânlarından yararlanamadığını söyledi.

‘Huzur içinde yaşam için’

Adalet Bakanlığı, mahkemeye sunduğu yazıda, Baluken’in tutuklanmasının hukuka aykırı olmadığını ve seçme ve seçilme hakkının ihlal edilmediğini iddia etti. Yüksek Mahkeme’ye gönderilen değerlendirmede, Baluken’in kendisini destekleyen belirli bir halk kesimi üzerinde etkinliğinin bulunması dikkate alındığında, tutuklamanın toplumun korunması, huzur içinde yaşamın devamı ve şiddetin önlenmesi için demokratik toplum bakımından gerekli ve orantılı olduğu öne sürüldü.

Baluken’in başvurusunu, raportörün görüşünü ve Adalet Bakanlığı’nın değerlendirmelerini inceleyen AYM üyeleri, oybirliği ile aldığı kararla, “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ve “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlali” yönündeki başvuruyu “kabul edilemez” buldu.

Demirtaş’ın kendi röportajını okuması ‘sakıncalı’ bulundu

HÜSEYİN ŞİMŞEK

HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’a annesinin demeci ve fotoğrafları bulunduğu gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesinin Pazar ekinin verilmemesinin ardından bir sansür de BirGün gazetesine geldi. BirGün gazetesi, yazılı sorularına verdiği yanıtlardan oluşan röportaj gerekçe gösterilerek cezaevi yönetimi tarafından alıkonuldu.

Seçim çalışmasının zorluğunu anlattı
4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne Cezaevi’ne tutuklu bulunan Demirtaş, geçen pazar günü BirGün’ün yazılı sorularına verdiği yanıtlarda, tutukluluk koşullarında seçim çalışması yapmanın zorluğuna değindi. Partisinin Cumhurbaşkanı Adayı olarak cezaevinden çalışmalarının tamamını yapamadığını dile getiren Demirtaş, seçmenlerinin seçim çalışmasına katkıda bulunmasını istedi.

Skandal gerekçe
Demirtaş’a gazetelerin verilmemesinden bir gün sonra Edirne Cezaevi Eğitim Kurulu’nun yaptığı 14 Mayıs 2018 tarihli toplantıda alınan kararda, BirGün gazetesinde Demirtaş’ın söyleşisinin bulunduğu sayfaya atıfta bulunuldu ve “Kurum çalışanları hakkında yalan ve karalayıcı haber yaparak kurum çalışanlarının töhmet altında bırakıldığı” belirtildi.

‘Cezaevi güvenliği tehlikeye düşer’
Kararda, ceza infaz kurumlarında bulundurulabilecek eşyalar hakkındaki yönetmelik hükümleri anımsatılarak, “Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez” ifadelerinin kullanılması dikkati çekti.

Kararda, Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’ne de değinilerek, “Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsadığı eğitim kurulu kararı ile tespit edilen hiçbir yayının kuruma kabul edilmeyeceği” hükmü doğrultusunda BirGün gazetesinin Demirtaş’a verilmeyerek alıkonulmasına karar verildi.

Bir gün sonra ‘güvenlik sağlandı’
Eğitim Kurulu, daha sonra yaptığı incelemede, kurum güvenliğinin tehlikeye düşürülmediği veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumların bulunmadığı tespit edildiği için Cumhuriyet Pazar ekinin ‘sakıncalı’ olmadığına karar verdi. Edinilen bilgiye göre yapılan itiraz üzerine Demirtaş’a, BirGün gazetesi de ertesi gün verildi.

Demirtaş, seçilirse gerçekleştireceği ilk icraatını açıkladı

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı ve eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevinden Alman kamu yayıncılık kuruluşu WDR’in sorularını yanıtladı. Cezaevinde kampanya yürütme imkanlarının yok denecek kadar az olduğunu, sadece avukatları aracılığıyla ve posta yoluyla dışarıya mesaj gönderebildiğini belirten Demirtaş, “Bu müthiş adaletsiz ve eşitsizlik durumu nedeniyle daha çok da seçmenlerim adına üzgünüm. Ama kişisel olarak moralli ve güçlüyüm” dedi.

‘HDP’SİZ ZAFER MÜMKÜN DEĞİL’

Demirtaş, “Mevcut durumda HDP’siz muhalefet ittifakının Erdoğan karşısında zaferi mümkün mü?” sorusunu, “HDP’siz hiç kimsenin zaferi mümkün değil. Anketler de, meydanlar da bunu gösteriyor” diye yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması durumunda “daha katılımcı, çoğulcu bir demokrasi için çabalayacağını, yeni bir anayasa ile birlikte demokratik parlamenter sisteme, özgürlükçü bir yönetim anlayışına geçiş yapacaklarını” belirten Demirtaş, “OHAL’i kaldırıp AB sürecinde müzakerelere yeniden başlayacağız. Dış politikada daha barışçıl bir pozisyon alıp, içeride de Kürt sorununu barışçıl yolla çözeceğiz. Bütün bunlar ekonomiye de nefes aldıracak. Enflasyonu, işsizliği, cari açığı düşürecek şekilde yerli üretime dayalı bir kalkınma modelini hayata geçirebileceğiz” dedi.

İLK İCRAATI NE OLACAK?

Selahattin Demirtaş, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda ilk icraatının ne olacağı şeklindeki soruyu ise “Çatışmalarda evladını yitirmiş bir Türk anne ile bir Kürt anneyi buluşturup, ikisinin de ellerinden öpüp barışı sağlayabilmem için desteklerini ve dualarını isteyeceğim” diye yanıtladı. (Kaynak: Deutsche Welle Türkçe)

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Çalamayacakları kadar oyumuzun

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP’nin Meclis dışında bırakılma çabaları ve yaratacağı sonuçlar ile seçim gündemine dair Mezopotamya Ajansı’ndan Selman Güzelyüz ile Hayri Demir’in sorularını yanıtladı.

Baskın seçim kararıyla seçim sürecine girildi, artı ve eksileriyle seçim koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz, özelikle bölgede sandık güvenliğine ilişkin endişeleriniz var mı?

Buldan: 24 Haziran’da yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler, Türkiye açısından çok kritik olacak. Çünkü ilk defa bir başkanlık sisteminin oylanacağı, insanların bu anlamda oy vereceği bir seçim ile karşı karşıyayız. Ancak seçim dönemi başından beri eşit koşullarda yapılmayan ve yapılmayacak olan bir seçim olacak. Çünkü iktidarın çıkarmış olduğu yasaların hem güvenlik güçlerine vermiş olduğu yetki, hem de genel anlamda AKP’nin sürdürmüş olduğu korku ve sindirme politikaları Türkiye’ye hakim olmuş durumda. Güvenlik önlemlerinin öne çıktığı bir seçimin ya da OHAL koşullarında yapılacak olan bir seçimin meşru olmayacağını özellikle belirtmek isterim. AKP hükümeti, OHAL şartlarında Türkiye’yi seçime götürürken, kendi istediği sonucu elde etmek adına bunu gerçekleştiriyor.

Özellikle bölgede elbette ki kırsal kesimler başta olmak üzere çok yoğun bir baskının olacağını biliyoruz. Bu her geçen seçim döneminde yapılan ve yapılmaya çalışılan bir yöntem olarak karşımıza bir kez daha çıkacak. Ancak biz her şeye rağmen başta bölge olmak üzere Türkiye’nin her yerinde seçim güvenliği konusunda halkımız ve diğer partiler ile birlikte sandığı koruyacak ve sandığa sahip çıkacağız. Böyle bir çalışmamız var. Oluşturduğumuz komisyonlar, il örgütlerimiz ile yapmış olduğumuz istişareler doğrultusunda seçim güvenliğini kendi çapımızda sağlamaya çalışacağız.

İki ayrı ittifak kuruldu ve HDP’nin bu ittifaklardan dışlanmış olması Kürtlerin siyasetten men edilmesi, baraj altında bırakılma çabası olarak değerlendiriliyor. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz. Özelikle CHP’nin bu noktadaki tavrını konuşacak olursak.

Buldan: Elbette ki seçim dönemlerinde ittifaklar önemlidir. İttifakların daha demokratik çerçevede yapılması önemlidir. Ancak baktığımız zaman hem “Cumhur İttifakı” hem de “Millet İttifakı”nın HDP’yi baraj altında bırakma ve barajı HDP’ye karşı koruma noktasında olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü özellikle CHP’nin ittifak kurduğu diğer partilerin yüzde 10 seçim barajını aşmayacağı çok aşikar. Dolayısıyla baraj sorunu olan partileri bu ittifakın içerisine alıp, sadece HDP’yi bunun dışında tutmak HDP’ye karşı uygulanan farklı bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

HDP’siz bir parlamentonun ve HDP’siz bir Türkiye’nin, Kürtlerle birlikte Türkiye halklarının temsil edilmediği bir parlamentonun çok demokratik bir parlamento olmayacağının altını çizmek isterim. HDP elbette ki bu oyunların farkındadır. Baraj altında bırakılmak istenen bir parti olarak yapılmak istenen her türlü oyunu bozacak güce sahibiz. HDP’nin baraj sorunu olsa bile Türkiye toplumunun, Türkiye halklarının bunu çok rahatlıkla aşabileceğine inanıyoruz. Çünkü herkes şunun farkında; aslında HDP baraj altında kalırsa, bizim kaybedeceğimiz milletvekilleri AKP’ye geçecek. AKP’ye geçecek olan milletvekili sayısı ile birlikte AKP yine kendi gücünü korumuş olacak ve parlamentoda bir değişiklik olmayacak. Bugün ne yaşanıyorsa yarın da aynı şeyler yaşanacak. Çünkü karşımıza anayasayı bile tek başına çıkarma gücüne sahip olan bir AKP çıkacak. Bu da Türkiye toplumun yararına ve faydasına olacak bir durum değildir.

Parlamentoda tablonun muhalefetin çoğunluğu yakalaması ve bir senaryo olarak birinci turda da Erdoğan’ın seçilmesi durumunda nasıl bir tablo ortaya çıkacak?

Buldan: Biz elbette ki birinci turda Erdoğan’ın seçilmemesi yönünde bir çalışma yürüteceğiz. İkinci tura kalacak olan adaylar arasında elbette ki bir tercih yapacak. Ancak bu tercih daha çok HDP’yi Türkiye halklarını, Kürtleri ilgilendirecek olan bir konu olduğu için daha sonra yapacağımız toplantılar ile birlikte Türkiye halklarının, Kürt halkının yararına olacak şekilde bir karar almaya çalışacağız. Ancak muhalefetin güçlü olduğu bir parlamento elbette ki Türkiye’deki bir çok şeyin değişmesine de neden olacak. Bu çok kıymetli bir durum.

Yani HDP’nin yine muhalefetin güçlü olduğu bir parlamentodan çıkacak olan yasaların, kanun tekliflerinin, Türkiye toplumun faydasına olan, şuanda yaşanan kriz ve kaosların çözümüne de fayda sağlayacak bir sistem ortaya çıkacak. Bu anlamda düşündüğümüz zaman muhalefetin parlamentoda güçlü bir şekilde yer alması gerekiyor. Yani çoğunluğu muhalefetten olması gerekiyor. Bunun için HDP’nin aslında barajı aşması çok önemlidir. Çünkü barajı aşamadığı taktirde, AKP güçlü bir şekilde parlamentoya girecek ve yine istediği kanun ve yasaları geçirecek. Dolayısıyla demokratik bir parlamenter sistem aynı zamanda tüm Türkiye halklarının temsil edildiği bir parlamento olacaktır. Türkiye açısında hem demokratik bir yöntem olacaktır hem de sorunların çözümüne katkı sunacaktır.

Türkiye’de yaşanan bir pratik var. AKP 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olmayı kaybetti ve ardından 1 Kasım erken seçimlerine gidildi. 24 Haziran seçimlerinde de buna benzer bir sonuç çıkarsa ne olur?

Buldan: Böyle bir tablo çıkacağına inanmıyorum. Çünkü o dönem bir koalisyon arayışı vardı ve hükümet aslında koalisyon girişimlerini çok formalite bir şekilde gerçekleştirmeye çalıştı. Yine kendi bildiğini okuyan bir iktidar vardı. 7 Haziran seçim sonuçlarını gören AKP hükümeti aslında seçimi yenileme kararını aynı akşam almıştı. Yani iktidar, 1 Kasım tarihinde Türkiye’yi tekrar seçime götürme kararını 7 Haziran akşamı aldı. Daha sonra başlatılan koalisyon görüşmelerinin tamamı bir formalite görüşmeydi. Dolayısıyla bu dönem farklı bir dönem. Başkanlık sisteminin hayata geçeceği bir dönem. O yüzden muhalefetin güçlü bir şekilde parlamentoya girmesi durumunda koalisyonlara zaten ihtiyaç olmayacak ve o yüzden de güçlü bir muhalefet diyoruz.

Muhalefet cephesinde erken seçim kararı sonrasında olumu bir hava gözlemlenmekle birlikte AKP-MHP cephesinde “panik havası” estiği yönünde bir hava var. Bu tespite katılıyor musunuz, muhalefetin bugünkü pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz.

Buldan: Bu hava daha da büyüyecek. Muhalefetin bugün elde etmiş olduğu atmosfer ve havanın önümüzdeki günlerde seçim beyannamelerin açıklanmasında sonra daha da büyüyeceğine inanıyorum. Çünkü AKP hükümetinin açıkladığı manifestonun içinin boş olduğunu herkes gördü, halk bunun farkında. Daha biz başta olmak üzere CHP de diğer partiler de kendi seçim bildirgelerini açıklamadılar. Bunlar açıklandıktan sonra ben bu havanın çok daha yüksek bir dozda ilerleyeceğini düşünüyorum.

Çünkü insanlar artık AKP’nin 16 yıllık iktidarının bitmesi ve mevcut durumun değişmesi yönünde bir kanaat içerisindedir. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, hükümetin her türlü hukuksuzluğu, haksızlığı yaptığı bir süreçte Türkiye toplumu kendi kararını farklı bir şekilde verecek, iradesini 24 Haziran seçimlerinde sandığa yansıtacak. Sahaya indiğimiz zaman bu havanın daha da büyüdüğünü, bu atmosferin daha da güçlendiğini hep birlikte tanıklık edeceğiz.

Bir yandan da seçimlerin iptalini gündeme getiren değerlendirmeler var. Özellikle CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun esastan gündeme alınması kararı sonrası bu ihtimalin güçlü olduğu söyleniyor. Size göre bu söylemlerinin karşılığı var mı?

Buldan: Seçim iptali yönünde bir durumun olacağını zannetmiyorum. Yani 24 Haziran’da seçimlerin yapılacağı bir hava var şu anda. Her ne kadar AKP yapılan anketlerden çok yüksek gözükmese bile bu birinci tura kadar en azında böyle bir seçimin yapılacağı kanaati taşıyorum. Ama birinci turdan sonra AKP’nin ya da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ne yapacağını hiç kimse şimdiden kestiremez.

Kendisinin başkan olmayacağı ya da kendisinin tek başına gücü elde edemediği bir iktidarın bir partisinin önümüzdeki günlerde ne yapacağını şimdiden söylemek biraz zor gibi. Ancak her şeye rağmen insanlar artık 24 Haziran seçimlerine kilitlenmiş durumda. Bu kilitlenme durumu ile beraber seçimlerin olacağına inanıyorum.

Kürt halkında Kürtler arası bir ittifak beklentisi var. Kimi görüşmeler ve arayışlar oldu. Bu görüşmeler somutlaştı mı?

Buldan: Biz bölgede güçlü bir şekilde özellikle Kürt halkının birlikte hareket etmesi noktasında ve bir ittifakın oluşması konusunda önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Yapılan görüşmeler neticesinde Kürtlerin birlikte hareket etmesinin sadece seçimle sınırlı kalmaması gerektiği ve seçimden sonra da devam etmesi konusunda önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Diyarbakır’daki bir çok Kürdistani parti özellikle HDP’yi destekleyeceği yönünde kararlar aldı ve kamuoyuna yansıdı. Halen devam eden görüşmeler de var.

İfade edilen ya da ismi söylenen partilerin dışında kalan partilerle de görüşmeler devam ediyor. Bir kaç gün içerisinde bunlar da muhtemelen sonuçlanacak ve onlar da deklare edecekler. Bu önemlidir, Kürtlerin birliği konusunda bunun çok anlamlı ve kıymetli olduğunu belirtmek isterim. Ancak 24 Haziran seçimleri bunun bir parçası elbette ki. Bu süreç belki buna bir vesile olacaktır. Ancak Kürtler arasındaki ittifak seçimle sınırlı kalmayacak. Daha sonra da devam edecek olan görüşmelerdir. Ben bunun mutlaka sonuca ulaşması gerektiğini düşünüyorum. Kürt halkının birlikte hareket etmesinin, birlikte tutum takınması ve birlikte söz söylemesinin zamanı artık gelmiştir. Bu anlamda yapılan görüşmelerin önemli olduğunu ama bundan sonraki görüşmelerin de bu derece kıymetli olduğunu belirtmek istiyorum.

Türkiye’nin batısında da böylesi bir arayış var mı?

Buldan: Tabi ki biz sadece Türkiye’nin doğusunda Kürdistani partiler ile değil, Türkiye’nin batısındaki sol-sosyalist ve demokratik çevrelerle de görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Çok olumlu anlamda sonuçlar aldığımızı söyleyebilirim. Yine aynı Kürdistani partileri gibi Türkiye’nin batısındaki sol partiler de açıklamalarını yaptılar. Ancak henüz sonuçlanmayan görüşmelerin devam ettiği partiler var.

Bunlar da en kısa sürede görüşlerini ve açıklamalarını yapacaklar. Aslında Türkiye’deki herkes artık AKP’nin bir şekilde gitmesi yönünde karar almış ve bu kararları ile birlikte de en doğru yolun HDP olduğu fikrini taşıyorlar. Sanırım birkaç gün içerisinde diğer sol partiler de bu yönlü açıklamalarını yapıp, HDP’yi destekleme yönünde kararlarını açıklayacaklar.

Parti olarak yaptığınız bir anket araştırması var mı? HDP’nin kimi çevrelerce dillendirildiği gibi baraj altında kalma ihtimali var mı?

Buldan: Sınırda olduğumuzu ifade etmek isterim. Yüzde 10 seçim barajı var ve HDP tüm anketlerde yüzde 10 bandında gözüküyor. Erdoğan’ın “HDP’yi sandığa gömün” mesajıyla birlikte HDP’ye çok yüklenecekleri aşikar. Dolayısıyla halkımız bu hassasiyetle hareket etmelidir. Yani artık HDP’de birleşmenin, HDP’de ortaklaşmanın zamanı gelmiştir. Diğer zamanlarda ya da geçmiş dönemlerde AKP’ye oy veren Kürtler açısından da bunu ifade etmekten fayda var. Batıda yaşayan Kürtlerin, özellikle AKP’ye oy veren Kürtlerin artık bir kez daha şapkasını önüne koyup, düşünmesi gereken bir zamana girdik. HDP’yi baraj altında bırakmaya çalışan bir zihniyete karşı Türkiye’nin her yerinde HDP’ye güçlü bir sahiplenmenin olması gerektiğini düşünüyorum. Yani çalamayacakları kadar oyumuzun olması gerekiyor.

Elbette ki çalmaya çalışacaklar, elbette ki bizi baraj altında bırakmaya çalışacaklar. Kimi yöntemlerle bunu gerçekleştirmeye çalışacaklar ama biz her şeye rağmen halkımızın öz gücüne inanarak, halkımızın HDP’ye sahiplenmesini bilerek bu baraj meselesini rahatlıkla aşabileceğimize inanıyoruz. Ancak hiç kimsenin rahat olmaması gerektiğini düşünüyorum. Herkes tedirgin bir şekilde oy kullanmaya gitmelidir. HDP barajı aşmalıdır anlayışı ile sandığa gitmelidir ama aynı zamanda da oyuna sahip çıkmalıdır. Sandığını terk etmeden oyunu kullandığı okulun önünü terk etmeden sandığına ve oyuna sahip çıkarak ancak bunu aşabileceğimize inanıyoruz.

CHP başta olmak üzere kimi kesimler HDP’nin Meclis dışında kalmaması gerektiği yönünde görüşler açıklıyor. CHP’nin HDP’yi ittifak dışında bırakmasına rağmen böylesi bir oy kayışı olabilir mi?

Buldan: Elbette ki onlar da bu tahlili yapacaklardır. Ancak biz sadece CHP seçmenine ya da tabanına seslenmiyoruz. Biz tüm Türkiye halklarına sesleniyoruz. Meclis seçiminde HDP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Selahattin Demirtaş. Bu her iki anlamda her iki konuda da insanların HDP’yi de sayın Selahattin Demirtaş’ın da sahiplenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunun farkına varması gerekiyor. Sayın Demirtaş diğer cumhurbaşkanı adayları gibi eşit şartlarda, koşullarda bir kampanya yürütemeyecek. Şu anda rehin olarak tutulduğu Edirne Cezaevi’nden avukatlar aracılığıyla bize göndermiş olacağı mesajlar ile bu kampanyayı yürütmeye çalışacağız. Bunun da çok demokratik olmadığını zaten hepimiz ifade ediyoruz. Bir an önce sayın Demirtaş’ın özgürlüğüne kavuşması ve diğer adaylar gibi halkı ile seçmenleri ile tabanı ile buluşmasının olanaklarının yaratılması gerekmektedir. Bunun biran önce sağlanması lazım. Bunun için biz bir kez daha Türkiye toplumuna çağrı yapıyoruz. HDP’ye oy verin. Sayın Demirtaş’ı da cumhurbaşkanı seçin diyoruz.

Milletvekilliği adaylık başvuruları sona erdi, bine yakın aday adayı başvurusu var. Bunlar arasında sürpriz isimler var mı?

Buldan: Şimdi isimleri söylersek sürprizliği kalmaz. Onun için son güne kadar bekleyelim. Elbette ki sürpriz isimler olacak. Türkiye’de gerçekten barıştan yana olan, Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen önemli isimler var. Bu önemli isimler ile görüşmeler devam ediyor. En kısa zamanda bunlar sonuçlanacak. Partimize çok yoğun bir aday adayı başvurusu var. Türkiye’nin her yerinde yoğun bir başvuru gerçekleşti.

Ancak bunlar içerisine özel görüştüklerimiz elbette ki var. Türkiye’nin aydınlarının, yazarların, öne çıkmış barış aktivistlerin olduğu bir isim havuzumuz var. Bu isim havuzunda olanlarla görüşmeler devam ediyor. Ancak netleşen henüz bir şey yok. Bu da en kısa zamanda netleştikten sonra zaten kamuoyu ile paylaşılır.

Seçimlere dair öngörünüz nedir?

24 Haziran Türkiye’nin geleceği açısında önemli bir tarihtir. Ve Türkiye ilk defa bir başkanlık sitemi ile ilgili bir karar verecek. 24 Haziran aslında bir varlık meselesidir. Türkiye’de demokrasiden yana olan, barıştan yana olan herkesin iyi bir tercih yapması gerektiğini düşünüyoruz. Ya faşizme “evet” denilecek, ya da “gerçekten biz barış, kardeşlik, özgürlük istiyoruz” talebi ile insanlar oy kullanacak. Her insanın aslında bir vicdan muhasebesi yapması gerektiğini düşünüyorum. 16 yıllık AKP iktidarının Türkiye toplumuna vermiş olduğu herhangi bir şey yoktur.

O yüzden Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından özgürlükler açısından güçlü bir HDP ve Sayın Selahattin Demirtaş’ın çıkması durumunda da farklı bir Türkiye’ye uyanacağımızı ifade etmek isterim. 25 Haziran tarihi Erdoğan’sız bir tarih olmalıdır. 25 Haziran tarihi Türkiye’nin demokratikleşmesi açısında yeni bir gün olmalıdır. Eğer bunu başarabilirsek, önümüzde ki dönemler Türkiye için farklı bir dönem olacaktır.

Sonuçlara dair muhtemelen birinci turda iki kişi kalacak ancak biz elbette ki birisinin Selahattin Demirtaş olması için çaba harcayacağız. Ancak HDP’nin de güçlü bir şekilde temsilinin elde edileceği bir oy oranı ile bu seçimden başarılı çıkacağından inanıyoruz.

Demirtaş’ın adaylığının iptal edilmesi için YSK’ye yapılan

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, YSK’ya verdiği dilekçede Demirtaş’ın, PKK yöneticileriyle olan bir fotoğrafına yer vererek, adaylığının iptal edilmesini istedi.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, YSK, yapılan başvuruyu reddetti.

NE OLMUŞTU

HDP’nin tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın adaylığının iptal edilmesi için Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’ya başvuru yapıldı.

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, YSK’ya verdiği dilekçede Demirtaş’ın bir fotoğrafına yer verdi. Yalım dilekçesinde şu ifadeleri kullandı:

“HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın Kandil Dağı’nda eli kanlı PKK’lı teröristler ile çektirdiği fotoğraf. Demirtaş için başka bir şey söylemeye gerek var mı? Teröristler ile fotoğraf çektiren Demirtaş Cumhurbaşkanlığına nasıl aday olur? Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı Adaylığının iptal edilmesini arz ederim.”